İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulkahar Aksoy Başvurusu (B. No: 2018/15096)

1. Başvuru, hükümlünün göndermek istediği mektuba

Başvuru No2018/15096Tarih16 Aralık 2020Okuma20 dk · 3.960 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulkahar Aksoy Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/15096
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.960 kelime·20 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, hükümlünün göndermek istediği mektuba

sakıncalı olduğu gerekçesiyle el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 10/5/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz

Kurumu) PKK terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak bulunan başvurucu

20/2/2018 tarihinde gazeteci Ç.T.'ye iki sayfadan oluşan bir mektup göndermek

istemiştir.

8. Başvurucu, mektupta ceza infaz kurumunda yaşadığını

iddia ettiği sorunları dile getirmiştir. Bu kapsamda sıcak su verilmediğinden,

kalorifer ısısının yetersiz olduğundan, arama sırasında özel eşyalarının

dağıtılarak ortalığa saçıldığından, radyo, kitap ve defterlerine el

konulduğundan, masa, sandalye, tabak, çatal ve benzeri eşyaların kantinde fahiş

fiyatla satıldığından, hastaneye sevk edilmediğinden, siyasi kimliklerinden

dolayı ayrımcılığa maruz kaldıkları gibi saldırı tehdidi altında olduklarından,

ortak etkinliklere çıkarılmadıklarından yakınmıştır. Bir memurun insanların

boğazını sıkıp istediğini darp etmeye muktedir olduğu bir devletin ve hukukun

güçsüz olduğunu ifade eden başvurucu son olarak yaşadığı sorunlara gazetede yer

verilmesini talep etmiştir.

9. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun (Disiplin Kurulu)

1/3/2018 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla mektubun muhatabına

gönderilmemesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; mektupta sıcak suyun

verilmediği, kısmi ve genel aramaların saatlerce sürdüğü, ellerindeki kitap ve

yazmış oldukları şiir, öykü, yazı ve defterlere idarenin tamamen keyfî tutumla

el koyup soruşturma açarak keyfî cezalar verdiği, aynı şekilde radyolarına da

keyfî tutumla el koyduğu, hastaneye götürülmedikleri ve bunun sebebinin idare

olduğu, son olarak da kurumdaki sıradan bir infaz ve koruma memuru tarafından

bile zamansızca ve sebepsizce darp edildikleri şeklinde ifadelere yer verilmesi

nedeniyle, görevli memurun hedef gösterildiği ve küçük düşürüldüğü, ayrıca

mektupta yalan yanlış beyanların bulunduğu vurgulanmıştır.

10. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı

Ödemiş İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan şikâyet 13/3/2018 tarihli

kararla reddedilmiştir. Kararda; mektubun kurumun asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, kişi ve kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan ve yanlış ifadeler içerdiği belirtilmiştir.

11. Başvurucunun karara karşı itirazı Ödemiş Ağır Ceza

Mahkemesinin 29/3/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde,

itiraz konu kararın usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer

verilmiştir. Karar 12/4/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 10/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

13. İlgili hukuk için bkz. (Ahmet Temiz B. No:

2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No: 2017/36327,

10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669, 10/3/2020, §§

15-28; Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri, B. No: 2017/16227, 10/3/2020, §§

18-31).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

15. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini

ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

16. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu; mektubunun gönderilmemesi nedeniyle

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini, mektup içeriğinin ceza infaz kurumu

şartlarının eleştirisi niteliğinde olduğunu, ceza infaz kurumunda uğradığı

haksızlıkları deneyimli bir gazeteciye iletmek suretiyle kamuoyunun bilgisine

sunmak istediğini, sonuç olarak mektubun alıkonulmasının demokratik bir

toplumda gerekli ve ölçülü olmadığını ileri sürmüştür.

18. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat hükümleri

hatırlatıldıktan sonra Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi

kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki tespit ve

sonuçların yasanın uygulanması niteliğinde olduğu, bu anlamda Anayasa'da yer

alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca

başvurucunun haberleşme hürriyetinin ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz

ve doğal sonuçları ile ceza infaz kurumunun düzeni, güvenliği ve suçun

önlenmesi meşru amacı temelindeki kamu yararı arasındaki denge gözetilerek

sınırlandırıldığı hususu vurgulanmıştır. Öte yandan başvurucu hakkındaki

kararların olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı bir zamanda verilmiş

olduğu, Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında inceleme yapılması gerektiği ifade

edilmiştir.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;

mektubun ceza infaz kurumu şartlarını eleştirmek amacıyla yazıldığını,

içeriğinde yalan yanlış bilgiler veya görevli memurları hedef gösteren

ifadelere yer verilmediğini, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin

olağanüstü hâl ile gerekçelendirilmesinin hukuki olmadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

20. Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine

sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere

bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış

merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir.”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun Disiplin

Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür

başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz,

B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 23; Özkan Kart (2), B. No:

2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, §

23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız,

B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275,

6/10/2015, § 24; Tayfur Tunç, § 36; Rıdvan Türan, § 36). Somut

başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı

anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

23. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde de

herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu

düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,

haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun

haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında,

bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine

konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik

posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme

faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamında

değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,

16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).

24. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.

Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla

haberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte

haberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara

tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; Ahmet

Temiz, § 32).

25. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermek

istediği mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar

vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun

haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

26. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın

22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun

olmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,

...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

27. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir

(Ahmet Temiz, § 36).

(1) Kanunilik

28. Anayasa'nın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşme

hürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin

yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli

bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (Ahmet

Temiz, §§ 37, 38).

29. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,

somut olayda da uygulanan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infaz

kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni

dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti

yapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan Anayasa'nın haberleşme

hürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu

sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne

uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra

üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları

kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§

74-76; Ahmet Temiz, § 41).

(2) Meşru Amaç

30. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşru

kabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet

Temiz, § 47).

31. Somut olayda haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalenin Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamu

düzeninin ve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamda

yazışmaların denetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

32. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §

27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §

65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa ve

Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya

(2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 62).

33. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumda

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması

durumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).

34. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır

ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek

üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük

ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki

kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

35. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat

Üstündağ, § 46).

36. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen

amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

(b) Hükümlü ve

Tutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme Hürriyetine

Yapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun Denetiminde

Gözetilmesi Gereken Hususlar

37. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve

almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya

ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara

yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Kahraman

Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; Orhan

Bingöl, B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No:

2016/58482, 11/9/2019, § 33, 34).

38. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması

gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa Kaya

(2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

39. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet

Temiz, §§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık ise

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler

için bkz. Mehmet Koray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No:

2015/15982, 6/2/2019, § 36).

40. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale

bakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi

gerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük

önem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve

özgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve

orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü

vardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla haberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince

ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler

Anayasa'nın 22. maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 67, 68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan

(3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, B.

No: 2013/2072, 3/2/2016, §§ 43, 44).

41. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer

başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan

gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek

makul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyi

haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü

olgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerle

açıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerle

ceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarak

gerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri

hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve

telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise

gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararında

veya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olması

ilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), §

67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58;

Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3),

2013/3828, 1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830,

18/11/2015, §§ 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§

67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; Mustafa

Aydin, § 74; Akif İpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§ 80, 81; Mehmet

Sabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali Karsu, B.

No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251,

12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068,

28/1/2020,§§ 35, 36).

ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğu

da yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhataba

gönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzenini

tehlikeye düşüreceğinin açıklanması gerekir. Muhatabın kim olduğuna yönelik

olarak imkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısal

makamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılması

gerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ile ilgili

olarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; Süleyman

Araç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına ve

vasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),

§§ 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Abdulvahap

Kavak,§ 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Kahraman

Güvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:

2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilen

mektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;

gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §

60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplum

kuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarak

bkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:

2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,

§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,

§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,

§ 71).

iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmede

mahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate

alınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §

48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; Veysel

Kaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:

2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §

69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olan

etkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasında

motivasyonu artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerinde

gösterilmesi gerekmektedir.

iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde

mektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalı

olduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubun

gönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığı

değerlendirilmelidir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindeki

müdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3),

§§ 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31;

Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6),

B. No: 2013/5034, 9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951,

18/2/2016, § 46; Turan Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No:

2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan Kart (2), § 72).

(c) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Başvurucu, bulunduğu ceza infaz kurumunun koşullarını

ve haksız olduğunu düşündüğü uygulamaları bir gazeteciye mektup yazarak sesini

duyurmak istemiştir.

43. Mektubu denetleyen Disiplin Kurulu, mektupta yer alan

ifadelerin kurum görevlilerini hedef gösteren ve küçük düşüren, yalan ve yanlış

ifadeler olduğunu belirterek mektubu tamamen sakıncalı bulmuştur.

44. 5275 sayılı Kanun'un hükümlünün mektup alma ve

gönderme hakkını düzenleyen 68. maddesine göre mektupta yer alan yalan ve

yanlış bilgilerin kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek nitelikte olması

gerekmektedir. Dolayısıyla kişi veya kuruluşlar üzerinde ceza infaz kurumundaki

yaşamla ilgili kaygı uyandıracak önem ve kapasitede olmayan, muhatabınca

üzerinde durulmaya değer görülmeyecek birtakım şikâyetlerin dış dünyayla

paylaşılması 5275 sayılı Kanun'da müdahale gerekçesi olarak düzenlenmemiştir.

45. Başvurucunun mektubunda şikâyet ettiği oda ısısının

ve banyo suyunun uygun sıcaklıkta olmaması, kantin fiyatlarının yüksek olması

gibi konular subjektif, farklı değerlendirmeye açık ve tartışılabilir

konulardır. Diğer taraftan başvurucu, arama sırasında özel eşyalarının ortaya

saçıldığı, radyo, kitap ve defterlerine el konulduğu, hastaneye sevk edilmediği

ve ortak etkinliklere çıkarılmadığı gibi doğrulanabilir iddialar ileri

sürmüştür. Disiplin Kurulu kararında bu iddiaların neden yanlış olduğu somut

bilgi ve belgeye dayalı olarak açıklanmadığından başvurucunun ifadelerinin

mutlak bir şekilde yalan ve yanlış bilgi olarak değerlendirilmesi

anlaşılamamıştır. Ayrıca Disiplin Kurulunun söz konusu iddiaların kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek nitelikte olduğuna dair bir gerekçe sunmadığı

gözlenmiştir.

46. Disiplin Kurulunun kurum görevlilerinin hedef

gösterildiği gerekçesine gelince; başvurucu devletin bir memurunun insanların

boğazını sıkıp istediğini darp etmesinin devletin ve hukukun güçsüz olduğunun

göstergesi olduğu yönünde genel bir düşünce beyanında bulunmuş ancak belli bir

tarih, olay ve kişi belirtmemiştir. Dolayısıyla kurum görevlilerinin hedef

gösterildiği yönündeki Disiplin Kurulu gerekçesi ikna edici, olayla ilgili ve

yeterli nitelikte görülmemiştir.

47. Sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması,

suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına

yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut bilgilere dayalı olarak

ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucunun göndermek istediği

mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili

ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir

toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir

mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucu ihlalin tespitini ve 10.000 TL manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

51. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

53. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

54. İncelenen başvuruda başvurucunun mektubunun

gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Ceza İnfaz Kurumun işleminden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte mahkeme de ihlali giderememiştir.

55. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

56. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

57. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik

ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Ödemiş İnfaz Hâkimliğine (E.2018/428 sayılı dosya) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için Ödemiş Ağır Ceza

Mahkemesine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Engin GÜNDÜZ Başvurucu : Abdulkahar AKSOY Vekili : Av. Faik Özgür EROL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/15096, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Haberleşme
  15. C. 6216 Sayılı
  16. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin
  17. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan
  18. D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik
  19. F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  20. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/15096
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Turgut Tamaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/340)
  • Metin Çapar Başvurusu (B. No: 2018/12551)
  • A.g. Başvurusu (B. No: 2018/6143)
  • Fesih Çağlayan Başvurusu (B. No: 2017/31971)
  • Feride Gökvardar Başvurusu (B. No: 2016/72747)
  • M.r.t.a.ş. Başvurusu (B. No: 2017/38233)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.