Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/21690 E. , 2024/9256 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/772 E., 2022/1137 K. SUÇ : Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 07.05.2024 tarihli ve 2023
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/21690 E. , 2024/9256 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/772 E., 2022/1137 K. SUÇ : Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 07.05.2024 tarihli ve 2023/2673 Esas, 2024/3863 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2024 tarihli ve 2022/102738 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında kurulan hüküm ile ilgili olarak; " olay tarihinde uyuşturucu madde bulundurduğu ihbarı üzerine polis memurları olan sanık ... ve itiraz dışı ...'in ihbara konu ...'i olay yerinde yakaladıkları, ancak ellerinden kaçtığı, her iki polis memurunun takip ederek kendisini tekrar yakaladıkları sırada ...'u öncesinden tanıyan katılan ...'in sevk ve idaresindeki motosiklet ile hızla olay mahalline gelip, motosikleti polis memurlarının üzerine sürdüğü ve sanık ...'e çarptığı, bunun üzerine ...'ın elinde tabancayı doğrultup bir el uyarı mahiyetinde ateş ettiği, sonrasında diğer polis memuru ...'ın üzerine yürüyerek kendisini yumruklamaya başladığı, kaçan ...'a karşı yeniden hamle yapmak istediği sırada, bu kez sanık ...'in bel altı hizasında ateş ederek ...'i dosya içerisinde mevcut adli rapora konu olacak şekilde yaralaması şeklinde gelişen olayda; Bölge Adliye Mahkemesi mahkumiyet hükmü gerekçesinde, ...'in her iki elini kullanarak ...'ı yumrukladığı, yumruklama ile ateş etme arasında sadece 2 ... bulunduğu, bu sırada ... ...'e yönelik herhangi bir eylemin bulunmadığı, ...'in kaçan ...'a doğru tekrar hamle yaptığı sırada ateş edildiği ve bu nedenle meşru müdafaa koşullarının bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ise de, oluşa dair ilk derece mahkemesi kararı ile karşı oy gerekçelerinde yer verildiği gibi, silahlı yaralama eyleminden önce polis memuru olan sanığa yönelik katılanın motosikleti ile gerçekleştirdiği eylemin işleniş şekli, uyarı ateşine rağmen ...'in diğer polis memuru olan ...'ı yumruklayarak darp etmesi nazara alındığında, eylemin işleniş şekli itibarıyla ...'in baştan itibaren her iki polis memurunu hedef alan ısrarlı hareketlerinin bulunduğu ve bu nedenle silah kullanma zorunluluğu ... sanık ...'ın eyleminin meşru müdafaa kapsamında kaldığı" şeklindeki değerlendirmeyle onama ilamının kaldırılmasına ve sanık ... hakkında zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) Meşru savunma ve zorunluluk hali başlıklı 25 inci maddesinde; "(1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. (2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, suç tarihinde Bucak İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan sanık ... ve ekip arkadaşı olan ...'in, suç şüphesiyle yakaladıkları ... isimli şahsa müdahale ettikleri sırada, olay yerine motosikletle gelen katılan ...'e olay yerinden uzaklaşması yönünde uyarılarda bulunduğu, sanık ...'ın elinde bulunan tabancayı doğrultup bir el uyarı mahiyetinde ateş ettiği, bu uyarıları dikkate almayan katılan ...'in diğer polis memuru olan ...'ı yumrukladığı, katılan ...'in olay yerinden kaçmaya çalışan ...'a doğru hamle yaptığı sırada sanık ...'ın katılan ...'in bacaklarına doğru ateş etmek suretiyle katılanı, yaşamını tehlikeye sokacak, basit bir tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek ve yaşam fonksiyonlarını ağır (5.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak biçimde yaraladığı somut olayda, dosya kapsamındaki görüntülerin incelenmesinde ve bilirkişi raporundan da anlaşıldığı şekilde katılan ...'in elinde bıçak olduğuna ve kolluk görevlilerine yöneltildiğine dair tespitin olmadığı, katılan ...'in polis memuru ...'ı yumrukladığı ve kaçan ...'a doğru hamle yaptığı sırada sanık ...'ın katılanın bel altı hizasında ateş ederek saldırı ile orantılı olmayacak biçimde gerçekleştirdiği yaralama eyleminde meşru savunma koşullarının gerçekleşmediği, sanığın zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aştığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka uygun görülmüş, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 07.05.2024 tarihli ve 2023/2673 Esas, 2024/3863 Karar sayılı kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere, Dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2024 tarihinde karar verildi.