KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1272 E., 2025/2633 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/293 E., 2025/28 K.
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; inançlı işlem hukuki nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescile, mümkün olmadığı takdirde bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının taşınmazların bedelini ödemediğini, tarafların ortak bir şirket kurup hareket etmediklerini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, “davanın reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “davacının iddiasını ispatlayamadığı” gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce: “davacı tarafın iddialarını tarafların imzalarını taşıyan yazılı delil veya davalı tarafın elinden çıkmış delil başlangıcı ile kanıtlayamadığı, davacı tarafın delil listesinde açıkça yemin deliline de dayandığı, davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılarak HMK’nin 225 ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davacı tarafından dava konusu taşınmazın bedelinin ortak olarak verilerek taşınmazın davalı adına alındığının ileri sürüldüğü, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, ispata yönelik tanık beyanına ve yemine dayanıldığı, davacı tanıklarının taşınmazın ortak alındığını beyan ettiği, davalı tanıklarının ise taşınmazın ortak olmadığını beyan ettiği, dava konusu taşınmaza ilişkin davalı tarafından verildiği iddia olunan belgenin resmi belge olmadığı,
davaya konu taşınmazın davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiden TMK 706.md ve TBK 237.md. usul ve uyarınca resmi yazılı şekle uygun olarak tapuda devir alındığı, davacı tarafından davalıya yapılan bir devir bulunmadığı, resmi yazılı belge niteliğinde olan tapu kaydının aksinin yine aynı kuvvet ve mahiyette delille ispat edilebileceği, ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasına yönelik bu mahiyette delil sunamadığı, yine Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davalı tarafından yeminin usulüne uygun eda edildiği, yeminde ısrar edildiği, yeminin kesin delil olduğu,
davacının iddiasının ispatlanamadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasındaki adi yazılı ortaklık belgesinin dikkate alınmadığını, hatalı karar verildiğini, Mahkemece direnme kararı verilmesi gerektiğini ancak taleplerinin dikkate alınmadığını, tanık beyanlarının lehlerine olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1272, K. 2025/2633, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama