İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cavide Sevinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10703)

1. Başvuru, tıbbi hata sonucu meydana gelen ölüm olayı üzerine

Başvuru No2014/10703Tarih5 Ekim 2017Okuma14 dk · 2.860 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cavide Sevinç Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
5 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/10703
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.860 kelime·14 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi hata sonucu meydana gelen ölüm olayı üzerine

açılan tam yargı davasının kısmen reddedilmesi ve davanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. İlk iki başvurucunun kızı ve diğer başvurucuların kardeşi

Özlem Tamer 12/11/2005 tarihinde 29 yaşında yaşamını yitirmiştir.

A. Başvurucuların Yakını Özlem Tamer'in

Hastaneye Başvurması ve Ölümü

9. Başvurucuların yakını Özlem Tamer 6/11/2005 tarihinde saat

18.20 sıralarında bulantı, kusma ve karın ağrısı şikâyeti ile İzmit Devlet

Hastanesi Acil Polikliniğine müracaat etmiştir. Burada muayene edilen hastanın

kan ve idrar tahlilleri incelenmiş, üriner enfeksiyon

ön tanısıyla hastaya serum ve ağrı kesici uygulanmıştır. Bu işlemlerden sonrakendisini daha iyi hissettiğini söyleyen hastaya,

ertesi gün ileri tetkik ve kontrol için üroloji polikliniğine başvurması

önerilerek saat 19.45'te hasta taburcu edilmiştir. Aynı gece rahatsızlanan

hasta, saat 03.20 sıralarında yine Hastanenin Acil Polikliniğine müracaat etmiş

ve sabaha kadar müşahede altında tutulmuştur. Bu sırada rahatladığını ifade

eden hastaya ileri tetkik ve tedavi içinüroloji

polikliniğine müracaat etmesi önerilerek hasta evine gönderilmiştir.

10. Hasta Özlem Tamer 7/11/2005 tarihinde saat 22.45'te yine

Hastanenin Acil Polikliniğine müracaat etmiştir. Burada yapılan bazı

tetkiklerden sonra genel cerrahi uzmanından konsültasyon istenmiştir. Genel

Cerrahi Uzmanı Dr. S.B., hastayı muayene etmiş ve hastanın Genel Cerrahi

Servisine yatırılmasına karar vermiştir.

11. Genel Cerrahi Servisine yatırılan hasta Özlem Tamer

8/11/2005 tarihinde gece saat 01.30 sıralarında akut apandisit ön tanısı ile

ameliyata alınmıştır. Ameliyat sonrasında hastanın olağan ağrı ve yakınmaları

olmuş ancak ameliyattan iki gün sonra 10/11/2005 tarihinde sabaha karşı hastada

ani bilinç kaybı görülmüştür. Bunun üzerine hasta önce özel bir hastaneye sevk

edilmiş, akabinde ise Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yoğun Bakım

Ünitesine alınmıştır. Bilinci kapalı şekilde Yoğun Bakım Ünitesine alınan hasta

solunum cihazına bağlanmış ve burada iki gün tedavi görmüştür. Genel durumu

kötü olan hastada ilerleyen dönemde kardiak arrest gelişmiştir. Yapılan müdahalelere rağmen

kurtarılamayan hasta 12/11/2005 tarihinde saat 01.30 sıralarında ölmüştür.

B. Tam Yargı Davası Süreci

12. Başvurucular 26/9/2006 tarihinde Sağlık Bakanlığına müracaat

etmiş ve anılan olay sebebiyle uğramış oldukları manevi zararlarının tazmin

edilmesi talebinde bulunmuşlardır. Sağlık Bakanlığı başvurucuların talebini

reddetmiştir.

13. Bunun üzerine başvurucular 8/12/2006 tarihinde Kocaeli 1.

İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. Başvurucular

dava dilekçesinde özetle yakınlarının ölümüne İzmit Devlet Hastanesinde görev

yapan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. S.B.nin sebebiyet

verdiğini belirterek toplamda 290.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

14. Yaşanan olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas

Kurulundan bilirkişi raporu alınmıştır. Raporun sonuç kısmında "(...)

bulantı, kusma ve karın ağrısı şikâyetiyle giden, sağ alt kadranda hassasiyet

olan hastada akut apandisit düşünülerek apendektomi

yapılmasının endikasyonunun (gerekliliği) doğru

olduğu ancak, ameliyat sonrası hastaneye geliş şikâyetleri aynen devam etmesine

rağmen kan elektoritlerinin hiç araştırılmamış olduğu

ve mevcut patoloji anlaşılmadan hastanın sevk edildiği, başvurduğu hastanede

gerekli tetkikler yapılarak uygun tedaviye başlanıldığı ancak geç kalındığı,

geri dönüşümsüz evreye girdiği için hastanın muhtemelen dehidretasyon

ve elektrolit dengesi bozukluğundan kaybedildiği, bu nedenle İzmit Devlet

Hastanesinde ameliyat sonrası yapılan takip ve tedavinin uygun olmadığı

(...)" belirtilmiştir.

15. İdare Mahkemesi 11/7/2008 tarihli kararla davanın kısmen

kabulüne karar vermiş ve başvurucular lehine toplam 35.000 TL manevi tazminata

hükmetmiştir. Mahkeme, İzmit Devlet Hastanesinde ameliyat sonrasında yapılan

takip ve tedavinin tıp kurallarına uygun olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla

sabit olduğunu, başvurucuların yakını Özlem Tamer'in ölümünde hizmet kusurunun

bulunduğunu belirtmiştir.

16. Tarafların temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesi 1/7/2009

tarihli ilamla tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle söz konusu kararı

bozmuştur. Danıştay bozma gerekçesinde, hükmedilen manevi tazminat miktarının

idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığına özellikle vurgu

yapmıştır.

17. İdare Mahkemesi bozma üzerine yaptığı yargılama sonucunda

4/5/2011 tarihinde başvurucular lehine toplam 85.000 TL manevi tazminata

hükmetmiştir. Temyiz edilen karar, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 9/5/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.

18. Başvurucuların karar düzeltme talebi, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 18/3/2014 tarihli ilamıyla

reddedilmiştir.

19. Bu karar, başvurucular vekiline 26/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucular 24/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular, İzmit Devlet Hastanesinde görevli Dr. S.B.

tarafından yapılan hatalı ameliyatın ve ameliyat sonrasındaki tedavinin doğru

uygulanmamasının yakınları Özlem Tamer'in ölümüne sebebiyet verdiğini ileri

sürmüştür. Başvurucular, yakınlarına uygulanan tıbbi müdahalenin özen içinde

yapılmadığını, nitekim bu durumun Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğunu,

derece mahkemelerince tespit edilen manevi tazminat miktarının çok düşük

olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının yaşadıkları üzüntü ve kederi

karşılamaktan uzak olduğunu belirtmiştir. Başvurucular, bu nedenlerle dava ile

talep ettikleri 290.000 TL manevi tazminatın reddedilen 205.000 TL'lik kısmının

idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte

tahsiline karar verilerek mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmişlerdir.

23. Başvurucular ayrıca 2006 yılında başlayıp 2014 yılında

tamamlanan söz konusu yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını da ileri

sürmüş ancak bu konuda tazminata karar verilmesini talep etmemişlerdir.

24. Başvurucular, yukarıdaki iddialarla Anayasa'nın 2., 17.,

36., 37., 38. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucular temel

olarak yakınları Özlem Tamer'in tıbbi hata sonucu yaşamını yitirmesinden,

açtıkları davada hükmedilen tazminat miktarının düşük olmasından, tam yargı

davasının makul bir sürat ve özenle yürütülmemesinden yakınmaktadır.

Başvurucuların Özlem Tamer'in tıbbi hata sonucu yaşamını yitirdiği ve açılan

tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğu yönündeki

iddiaları Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının maddi

yönü ile ilgili olduğundan bu iddiaların bir bütün hâlinde yaşam hakkının maddi

yönü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tam yargı davasının

makul sürede tamamlanmadığı yönündeki şikâyet ise yaşam hakkının usul boyutu

yönünden ayrı bir başlık altında incelenmiştir.

26. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

27. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Yaşam Hakkının Maddi Yönünün İhlalEdildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucular, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 22)

yaşam hakkının maddi yönünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru, ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §

41). Somut olayda başvurucular, ölen kişinin annesi, babası ve kardeşleridir.

Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

30. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi açısından idari makamlar

ve derece mahkemeleri tarafından başvurucular lehine bir tedbir ya da kararın

alınması suretiyle ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin

uygun ve yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu

ileri sürülemeyecektir (Sadık Koçak ve

diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83).

31. Mağduriyetin giderilmesi, özellikle ihlal edildiği ileri

sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu kararın

ardından ilgili açısından uğradığı zararların devam edip etmediğine bağlıdır.

Başvuruculara sunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı,

söz konusu anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının tamamının

değerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun

mağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamanda

idari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da

bağlı olabilecektir (Sadık Koçak ve

diğerleri, § 84).

32. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

bağlamında mağduriyetin giderilip giderilmediğinin tespiti açısından kasten ya

da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları ile ihmal

sonucu meydana gelen ölüm olayları arasında bir ayrım yapmak gerekir (Mehmet Aydoğan ve Nufer

Aydoğan, B. No: 2013/3775, 14/4/2016, § 55).

33. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda Anayasa'nın 17. maddesi gereğince

devletin ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı

ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

34. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam

hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise

"etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük, her

olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve

hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

35. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri

göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek

için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -bireyler kendi

inisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun- insanların

hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamada

bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın 17. maddesinin

ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 60).

36. Mevcut başvurunun koşulları bireysel başvuru formu ve

eklerinde sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelendiğinde başvurucuların

yaşadığı üzüntü verici olayın kasti bir tutumdan kaynaklandığını gösteren

herhangi bir bulgu olmadığı gibi olayın meydana geldiği koşulların, bu bağlamda

herhangi bir şüphe uyandırmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucular da söz konusu

olayın ilgili sağlık personeli tarafından kasti şekilde gerçekleştirildiği

yönünde bir iddia ileri sürmemiştir. Başvurucular, idarenin sağlık hizmetinin

yerine getirilmesi sırasındaki kusuru nedeniyle ölümün meydana geldiğini ve

olaya ilişkin davada uygun ve yeterli tazminata karar verilmemesi nedeni ile

mağduriyetlerinin giderilmediğini iddia etmektedir.

37. Bu durumda öncelikle idare aleyhine açılan tam yargı

davasında derece mahkemeleri tarafından idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun

tartışmaya yer vermeyecek şekilde tespit edilip edilmediğinin değerlendirilmesi

gerekmektedir. Bu değerlendirmenin ardından başvurucuların davanın koşulları

çerçevesinde yeterli ve uygun tazminata karar verilmediği iddiası

değerlendirilmelidir.

38. Kocaeli 1. İdare Mahkemesi somut olay hakkındaki

değerlendirmesinde İzmit Devlet Hastanesinde ameliyat sonrasında yapılan takip

ve tedavinin tıp kurallarına uygun olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit

olduğunu belirterek başvurucuların yakını Özlem Tamer'in ölümünde hizmet kusuru

bulunduğu kanaatine varmış ve başvurucuların zararlarının hizmet kusuru

ilkesine göre karşılanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 15). Somut

olayda başvurucuların yakını Özlem Tamer'in ölümünden idarenin sorumlu

olduğunun tespit edilmesi, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının ihlal edildiğinin ve yaşam hakkının devlete yüklediği yaşamı

koruma pozitif yükümlülüğünün (yaşam hakkının maddi yönünün) idare tarafından

yerine getirilmediğinin derece mahkemelerince açıkça kabul edildiği anlamına

gelmektedir.

39. Dolayısıyla bu noktada başvurucuların söz konusu davada

ihlale ilişkin olarak karar altına alınan tazminatın yetersiz olduğu iddiasının

değerlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle İdare Mahkemesi kararında açık bir

şekilde ihlal tespiti yapılarak başvurucular lehine toplamda 85.000 TL manevi

tazminata hükmedildiği görülmektedir. Kararda ayrıca, hükmedilen manevi

tazminat miktarına idareye başvuru tarihi olan 26/9/2006 tarihinden ödeme

tarihine kadar yıllık yasal faiz işletilmesine de karar verilmiştir.

40. Davanın koşullarına göre belirlenen tazminat miktarı ile

başvurucuların uğradığı zararlar arasında açık bir orantısızlık bulunmadığı

görülmektedir. İdare Mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik tespit edilmediğinden Anayasa Mahkemesinin

tazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda derece mahkemelerinin takdir

yetkisine müdahalesi söz konusu olamaz.

41. Bu itibarla derece mahkemeleri tarafından, sağlık

hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında gerçekleştirilen hizmet kusuru

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğinin tartışmaya yer bırakmayacak şekilde

belirlendiği ve ihlale karşılık olarak uygun ve yeterli tazminata karar

verildiği olayda başvurucuların söz konusu ihlal nedeniyle yeterli tazminata

karar verilmediğini ileri sürerek mağduriyetlerinin giderilmediği iddiasının

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yaşam Hakkının Usul

Yönünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

44. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ile maddi

ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında devletin yerine getirmek zorunda

olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin boyutu, yaşanan ölüm olayının veya

bireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesine sebep olan vakaların tüm

yönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan

bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak ve

diğerleri, § 94).

45. Yaşam hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili olması

için diğer bazı şartların yanı sıra soruşturmanın makul bir sürat ve özenle

yürütülmesi gerekir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96). Yaşam

hakkı ile maddi ve manevi varlığın korunması hakkı kapsamında yürütülecek olan

ceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve

idari yargıda açılacak tazminat davalarının da makul derecede ivedilik ve özen

şartını yerine getirmesi gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara

ilişkin yürüttükleri yargılamalarda, Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği

seviyede derinlik ve özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde

yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Zira derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet,

yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer yaşam hakkı

ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel

olacaktır (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110).

46. Tıbbi ihmallerden kaynaklandığı ileri sürülen ihlal

iddiaları açısından ayrıca belirtmek gerekir ki sağlık kurumlarında işlenen

kusurlu eylemlerin bilinmesi, ilgili kurumlara ve sağlık personeline potansiyel

kusurlarını giderme ve benzer hataların meydana gelmesini önleme imkânı vermesi

bakımından büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu tür olaylara ilişkin

soruşturma veya davaların hızlı bir şekilde incelenmesi, sağlık hizmetlerinden

faydalanan tüm bireylerin güvenliği için son derece önemlidir (İlker Başer ve diğerleri, B. No:

2013/1943, 9/9/2015, § 76).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

47. Başvurucular, 2006 yılında başlayıp 2014 yılında tamamlanan

yargılamanın makul sürede neticelenmediğini ileri sürmüştür.

48. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayı üzerine açılan tam

yargı davasının makul bir sürede sonuçlandırılmadığı yönündeki şikâyetin yaşam

hakkının usul boyutu yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (bkz. §

25).

49. Başvuruya konu yargılama süreci bu kapsamda incelendiğinde

başvurucuların yaşanan ölüm olayı üzerine 26/9/2006 tarihinde Sağlık

Bakanlığına müracaat ettiği, akabinde ise Kocaeli 1. İdare Mahkemesinde tam

yargı davası açtığı, İdare Mahkemesinin 11/7/2008 tarihli kararıyla

başvurucular lehine toplamda 35.000 TL manevi tazminata hükmedildiği ancak bu

kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 1/7/2009 tarihli ilamıyla tazminat

miktarının az olduğu gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama

neticesinde 4/5/2011 tarihinde başvurucular lehine toplamda 85.000 TL manevi

tazminata hükmedildiği ve bu kararın Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 18/3/2014 tarihli ilamı neticesinde kesinleştiği görülmektedir.

50. Başvuruya konu davanın karmaşık bir nitelik arz etmemesi ve

başvurucuların davanın uzamasında hiçbir dahlinin olmaması gibi hususlar

dikkate alındığında somut olaya ilişkin yargılamanın 8 yıla yakın bir sürede

sonlandırılmasının makul olduğu söylenemeyecektir.

51. Dolayısıyla başvuruya konu davanın, daha sonra ortaya

çıkabilecek benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde sahip olunan önemli rolün

zarar görmesine neden olabilecek şekilde makul süratte yürütülmediği sonucuna

varılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşama hakkının usul yönünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

53. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

54. Somut olayda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

55. Başvurucular yakınlarının ölümü nedeni ile talep ettikleri

manevi tazminatın başvuruya konu dava sonucunda reddedilen miktarını

-205.000 TL- talep etmişler, söz konusu davanın makul süratte

yürütülmemesi nedeni ile tazminata karar verilmesini ise talep etmemişlerdir.

Dolayısıyla başvurucuların manevi tazminata ilişkin taleplerini yaşam hakkının

maddi boyutu ile açıkça sınırlandırdıkları, yaşam hakkının usule ilişkin boyutu

kapsamında ise tazminat talep etmedikleri sonucuna varılmıştır.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının maddi yönünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul yönünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Kocaeli 1. İdare Mahkemesine

(E.2011/398, K.2011/454) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucular

:

1. Cavide SEVİNÇ

2. Talip

TAMER

3. Hakan

TAMER

4. Melek

KAVAS

5. Tarkan

TAMER

Vekili

:

Av. Mehmet

BİLİCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10703, 5 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucuların Yakını Özlem Tamer'in
  7. B. Tam Yargı Davası Süreci
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucular temel
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  13. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  14. C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL
  15. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. E. Kararın bir örneğinin Kocaeli 1. İdare Mahkemesine
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Tamer
  21. Tamer
  22. Kavas
  23. Tamer
  24. Bilici
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10703
Tarih
5 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Ercan Alanur Başvurusu (B. No: 2014/6869)
  • Muhammed Tanaşi Başvurusu (B. No: 2014/17534)
  • İ.y.ö. Başvurusu (B. No: 2015/18407)
  • Ali Hıdır Akyol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17510)
  • Mehmet Karataş Başvurusu (B. No: 2014/12925)
  • G. D. Başvurusu (B. No: 2014/1811)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.