KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2571 E., 2024/6399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/527 E., 2022/316 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmaz 1962 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tespit harici bırakılmıştır.
Davacı vekili; davacı ...'ın taşınmazın zilyedi olduğunu, zilyetliğinin silsile yoluyla 50 yılı aşkın süredir devam ettiğini, öncesinde davacının taşınmazı harici senetle satın aldığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair önceki tarihli kararın, davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) uyarınca ... Büyükşehir Belediyesinin davanın tarafı olması ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmaması gerektiği belirtilmek suretiyle, sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ''... taşınmazın ...
Mahallesinde yapılan ve 15/11/1962 tarihinde kesinleşen tesis kadastro çalışmalarında taşlık olarak tescil harici bırakıldığı, taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosununda 29/03/2003 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiş olmakla 1977, 1985 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın 1985 yılından sonra imar ve ihyasına temizlenerek başlanıldığı, 1995 yılında sınırlarının tamamen belirgin olduğu, 1999 yılında tamamen kullanımda olduğu, bahçe olarak kullanıldığı, üzerinde değişik cinsten 40-50 yaşlarında meyve ağaçlarının mevcut olduğu,
davacının zilyetlik yoluyla dava tarihine kadar aralıksız olarak yaklaşık 40-45 yıl kullanımı sürdürdüğü, aynı kadastro çalışma sahasında senetsizden kazanım miktarının 40 ve 100 dönümlük iktisap sınırlarını aşmadığı,
dava konusu taşınmazın tamamen toprak yapısı olarak tarım arazisi niteliğinde olup orman sayılmayan yerlerden olduğu ve dava konusu taşınmaza davacıdan başka hak iddia eden başka bir şahsında olmadığı...'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 23.232,64 m2 lik kısmın yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacılar adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tarla vasfıyla tesciline, bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 50,21 m2 lik kısmın yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verilmiş, hüküm;
davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine ve davalı Orman idaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2571, K. 2024/6399, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama