İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Çapar Başvurusu (B. No: 2018/12551)

1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştirilerden dolayı

Başvuru No2018/12551Tarih16 Aralık 2020Okuma15 dk · 3.039 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Metin Çapar Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/12551
R.G. Tarih ve Sayı
23/2/2021-31404
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.039 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştirilerden dolayı

verilen adli para cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. 1973 doğumlu olan başvurucu, Mersin'de ikamet

etmektedir. Müşteki ise başvuruya konu ifadelerin kullanıldığı dönemde

Cumhuriyet Halk Partisinden Mersin Mut belediye başkan adaylığı ile Mersin

milletvekili adaylığı bulunan aktif bir siyasetçidir.

10. Müşteki 9/5/2015 tarihinde Facebook isimli

sosyal paylaşım sitesinde, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in ölüm yıl dönümü

olması nedeniyle şu paylaşımda bulunmuştur:

"7'nci Devlet Başkanı Orgeneral

Kenan Evren: Ebediyete intikal etti.

Hakkında çok sözler edildi Kenan Evren

paşanın. Hatta yargılandı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme

kararı Yargıtay sürecinden geçmediği için, davanın ortadan kaldırılmasına karar

verilerek, verilen kararın bir anlamı kalmayacak hukuken. Kaldı ki günümüzde

Yargıtay onamasından geçen bir çok dava bile AYM tarafından hukuk ihlali ile

nitelendirilmiş ve yeniden yapılan yargılamalarda beraat kararları çıkmıştır.

Her şey bir kenara, 12 Eylül 1980

öncesini bizatih yaşamış birisi olarak diyorum ki Tarihsel olayları, olayların

gerçekleştiği zaman dilimi itibari ile içinde bulunulan koşul ve şartların

gerçeklerine göre değerlendirmek gerekir.

Aynı zamanda Subaylık yapıp Kararnamemde

de imzası olan 7'nci Cumhurbaşkanımız Kenan Evren'e Yüce Rabbimden Rahmet Diliyorum.

Mekanı Cennet Olsun."

11. Başvurucu ise müştekinin paylaşımı ile ilgili olarak

şu ifadeleri kullanmıştır:

"Bir partili olarak bu açıklamanıza

bir yerlerimle gülerim. Bu ne siyaset bilmezliktir. Bu politikanızla siz

bitmişsiniz ve arkanızdan rahmet okuyan yok."

12. Müşteki, 20/5/2015 tarihinde, başvurucunun hakaret

suçundan cezalandırılması istemiyle hakkında şikâyette bulunmuştur. Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığı 10/9/2015 tarihli iddianame ile başvurucunun hakaret

suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir.

13. Yargılamayı yapan Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi

(Mahkeme) 7/2/2018 tarihinde başvurucunun hakaret suçundan 1.740 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...yapılan yargılamada elde

edilen delillere göre sanık Metin Çapar'ın, Kenan Evren'in ölümü nedeniyle

sosyal paylaşım sitesinde yazdığı mesajın altında yaptığı yorumda katılanı

kastederek 'Bir partili olarak bu açıklamanıza bir yerlerimle gülerim. Bu ne

siyaset bilmezliktir. Bu politikanızla siz bitmişsiniz ve arkanızdan rahmet

okuyan yok...' şeklinde beyanda bulunmak suretiyle internet ortamında katılana

karşı alenen hakaret suçunu işlediği sübuta ermekle, eylemine uyan TCK'nın

125/1-4, 62 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın 17/5/2016 tarihli

ek savunmasında hakkında CMK'nın 231/5 maddesinin uygulanmasına muvafakat

göstermediği anlaşılmakla, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün

açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve

aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

14. Bu karar başvurucuya 9/4/2018 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 19/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur, şeref ve

saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden

... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran

kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır...

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli,

yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada

belirtilen cezaya hükmolunur."

B. Uluslararası

Hukuk

16. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Koray Çalışkan,

B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-23; Kemal Kılıçdaroğlu, B.

No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-37.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; paylaşımında hakaret içerikli herhangi bir

ifadenin bulunmadığını, müştekinin ikamet ettiği seçim bölgesinde seçmeni

olduğu partiden milletvekili adayı olması nedeniyle yapmış olduğu açıklamayı

eleştirdiğini beyan etmiştir. Başvurucu, siyasetçilerin kendilerine yönelik

eleştirilere karşı daha tahammüllü olması gerektiğini ifade ederek müştekiye

yönelik eleştiri mahiyetindeki paylaşımlarından dolayı cezalandırılmasının

ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde; siyasilerin, üst düzey

bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişilerin diğer insanlara nazaran ağır

eleştirilere daha fazla katlanmak zorunda oldukları ancak eleştirinin kırıcı,

şok edici ya da rahatsız edici olsa bile hakarete varmasının kabul

edilemeyeceği, ifade özgürlüğü bakımından eleştiri ile hakaret arasındaki ince

çizginin toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre kişilerin ifade

özgürlüğü ile mağdurun birey olarak onur ve şerefi arasındaki denge de

gözetilmek suretiyle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğine

karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

21. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma

hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini

söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve

yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın

haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…"

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

23. Başvurucu hakkında bir siyasetçiye yönelik

paylaşımları nedeniyle adli para cezasına hükmedilmiştir. Söz konusu mahkeme

kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

24. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,... demokratik toplum düzeninin...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

25. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından

öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp

sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

26. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla

sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

27. Müdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplum Düzeninin Gerekleri Kavramı

28. Anayasa Mahkemesi demokratik toplum düzeninin

gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsal

bir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır.

Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No:

2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede

belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa

Mahkemesinin denetimindedir.

(b) Ölçülülük

29. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi

bir sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla

birlikte- temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81,

18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir

Coşkun, §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için

ayrıca bkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55; Mehmet Ali Aydın, §§

70-72).

(c) İfade

Özgürlüğünün Kapsamı

30. Diğer taraftan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci

fıkrası, ifade özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade

özgürlüğü siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları

gibi her türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B.

No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 40).

(d) Temel Hak

ve Özgürlüklerin Kullanımında Ödev ve Sorumluluklar

31. Demokratik bir toplumda siyasetçileri eleştirme ve

onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26.

maddesi tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Somut

başvuruyla bağlantılı olarak söylenecek olursa siyasetçilere yönelik

eleştirilerin kişilerin itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu,

kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları

ödev ve sorumluluklara gönderme yapan "Temel hak ve hürriyetler,

kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da

ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci

fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26. maddenin ikinci fıkrasında

yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına herkes

için geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir (örnek

kararlar için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,

25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih

Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, § 43).

Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü

kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın demokratik

bir toplumda gerekli olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünü

görmezlikten gelmeyecektir.

(e) Bireyin

Şeref ve İtibarının Korunması

32. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre

ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade

özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de

başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı,

kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan

Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44) Devlet, bireyin

şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184,

16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, §

33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, § 44). Bununla beraber

elbette siyasetçilerin de şöhretlerini koruma hakları vardır.

33. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır (siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58;

kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran,

§ 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner

(2), § 82; tanınan ve siyasete hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili

olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).

(f) İfade

Özgürlüğü ile Şeref ve İtibarın Korunması Hakkı Arasındaki Adil Denge

34. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucunun

müdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının

müdahale edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengenin

gözetilip gözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27; İlhan

Cihaner (2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar

arasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucunun kullandığı ifadelerin

türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik

kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile

getirildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin, ilgili

kişilerin önceki davranışlarının ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan

ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi

gerekir (Nilgün Halloran, § 44; Ergün Poyraz (2), § 56; Kadir

Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§

66-73). Bunun için başvurucu tarafından söylenen sözlerin yapılan konuşmanın

tamamı ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde

değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, §

45).

35. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin

belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa

Mahkemesinin denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir kısıtlamanın

ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki

sahibi olan iç hukuktaki son mercidir (Sinan Baran, B. No: 2015/11494,

11/6/2018, § 37).

36. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine

getirirken derece mahkemelerinin yerini almak değildir fakat söz konusu yargı

mercilerinin takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın

26. maddesi açısından doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvuru

konusu olan müdahalenin gözetilen meşru amaçla orantılı olup olmadığını

ve bunu haklı göstermek için ulusal makamlar tarafından ortaya konan

gerekçelerin ilgili ve yeterli görünüp görünmediğini tespit edebilmek

amacıyla söz konusu müdahaleyi davanın bütününe bakarak değerlendirecektir (Sinan

Baran, § 38).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Başvuru konusu olayda sade bir vatandaş olan

başvurucu, bir siyasetçi olan müştekiye yönelik ifadeleri nedeniyle adli para

cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu, cezalandırılmasına neden olan

paylaşımında müştekinin Kenan Evren ile ilgili görüşlerini "Bir partili

olarak bu açıklamanıza bir yerlerimle gülerim. Bu ne siyaset bilmezliktir. Bu

politikanızla siz bitmişsiniz ve arkanızdan rahmet okuyan yok."

şeklindeki ifadelerle eleştirmiştir.

38. Müştekinin 12 Eylül1980 tarihinde askerî darbe

yaptığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince müebbet hapis cezası verilen ancak

temyiz aşamasında ölmesi nedeniyle davası düşürülen Kenan Evren hakkındaki övgü

dolu ifadeleri başvurucu tarafından eleştirilmektedir. Başvurucunun paylaşımı,

seçmeni olduğu partiden milletvekili adayı olan müştekinin görüş ve

düşüncelerinin siyasi olarak hatalı olduğuna ilişkin alaycı ancak hakarete

varmayan ifadeler içermektedir. Kullanılan dil ve üslubun muhatabı açısından

rahatsız edici olduğu düşünülebilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin pek çok

kararında benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan

ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlarından

birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız yahut

kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok

edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Bekir Coşkun, §

52).

39. Üstelik tartışmalı sözleri başvurucu, kamuoyu

tarafından yakından tanınan ve takip edilen, olayların yaşandığı tarihte

milletvekili adayı olan bir siyasetçiye karşı kullanmıştır. Bir siyasetçi olan

müştekinin seçmenlerin sıkı ve yakın denetimi altında olması tabiidir ve

kendisine yönelik kabul edilebilir eleştiri sınırları, sıradan bir kimse ile

karşılaştırıldığında daha geniş olduğu için daha fazla hoşgörü göstermesi

gerekir (Kemal Kılıçdaroğlu, § 61; Nihat Zeybekçi, B. No:

2015/5633, 8/5/2019, § 38).

40. Yukarıdaki tespitlere karşın Mahkeme; başvurucu

tarafından başvuruya konu ifadelerin kullanıldığı dönemdeki koşulları, ifadenin

bağlamını ve müştekinin toplumsal konumunu tartışmadan başvurucunun

paylaşımında geçen "Bu açıklamanıza bir yerlerimle gülerim."

ifadesinin hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna varmış ve başvurucuyu mahkûm

etmiştir. Mahkeme; davaya konu ifadelerin dile getirilme şekli ve nedenini,

söylenen sözlerin arka planı olup olmadığını, kamusal bir tartışma ekseninde

gerçekleşip gerçekleşmediğini gözetmeksizin bir değerlendirme yapmıştır (benzer

değerlendirmeler için bkz. Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı,

§ 45). Mahkeme, başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarın

korunması hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamış; yalnızca soyut bir

değerlendirmeyle söz konusu ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğunu kabul

etmiştir. Bu sebeple Mahkemenin başvurucunun mahkûmiyeti bakımından ileri

sürdüğü gerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için

ilgili ve yeterli olarak kabul edilemez.

41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

42. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

43. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve

4.390 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

44. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

45. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine

karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz

edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

46. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzük’ün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

47. Başvurucunun sosyal medyada paylaştığı görüş

nedeniyle Mahkeme tarafından adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmesine ilişkin kararın gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle

başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

48. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

49. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için ifade özgürlüğü hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

35. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/1904, K.2018/303) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme

tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Mustafa İlhan ÖZTÜRK Başvurucu : Metin ÇAPAR Vekili : Av. Hasan TEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/12551, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  18. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  19. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  20. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/12551
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • A.g. Başvurusu (B. No: 2018/6143)
  • Fesih Çağlayan Başvurusu (B. No: 2017/31971)
  • Feride Gökvardar Başvurusu (B. No: 2016/72747)
  • M.r.t.a.ş. Başvurusu (B. No: 2017/38233)
  • Bülent Şeref Sarıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/39603)
  • Erol Aksoy Başvurusu (B. No: 2017/17496)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.