İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/5864 Karar: 2025/7954 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/5864 K.2025/7954

8. Ceza Dairesi 2025/5864 E. , 2025/7954 K. "İçtihat Metni" İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/848 E., 2021/668 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Baş

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/5864 E. , 2025/7954 K. "İçtihat Metni" İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/848 E., 2021/668 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Baş

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/5864 E. , 2025/7954 K. "İçtihat Metni" İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/848 E., 2021/668 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 13.02.2025 tarihli ve 2024/14474 Esas, 2025/1157 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.04.2025 tarihli ve KYB-2023/57165 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesinin uygulanmamasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlenmiştir. Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 04.02.2025 tarihli ve 2024/14426 Esas, 2025/785 Karar; Yüksek Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 06.01.2025 tarihli ve 2023/159 36... /14 Karar; 20.01.2025 tarihli ve 2023/15987 Esas, 2025/629 Karar sayılı kararları ile benzer birçok kararlarında, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8 maddesi gereğince DÜŞMESİNE, karar verildiği halde; bu dosyada, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" ve Büyükçekmece 7. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmemesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. II. GEREKÇE İtiraz ve ekli dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2 ve 3. maddeleri gereğince Dairemizce incelendiğinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/8. maddesi uyarınca, kanunî zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde ise, "erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" şeklinde düzenlemenin yer aldığı görülmektedir. Hükümlünün, kanun yararına bozma istemine konu olan 17.04.2019 tarihli eylemin Büyükçekmece 7. Ağır Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen ve 08.04.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiğinin anlaşılması karşısında; Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip, anılan kararı veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, hükümlü hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılmak suretiyle kamu davası açılması ve mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır. Bu durumda, hükümlünün 17.04.2019 tarihli eylemi nedeniyle açılan kamu davasında, mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca “düşme” kararı verilmesi ve Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle; 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.04.2025 tarihli ve KYB-2023/57165 sayılı itirazı; hükümlü hakkında daha lehine bir karar verilmesi gerektiği durumda, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca kararın Yerel Mahkemece değil, aynı Kanun’un 309/4-d maddesi gereğince Yüksek Daire tarafından verilmesi gerektiğine ilişkindir. Kanun yararına bozma istemine konu; 17.04.2019 tarihli eylem yönünden, kovuşturma şartının gerçekleşmesi mümkün olmadığından; 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca “düşme” kararı verilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi yerinde görülerek, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi gereğince gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. Bu bağlamda 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinde kanun yararına bozma sebepleri sınırlı şekilde sayılmış olup; "(4) Bozma nedenleri: a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir. b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez. d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. (5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez." hükmünü içermektedir. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca, kanun yararına bozma nedenleri mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, bu bozma aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmez. Bu durumda, Özel Dairenin hukuka aykırılıkları tespit ederek, hükmü, hükümlü aleyhine sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozmakla yetinmesi gerekir. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesine göre ise, Özel Dairesince, kanun yararına bozma nedenleri hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına; daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa doğrudan bu daha hafif cezaya hükmedilmesi gerekmektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesi kapsamında, Yargıtayca doğrudan davanın esası hakkında verilebilecek kararlar sınırlı sayıdadır. Bu kararlar, yalnızca cezanın kaldırılmasına veya cezanın indirilmesine ilişkin kararlardır. " 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesine göre verilebilecek kararların sınırlı olması gerekliliği anılan norm ile açıkça ifade edilmiş ise de bunlar arasında "düşme" kararı yer almamaktadır. Diğer yandan, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesi, mahkumiyet hükmündeki hukuka aykırılığın hükümlü lehine sonuç doğurması durumunda Yargıtayın hükmü ıslah edeceğini emretmekle; dava ilk derece mahkemesince yeniden ele alınamayacaktır. Bu norma göre verilen ''cezanın İtirazname No : KD - 2023/57165 kaldırılması veya indirilmesine dair kanun yararına bozma kararından sonra” ilk derece mahkemesi herhangi bir şekilde yeniden muhakeme yürütmüşse yapılan işlemler “hukuken geçersiz” olarak nitelendirilecektir." (BAŞTÜRK, İhsan: Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma,... Yayıncılık. İstanbul 2022, s. 327-330). İtiraza konu edilen fiil değerlendirildiğinde, kanun yararına bozma talebine konu 17.04.2019 tarihli eylem bakımından, soruşturma ve kovuşturma yapılmasına yasal engel bulunmakta olup bu suçun yalnızca ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda kamu davasının düşmesi yönünde verilecek karar, davanın esasını çözen yöne ilişkin olduğundan, Özel Dairece işbu tespit edilen hukuka aykırılıklar doğrultusunda hükmün, hükümlünün aleyhine sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozmakla yetinilmesi gerekmektedir. Anılan gerekçeler çerçevesinde uyuşmazlık konusu fiile ilişkin olarak; hükümlü hakkında açılan kamu davasında, 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılması yasağı bulunan bir hal kapsamında olması nedeniyle söz konusu eylem, yalnızca ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabilecektir. Kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında, mahkemece yapılacak yargılama sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca “düşme” kararı verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. İhbarname içeriği ile Dairemizin itiraza konu kararı birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlık; söz konusu düşme kararının Özel Dairece mi yoksa İlk Derece Mahkemesince mi verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, kanun yararına bozma denetimi, olağanüstü nitelikte olup ülke genelinde uygulama birliğini sağlama amacına yönelik ve oldukça sınırlı hallerde başvurulabilen bir denetim mekanizmasıdır. Bu denetim mekanizmasının belirtilen özelliği nedeniyle, kanun koyucu kesin hükmün otoritesini ortadan kaldıran bu olağanüstü usulle hangi kararların verilebileceğini 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinde ayrıntılı olarak ve sınırlı sayma yöntemiyle düzenlemiştir. Doktrinde "kanun yararına bozma sebeplerinin sınırlılığı ilkesi" olarak adlandırılan bu prensip uyarınca kanun yararına bozma yolunda verilebilecek kararlar da sınırlı sayıdadır. Kanun koyucu, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesinde verilebilecek kararları "cezanın kaldırılması yada daha hafif bir cezaya hükmedilmesi olarak" yine sınırlı olarak düzenlemiştir. Bu itibarla dava konusu uyuşmazlıkta verilmesi gereken ve 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesi anlamında bir hüküm türü olan "düşme" kararı, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi kapsamında sınırlı şekilde verilebilecek kararlar arasında sayılmamıştır. Olağanüstü bir kanun yolu niteliğindeki bu denetim kapsamında, usul kanununun tanıdığı sınırlı yetkiyi kullanan Yargıtay Ceza Dairesinin, bu sınırlı yetkisini adeta aşarak Anayasa ve kanunla tanımlanmamış bir yetkiyi kullanması mümkün değildir. Bu durumda yapılması gereken, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca “kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre hüküm verilir” hükmü kapsamında Dairemizce bozma kararı verilmesi; müteakip işlemlerin ise kararı veren mahkeme tarafından yerine getirilmesidir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazına konu ilamımızın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliği REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 13.02.2025 tarihli ve 2024/14474 Esas, 2025/1157 Karar sayılı kanun yararına bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla