KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5094 E., 2025/6228 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 61. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/4873 E., 2025/398 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 11. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/504 E., 2024/77 K.
Karar Metni
990 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafından temyize konu edilen toplam miktarın, karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 2002 yılı Eylül ayından itibaren pazarlamacı olarak çalıştığını, 2013 yılı Ekim ayından itibaren de pazarlama müdürü olarak görev yaptığını, son net ücretinin 10.000,00 TL
olduğunu, bir kısmının elden ödendiğini ancak 5 aydır fark ödemelerinin
yapılmadığını, davacının davalı Şirkete kazandırdığı ciro üzerinden %10 prim ödenmesi
kararlaştırılmasına rağmen son 5 yıldır prim ödenmediğini, baskı ile senet alındığını, işverenin ahlak ve
iyiniyet kurallarına aykırı davranması, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması, elden
ödenen ücret farkları ve primlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesinin haklı
nedenle feshedildiğini, fesih
sonrası işveren ile yapılan sulh görüşmelerinden sonuç alınamadığını, bütün çalışanların bordrosunda yer alan 20 saatlik
fazla çalışmanın gerçek ücretin içinde gösterildiğini, haftada 6 gün 08.00-18.00 saatleri arasında çalışma
olduğunu, ayda 7-8 gün 21.00-22.00 saatlerine kadar işyerinde çalışmanın devam ettiğini, davacının kullanmadığı 40 gün yıllık izni bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ücret farkı ile prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak veya kısmi dava niteliğinde açılamayacağını, bu nedenle davanın
usulden reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduğunu, davacının 4.658,77 TL ücret ile çalıştığını,
elden ödeme olmadığını, imzalanan 09.09.2013 tarihli belirli süreli sözleşmede davacının ücretinin 3.650,00
TL olduğunu ve % 10 prim uygulanacağı hususunun söz konusu olmadığını, davacının
dava dilekçesine eklediği tutanak isimli belgenin hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, davacının belirsiz süreli iş sözleşmesinde
antrepo müdürü olarak çalıştığının belli olduğunu,
müvekkili Şirkette prim usulü çalışma olmadığını, davacının kendisine duyulan güveni
kötüye kullandığını, davacının izinden sonra işe başlaması gereken
15.09.2014, 16.09.2014 ve17.09.2014 tarihlerinde işyerine gelmediğini, bu tarihlerle ilgili olarak
devamsızlık tutanakları düzenlendiğini ve iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, haftanın 5 günü
çalışıldığını, davacının hak ettiği fazla çalışmaların kendisine eksiksiz ödendiğini, hak
ettiği yıllık izinlerini kullandığını ve kullanılmayan yıllık izinlerin karşılığının ise kendisine ödendiğini, davacının tanıklarının müvekkili Şirkete karşı davaları olduğundan tanıklara itiraz
ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporunda davacının, ödenmemiş alacaklarının bulunduğu tespit edildiğinden iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu, davalı tarafından davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle feshedildiği belirtilmiş ise de devamsızlık tutanaklarının ve haksız rekabete dair şikâyet dilekçesinin tarihleri ile cezai şart alacağına dair davanın açılış tarihinin fesih tarihinden sonra olduğu,
sunulan bordrolar, emsal ücret araştırması içeriği ve davacının Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli 1. celsesinde ücretinin 3.100,00 TL olduğuna ilişkin beyanının Eylül 2013 dönemi bordrosuyla uyumlu olduğu, davalı tarafından her ay 20 saat fazla çalışma tahakkuk ettirilmiş ise de yıllık izin kullanılan aylarda dahi aynı tahakkukun bulunduğu anlaşıldığından fazla çalışma dâhil ücretin davacının temel ücreti olduğu, davacının fazla çalışma yaptığının tanık anlatımlarıyla ispatlandığı, davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık anlatımlarının tarafsız tanık anlatımlarıyla desteklendiği,
kullandırıldığı veya karşılığının ödendiğine dair delil sunulmadığından yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesinin yerinde olduğu, prim alacağına ilişkin herhangi bir yazılı delil ibraz edilememesi ve aynı pozisyonda çalışan başka bir işçinin davalıya karşı açtığı davada Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2019/1385 Esas, 2020/1657 Karar sayılı kararıyla prim alacağı talebinin reddi gerektiğinin belirtilmesi karşısında prim alacağı talebinin reddinin isabetli olduğu, fesih ve şikâyet tarihi ile cezai şart alacağının dava tarihleri itibarıyla ceza ve hukuk davalarının sonucunun beklenmemesinin dosya kapsamına uygun olduğu,
davacının net fazla çalışma alacağı 52.845,70 TL olup %30 indirim yapıldığında hükmedilmesi gereken fazla çalışma alacağının 36.991,99 TL olduğu, bu alacak kalemi açısından istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde ortadan kaldırma nedeni yapılmadığı belirtilerek tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir .
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı Şirketin cirosunun çoğunun müvekkilinin yaptığı pazarlama işi sonucu oluştuğu göz önüne alındığında davacının 6.550,72 TL brüt ücretle çalışmasının mümkün olmadığını, b. Davacının, sabit ücret + %10 prim usulü ile çalışmasına rağmen işyeri prim alacağı konusunda yeterli ispatlandırma yapamadığı gerekçesi ile prim alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, c. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı işçinin ücretinin miktarı ile fark ücret ve prim alacaklarının bulunup bulunmadığı hususundadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5094, K. 2025/6228, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama