Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14319 E. , 2024/6350 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/400 Esas, 2014/253 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığını
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14319 E. , 2024/6350 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/400 Esas, 2014/253 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2014/400 Esas, 2014/253 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin kararının 24.10.2014 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.02.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.03.2023 tarihli ve KYB-2023/27016 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.03.2023 tarihli ve KYB-2023/27016 kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, mahkemesince yapılan yargılama sonunda, anılan suçtan, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 231. maddesinde belirtilen koşullar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, sanık hakkında öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 191. maddesine gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasındaki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." biçimindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya aynı suçu yeniden işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl işletileceğinin karışıklığa da yol açabileceği, öncelikle mahkemece anılan Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 03.11.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2012 tarihli, 2012/64430 soruşturma,2012/25485 esas ve 2012/9184 sayılı iddianamesi ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.03.2013 tarihli ve 2013/13 Esas, 2013/249 Karar sayılı kararı ile; 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 11.03.2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşerek infazı için Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, C. Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle dosyanın kapatılarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.10.2014 tarihli ve 2014/400 Esas, 2014/253 Karar sayılı kararı ile; hapis cezası belirlenmeden “Sanığın TCK'nun 191/1. maddesi gereğince 6545 sayılı yasa ile değişik 191/8 maddesi gereğince soruşturma aşamasında uyuşturucu madde kullanmak suçundan açılan kamu davasından CMK’nun 231/5 maddesi gereğinceCMK'nun 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 YIL DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA,” karar verildiği'', kararın 24.10.2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, cezalandırmaya ilişkin kanun maddeleri ve hükmolunan ceza belirlenmeden doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hüküm açıklanabilmesi için önce bir cezanın belirlenerek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği, öncelikle mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması, ardından sanık hakkında daha önce Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.03.2013 tarihli ve 2013/13 Esas, 2013/249 Karar sayılı sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve ihlal üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2014/400 Esas, 2014/253 Karar kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2024 tarihinde karar verildi.