KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4889 E., 2025/5857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/135 E., 2024/441 K.
Karar Metni
1.329 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılıp 21.12.1984 tarihinde kesinleşen arazi kadastrosu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) ek-5 ve geçici 8. maddesi kapsamında yapılıp 20.12.2016 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları bulunmakta olup, 766 sayılı Kanun kapsamında yapılan çalışmada dava konusu yer tescil harici bırakılmış, ek-5 ve geçici 8. maddesi kapsamında yapılan çalışmalarda ise dava konusu yer davalı olması sebebiyle çalışma dışı bırakılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan sınırlarını belirttikleri taşınmazın 20 yıldan uzun bir süredir malik sıfatıyla müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, imar ihya koşullarının oluşmadığını, açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/6. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2015 tarihli ve 2011/825 Esas, 2015/268 Karar sayılı kararı ile. (A) harfiyle gösterilen 21.731,25 m²lik kısım yönünden davacı yararına 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesindeki mülk edinme koşullarının oluştuğu, (B) harfiyle gösterilen kısmın ise orman olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile,
fen bilirkişisi ... ... tarafından düzenlenen 07.06.2013 tarihli rapor ve krokide A (a1, a2, ..., a4) ile gösterilen toplam 21.731,25 m²lik taşınmazın tarla vasfıyla ... ilçesi ... köyünün son parsel numarası verilerek davacı adına, B (..., b2) ile gösterilen kısma yönelik davacının davasının reddi ile toplam 69.222,74 m²lik kısmın ... ilçesi ... köyünün son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş;
karara karşı, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/4590 Esas, 2018/6457 Karar sayılı ilamı ile; mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, hükme dayanak bilirkişi raporlarının da denetime elverişli olmadığı, zilyetlikle kazanım koşulları yönünden 40-100 dönüm araştırmasının yeterli olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 16.06.2020 tarihli ve 2018/923 Esas, 2020/472 Karar sayılı kararı ile. 31.10,2019 tarihli orman mühendisi bilirkişi ...’ın raporuna göre 03.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporunda gösterilen (...) ve (...) rumuzlu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu, (A1), (A2), (A4) ve (B2) harfleriyle gösterilen taşınmazların ise orman sayılan yerlerden olduğunun raporlandığı,
01.11.2019 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi ...'in raporunda ise 1951, 1978, 1984, 2002 tarihli hava fotoğrafları üzerlerinde yapılan incelemede dava konusu taşınmazlardan (...) ve (...) rumuzlu taşınmazların bulunduğu alanda kullanım olduğu ve (A1), (A2), (A4), (B2) harflerinin bulunduğu alanda ise kullanımın bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile,
fen bilirkişisi ...’ün 03.10.2019 tarihli rapora ekli krokide 3.215,77 m² olarak gösterilen (...) ve 63.003,45 m² olarak gösterilen (...) rumuzlu taşınmazların tarla vasfıyla ... ilçesi ... köyünün son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline, aynı bilirkişi raporunda (A1), (A2), (A4), (B2) harfleri ile gösterilen kısma yönelik davanın reddi ile 24.734,77 m²lik kısmın ... ilçesi ... köyünün son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; karara karşı, davalı ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine,
Dairemizin 28.11.2023 tarihli ve 2021/4560 Esas, 2023/6209 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu (...) ve (...) harfleri ile belirtilen bölümlerin orman ve mera parseli ile çevrili bulunduğu halde, yöntemince mera ve orman araştırması yapılmadığı, mera parselinin kadim ya da tahsisli mera olup olmadığı, mera ve orman bütünlüğünün bozulup bozulmadığının araştırılmadığı,
bilirkişi raporunda 3402 sayılı Kanun'un Ek-5. maddesi gereğince yapıldığı belirtilen orman kadastrosu ve geçici 8. maddesi gereğince yapıldığı belirtilen kadastro çalışmasına ait tutanaklar ve komşu parsellere ilişkin kadastro tutanaklarının getirtilmediği ve keşifte uygulanmadığı gerekçesiyle hüküm yine bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; (...) ve (...) harfi ile gösterilen kısımlarında zilyetlik şartlarının oluştuğu, (B2) ile gösterilen kısımda orman ağaçlarının bulunduğu ve orman bütünlüğü içinde olduğu, ormandan açma olduğu, (A1) ile gösterilen kısımda 20 yıllık zamanaşımı süresinin tamamlanmadığı, ayrıca imar-ihya ile mera alanlarından toprak edinemeyeceği, A4/1 ile belirtilen kısımda imar ihya koşullarının oluşmadığı,
(A1), (A2), (A4) ve (B2) harfleri ile gösterilen yerlerin orman veya mera vasfı dikkate alınarak özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, fen bilirkişisi...'nun 16.04.2024 tarihli rapora ekli krokide (...) harfi ile gösterilen 3.215,77 m² ve (...) harfi ile gösterilen 63.003,45 m²lik taşınmazların tarla vasfı ile ... ilçesi ... köyüne ait son parsel numarası verilerek davacı ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya tesciline, fen bilirkişisi...'nun 16.04.2024 tarihli raporuna ekli krokide (A1), (A2), (A4),
(B2) harfleri ile gösterilen kısma yönelik davanın reddi ile 24.734,77 m²lik kısmın ... ilçesi ... köyünün son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle.
Yargıtay ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmediğini, dava konusu (...) ve (...) harfleri ile belirtilen bölümlerin orman ve mera parseli ile çevrili bulunduğu halde, yöntemince mera ve orman araştırması yapılmadığını, dosya kapsamında önceki raporları irdeleyen denetime elverişli bilirkişi raporu alınmadığını, yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, (...) ile gösterilen alanın hem doğusu hem batısının mera ile çevrili olduğu ve dosya kapsamında yer alan fotoğraflardan görüleceği üzere meşe ağaçları mevcut olduğundan söz konusu taşınmazların zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını,
verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın tümüyle reddi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713/1. maddesine dayalı tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş olup, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; bozma ilamında, yöntemine uygun olarak mera araştırması yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen keşifte komşu köyden mahalli bilirkişi dinlenmemiş, soyut içerikli ... bilirkişi heyeti raporu ile yetinilerek ve taşınmazların niteliği net olarak belirlenmeden karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilemez.
Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi, taşınmazların yetkili ve idarî merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğiyle mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde.
İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için önceki bilirkişiler dışında konusunda uzman ... mühendisleri arasından seçilecek üç ... mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar hazır olduğu halde, dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
öte yandan uzman ziraatçi bilirkişiler marifetiyle taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, taşınmazların komşu orman ve mera parselleri ile bütünlük arz edip etmediği ve komşu orman ve mera parseli ile ayırıcı unsurunun bulunup bulunmadığı tespit edilmeli,
yine orman olarak tesciline karar verilen ve temyiz edilmediği için kesinleşen (A2) ve (A4) harfi ile belirtilen kısımların arasında bulunan (...) ile belirtilen taşınmazın (A2) ve (A4) harfi ile belirtilen orman parsellerinden ayırıcı unsurunun bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına yazılmalı, özellikle fen bilirkişisinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişilerden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazların niteliğini belirtmeye elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra,
taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4889, K. 2025/5857, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama