İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/24725 Karar: 2025/10914 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/24725 K.2025/10914

8. Ceza Dairesi 2024/24725 E. , 2025/10914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1518 E., 2024/1383 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yöne

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/24725 E. , 2025/10914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1518 E., 2024/1383 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yöne

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/24725 E. , 2025/10914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1518 E., 2024/1383 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.05.2024 tarihli ve 2024/185 Esas, 2024/299 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 52, 53, 54... . maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ve 22.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.09.2024 tarihli ve 2024/1518 Esas, 2024/1383 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen tutanağın olayı yeterince aydınlatmadığı, arama kararının hukuka aykırı olduğu, tutanak tanıkları dinlenmeden ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uygulanmadan hüküm kurulduğu, bu nedenlerle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre; kolluk kuvvetlerince yürütülen operasyon kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler sırasında sanığın at üzerinde görüldüğü, atın heybe kısmında yapılan aramada uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği ve bu suretle sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olarak; Olayın intikal şekli, sanığa ait atın heybe kısmında yapılan aramada uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesine dair kolluk tarafından düzenlenen tutanak, ele geçirilen uyuşturucu maddelere ilişkin bilirkişi raporu, ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı; sanık savunması ve tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu ve mevcut delillerin mahkûmiyet için yeterli olduğu anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun şekilde yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanaatin dosya içeriğindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemece gösterilen gerekçenin yasal ve yerinde olduğu, 5237 sayılı Kanun'un ''cezanın belirlenmesi'' başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen ''cezada orantılılık ilkesi'' nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde ve takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yerinde, yeterli ve kanuni gerekçeyle uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, delillerin hukuka uygun olarak toplandığı, aramanın hukuka uygun olduğu anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.09.2024 tarihli ve 2024/1518 Esas, 2024/1383 Karar sayılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE 16.10.2023 günü saat 01.20 sıralarında kolluk kuvvetlerince yürütülen operasyon kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler sırasında sanığın at üzerinde görüldüğü, kaba üst aramasında suç unsurunun bulunmadığı halde, sanığa ait atın sırt ve heybe kısmında net 27 kilogram esrar ele geçirilmiştir. Suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesine ilişkin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun (5271 sayılı Kanun), 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun (2559 sayılı Kanun) ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği hükümleri dikkate alındığında ; 5271 sayılı Kanun'un 116. maddesine göre; "Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir." 2559 sayılı Kanun'un ‘‘Adli görev ve yetkiler’’ başlıklı Ek Madde 6'da; ‘‘Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar.’’ kolluk suçüstü halinde de acele tedbirleri aldıktan sonra durumu Cumhuriyet savcısına bildirerek gerekli soruşturma işlemlerini yapacaktır. Bu arada, konuyla ilgili arama kararı alınması gerekiyorsa, yine 5271 sayılı Kanun’un 119/1. maddesinin devreye sokulması gerekecektir. 5271 sayılı Kanun'un 161. maddesi ile 2559 sayılı Kanun'un Ek 6. maddeleri uyarınca, edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir. Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 19. maddesinde "Millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emriyle ikinci fıkrada belirtilen yerlerde, kişilerin üstlerinde, aracında, özel kâğıtlarında ve eşyasında yapılan arama işlemi" olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 5. maddesinde "bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemi" şeklinde tanımı yapılmıştır. 2559 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde polise, kişileri ve araçları tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması hâlinde durdurma yetkisi verilmiştir. Yönetmeliğin 27. maddesinde bu yetkinin kullanılması için "umma" derecesinde makul şüphe aranmıştır. Kolluğun "umma" derecesinde makul şüphe duyması halinde yapabileceği işlemlere ilişkin "durdurma ve durdurma sonrası arama ve kontrol işlemleri" başlıklı 27. maddesinin (f) ve (ğ) fıkraları gereğince kollukça durdurulan kişinin herhangi bir yerinde uyuşturucu gibi belirli bir şeyin gizlendiği düşünülüyorsa veya makul sebep oluşmuşsa önleyici kolluk yetkisi dahilinde daha geniş kapsamlı kontrol yapma imkânı doğacaktır. Kolluk görevlileri bu yetkilerini kullanırken dikkat edilmesi gereken husus ise şu şekildedir: Kolluk gerekli tedbirleri alabilecek ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılmasını isteyemeyecektir. Bu mevzuat hükümleri dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, kolluk kuvvetlerince yürütülen operasyon kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler sırasında sanığın at üzerinde görüldüğü, şüphe üzerine dudurularak yapılan kaba üst aramasında suç unsurunun ele geçirilmediği anlaşılmıştır. Ancak atın üzerindeki heybe kısmında yapılan aramada uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği nazara alındığından kaba üst aramasında suç unsurlarına rastlanmaması nedeni ile daha ayrıntılı bir üst araması ve heybede arama yapılabilmesi için yukarıda belirtilen düzenlemeler gereğince Cumhuriyet savcılığından bir adli arama kararı alınması gerektiği açıktır. Dosya içeriğine göre böyle bir arama kararı alınmadan heybede arama yapıldığı anlaşılmaktadır. 5271 sayılı Kanun ve 2559 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde usulüne uygun alınmış bir arama kararı bulunmadığından atın heybesinde yapılan arama işlemi hukuka aykırıdır. Usulüne uygun arama kararı alınmadan yapılan arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu olan uyuşturucu "hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş" olacağından, hükme esas alınmamalıdır. Açıklanan tüm bu nedenlerle; 5271 sayılı Kanun ve 2559 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öngören kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip alınacak arama emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte iken, usulüne uygun önleme araması kararı, adli arama emri veya adli arama kararı alınmadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işlemi hukuka aykırı olduğundan, sanığa isnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi nedeniyle suçun maddi konusunu oluşturan uyuşturucu madde kurulacak hükme esas alınamayacağından; buna bağlı olarak da suçun unsuru oluşmayacağından, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması yerine, Temyiz isteminin esastan reddine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla