İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulkadir Karaboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14510)

(2)

Başvuru No2014/14510Tarih25 Ekim 2017Okuma17 dk · 3.372 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdulkadir Karaboğa Ve Diğerleri Başvurusu

Başvuru No
2014/14510
Karar tarihi
25 Ekim 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.372 kelime·17 dk okuma·26 bölüm

(2)

(Başvuru Numarası: 2014/14510)

Karar Tarihi: 25/10/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; bir suç isnadı kapsamında mal varlığına tedbir

konulması ve bu tedbirin uzun bir süre devam etmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 5/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.

4. 2014/14510 numaralı bireysel başvuru ile aynı tarihte yapılan

2014/14511, 2014/14512, 2014/14514, 2014/14515, 2014/14517, 2014/14518 ve

2014/14519 numaralı bireysel başvuruların konu yönünden hukuki irtibatlarının

bulunması nedeniyle 2014/14510 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. 2014/14513

numaralı bireysel başvuru dosyası da yine aynı gerekçeyle 2014/14510 numaralı

bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru Tarihine Kadar

Yaşanan Gelişmeler

9. Başvurucu Kenan Budak, başvurucu Karaboğa Gıda Tarım

Hayvancılık ve Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin

(Şirket) nakliye işlerini yürüten çalışanı olup diğer başvurucular ise bu

Şirketin ortaklarıdır.

10. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucular hakkında

Şirket aracılığıyla resmî belgede sahtecilik, kara paranın aklanması,

kaçakçılık ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarını işledikleri

şüphesiyle 2003/156 soruşturma sayılı dosyasında ceza soruşturması

başlatılmıştır.

11. Soruşturma sırasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

18/7/2003 tarihinde başvurucuların bütün mal varlığına ve üçüncü kişiler

nezdindeki hak ve alacaklarına tedbir konulması talep edilmiştir. Mardin Sulh

Ceza Mahkemesinin aynı tarihli kararı ile başvurucuların bütün hak ve

alacaklarının dondurulmasına, tasarruf yetkilerinin tamamen kaldırılmasına,

mal, kıymetli evrak ve diğer değerlerin zaptına, hak ve alacaklar üzerine

ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda diğer başvurucuların

taşınmazları yanında başvurucu Şirketin Mardin ili Kızıltepe ilçesi Cumhuriyet

Mahallesi'nde bulunan 532 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına da

18/8/2013 tarihinde ihtiyati tedbir şerhi konulmuştur.

12. Cumhuriyet Başsavcılığının 15/3/2004 tarihli iddianamesi ile

başvurucuların resmî belgede sahtecilik, kara paranın aklanması, kaçakçılık ve

cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından cezalandırılmaları istemiyle

kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucuların 1998 yılında Irak'a çok az miktarda

göstermelik mal gönderip gerçekte ihraç etmedikleri mallar için ihracat yapmış

gibi sahte gümrük çıkış beyannameleri düzenledikleri ileri sürülmüştür.

İddianame ile ayrıca başvurucuların hayalî ihracata konu mallar için vergi

iadesi aldıkları, ihracata konu malların bedeli olarak gösterilen ve yurda

sokulan paranın kaynağının ise belli olmadığı belirtilmiştir.

13. Yargılama sırasında Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesince

(Mahkeme) yapılan 4/6/2004 tarihli oturumda, duruşmaya katılan başvurucular

Abdulkadir Karaboğa ve Şükrü Karaboğa'nın savunma ve sorguları tespit

edilmiştir. Mahkeme, çağrı kâğıdı tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya katılmayan

Mehmet Karaboğa, Bedrettin Karaboğa, Abdulmecit

Karaboğa, Halit Karaboğa ve Suut Karaboğa hakkında

ise zorla getirme kararı vermiştir. Öte yandan 17/5/2007 tarihinde Halit

Karaboğa, 24/7/2008 tarihinde de Suut Karaboğa,

Mehmet Karaboğa ve Bedrettin Karaboğa için yakalama emirleri çıkarılmış;

9/9/2008 tarihinde bu yakalama kararları yerine getirilmiştir. Mahkeme 27/10/2009

tarihli oturumda Adli Tıp Kurumundan imza karşılaştırması raporu alınmasına

karar vermiş, 23/3/2012 tarihli oturumda rapor sürecinin tamamlandığı

belirtilmiştir.

14. Mahkeme 26/9/2012 tarihinde, kaçakçılık, kara paranın

aklanması ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından açılan

davaların zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı düşürülmesine karar vermiştir.

Mahkeme, resmî belgede sahtecilik suçundan ise 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun 204 maddesinin (2) numaralı fıkrası, 43. maddesinin (1)

numaralı fıkrası ve 62. maddesinin uygulanarak gerçek kişi başvurucuların ayrı

ayrı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Mahkeme

ayrıca adli emanette kayıtlı eşyaların delil olarak saklanmasına, başvuruculara

ait taşınmazlar üzerine konulan tedbirlerin ise karar kesinleştiğinde

kaldırılmasına karar vermiştir.

15. Başvurucular 5/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. Başvuru Tarihinden

Sonra Yaşanan Gelişmeler

16. Karar temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19/11/2015

tarihli ilamıyla kara paranın aklanması ve cürüm işlemek için teşekkül

oluşturma suçlarından davanın düşürülmesine ilişkin hükümler onanmıştır. Daire,

kaçakçılık suçundan davanın düşürülmesine ilişkin hükmü ise hüküm tarihi itibarıyla

zamanaşımı süresinin geçmediğini belirterek bozmuş ancak temyiz inceleme gününe

kadar zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın düşürülmesine karar

vermiştir. Daire, resmî belgede sahtecilik suçundan da temyiz inceleme gününe

kadar zamanaşımının gerçekleşmiş olması nedeniyle davanın düşürülmesine karar

vermiştir.

17. Mahkeme 10/12/2015 tarihinde de Bedrettin Karaboğa adına

kayıtlı Mardin ili Kızıltepe ilçesi Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan 51 ada 4

ve 5 parsel ile 61 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin

kaldırılması için bildirimde bulunmuştur. Mahkeme ayrıca 24/12/2015 tarihinde,

başvuruculardan Şükrü Karaboğa adına kayıtlı Mardin ili Kızıltepe ilçesi

Koçhisar Mahallesi'nde bulunan 538 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki

ihtiyati tedbirin kaldırılması hususunda Kızıltepe Tapu Müdürlüğüne yazı

göndermiştir. Ayrıca başvurucu Şirkete ait 532 ada 1 parsel sayılı taşınmaz da

27/8/2013 tarihinde H.K.'ya satılarak tapuya tescil

edilmiştir. Mahkemece 13/1/2016 tarihinde ise Mersin Trafik Tescil ve Denetleme

Şube Müdürlüğünden başvurucular dışındaki sanıklardan biri olan M.D. adına

kayıtlı 33 B 4695 plaka sayılı araç üzerindeki tedbirin kaldırılması

istenmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Eşya veya kazancın muhafaza altına

alınması ve bunlara el konulması" kenar başlıklı 123. maddesi

şöyledir:

"(1) İspat aracı olarak yararlı görülen

ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri,

muhafaza altına alınır.

(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla

teslim etmediği bu tür eşyaya el konulabilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un

"El koyma kararını verme yetkisi" kenar başlıklı 127.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde

sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına

ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri,

el koyma işlemini gerçekleştirebilir."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Taşınmazlara,

hak ve alacaklara el koyma" kenar başlıklı 128. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun

işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan

kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her

türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her

türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık

paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

el konulabilir. Somut olarak belirlenen Bu

taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan

başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, el koyma işlemi

yapılabilir. ..."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

B. Uluslararası Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mülk sahibinin cezai

takibatın doğrudan bir tarafı olmadığı hâllerde dahi bu yargılama sırasında

mülk ile ilgili olarak bir tedbirin uygulanması durumunda Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin medeni hak ve yükümlülükler yönünden

uygulanabilir olduğunu değerlendirmiş (Ali

Esen/Türkiye, B. No: 74522/01, 24/7/2007, § 22; Yıldırım/İtalya (k.k.),

B. No: 38602/02, 10/4/2003; Rummi/Estonya, B. No: 63362/09, 15/1/2015, § 64;

C.M./Fransa (k.k.),

B. No: 28078/95, 26/6/2001); Ali

Esen/Türkiye kararında yargılamanın sonucunun başvurucu üzerinde

mülkiyet hakkı yönünden bir etkisinin mevcut olduğuna değinmiştir (Ali Esen/Türkiye, § 22). AİHM buna göre,

şikâyet edilen yargılamanın başvurucunun mülkiyet hakkını etkilediği

gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yapılan değerlendirme

neticesinde, devam eden yargılamada geçen süreyi dikkate alarak başvurucunun

makul sürede yargılama hakkının ihlaline karar vermiştir (Ali Esen/Türkiye, §§ 24-26). Rummi/Estonya kararında da AİHM, başvurucunun

kocasının mirasçısı olması nedeniyle kocasına ait değerli madenlere el

konulmasından ve müsaderesinden etkilendiğini vurgulamıştır. Sözleşme'nin 6.

maddesinin 1. fıkrasının söz konusu fıkra anlamında bir medeni hak olan

mülkiyet hakkı nedeniyle uygulanabilir olduğunu ifade eden AİHM, başvurucunun

bu medeni hakkına ilişkin uyuşmazlığın bir mahkeme tarafından karara bağlanması

hakkına sahip olduğunu ifade etmiş (Rummi/Estonya, § 64) ve Hükûmetin itirazını reddederek başvuruyu

adil yargılanma hakkı yönünden de incelemiştir. Aynı başvuruda AİHM, toplam 8

yıl 2 ay 14 gün süren yargılama nedeniyle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Rummi/Estonya, §§ 115-121).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular suç isnadı kapsamında kamu makamlarınca mal

varlığı, hak ve alacakları üzerine konulan tedbirler nedeniyle diledikleri gibi

tasarrufta bulunma imkânından yoksun bırakıldıklarını belirtmişlerdir.

Başvurucular ayrıca, bu tedbir 10 yılı aşkın bir süredir devam ettiği için

ticari faaliyetlerinin önemli ölçüde zarar gördüğünden yakınmışlardır.

Başvurucular bu sebeplerle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

27. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle derece mahkemelerinde ve olağan kanun yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması çerçevesinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 16-20).

28. Başvurucular öncelikle yargılama sırasında bütün mal

varlıkları üzerine tedbir konulduğundan yakınmışlardır. Gerçekten de soruşturma

sırasında Sulh Ceza Mahkemesinde başvurucuların bütün mal varlığı üzerine

tedbir konulmasına karar verildiği görülmektedir. Bununla birlikte başvuru

formu ve eklerinde başvurucuların hangi mal, hak ve alacakları yönünden fiilen

veya kayden tedbir konulduğu yönünde herhangi bir açıklamada

bulunulmamış; buna ilişkin hiçbir bilgi veya belge de ibraz edilmemiştir.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden dava dosyası incelendiğinde

ise yalnızca başvurucuların taşınmazlarının tapu kaydına tedbir şerhi konulduğu

görülmüştür (bkz. § 11). Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2012 tarihli

kararında da başvurucuların taşınmazları üzerine konulan tedbirin

kaldırılmasına karar verilmiş (bkz. § 14), karar kesinleştikten sonra da

başvurucular Bedrettin Karaboğa ve Şükrü Karaboğa adına kayıtlı taşınmazlar

üzerindeki tedbir şerhleri kaldırılmıştır. Hâlbuki başvurucuların bireysel

başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddia

ve şikâyetlerini somut bilgi, belge ve delillerle temellendirmesi gerekmektedir

(Bu konudaki genel ilkeler için bkz. S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20). Buna göre, Anayasa

Mahkemesinin başvurucuların yerine geçerek sunulmayan olgu ve vakıalardan

hareketle birtakım çıkarımlar yapması veya kendiliğinden bilgi, belge ve delil

toplaması mümkün değildir.

29. Başvuru konusu olayda ise başvurucular, sonradan üzerinden

tedbirin de kaldırıldığı anlaşılan taşınmazların dışında başkaca bir mal

varlıkları, hak veya alacakları üzerinde fiilen bir tedbir uygulandığını veya

böyle bir tedbirin uygulanmaya devam ettiğini ortaya koyamamışlardır. Bu

durumda başvuru konusu olayda başvurucuların şikâyetlerinin taşınmazları

üzerine hukuka aykırı ve ölçüsüz olarak tedbir uygulanması ve tedbirlerin uygulanmasının

makul süreyi aşması nedeniyle zarara uğradıkları iddiasıyla sınırlı olduğu

değerlendirilmektedir.

30. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine koşulları oluşmadığı hâlde

el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya

diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen

kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

31. Görüldüğü üzere kimi durumlarda, devam eden yargılamalarda

da tazminata hükmedilebildiği gözetildiğinde 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde düzenlenen yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığı el koyma

işleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini

imkânını sağlamaktadır (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14/12/2015 tarihli ve

E.2014/19906, K.2015/19237 sayılı ile 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435,

K.2013/21106 sayılı kararları). Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin daha önceki

kararlarında da 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolunun

bu şikâyetler açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul

ölçüde bir başarı imkânı sunduğu belirtilerek bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle bu yolun tüketilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Konu ile ilgili

çok sayıda karar arasından bkz. Mehmet Ali

Aslan, B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28; Yıldıray Soysal, B. No: 2014/14887, 17/11/2016, §§ 47-50; Nuray Işık, B. No: 2014/7561, 28/9/2016;

§§ 66-69).

32. Somut olayda başvuru tarihinden önce Mardin 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 26/9/2012 tarihli kararı ile başvurucuların taşınmazları

üzerindeki tedbir şerhlerinin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.

Karar kesinleştiğinde de Mahkemece 10/12/2015 ve 24/12/2015 tarihlerinde taşınmazlar

üzerindeki tedbir şerhleri kaldırılmıştır. Başvurucuların başkaca bir mal

varlıkları ile ilgili konulmuş veya devam eden bir tedbir olduğu da bireysel

başvuru kapsamında saptanamamıştır. Başvurucuların koruma tedbirleri nedeniyle

mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürdükleri zararların giderilmesi yönündeki

şikâyetlerine ilişkin olarak ise zararlarının tazmini bakımından etkin bir yol

olan 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma

imkânlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak başvurucular somut olayda bu

hukuk yoluna müracaat etmemişlerdir. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlaline

neden olduğu ileri sürülen iddialara ilişkin olarak başvuru yollarının usulünce

tüketilmediği anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasına

ilişkin başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Karaboğa Gıda Tarım

Hayvancılık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin

Şikâyeti Yönünden

34. Başvurucu Şirket, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

36. Anayasa'nın 36. maddesinde korunan adil yargılanma hakkının

kapsamı bu maddede düzenlenmemekle birlikte bu hakkın kapsam ve içeriği,

Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğer maddeleri ve Sözleşme'nin 6. maddesi

çerçevesinde belirlenmelidir (Latif

Hacıbekiroğlu, B. No: 2014/6011, 22/9/2016, § 31).

37. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar”ın ve bir “suç isnadı”nın

esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilmektedir.

Dolayısıyla bir uyuşmazlığın adil yargılanma hakkı kapsamında incelenebilmesi

için ya bir suç isnadına ilişkin bulunması ya da medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili olması gerekmektedir.

38. Somut olayda başvurucu Şirket, başvuruya konu ceza

yargılamasının tarafı değildir. Bu itibarla başvurucu yönünden somut olaydaki

uyuşmazlığın suç isnadına ilişkin olduğu söylenemez. Bununla birlikte, el koyma

veya müsadere kararı malikin mülkiyet hakkını etkilemektedir. Mülkiyet hakkının

bir medeni hak olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla ceza

mahkemesi tarafından yürütülse bile el koyma ve müsadereye ilişkin yargısal

sürecin medeni hak ve yükümlülükler kapsamında bir uyuşmazlık olduğunun kabulü

gerekir. Bu nedenle medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin adil yargılanma

güvencelerinin başvurucunun taşınmazlarına tedbir konulmak suretiyle el

konulmasına ilişkin yargısal süreç yönünden de uygulanması gerektiği sonucuna

ulaşılmaktadır (Musa Doğan ve Abdulhalik Ay, B. No: 2014/13154, 16/2/2017, §

44).

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 50, 52).

