İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Şeref Sarıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/39603)

1. Başvuru, baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal

Başvuru No2019/39603Tarih31 Aralık 2020Okuma11 dk · 2.182 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bülent Şeref Sarıoğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
31 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2019/39603
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.182 kelime·11 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal

davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniyle

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B)

sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2019/39603 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel

Bilgiler, Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler

9. Başvuruya konu olaylara ilişkin genel bilgiler ile

olağanüstü hâl ilanı ve bu süreçte uygulanan tedbirler için bkz. M.B. [GK],

B. No: 2018/37392, 23/7/2020, §§ 11-19.

B. Başvuru

Konusu Olaylara ilişkin Süreç

10. Başvurucular, kamu görevlisi (hâkim-savcı/devlet

memuru) olarak görev yaptıkları sırada Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet

Yapılanması FETÖ/PDY ile bağlantıları olduğu gerekçesiyle ilgili kanun hükmünde

kararnameler (KHK) gereğince meslekten ihraç edilmiştir.

11. Kamu görevinden çıkarılmalarının ardından

başvurucular, baro levhasına avukat olarak yazılma talebiyle ilgili Barolara

(Baro) başvurmuştur. Başvurucuların talebi, baro levhasına kaydedilebilmek için

aranan kanuni şartları taşımadıkları gerekçesiyle ilgili Baro tarafından

reddedilmiş; söz konusu karara başvurucuların yaptıkları itiraz da Türkiye

Barolar Birliği (TBB) tarafından kabul edilmemiştir. İtirazın reddine ilişkin

karar Bakanlık tarafından onaylanmıştır.

12. Başvurucular; baro levhasına yazılmalarına ilişkin

taleplerinin reddi üzerine Ankara İdare Mahkemelerinde (Mahkeme) ilgili Baro,

TBB ve Ankara Barosuna karşı iptal davası açmıştır.

13. Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Karar

gerekçesinde; başvurucuların ihraç edilmelerine sebep olan KHK'lar gereğince

yeniden kamu hizmetinde istihdam edilmelerinin mümkün olmadığı, avukatlık

mesleğinin önemi gereği kamu görevi sayıldığı, bu nedenle dava konusu işlemin

hukuka aykırı olmadığı belirtilmiştir. İstinaf başvuruları, Bölge İdare

Mahkemesi tarafından kesin olmak üzere reddedilmiştir.

14. Başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. M.B., §§ 34-56.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 31/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

17. Bazı başvurucular bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete

Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucular, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan bir karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ve diğer anayasal haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlalin ortadan kaldırılması ve tazminat taleplerinde

bulunmuştur.

20. Bakanlık görüşünde, başvuruculardan Fatih Taş

hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza yargılamasına devam

edildiği, Mesut Ağcınlıoğlu'nun ise aynı suçtan yargılandığı ve mahkûmiyet

aldığı ancak kararın kesinleşmediği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin M.B.

ve Tamer Mahmutoğlu ([GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020) kararları

sonrasında meslekten çıkarılmasına karar verilenlerden; haklarında ceza

soruşturması bulunmayan, ceza soruşturması açılmasına yer olmadığı kararı, ceza

soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilenler ile

yargılama sonucunda beraat kararı kesinleşen ilgililer bakımından yeni bir

başvuru olması durumunda ilgili KHK hükmü gereği kamu görevinde istihdam

edilemeyeceği gerekçesiyle TBB kararlarının geri gönderilmediği ve ısrar kararı

üzerine de iptal davası açılması yoluna gidilmediği ifade edilmiştir. Bir kısım

başvurucu bakımından yargılamaların devam etmesi sebebiyle başvuru yollarının

tüketilmediği vurgulanmıştır.

2. Değerlendirme

21. Anayasa’nın iddianın incelenmesinde dayanılacak olan "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların baro levhasına/staj listesine yazılma taleplerinin reddi

işleminin iptali talebiyle açtıkları davalar Mahkeme tarafından reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi tarafından baro levhasına yazılma kararının iptal edilmesine

ilişkin M.B. başvurusu Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiş

olup somut başvurulardaki iddiaların da bu kapsamda incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu M.B. başvurusuna

ilişkin kararında Anayasa'nın 36. maddesinin baro levhasına kaydedilmeye

ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanabilir olduğu sonucuna varmıştır (aynı kararda

bkz. §§ 64-78).

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

25. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda uygulanacak

ilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren M.B. kararında

belirlemiştir. Söz konusu kamu görevinden ihraç edilen başvurucunun baro

levhasına yazılma işleminin mahkeme kararı ile iptal edilmesine ilişkin

başvuruda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. İptal ile sonuçlanan mahkeme kararında 23/7/2016 tarihli Resmî

Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'de düzenlenen "Birinci fıkra uyarınca

görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez..." hükmünden

yola çıkılarak ve avukatlık mesleğinin maddi anlamda bir kamu hizmeti olduğu

değerlendirilerek başvurucunun avukatlık mesleğine kabul şartlarını taşımadığı

hükmüne varıldığı belirtilmiştir (M.B., §§ 92-96).

26. Söz konusu başvuruya ilişkin kararda, derece

mahkemelerince yapılan yargılamanın adil yargılanma ilkelerini ihlal edip

etmediğinin değerlendirilmesinde incelenmesi gereken meselenin derece

mahkemesinin vardığı bu sonucun ilgili mevzuatın hakkın tesliminden kaçınacak

ölçüde öngörülemez bir biçimde yorumlanmasına dayanıp dayanmadığının tespit

edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kamu hizmeti kavramını yorumlamanın ve bu

bağlamda anılan hükmün avukatlığı da kapsayıp kapsamadığını değerlendirmenin

öncelikli olarak derece mahkemelerine ait bir yetki olduğu vurgulanmış, bununla

birlikte derece mahkemelerinin yorumunun açıkça öngörülemez olduğunun veya

hakkın teslimini açıkça reddedecek şekilde hatalı bulunduğunun tespiti

durumunda usule ilişkin güvencelerin de anlamsız hâle geleceği gerekçesiyle söz

konusu durumun etkilerini incelemenin Anayasa Mahkemesinin görevinde olduğu

belirtilmiştir (M.B., § 97).

27. Anılan başvuruda 667 sayılı KHK gereğince görevlerine

son verilenlerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceklerine ilişkin

kuraldaki istihdam kavramının bağımlı çalışmayı gerektirdiği, anılan

kuraldan devlete bağlı olarak çalışmayı gerektirmeyen avukatlık mesleğini de

kapsadığı hususunun açıkça anlaşılamadığı vurgulanmıştır. Ayrıca serbest

çalışan avukatlar ile devlet arasında devlet memurununkine benzer bir güven

ilişkisi aramanın Anayasa ile oluşturulan demokratik hukuk düzeninde anlamlı

olmadığının altı çizilmiştir (M.B., § 101).

28. Hak ve özgürlükleri sınırlandıran hükümlerin kamu

makamlarınca geniş yorumlanması bireyler açısından öngörülemez sonuçlar

doğurabileceğinden hukuk devletine aykırılık teşkil etmenin yanında adil

yargılanma hakkını da zedeler. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıklarda

uygulanacak hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını zorunlu kılmaktadır. Türk

anayasal sisteminde hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı düzenleme yapma yetkisi

yasama organına aittir. Hak ve özgürlüğü kısıtlayıcı bir kanunun kapsamını

genişletici yorum ve uygulamalar, kanun koyucunun getirmediği bir

sınırlandırmanın idari ve yargısal makamlarca ihdas edilmesi sonucunu

doğurabilir. Bu açıdan hak ve özgürlükleri sınırlandıran kurallara ilişkin

yorum ve uygulamaların kuralın kapsamını genişletici nitelikte olmaması ve

öngörülebilir sınırlar içinde kalması önem taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle

derece mahkemelerinin hak ve özgürlükleri sınırlayıcı kuralların kapsamının

geniş yorumlanması hususunda oldukça ihtiyatlı davranması gerekir. Aksi durum keyfî

uygulamaların yaygınlaşmasına ve bireylerin kamu otoritelerine karşı güvencesiz

bir konuma düşmesine yol açar (M.B., § 104).

29. Sonuç olarak M.B. başvurusuna ilişkin kararda;

başvurucunun kamu görevinden ihraç edildikten sonra kamu hizmeti sayılan avukatlık

mesleğinde istihdam edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle avukatlık

mesleğine kabul edilme şartlarını taşımadığı yolunda ulaşılan kanaatin, kanun

hükmünün öngörülebilir olmayan genişletici yorumuna dayandığı belirtilmiştir.

Bu yorumun başvurucunun medeni hakkıyla ilgili olarak açılan davada usule

ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirdiği ve başvurucu aleyhine karar

verilmesinde belirleyici olduğu, dolayısıyla bunların bir bütün olarak

yargılamanın hakkaniyetini zedelediği kanaatine varılmıştır.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

30. Somut olayda da kamu görevinden çıkarılan

başvurucuların baro levhasına kaydedilmeleri talebiyle yaptıkları başvuruların

reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açtıkları davada, Mahkeme tarafından

avukatlık mesleğinin kamu görevi olduğu ve ilgili düzenlemeler gereği

başvurucuların ihraç edildikten sonra yeniden kamu görevinde istihdam

edilemeyecekleri gerekçesiyle bu talebin reddedildiği tespit edilmiştir. Bu

durumda yukarıda anılan kararda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir

husus bulunmadığından başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

31. Bakanlık görüşünde; başvuruculardan Fatih Taş

hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza yargılamasına devam

edildiği, Mesut Ağcınlıoğlu hakkında ise aynı suçtan mahkûmiyet kararı

verildiği belirtilmişse de hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden yapılan

değerlendirmenin derece mahkemelerinin gerekçeleri kapsamında yapıldığı

belirtilmelidir. Somut olayda ihlale konu derece mahkemesi kararlarının

başvurucuların kamu görevinden ihraç edildikten sonra yeniden kamu görevinde

istihdam edilemeyecekleri gerekçesine dayandığı, başvurucular hakkındaki ceza

yargılamalarına ilişkin olarak herhangi bir değerlendirmenin söz konusu

kararlarda bulunmadığı görülmektedir.

c. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

32. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

33. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş,

yeniden yargılanma ve tazminat talebinde bulunmuştur.

34. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

35. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

36. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

37. İncelenen başvuruda, Mahkemenin olayda uygulanan

hukuk kuralını usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirecek şekilde ve

öngörülemez biçimde yorumlaması sebebiyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmıştır.

38. Bu durumda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya

özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu

kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ekli tablonun (D)

sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

39. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

40. Başvurucu Mesut Ağcınlıoğlu'na 3.600 TL vekâlet

ücreti ve 446,90 TL başvuru harcından oluşan toplam 4.046,90 TL yargılama

giderinin ödenmesine karar verilmesi gerekir. Bülent Şeref Sarıoğlu

başvurusunda başvuru tarihinden sonra Av. Yakup Gönen tarafından vekâletname

sunulmuşsa da vekilin dosya kapsamında bir katkısı tespit edilememiş olduğundan

vekâlet ücreti hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım talebinin

KABULÜNE,

B. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ekli tablonun (D) sütunundaki ilgili mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucu Mesut Ağcınlıoğlu'na 3.600 TL vekâlet ücreti

ve 446,90 TL başvuru harcından oluşan toplam 4.046,90 TL yargılama giderinin

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 31/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y. : Engin YILDIRIM Üyeler : Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucular : bkz. ekli tablonun (C) sütunu Vekilleri : bkz. ekli tablonun (F) sütunu

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/39603, 31 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Genel
  10. B. Başvuru
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. Hakkaniyete
  17. A. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım talebinin
  18. B. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  19. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  20. D. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere
  21. E. Başvurucu Mesut Ağcınlıoğlu'na 3.600 TL vekâlet ücreti
  22. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/39603
Tarih
31 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Erol Aksoy Başvurusu (B. No: 2017/17496)
  • Cüneyt Alemdar Başvurusu (B. No: 2018/25075)
  • Nazife Onay Başvurusu (B. No: 2017/33436)
  • Bülent Çelebi Başvurusu (B. No: 2018/3397)
  • Yusuf İslibi Başvurusu (B. No: 2018/29224)
  • Ahmet Yağan ve Halid Aslan Başvurusu (B. No: 2018/6051)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.