KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/788 E., 2025/6404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3261 E., 2024/3669 K.
- Dava tarihi
- 11.02.2020
- İlk derece mahkemesi
- ... 26. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/330 E., 2024/528 K.
Karar Metni
694 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı şantiyelerde 2012 - 2018 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu alacak kalemlerinin davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İŞKUR sözleşmeleri ve yurda giriş çıkış kayıtlarından; davacının yurt dışındaki çalışma süresinin 13.01.2013-24.11.2013, 26.07.2014-02.08.2015, 13.12.2015-01.11.2018 tarihleri arasında olmak üzere toplam 4 yıl 9 ay 8 gün olduğu, uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanması gerektiği, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma süresi olarak yerleşik içtihatlarda dikkate alındığında uygulanan 1 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...
Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uygulanarak, davacı tarafça ...'daki çalışmasına ait iş sözleşmesinin 01.11.2018 tarihinde feshedildiğinin, dava tarihinin ise 11.02.2020 olduğu dikkate alındığında ...'daki çalışma dönemi yönünden başvurma sürelerinin dolduğunun anlaşıldığı,
sürenin yeniden başlatılmasına yönelik engel nedenin ortaya konulamamış olduğunun da tespit edildiği bu itibarla davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu ancak davalı tarafından yargılama sırasında yapılan yargılama giderinin davacıdan tahsiline karar verilmesinin isabetli bulunmadığı gerekçesiyle bu yönden davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Yabancı hukukta yer alan zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin uyuşmazlıkta uygulanmaması gerektiğini,
2. Yargıtay tarafından içtihadı birleştirme kararı olmaksızın görüş değiştirilmesinin hukuki öngörülebilirlik, sürpriz karar yasağı ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini,
3. Uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanmasına karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
4. ... hukukunda yer alan hak düşürücü süre, tazminat ve ücret hesaplamasına ilişkin düzenlemelerin ancak Türk iş hukukunda yer alan asgari sınırlar içinde kabulünün mümkün olduğunu,
5. Taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığının kabulünün hatalı olduğunu,
6. İŞKUR nezdinde düzenlenen matbu sözleşmelere dayanarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından söz edilemeyeceğini,
7. Arabuluculuk ücretinin müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve arabuluculuk ücretine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de söz konusu sürenin Dairemizin önceki tarihli bazı kararları emsal alınmak suretiyle hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı olup bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/788, K. 2025/6404, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama