Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13097 E. , 2024/8354 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/190 E., 2020/2889 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13097 E. , 2024/8354 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/190 E., 2020/2889 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2018 tarihli iddianame ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.11.2018 tarih, 2018/216 Esas, 2018/532 Karar sayılı kararı ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 04.11.2020 tarihli, 2019/190 Esas, 2020/2889 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile karar verildiği, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce sanığın üzerindeki maddeyi teslim ettiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, şüphe ile durdurulan sanığın kaba üst yoklamasında göğüs bölgesindeki kabarıklık fark edilerek sorulduğunda sanığın teslim ettiği uyuşturucu madde nedeni ile sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Şüphe üzerine durdurulan sanığın polis memurlarına kendiliğinden uyuşturucu maddeyi teslim ettiği, sanığın beyanı, bu beyanı doğrulayan uyuşturucu maddenin polis memurlarına sanık tarafından rızaen teslim edildiğine ilişkin tutanaktan anlaşılmakla, sanığın polis memurlarının bilgisi olmadan suça konu uyuşturucu maddeyi polislere teslim ederek uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini sağladığından, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesinin ceza verilmesine yer olmadığına dair kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu değerlendirilerek, Yerleşik Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere, kolluğun kaba üst arama yetkisinin bulunduğu, somut olayda da şüphe üzerine sanığın durdurulduğu, bu çerçevede de kaba üst araması yapılacağı sırada sanığın cebinde kabarıklık görülmesi üzerine, sanığa sorulduğunda rızası ile çıkartarak uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kolluk görevlilerine teslim ettiği, suça konu madde sanık tarafından rızaen teslim edilmese dahi yapılacak kaba üst aramasında bulunması mümkün olduğundan, sanığın rızaen teslim etmesi açısından etkin pişmanlık hükümlerinin yasal koşullarının oluşmadığı değerlendirilerek, bu yönde usul ve kanuna uygun olmayan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanık hakkında daha önce kamu davasının açılmasının ertelemesi kararı verilerek uyulmaması nedeniyle kamu davası açılmış olup bu davada da mahkumiyetine hükmedilmiş bulunması nazara alınarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında beliritlen koşullarının olayda gerçekleştiği belirlenmekle, sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı açılan kamu davasının olduğundan bahisle, 06.01.2018 tarihli inceleme konusu ... nedeniyle doğrudan 16.03.2018 tarihinde kamu davası açıldığının belirtildiği ancak, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) sorgulamasında sanık hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği, bu evrakın incelenen dosya arasında bulunmadığı ya da kamu davasının ertelenmesi kararına ilişkin inceleme tutanağının da dosya arasında yer almadığı anlaşılmakla, Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, söz konusu dosyanın/dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulup, incelenen 06.01.2018 tarihli ... yönünden 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan dava açma koşulunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, B. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra işlenen fiiller ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. İnceleme konusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 04.11.2020 tarih, 2019/190 Esas, 2020/2889 Karar sayılı dava dosyasında suç tarihinin 06.01.2018, iddianame düzenleme tarihinin ise 16.03.2018 olduğu, İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/461 Esas, 2019/102 Karar sayılı dava dosyasında inceleme konusu dosya ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek davanın reddi ile 22.03.2019 tarihinde birleşme yazısının gönderildiği, birleşen davalardaki suç tarihilerinin 16.02.2018 olduğu, bu suçun iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan dosyalar da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 04.11.2020 tarihli, 2019/190 Esas, 2020/2889 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2024 tarihinde karar verildi.