Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/1118 E. , 2025/3560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/642 E., 2024/255 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ö
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/1118 E. , 2025/3560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/642 E., 2024/255 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma İlamı Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/8002 Esas, 2017/1602 Karar sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2017 tarihli ve 2017/209 Esas, 2017/263 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın 21.10.2022 tarihli resmi belgede sahtecilik suçunun ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2024 tarihli ve 2023/642 Esas, 2024/255 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Gereğinin yapılmasına, temyiz ettiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İncelemeye konu 16.11.2012 tarihli suç nedeniyle 13.08.2013 tarihli kararla tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/3. maddesi uyarınca yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, uygulanma koşulu bulunmadığı halde sanık hakkında aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde 19.09.2017 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi sanık lehine uygulama olduğundan bu husus dikkate alınarak yapılan incelemede, 1. Suçun, İstanbul (Kapatılan) 32. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.07.2012 tarihli ve 2011/265 Esas, 2012/1700 Karar sayılı kararı ile hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında gerçekleştiği anlaşılmakla, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddesi uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2. Kabule göre ise; Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davası üzerine 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesindeki yasal düzenleme dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine sanığın denetim süresi içerisinde "resmi belgede sahtecilik” suçunu işlediği gerekçesi ile hükmün açıklanarak sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararların 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olduğu, bu itibarla hükmün ancak; ihbara konu suçun "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu olması halinde açıklanabileceği gözetilmeksizin, “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi, 3. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d maddesinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5/1-d maddesinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'nun 251/3. maddesine göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4. Sanık hakkında Bakırköy 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2014 tarih ve 2014/634 Esas, 2014/661 Karar sayılı kararında verilen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilerek sanığa 6.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği, sanığın temyizi ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 08.03.2016 tarihli bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrası yapılan yargılamada sanık hakkında 10 ay hapis cezası verildiği, adli para cezasına hükmedilmediği, ancak 21.11.2013 tarihli kararda verilen 6.000 TL adli para cezasının sanık lehine kazanılmış hak olduğu anlaşılmakla bu durumun hüküm kurulurken gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2024 tarihli ve 2023/642 Esas, 2024/255 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesi, daha önce HAGB'ye bağlanan uyuşturucu kullanma hükmünü, sanığın denetim süresinde resmi belgede sahtecilik işlediği gerekçesiyle açıklayarak 10 ay hapis cezası vermiştir. Sanığın temyizi üzerine dosya çok yönlü hukuka aykırılıklar bakımından incelenmiştir.
Hukuki İlke: TCK'nın 191/5. maddesi gereği erteleme süresi içinde tekrar uyuşturucu kullanma ihlal sayılıp ayrı soruşturma-kovuşturma konusu yapılamaz ve kovuşturma şartının ortadan kalkması halinde davanın düşmesine karar verilir; ayrıca 191. madde çerçevesindeki hükmün açıklanması ancak ihbara konu suçun kullanmak için uyuşturucu bulundurma olması halinde mümkündür.
Uygulama Sonucu: Bozma; suçun önceki tedbir infazı sırasında işlenmesi nedeniyle düşme gerektiği, resmi belgede sahtecilik ihbarıyla hükmün açıklanamayacağı, basit yargılama usulünün 251/3 indirimi yönünden değerlendirilmediği ve önceki adli para cezasının kazanılmış hak olduğunun gözetilmediği sebepleriyle hüküm bozulmuştur.
Dava Strateji Notu: Uyuşturucu kullanma HAGB'sinin denetim süresinde açıklanabilmesi yalnızca yeni bir kullanma suçu ihbarına bağlıdır; farklı bir suçtan (sahtecilik gibi) HAGB'nin açıklanması hukuka aykırıdır ve bu ayrım güçlü bir bozma dayanağıdır.