KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/935 E., 2025/6458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1255 E., 2024/1826 K.
- Dava tarihi
- 16.11.2018
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/515 E., 2019/543 K.
Karar Metni
709 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının ... Yolu İnşaatı işinde 22.06.2015-09.01.2017 tarihleri arasında maliyet kontrol şefi olarak çalıştığını, ayda sadece iki gün hafta tatili kullandırıldığını, normal mesainin ayın 28... .00-17.00 saatleri arasında gösterilmesine rağmen her gün 3 saat fazladan çalıştığını, dinî bayramların bir kısım günleri dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini iddia ederek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin hakları ödenerek feshedildiğini, davacının alacağının bulunmadığını, davacının aylık ücretinin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını da kapsadığını, talep edilen faiz oranı ve başlangıç tarihlerinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 22.06.2015- 09.01.2017 tarihleri arasında aylık 7.200,00 USD ücret ile çalıştığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, tanık beyanlarına göre de davacının haftada 15,25 saat fazla çalışma yaptığı, ayda 2 hafta tatili ile dinî bayramların 2 günü ve 1 günlük yılbaşı tatili hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işverence ispat edilemediği, alacakların tanık beyanları dikkate alınarak bilirkişi raporuna göre belirlenmesi nedeniyle %40 indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen yurt dışı iş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna dair hüküm bulunmadığı gibi bilgi formunda yer alan "fazla çalışma ücreti: yok" şeklindeki ibarenin fazla çalışmaların ücrete dâhil olduğunu kabul bakımından yeterli olmadığı,
davalı tarafça davacının üst düzey yönetici olduğu ileri sürülmüş ise de davacının kendi mesaisini ve iş programını kendisinin belirlediğine yönelik dosya içerisinde delil bulunmadığından bu iddiaya itibar etmenin mümkün olmadığı, davalı vekilinin mahsubu gerektiğini belirttiği ödemelerin dava konusu alacaklara ilişkin olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücretinin eksiksiz ödendiğini, 2. Davacının maliyet kontrol şefi sıfatıyla üst düzey yönetici olarak çalıştığını, fazla çalışmalar dâhil her nevi çalışmanın ücrete dâhil olduğunu, 3. Davacının tüm hak ve alacaklarının eksiksiz ve zamanında banka kanalı ile ödendiğini, bu hususun imzalı ücret bordroları ile sabit olduğunu, aksinin tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, 4. Prim ve maaş farkı olarak ödenen 13.290.00 USD'nin mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; hüküm altına alınan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/935, K. 2025/6458, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama