KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/932 E., 2025/4894 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/259 E., 2024/1889 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/2 E., 2021/958 K.
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil olmazsa alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Uygulama kadastrosu sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan tapuda davacı adına kayıtlı eski 241 parsel sayılı ve 3.850,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 178 ada 32 parsel numarasıyla ve 6.907,34 m² yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir.
Davacı vekili, öncesinde davacıya ait olan 178 ada 32 parsel (eski 241 parsel) sayılı taşınmaz üzerine 16.05.1996 tarihinde ...
İcra Müdürlüğünce haciz konulduğunu ve taşınmazın davalı ...'ye ihale edildiğini, ihale kesinleşerek taşınmazın 3.850,00 m² olarak davalı adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, bölgede yapılan 22/A çalışması neticesinde taşınmazın 6.907,34 m² alana yükselmek kaydıyla tapuya tescil edildiğini, yapılan 22/A çalışması sonucunda davacının öncesindeki kullanıma dayalı olarak taşınmazın 3.850,00 m² olan yüzölçümünün 6.907,34 m²'ye yükseldiğini, bu artışın tek sebebinin davacının taşınmazın bu kadarına zilyet olması ve bu kadarını kullanması olduğunu ileri sürerek,
dava konusu 178 ada 32 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacının kullanımı sebebiyle tescili yapılan 3.057,34 m²'lik kısmının davacı adına tapuda tesciline, talebin kabul görmemesi halinde bilirkişilerce keşifte belirlenecek bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davacıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmazı geldi kaydı olan 241 parsel olarak tespit maliki ...'ten satın aldığı tarihte de 3.850,00 m² yüzölçümüyle tapuda kayıtlı olduğu; taşınmazın tapu kaydındaki yüzölçümünün, davacı adına tapuda kayıtlıyken icra yoluyla satıldığı tarihe kadar 3.850,00 m² yüzölçümüyle kayıtlı olup, davacı tarafından taşınmazın elinden çıktığı tarihe kadar yüzölçümünün düzeltilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı gibi, İcra Müdürlüğü tarafından yapılan satışı sırasında da bu yüzölçümüyle davalıya satıldığı;
dolayısıyla parselin yüzölçümünün geldi kaydı tapu kaydına eksik olarak yazılı olmasında davalının herhangi bir kusurlu işlem veya eyleminin bulunmadığı; davalı tarafından satın alınmasından sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-A maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu çalışması sonucunda dava konusu kısmın davacının zilyetliğinde olduğundan parsele eklenerek yüzölçümünün artırıldığı iddia olunmakla birlikte, bu kısım yönünden tapu maliki olmayan davacının bu çalışmaya itiraz etmekte aktif dava ehliyetinin de bulunmadığı;
taşınmazı 3.850,00 m² yüzölçümüyle satın almasından sonra yapılan çalışma sonucunda yüzölçümünün yükseltilmesi nedeniyle davalının artırılan miktar yönünden sebepsiz zenginleştiği ileri sürülmekle birlikte, davacının kendisinin de taşınmazı önceki malikinden yine 3.850,00 m² olarak satın almış olması ve dolayısıyla kendisinin de bu miktar üzerinden önceki malike ödeme yapmış olması karşısında oluşan bir zararının bulunmadığı gerekçeleri ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/932, K. 2025/4894, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama