Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14670 E. , 2025/9195 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2017/206 E. 2017/273 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet (ayrı ayrı) KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Ba
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14670 E. , 2025/9195 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2017/206 E. 2017/273 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet (ayrı ayrı) KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2014 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1., 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2015 tarihli, 2014/323 Esas, 2015/243 Karar sayılı kararı ile suçun uyuşturucu madde ticareti kapsamında olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiği, yapılan yargılama neticesinde İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli ve 2017/206 Esas, 2017/273 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 21.09.2017 tarihinde kesinleştiği, Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığının 11.08.2017 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1., 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2017 tarihli, 2017/441 Esas, 2017/638 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 08.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2018 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1-6., 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli, 2018/1172 Esas, 2019/207 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 192/3., 62., 50. ve 52. maddeleri uyarınca 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 13.05.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 09.05.2023 tarihli ve 2021/939 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB-2023/56853 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1- İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli ve 2017/206 Esas, 2017/273 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Her ne kadar İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçundan dolayı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 08.09.2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 20.11.2016 tarihinde 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8. fıkrasında “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/7380 Esas, 2017/6802 Karar sayılı ilâmında "....bu durumda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki genel kurallar değil, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesindeki özel hükümlerin uygulanması gerektiği, buna göre de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde Türk Ceza Kanunu’nun 191/4. maddesindeki kuralların geçerli olacağı anlaşıldığından, sanığın ancak kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hallerinde hüküm açıklanabilecektir..." şeklinde açıklamaya yer verildiği, Bu haliyle, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine tabi olmadığı, “Uyuşturucu madde bulundurma ve kullanma” suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi gereğince sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün, anılan Kanun'un 191/8. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra deneme süresinde işlenen suçun ancak yine “kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak” suçu olması halinde hükmün açıklanabileceği, farklı nitelikte bir suç işlenmesi halinde ise hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2017 tarihli ve 2017/441 Esas, 2017/638 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosyalar kapsamına göre, sanık hakkında 06.05.2014 tarihli işlediği suçtan dolayı, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/109 sayılı kararı 5237 sayılı Kanun’un 191/8-a maddesi gereği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, bu kararın 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın yasal zorunluluk nedeniyle verilmiş olduğu ve Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğurduğu nazara alındığında; Sanığın yukarıda belirtilen 06.05.2014 tarihli suçtan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.06.2014 tarihli iddianameden sonra, 24.03.2015 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suçtan dolayı hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.03.2016 tarihli ve 2016/274 soruşturma, 2016/16 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın kesinleşmesini müteakip, şüphelinin yükümlülüklere uymamada ısrar etmesi nedeniyle kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6318 Esas, 2017/6699 sayılı karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlâl; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği nazara alındığında, inceleme konusu 20.10.2014 tarihli suçun, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/109 sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesi uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının kesinleşmesinden önce işlendiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanığın ayrıca mahkûmiyetine karar verilmesinde, 3- İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/1172 Esas, 2019/207 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında evvelce 06.05.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/109 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine, 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeden 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2021/2564 Esas, 2021/6714 Karar sayılı ilâmında yer alan "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklamalar karşısında, İncelemeye konu İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/1172 Esas, 2019/207 sayılı kararına esas 12.08.2018 tarihli suçun, daha önce İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince, verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli mahiyetinde bulunduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, sanık hakkında düşme kararı verilerek anılan dosyaya ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli ve 2017/206 Esas, 2017/273 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 1. Şüpheli hakkında, 06.05.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2014 tarihli, 2014/52244 Soruşturma, 2014/22205 Esas, 2014/10770 İddianame numaralı iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1., 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2015 tarihli, 2014/323 Esas, 2015/243 Karar sayılı kararı ile suçun uyuşturucu madde ticareti kapsamında olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiği, yapılan yargılama neticesinde İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 08.09.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, sanığın 20.11.2016 tarihli 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun ihbarı ile hüküm açıklanarak İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli ve 2017/209 Esas, 2017/273 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 21.09.2017 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. 2. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8. fıkrasında “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine tabi olmadığı, aynı Kanun'un 191/8. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra deneme süresinde işlenen suçun ancak kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçu olması halinde hükmün açıklanabileceği gözetilmeksizin, “6136 sayılı Kanun'a muhalefet” suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi, B. Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2017 tarihli ve 2017/441 Esas, 2017/638 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 1. Şüpheli hakkında, 24.03.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2016 tarihli ve 2016/274 Soruşturma, 2016/16 Karar sayılı kararı ile kamu davsının açılmasının ertelenmesine karara verildiği, şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması üzerine Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığının 11.08.2017 tarihli,2017/962 Soruşturma, 2017/303 Esas, 2017/294 iddianame numaralı iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1., 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2017 tarihli, 2017/441 Esas, 2017/638 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 08.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise, yine kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2-3. maddeleri doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Sanığın 06.05.2014 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2014 tarihli iddianameden sonra, 24.03.2015 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, şüphelinin yükümlülüklere uymamada ısrar etmesi nedeniyle açılan kamu davasında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemlerinin tek suç; erteleme kararının kesinleşmesinden sonra ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin ihlâl; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen birden fazla eylemin ise 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, inceleme konusu 20.10.2014 tarihli suçun, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/109 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının kesinleşmesinden önce işlendiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet karar verilmesi C. İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/1172 Esas, 2019/207 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 1. Şüpheli hakkında 12.08.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2018 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1-6., 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli, 2018/1172 Esas, 2019/207 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 192/3., 62., 50. ve 52. maddeleri uyarınca 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 13.05.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca kanuni zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" düzenlemesinin yer aldığı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 12.08.2018 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan, sanığın 12.08.2018 tarihli eylemini, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli kararı ile zorunlu olarak verilen ve 08.09.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca "düşme" kararı verilip İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması, gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli ve 2017/206 Esas, 2017/273 Karar, Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2017 tarihli ve 2017/441 Esas, 2017/638 Karar ve İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/1172 Esas, 2019/207 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.