İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14702 Karar: 2025/8662 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14702 K.2025/8662

8. Ceza Dairesi 2024/14702 E. , 2025/8662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/295 Esas, 2022/577 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriye

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14702 E. , 2025/8662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/295 Esas, 2022/577 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriye

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14702 E. , 2025/8662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/295 Esas, 2022/577 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2022 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1,43/1, 53. ve 58. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İzmir 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli kararı ile kamu davsının durmasına karar verildiği, kararın 21.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 11.04.2023 tarihli ve 2022/27120 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/45331 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "İzmir 51. Asliye Ceza Mahkemesince her ne kadar "07/04/2021 tarihli ilk eylemine ilişkin kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, 03/11/2021 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren 15 günlük süre hesap edilmek suretiyle kesinleşme tarihinin 19/11/2021 olduğu, buna göre adli sicil kaydındaki kesinleşme tarihinin (21/10/2021) dosya içeriğine uygun düşmediği, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar kesinleşmeden gerçekleştirdiği eylemlerinin sevk maddesindeki düzenleme kapsamında ve bu aşamada suç olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmakla" şeklindeki gerekçeyle kamu davasının durdurulmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda şüpheli hakkında 07/04/2021 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2021 tarihli ve 2021/134528 soruşturma, 2021/5202 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce 09/08/2021, 11/08/20 21... /10/2021 tarihlerindeki eylemleri ile atılı suçu işlediği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önceki eylemlerin zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sanığın 30/11/2021 tarihli eyleminin ise anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli niteliğinde olduğu, bu şekilde kovuşturma şartının gerçekleştiği ve yargılamaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 07.04.2021 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2021 tarihli ve 2021/134528 Soruşturma, 2021/5202 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, B. Şüphelinin 09.08.2021, 11.08.20 21... .10.21 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin soruşturma dosyalarının 07.04.2021 tarihli soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, C. Şüphelinin 30.11.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ihlal kabul edilerek, erteleme kararının kaldırıldığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2022 tarih, 2021/134528 Soruşturma, 2022/18525 Esas, 2022/13481 sayılı iddianamesi ile İzmir 51. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. İzmir 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/295 Esas, 2022/577 Karar sayılı kararı ile kamu davsının açılmasını ertelenmesi kararının kesinleşme tarihinin 19.11.2021 olması gerekirken şüphelinin adli sicil kaydında 21.10.2021 yazması sebebi ile kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın 21.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. E. 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi ile tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın kanun yollarına başvurusu kolaylaştırılmak, başvurunun zamanında yapılıp yapılmadığı, sürelerin kesilip kesilmediği konusundaki tereddütler de ortadan kaldırılmak istenmiştir. Buna göre tutuklu bulunan, şüpheli veya sanık sözlü olarak tutuklu bulunduğu kurum müdürüne veya kararı veren mahkemenin zabıt kâtibine başvurabilir. Bu başvuruyu dilekçeyle de yapabilir. Her iki hâlde de başvurular önce ilgili deftere kaydedilir, sonra bu konuda tutanak düzenlenir ve tutanağın bir örneği tutukluya verilir. Kurum müdürlüğünce gönderilen dilekçe ve tutanak mahkeme kâtibince de ayrıca deftere kaydedilir. Zabıt kâtibi veya kurum müdürünün başvuru ile ilgili yaptığı işlemlerle kanunun öngördüğü süreler kesilmiş olur. 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi, tutuklanan şüpheli veya sanıkların, tutukluluk halindeyken kanun yollarına başvurma hakkını düzenleyen bir hükümdür. Bu madde sayesinde, tutuklu bulunan kişiler haklarını korumak ve hukuki süreçte aktif rol almak amacıyla çeşitli başvurularda bulunabilirler. Tutuklu olan her şüpheli veya sanık tutukluluk kararı verildiği andan itibaren kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin savunma hakkının bir parçasıdır. Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak etkin başvuru yolu ve yöntemine verilen önem dikkate alındığında, Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklindeki düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesinde güvence altına alınan etkin başvuru hakkı ve 5271 sayılı Kanun'un "kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi,mercii ve şekilleri belirtilir" hükmü ile aynı Kanun'un 232. maddesinin altıncı fıkrasının ilgili bölümünde yer verilen; "Hüküm fıkrasında, ...kanun yollarına başvurma.... olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeye uygun olarak kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısının kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinde tanınan itiraz hakkının da, kanun yolu olan "itiraz" hakkı olarak kabul edilmesi gerektiği, 5271 sayılı Kanun'un 260 - 266. maddeleri arasında düzenlenen kanun yollarına başvuru hakkı, hakim ve mahkeme kararlarına karşı getirilmiş bir düzenleme ise de, maddi ceza hukukunun aksine, ceza muhakemesi hukukunda sınırlı da olsa kıyasın mümkün olduğu, bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında kıyas ve yorum yoluna başvurulabileceği, ancak temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeleri daraltıcı şekilde kıyas yapılamayacağı, dolayısıyla tutuklunun kanun yollarına başvurma yöntemine ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesinin Cumhuriyet savcısınca verilen kararlara ilişkin olarak kıyasen uygulanabileceği, kabul edilmelidir. Kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerektiği, Uluslararası Sözleşmeler, Anayasa ve çeşitli kanunlardaki hak arama özgürlüğü ile ilgili tüm düzenlemelerin de kanun yollarına etkili başvuru hakkını sağlamak amacıyla getirildiği gözetildiğinde; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın tebliğinde, ceza infaz kurumunda yapılacak tebligata, şüphelinin karara nasıl itiraz edebileceğine dair açıklamanın eklenmesi gerekeceği, aksi halde, karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği, kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tutuklu veya hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin ihtar ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerekeceği, açıklanan nedenlerle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinde, itiraz hakkını ceza infaz kurumunda olması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği ihtaratının aranması gerektiği anlaşıldığından bu hususta kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla