1979 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ... ili ... ilçesi ... mahallesi ... mevkiinde bulunan 25 ada 108 parsel ... 2.189 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle senetsizden tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde zilyedinin .... oğlu ... ... olduğuna dair şerh konulmuştur.
Davacı ... ... mirasçıları vekili, dava konusu taşınmazla birlikte bölgedeki diğer taşınmazların bulunduğu yerin önceleri hali arazi iken 1945 yılında idarece köydekilere 2000'er metrekare dağıtıldığını, o tarihten beridir de dağıtımı yapılan kişilerce kullanıldığını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını belirterek tespite itiraz davası açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, toplanan kanıtlar, komşu köyden olup doğrudan seçilen yerel bilirkişiler ile tespit bilirkişi ve bu çevrede çalışmış olan başka köylerden olup dinlenen tanık anlatımlarına göre dava konusu parselle aynı ada içerisinde kalan diğer parseller önceleri köy olup sonradan mahalle haline dönüştürülen ... köyü hudutları içerisinde boş ve hali arazi iken 1945-1946 yıllarında mahalli idare tarafından köylüye bağ yapmak amacıyla tahminen 2'şer dekar parseller halinde dağıtıldığı, dava konusu parselinde ... ...'e tahsis edildiği,
tahsis tarihinden ölüm tarihi 1984'e kadar ... ... ölümünden sonrada davacı mirasçıları tarafından nizasız, arasız ve malik gibi kullanıldığı, mera olmadığı, meranın 3-4 km uzaklıkta Karabulut köyü ile ... köyü sınırları içerisinde bulunduğu, ziraat mühendisi tarafından arazi üzerinde yapılan incelemeye göre toprağın yapısı itibariyle mera niteliği taşımayıp kültür arazisi niteliğinde olduğu,
bu gibi hali arazilerin imar edilerek zilyetlikle iktisabı mümkün bulunduğundan açılan davanın kabulüne, kadastro tespiti ve komisyon kararının iptali ile taşınmazın davacılar adına veraset kararındaki paylara göre tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükme karşı davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ...
Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.