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

42. El koyma kararının başvurucunun mülkü üzerindeki etkisi

dikkate alındığında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının

başvurucu Şirketin mal varlığına ihtiyati tedbir konulduğu 18/8/2003 tarihi ile

el koymaya ilişkin sürecin kesinleştiği Yargıtay 7. Ceza Dairesinin kısmen

onama ve kısmen ise düşmeye ilişkin ilamın verildiği 19/11/2015 tarihi esas

alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda anılan ilkeler ve Anayasa

Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alınarak başvuruya

konu yargılama süreci incelendiğinde başvurucu yönünden yaklaşık 12 yıl 3 ay

sürdüğü anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

2. Diğer Başvurucuların

Şikâyetleri Yönünden

44. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

46. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

47. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

48. Somut olayda başvuruculardan Abdulmecit

Karaboğa'nın zorla getirme kararı yoluyla savunmasının alınabildiği,

başvurucular Suut Karaboğa, Mehmet Karaboğa,

Bedrettin Karaboğa ve Halit Karaboğa'nın ise haklarında yakalama emri

çıkarılmak durumunda kaldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla yargılamanın

uzaması bakımından bu başvurucuların da kusurları söz konusudur. Ancak dava

dosyası incelendiğinde başvurucular dışındaki sanıklar hakkında da zorla

getirme ve yakalama kararları verildiği görülmektedir. Ayrıca yaklaşık üç yıl

boyunca Adli Tıp Kurumundan rapor düzenlenmesinin beklendiği, bazı duruşmaların

çeşitli kurumlardan bilgi ve belge toplanması için talik edildiği, Cumhuriyet

savcısına esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere iki ayrı oturumda süre

verildiği ve heyet değişikliği nedeniyle duruşmanın talik edildiği de

görülmektedir. Ayrıca zamanaşımı nedeniyle düşürülen davada temyiz süreci de 3

yıl 2 ay sürmüştür. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 12 yıl 4 ay sürdüğü

anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

51. Başvurucular, ayrı ayrı manevi ve maddi tazminat

taleplerinde bulunmuşlardır.

52. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

53. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında -şikâyet konusu davadaki taraf sayısı da dikkate alındığında-

başvurucular Karaboğa Gıda Tarım Hayvancılık Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret

A.Ş., Abdulkadir Karaboğa, Kenan Budak ve Şükrü Karaboğa'ya ayrı ayrı net

12.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Diğer

başvuruculardan Abdulmecit Karaboğa, Suut Karaboğa, Mehmet Karaboğa, Bedrettin Karaboğa ve Halit

Karaboğa'ya ise yargılamanın uzamasında kısmen de olsa bu başvuruculara

atfedilebilecek gecikme dönemleri söz konusu olduğundan ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında şikâyet konusu davadaki

taraf sayısı da gözetilerek ayrı ayrı net 8.800 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Karaboğa Gıda Tarım Hayvancılık Turizm İnşaat

Sanayi ve Ticaret A.Ş., Abdulkadir Karaboğa, Kenan Budak ve Şükrü Karaboğa'ya

ayrı ayrı net 12.600 TL, başvurucular Abdulmecit

Karaboğa, Suut Karaboğa, Mehmet Karaboğa, Bedrettin

Karaboğa ve Halit Karaboğa'ya ayrı ayrı net 8.800 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2004/97, K.2012/141) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

1.

Abdulkadir KARABOĞA

2. Abdulmecit KARABOĞA

3. Bedrettin

KARABOĞA

4. Halit

KARABOĞA

5. Kenan

BUDAK

6. Mehmet

KARABOĞA

7. Suut KARABOĞA

8. Şükrü

KARABOĞA

9. Karaboğa

Gıda Tarım Hayvancılık Turizm İnşaat Sanayi

ve Ticaret

A.Ş.

Vekilleri

:

Av. Mahir

KARABOĞA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14510, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Başvuru Tarihine Kadar
  9. B. Başvuru Tarihinden
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. B. No: 28078/95, 26/6/2001); Ali
  14. V. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Mülkiyet Hakkının
  16. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli
  17. B. Makul Sürede Yargılanma
  18. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  19. C. Başvurucular Karaboğa Gıda Tarım Hayvancılık Turizm İnşaat
  20. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Gökcan
  23. Karaboğa
  24. Karaboğa
  25. Budak
  26. Karaboğa
  27. Karaboğa
  28. Karaboğa
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14510
Tarih
25 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Ali Bilbay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13550)
  • Kuddis Büyükakıllı Başvurusu (B. No: 2014/3941)
  • Cavide Sevinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10703)
  • Ercan Alanur Başvurusu (B. No: 2014/6869)
  • Muhammed Tanaşi Başvurusu (B. No: 2014/17534)
  • İ.y.ö. Başvurusu (B. No: 2015/18407)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.