İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/1069 Karar: 2025/3401 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/1069 K.2025/3401

8. Ceza Dairesi 2025/1069 E. , 2025/3401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/953 E., 2024/1029 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesi

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/1069 E. , 2025/3401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/953 E., 2024/1029 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesi

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/1069 E. , 2025/3401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/953 E., 2024/1029 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma İlamı Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 22.05.2017 tarihli ve 2015/11639 Esas, 2017/3236 Karar sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.12.2017 tarihli ve 2017/336 Esas, 2017/746 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191/1,62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın 03.08.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2024 tarihli ve 2024/953 Esas, 2024/1029 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Gereğinin yapılmasına, temyiz ettiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A.Suçun Ümraniye 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.11.2012 tarihli ve 2010/3193 Esas, 2012/1827 Karar sayılı kararı ile hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında gerçekleştiği anlaşılmakla, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, B. Kabule Göre ise; Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d maddesinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5/1-d maddesinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'nun 251/3. maddesine göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, C. Sanık hakkında İstanbul Anadolu 25. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 tarih ve 2013/156 Esas, 2013/821 Karar sayılı kararında verilen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/2 maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilerek sanığa 6.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği, sanığın temyizi ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 22.05.2017 tarihli bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrası yapılan yargılamada sanık hakkında 10 ay hapis cezası verildiği, adli para cezasına hükmedilmediği, ancak 21.11.2013 tarihli kararda verilen 6.000 TL adli para cezasının sanık lehine kazanılmış hak olduğu anlaşılmakla bu durumun hüküm kurulurken gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2024 tarihli ve 2024/953 Esas, 2024/1029 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde karar verildi. ...

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık hakkında daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanırken erteleme süresi içinde yeni kullanma eylemi gerçekleştiği halde, bu ikinci eylemden ayrı dava açılıp 10 ay hapis cezasına hükmedilmiş; ayrıca bozma öncesi 6.000 TL adli para cezası bulunmaktadır.

Hukuki İlke: Erteleme süresi içinde kişinin tekrar uyuşturucu kullanması ihlal nedeni sayılıp ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamaz; bu durumda kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekir, ayrıca önceki adli para cezası kazanılmış haktır.

Uygulama Sonucu: Hüküm, kovuşturma şartı yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulması ve kazanılmış hakkın gözetilmemesi nedeniyle BOZULMUŞTUR.

Dava Strateji Notu: Denetimli serbestlik/erteleme süresinde işlenen ikinci kullanma eyleminden ayrı dava açılamayacağı; eylemin yalnızca ihlal sayılıp asıl davanın infazına devam edileceği savunulmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla