KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5366 E., 2025/3508 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/174 E., 2024/1788 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/611 E., 2022/457 K.
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
İstanbul ili ...................Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1 inci maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında 8395 ada 16 parsel sayılı 310,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "7143 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesi hükümlerine tabi tutulduğu ve Sultanbeyli Belediyesinin kullanımında bulunduğu" şerhi yazılarak arsa vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ........... (.............) köyü Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Kültür Derneğini temsilen ... dava dilekçesinde; çekişmeli 8395 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 15.07.2014 tarihli senetle dernek tarafından üçüncü kişiden satın alındığını ve o zamandan beri dernek kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, tapu kaydının beyanlar hanesine dernek adına kullanım şerhi verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının sunduğu satış senedinin dava konusu taşınmazı kapsamadığı, dava konusu taşınmazın bitişiğinde hali hazırda dernek tarafından merkez olarak kullanılan 8395 ada 17 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı,
mahalli bilirkişilerin, dava konusu taşınmazın etrafının tinercilerin girişini engellemek için belediye tarafından çit ile çevrildiğini, çitten sonra derneğin burayı kendine ait yer gibi kullanmaya başladığını, mahallelinin bu duruma itiraz ettiğini, çitlerin mahalleli tarafından atıldığını, belediyenin daha sonra başka yerden giriş açtığını beyan ettikleri, mahkeme gözlemi ile de taşınmaza farklı iki girişin bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş;
davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı tarafın dayandığı 15.07.2014 tarihli satış senedinin komşu 8395 ada 17 parsele ait olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanlarından da, senette satıcı olarak yer alan .............'ın 8395 ada 17 parselin kullanıcısı olduğu, 16 parselde herhangi bir kullanımının bulunmadığı, 17 parsel üzerindeki binaların girişinin 16 parselden olmadığı,
davacı dernek 17 parseli aldıktan sonra dava konusu 16 parseli sahiplenmeye çalıştığı, ancak mahalle halkının karşı koyması üzerine belediye tarafından bahçenin düzenlendiği ve mahalle halkının da kullanabileceği şekilde kapı yapıldığı, dava konusu 8395 ada 16 parsele ait davacılara ait belediye emlak kaydı, arazi ve bina tespit formu bulunmadığı, dava konusu taşınmazın davacıların kullanımında olmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; işbu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5366, K. 2025/3508, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama