İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erol Aksoy Başvurusu (B. No: 2017/17496)

1. Başvuru; isnadın niteliğinin değiştiğinin bildirilmemesi,

Başvuru No2017/17496Tarih16 Aralık 2020Okuma21 dk · 4.135 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erol Aksoy Başvurusu (4)

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/17496
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.135 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; isnadın niteliğinin değiştiğinin bildirilmemesi,

mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması ve delillerin hatalı değerlendirilmesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucu

Hakkında Açılan Davalar

9. Başvurucu, bireysel başvuru konusu olayların geçtiği

tarihte İktisat Bankası A.Ş. (Banka) ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde

kurulan Trade Deposit Bank Off-Shore Ltd.nin (TDB) yönetim kurulu başkanı ve

hâkim ortağıdır.

10. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)

15/3/2001 tarihinde Bankanın yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta

Fonuna (TMSF) devredilmesine karar vermiştir.

11. Başvurucunun yönetim kurulu başkanı olarak görev

yaptığı dönemde 18/6/1999 tarihli ve 4389 sayılı mülga Bankalar Kanunu'na

muhalefet, uyarı ve talimatlara aykırılık, özel banka parasını zimmete geçirme,

gerçeğe aykırı muhasebeleştirme yapma ve sair suçları işlediği iddia edilerek

farklı tarihlerde düzenlenen iddianamelerle başvurucu hakkında ceza davaları

açılmıştır.

12. Farklı mahkemelerde görülmekte olan ceza davaları,

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2004/82 sayılı dosyasında

birleştirilerek yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.

13. Yargılama sonucunda Mahkemenin 9/10/2013 tarihli

kararı ile başvurucu hakkında bir kısım suçlardan açılan kamu davalarının

zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

B. Bireysel

Başvuru Konusu Yargılama Süreci

14. Yönetim kurulu başkanlığını başvurucunun yaptığı

Avrupa ve Amerika Holding A.Ş. (Holding) 1992 yılında kurulmuştur. Holding

bünyesinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda şirket

bulunmaktadır.

15. Holding bünyesindeki şirketlerden biri olan AKS

Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin (AKS) %80 hissesi

Ç. Grubuna ait şirketlere 3/6/1999 tarihinde satılmıştır. Bu satış işlemi

vadeli senet (bono) karşılığında gerçekleştirilmiştir.

16. Başvurucunun beyanına göre satış işlemi karşılığında

alınan senetler AKS adına çeşitli finans kuruluşlarından alınan kredilerin geri

ödenmesinde kullanılmıştır. Bu kapsamda AKS'nin kredi borcu bulunan finans kuruluşlarından

biri olan TDB, kredi alacağına karşılık olarak senetleri teslim almış ve daha

sonra Bankaya ciro ederek tahsil etmiştir.

17. Başvurucu, TDB'den alınarak iskonto edilen senetlerin

borçlusu olan Ç. Grubuna ait şirketlere Banka Yönetim Kurulunun 7/1/2000

tarihli ve (1) sayılı kararı ile döviz kredisi tahsis edildiğini belirterek bu

işlemin Ç. Grubunun toplam grup kredi risklerini takip edebilmek için yapılan kayda

dayalı kredi tahsisi olduğunu savunmuştur.

18. Öte yandan Bankanın TMSF'ye devredilmesinden sonra

Banka hesapları üzerinde BDDK tarafından yapılan inceleme sonucunda söz konusu

vadeli senetlerin TDB tarafından cirolanarak Bankaya verildiği, ancak Banka

tarafından bu işlemin Ç. Grubuna ait şirketler üzerinden kredi kullandırılmış gibi

gösterildiği, bu şekilde gerçeğe aykırı kayıt ve belgeler düzenlemek suretiyle

banka zararı yaratıldığı belirtilerek suç duyurusunda bulunulmuştur.

19. Olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma sonucunda

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 30/4/2001 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

da aralarında bulunduğu Banka yönetim kurulu üyeleri hakkında hizmet sebebiyle

emniyeti kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.

20. İddianamede şüpheliler hakkında Bankaca tahsis

edilmemesi gereken krediler açarak Banka kaynaklarını, sermayesi ve yönetimi

Erol Aksoy [başvurucu] ailesine ait olan TDB'ye aktararak menfaat

sağladıkları ve böylece Bankayı zarara uğrattıkları iddia edilmiştir.

21. Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen yargılama

sonucunda 31/5/2005 tarihli karar ile başvurucunun yönetim kurulu başkanı

olarak görev yaptığı sırada Bankaca tahsis edilmemesi gereken kredileri hile ve

desiseler kullanma ve gerçeğe aykırı kayıt ve belgeler düzenleme suretiyle

firmalara tahsis etme yönündeki suça konu eyleminin 4389 sayılı Kanun'un

22. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen banka zimmeti suçunu

oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası görevli

ağır ceza mahkemesine gönderilmiştir.

22. Mahkemenin E.2005/95 sayılı dosyasına kaydedilen dava

dosyasının hukuki ve fiilî bağlantı nedeniyle Mahkemenin E.2004/82 sayılı

dosyasında birleştirilmesine ve yargılamaya E.2004/82 sayılı dosya üzerinden

devam edilmesine karar verilmiştir.

23. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla

erişilen duruşma tutanaklarının incelenmesinden yargılamanın toplam elli bir

celsede tamamlandığı anlaşılmaktadır. Duruşma tutanaklarına göre başvurucunun

eylemlerinde zimmet teşkil eden fiiller bulunup bulunmadığı, zimmet var ise

bunun hangi yöntemle icra edildiği, bu eylemlerin zimmetin açığa çıkmamasını

sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenip işlenmediği gibi hususların

açıklığa kavuşturulması amacıyla yargılama kapsamında birçok bilirkişiden rapor

alınmıştır. Başvurucu, söz konusu raporlara dayanılarak yöneltilen zimmet

suçlamasına karşı yargılama aşamalarında müdafiinin de hazır bulunmasıyla

savunma yapmıştır.

24. Yargılama sonucunda Mahkemece 9/10/2013 tarihli karar

ile başvurucu hakkında 4389 sayılı Kanun'un 22. maddesinin (3) numaralı fıkrası

uyarınca zimmet suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.

25. Gerekçeli karara göre Ç. Grubuna ait şirketlerin

kredilendirilmesi görünümü altında Banka tarafından toplam 12.984.341 Amerikan

dolarının (dolar) TDB'ye aktarıldığı, bu işlem sonucunda Banka alacağının

oluştuğu ve böylece zimmet suçunun işlendiği kabul edilmiştir. Kararda ayrıca,

zimmete konu eylemlerin Bankanın TMSF'ye devredilmesinden sonra basit bir

denetimle ortaya çıkarıldığına vurgu yapılarak bu eylemlerin hileli nitelikte

olmadığı, dolayısıyla eylemlerin tümünün adi zimmet niteliğinde

olduğunun kabul edildiği belirtilmiştir.

26. Hükmün temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 15/10/2014 tarihli kararıyla; diğer nedenlerin

yanında Mahkeme kararının yeterli gerekçe içermediği, bu kapsamda sübutu

kabul edilen ve suç oluşturan eylemlerin ve yasal ögelerinin gösterilmediği,

hangi bilirkişi raporuna ne suretle itibar edildiğinin ve farklı sonuçlara

ulaşan bilirkişi raporlarına neden itibar edilmediğinin kararda tartışılmadığı

ve eksik araştırma yürütüldüğü gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

27. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılama

kapsamında eksik hususların tamamlanması amacıyla farklı bilirkişilerden

raporlar alınmıştır. Bu kapsamda, adli tıp belge inceleme uzmanlarınca yapılan

incelemede dava konusu kredi tahsis kararında imzası bulunan Banka Yönetim

Kurulu üyelerinden İ.A.nın imzasının sahte olduğu tespit edilerek bu tespite

ilişkin rapor dava dosyasına sunulmuştur.

28. UYAP aracılığıyla erişilen ve bireysel başvuru

dosyasına sunulan bilgi ve belgelere göre başvurucu, müdafiinin de hazır

bulunmasıyla yargılama aşamalarında yaptığı savunmalarında dava dosyasına

sunulan tüm bilirkişi raporlarına karşı ayrıntılı bir şekilde iddia ve itirazlarını

ileri sürmüştür.

29. Yargılama

neticesinde Mahkeme 16/12/2015 tarihli karar ile başvurucunun hâkim ortağı

ve yönetim kurulu başkan vekili olduğu Bankaya ait paranın suç tarihi

itibarıyla efektif satış kuru karşılığı 5.946.938,05 TL olan 11.042.930 doları

mal edinmek ve/veya edindirmek suretiyle nitelikli zimmet suçunu işlediği

gerekçesiyle başvurucu hakkında 8 yıl 4 ay hapis ve 5.500 TL adli para cezasına

hükmetmiştir.

30. Gerekçeli kararda özetle şu tespitlere yer

verilmiştir:

- 3/6/1999 tarihinde AKS grubu şirket hisselerinin

%80'inin 150.000.000 dolar bedelle Ç. Grubuna satıldığı ve satış bedeli için Ç.

Grubunun müşterek borçlu olduğu senetlerin alındığı, alınan senetlerin

126.000.000 dolar bedelli kısmının satışa konu firmaların Bankaya, TDB'ye ve

Facto Finansa ait borçlarına karşılık verildiği, TDB tarafından satış karşılığı

alınan senetlerin 31.125.685 dolarlık kısmının 22.569.043 dolar olarak Bankaya

iskonto ettirildiği ve iskonto işleminin Banka kayıtlarında Ç. Grubu

firmalarına kredi kullandırılması gibi gösterilip, bu bedelin kredi

kullandırılan firmaların haberi olmaksızın TDB'nin Bankanın Merkez Şubesindeki

mevduat hesabına alacak kaydedildiği belirtilmiştir.

- Senetlerin Bankaya tevdii edilerek iskonto edildiği ve

bu bedeli alan TDB'ye kredi tahsisi yapılmadığı, Bankanın alacağı nedeniyle

rücu edeceği kişi gerekçesi ile senetlerin kefili Ç. Grubu firmalarına, bu

firmaların talimatları olmaksızın ve firmalar hakkında mali tahlil ve

istihbarat raporu alınmadan, kredi teklifi yapılmaksızın ve sözleşme

imzalamadan kredi kullandırıldığı, bu döviz kredilerinin söz konusu Ç. Grubu

firmalarına ödenmeyip Aksoy [başvurucu] ailesinin ana hissedarı olduğu TDB

hesabına aktarılmasının ise dolaylı yollardan kaynak aktarımı olduğu ve bu

suretle aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların nitelikli zimmet suçunu

işledikleri sonucuna ulaşılmıştır.

31. Gerekçeli kararda BDDK ve TMSF tarafından soruşturma

ve kovuşturma aşamalarında dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin içeriklerine

ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Ayrıca çeşitli tarihlerde Banka Teftiş Kurulu

tarafından hazırlanan raporlar yanında BDDK Yeminli Murakıplarınca hazırlanan

farklı tarihli raporlarda yer alan tespitler ve ulaşılan sonuçlar da kararda

ayrıntılı olarak yer almıştır.

32. Gerekçeli kararda ayrıca, Banka Yönetim Kurulu

üyelerince imzalanan dava konusu 7/1/2000 tarihli kredi tahsis kararında bir

üyenin imzasının sahte olduğunun tespit edilmiş olması karşısında zimmete konu

eylemin, hileli yöntemler kullanılarak icra edildiğinin anlaşıldığı

gerekçesiyle nitelikli zimmet olarak nitelendirildiği ifade edilmiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Yargılama dosyasında görüleceği

gibi, zimmet suçuna münhasır olmak üzere 3 ayrı heyete bilirkişi incelemesi

yaptırılmış (...) Ana ve birleşen yargılamalarla ilgili bölümlerde iddia ve

savunmalar özetlendikten sonra, ilgisi açısından tercih edilen görüş ve

değerlendirmelere kısaca atıf yapılmış ve hukuka uygun sonuca ulaşılmaya

çalışılmıştır [gerekçeli karar s. 32].

(...)

Her ne kadar sanık müdafi tarafından

birleşen dosyalarda zaman aşımı süresi dolduğundan zaman aşımı konusunda bir

karar verildikten sonra esasa ilişkin savunma yapmak üzere süre talep edilmiş

ise de, zaman aşımının dolup dolmadığı hususunun ara kararı ile değerlendirilmesinin

ihsası rey niteliğinde olacağından zaman aşımına ilişkin kararın asıl hüküm ile

birlikte karara bağlanması gerekip sanık müdafi tarafından birleşen dosyalar

ile ilgili son celse zaten yazılı ve sözlü olarak açıklamalarda bulunulmuştur.

Kendilerine Yargıtay bozma ilamından sonra sunulan 21/10/2015 tarihli iddia

makamının esas hakkındaki mütalasına karşı son savunmalarını sunmak üzere süre

verilmiş bundan sonra yapılan 30/10/2015 tarihli celsede ve 10/11/2015 tarihli

celsede mazeretlerini belgelendirmeden mazeret ibraz edip savunma ibraz

etmemişler ve son celse olan 16/12/2015 tarihli cesede de zaman aşımı

iddiasında bulunmuşlardır. 21/10/2015 tarihli celseden itibaren son

savunmalarını hazırlamak için yeterli zaman olmasına rağmen yapılan son celsede

de birleşen dosyalar ile ilgili gerek yazılı ve gerekse sözlü açıklamalarda

bulunulmuş olduğundan yargılamanın daha fazla sürüncemede kalmaması için

kendilerine yeniden son savunmalarını sunmak için süre verilmesi cihetine

gidilmemiştir [gerekçeli karar s. 50].

Marmara üniversitesi Muhasebe Hukuk

İşleri Banka İşleri ve Muhasebesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. [ O.A.] tarafından hazırlanan

ayrık raporda özetle;

Birleşen 2005/95 esas sayılı dosya ile

ilgili olarak, davaya konu kredilerin 31.125.685 USD tutarındaki senetlerin

22.596.040 USD bedelle TDB den satın alınmasından kaynaklandığı, ancak bu

kredilendirmeye ilişkin muhasebeleştirmenin usulüne uygun olarak yapılmadığı,

31/12/2000 tarihli banka bilançosu yönetim kurulu üyeleri tarafından tanzim ve

imza edilmemekle muhasebeleştirmedeki hatayı düzeltme imkanından yoksun kalan

yönetim kurulu üyelerinin bundan sorumlu olmadığı, senetlerin banka mülkiyetine

geçmesi ve İktisat Bankasının TMSF ye devir edildiği tarihe kadar da vadesi

gelen 11.526.110 USD tutarındaki senetlerin bankaca tahsil edilmiş olması BDDK

ile [Ç.]

Gurubu arasındaki akdedilen protokolün bu senetleri de kapsaması ve ödenmeye

devam etmesi nedeniyle zararın bulunmadığı bildirilmiştir [gerekçeli karar s. 115].

IV - OLAY VE GEREKÇE

(...)

Tüm dosya kapsamı, iddia, savunmalar,

teftiş kurulu raporları, Bankalar Yeminli murakıplarının denetim raporları,

bilirkişi raporları, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;

(...)

Mahkememizin Birleştirilen 2005/95 Esas

Sayılı Dosyası ile İlgili Olarak,

İddia, savunma, Banka Teftiş Raporları,

Murakıp Raporları ve dosyada mevcut üç ayrı bilirkişi heyetinden oluşan

bilirkişi raporlarındaki maddi tespitler dikkate alındığında;

(...)

Avrupa ve Amerika Holding A.Şve Erol

Aksoy un satıcı [M.E.K.]

ve [Ç.] Holding AŞ nin alıcı olarak taraf oldukları, 03/06/1999

tarihli hisse satış sözleşmesine dayanan satış işlemi ile AKS Grup

Şirketlerinin %80 inin 150 milyon USD bedel ile [Ç.] Holding AŞ ye devir

edildiği, satış bedeli karşılığında [Ç.] Holding AŞ'nin müşterek borçlu

olduğu senetler alındığı, Avrupa ve Amerika AŞ nin[Ç.] Gurubundan aldığı

senetlerin 126 milyon USD lik kısmının satışı yapılan firmaların İktisat

Bankasına, TDB'ye ve Fakto Finans AŞ'ye olan borçlarına karşılık verildiği,

TDB'nin Avrupa Amerika AŞ'den aldığı ve borçlusu [Ç.] Grubu olan

senetlerin 31.125.684 USD'lik kısmını 22.569.043 USD ye İktisat Bankasına

iskonto ettirmek suretiyle bu bedeli İktisat Bankasından aldığı, yani Erol

Aksoy un Grubuna dahil bazı şirketlerin %80 oranındaki paylarının çoğunluğu

Erol Aksoy'a ait olan ve satılan firmaların hisselerinin maliki konumunda

bulunan Avrupa Amerika Holding tarafından [Ç.] Holding AŞ'nin sahibi

olan [M.E.K.ye] satışı neticesi 150 milyon USD'lik senet alındığı, bu

senetlerin 126 bin USD'lik bölümünün satışı gerçekleşen firmaların İktisat

Bankası, TDB'ye olan borçlarına karşılık tevdi edildiği, normalinde senetleri

alan TDB nin alacağını senetlerin tahsili suretiyle alabilecekken sermayesinin

%92 sinden fazlası Erol Aksoy ve ailesinin sahip olduğu TDB'nin Avrupa Amerika

AŞ den aldığı senetlerin 31.125.684 USD lik kısmını 22.569.043 USD'ye İktisat

Bankasına iskonto ettirerek bu bedeli İktisat Bankasından tahsil edip, İktisat

Bankası kayıtlarında iskonto işlemini [Ç.] Grubuna yapılmış

göstermiştir.

(...)

Sanıkların savunmalarında

belirttiklerinin aksine kredi İktisat Bankası tarafından TDB'ye iskonto kredisi

olarak kullandırılmıştır. Sanıklar tarafından ayrıca TDB nin, senedi İktisat

Bankasına satması konusunda olması gereken karar da ibraz edilmemiştir. Senet

İktisat Bankasına tevdi edilerek iskonto edilip, bu bedeli alan TDB'ye kredi

tesisi yapılmamıştır. Banka tarafından sermayesine hakim kurula kullandırılacak

krediler ile ilgili olarak, Bankalar Kanunundan kaynaklanan limitlerden

kurtarmak, söz konusu limitleri boş tutmak maksadıyla bankanın alacağı

nedeniyle rücu edeceği kişi gerekçesi ile dava konusu senetlerin kefili

durumunda olan [Ç.]

Grubuna ait firmalar lehine firmaların talimatı olmaksızın firmalar hakkında

mali tahlil ve istihbarat raporu olmadan, kredi teklifi yapılmaksızın sözleşme

imzalamadan kredilendirme sürecine uyulmadan 5 adet döviz kredisi kullandırılıp

kullandırılan bu kredilerin söz konusu [Ç.] Grubu firmalarına ödenmeyip

Aksoy ailesinin ana hissedarı olduğu TDB Limited Şirketi hesabına aktarılmak

suretiyle dolaylı yollardan Aksoy Grubuna kaynak aktarımı yapılarak zimmet

suçunun işlendiği Mahkememizce kabul edilmiştir.

07/01/2000 tarihli yönetim kurulu

kararında, imzası bulunan sanık Erol Aksoy, [ F.G.],(...) ve [R.A.G.nin.] dolaylı yollardan

Aksoy Grubu menfaatine kaynak aktarımı yapmak suretiyle zimmet suçunu işledikleri

Mahkememizce kabul edilmiştir.

Dosyada mevcut her üç bilirkişi heyet

raporunda da [Ç.] Grubu

firmalarına kullandırılan 5 adet döviz kredisi toplamının 22.569.040 TL olduğu

tespit edilip her ne kadar zararın hesabında ilk bilirkişi heyeti olan

[C.T.], [M.L.] ve Prof. Dr. [O.A.] tarafından hazırlanan ayrık

görüşlü raporda Trade Depozit Bank hesabına alacak kayıt edilen bedelden kaynaklanan

11.968.727 dolar ana para ve 1.015.614 birikmiş faiz olmak üzere toplam

12.984.341 dolar zarar tespit edilip, ikinci bilirkişi heyeti olan [R.A.], Prof.

Dr. [M.K.], Prof. Dr. [N.B.] tarafından hazırlanan ayrık görüşlü

raporda da zarar miktarı olarak da toplam kullandırılan kredi bedeli

22.569.043 USD nin 05/01/2000 tarihi itibariyle efektif satış kuru karşılığı

hesap edilip üçüncü bilirkişi heyetini oluşturan Prof. Dr. [H.A.] araştırma

görevlisi [S.D.], [U.U.] tarafından hazırlanan bilirkişi heyet raporunda

da kullandırılan 22.569.043 USD krediden tahsil edilemeyen 11.968.727 USD nin

bankanın fona alındığı 15/01/2003 tarihli efektiş satış kuru karşılığı

12.129.215,66 TL zarar hesaplanmış ise de,

Firmalara tahsis edilen 5 adet döviz

kredisi toplamı 22.569.043 USD'nin 11.526.110 USD si vadelerinde ödendiği, TMSF

den gelen müzekkere cevapları ile anlaşıldığından kalan 11.042.930 USD

nin suç tarihi olan 05/01/2000 tarihi itibariyle efektif satış kuru karşılığı

5.946.938,05 TL olarak her üç bilirkişi heyetindeki hesaptan farklı olarak

zimmet miktarı Mahkememizce tespit edilmiştir

[gerekçeli karar s. 144, 145].

(...)

C) ZİMMETİN NİTELİĞİ

(...)

Avrupa ve Amerika Holding Gruplarına ait

7 adet grup firmasının

[Ç.] firmasına 150 milyon USD karşılığında satılıp, satış neticesinde alınan

senetlerin 31.125.685 dolar tutarındaki kısmının firmaların Trade Bank Limited

Şirketine olan borcu sebebi ile devir edilmesi ile TDB tarafından İktisat Bank

TAŞ ye 22.569.043 USD ye İktisat Bankasına iskonto ettirmek suretiyle

22.569.043 USD yi İktisat Bankasından aldığı, TDB nin alacağını senetleri

tahsil sureti ile alabilecekken bu bedeli İktisat Bankasına iskonto ettirmek

suretiyle İktisat Bankasından tahsil ettiği ve İktisat Bankası kayıtlarında da

iskonto işlemini [Ç.] Grubu firmalarına yapılmış gibi gösterildiği,

değinilen işlemler ile ilgili olarak 22.546.043 USD TDB'nin İktisat Bankası

Merkez Şubesi nezdinde ki mevduat hesabına alacak kayıt edilmek suretiyle [Ç.]

Grubuna bilgi ve talimatları dışında 05/01/2000 tarihinde 5 adet döviz

kredisi kullandırıldığı, kullandırılan bu döviz kredilerinin [Ç.] Grubu

firmaları hesaplarına aktarılmaksızın aynı gün İktisat Bankası TAŞ nin Trade

Depozit Bank hesabına aktırıldığı ve 05/01/2000 tarihinde kullandırılan

krediler ile ilgili olarak 07/01/2000 tarihli İktisat Bankası yönetim kurulunca

tahsis kararı alınarak sanıklar Erol Aksoy, (...) tarafından imzalandığı,

yönetim kurulu kararında [İ.A.nın] imzası olmasına rağmen [İ.A.ya] atfen

atılan imzanın mahkememizce yaptırılan imza bilirkişisi raporundaki tespitlere

göre sanık [İ.A.nın] eli ürünü olmadığı ve iğfal kabiliyetine haiz

olduğunun anlaşıldığı böylece yönetim kurulu kararında imzası olan diğer

sanıkların bankayı aldatıcı mahiyette hileli yöntemler kullanmak suretiyle

dolaylı yoldan Aksoy ailesinin ana hissedarı olduğu Trade Bank Limited Şirketi

hesabına paranın aktarılması şeklinde kendi hakim sermayeder grubunu

kredilendirmemiş olsa da [Ç.] Grubu firmalarını kredilendirmek suretiyle

gerçekte kendi grubuna menfaat sağladığından eylemin 'nitelikli zimmet' olduğu

Mahkememizce kabul edilmiştir [gerekçeli

karar s. 149]."

33. Başvurucu, diğer nedenlerin yanı sıra davanın

zamanaşımına uğradığını, buna rağmen ilgili mevzuatın hatalı uygulanması sonucu

mahkûmiyet hükmü verildiğini, bozma öncesi yargılamada basit zimmet suçundan

ceza verildiği hâlde bozma kararına uyularak devam edilen yargılamada suçun

vasfının değiştirilerek nitelikli zimmetten cezalandırıldığını ve buna ilişkin

olmak üzere kendisine ek savunma imkânı tanınmadığını, zimmet suçunun

unsurlarının olayda mevcut olmadığını belirterek hükmü temyiz etmiştir.

34. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/10/2016 tarihli kararı

ile hüküm onanmıştır.

35. Başvurucu nihai karardan 11/1/2017 tarihinde haberdar

olduğunu beyan ederek 6/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

36. 4389 sayılı mülga Kanun’un 22. maddesinin (3)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Banka

yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları görevleri dolayısıyla

kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında

bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse altı

yıldan on iki yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılacakları gibi

bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilirler... Bu fıkrada gösterilen suç,

bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli

faaliyette bulunmak suretiyle işlenmişse faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere

ağır hapis ve meydana gelen zararın üç katı kadar ağır para cezası

verilir."

37. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık

Kanunu'nun "Zimmet" kenar başlıklı 160. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Görevi

nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle

yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer

malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu

başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve

beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın

uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler.

Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını

sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az

olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir; ancak,

adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az

olamaz."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

38. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İsnadı

(Suçu) Öğrenme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

39. Başvurucu,

bozma kararına uyularak devam edilen yargılamada suçun vasfında değişiklik

yapıldığı hâlde savunmasının alınmadığını, böylece adil yargılanma hakkı

kapsamında savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bu bölümdeki iddialarının isnadı

(suçu) öğrenme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

41. Anayasa Mahkemesi benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında isnadı (suçu) öğrenme hakkı ile

ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre suç isnadı altındaki kişiye savunma

hakkının şeklen değil gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı

altında bulunan kişiye, savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dile

getirebilmesi ve böylece yargılamanın sonucunu etkileyebilmesi için isnadın

bildirilmesi gerekmektedir. Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması

mümkün değildir. İsnat, sanığın savunma yapabilmesi için bildirilmektedir.

Bunun için bildirimde, sanığın hangi fiil ile suçlandığının ve hangi suçu

işlediğinin açıklanması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle sanık, isnadın

sebebinden ve niteliğinden haberdar edilmelidir. Sanığın hangi fiili nerede ve

ne zaman işlediği (yüklenen suçu oluşturan olay/olaylar) isnadın sebebini

oluşturur. Bunların soyut olarak değil sanığın savunma hazırlayabilmesine

yeterli düzeyde ve ayrıntılı olarak açıklanması gerekir. Böylelikle sanık,

davaya konu fiili nerede ve ne zaman işlemekle suçlandığını bileceğinden

savunmasını buna göre yapabilecektir. Fiilin hukuki yönden vasıflandırılması

ise isnadın niteliğidir. Suçlamanın niteliği hakkındaki bilgi de savunma

yapmaya yeterli düzeyde olmalı ve sanığın işlemekle suçlandığı fiilin hangi

normu ihlal ettiği bildirimde belirtilmelidir. Yargılama sırasında fiilin hukuki

niteliğinin değişmesi durumunda da sanık bu değişiklikten haberdar edilmelidir.

Böylelikle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun olarak

yargılamanın adilliği de sağlanmış olur (Ali Kemal Tekin, B. No:

2014/875, 2/2/2017, §§ 40-43).

42. Başvuru konusu olayda; başvurucunun da aralarında

bulunduğu şüphelilerin Bankaca tahsis edilmemesi gereken krediler açarak Banka

kaynaklarını, sermayesi ve yönetimi başvurucunun ailesine ait olan TDB'ye

aktararak menfaat sağladıkları ve böylece Bankayı zarara uğrattıkları iddia

edilerek hizmet nedeniyle emniyeti kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları

istemiyle kamu davası açılmıştır. Asliye ceza mahkemesinde görülen yargılama

sonucunda iddianamede yer verilen Bankaca tahsis edilmemesi gereken kredileri

hile ve desiseler kullanma ve gerçeğe aykırı kayıt ve belgeler düzenleme

suretiyle firmalara tahsis etme yönündeki eylemlerin 4389 sayılı Kanun'un

22. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen banka zimmeti suçunu

oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası görevli

ağır ceza mahkemesine gönderilmiştir.

43. İddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan

fiillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmıştır. İddianame yerine geçen

görevsizlik kararı ile dava konusu eylemlerin 4389 sayılı Kanun'un 22.

maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında zimmet suçuna sebebiyet verdiğinin

başvurucuya bildirildiği ve yargılama aşamalarında buna yönelik olarak savunma

hakkının fiilen ve etkili bir şekilde kullanılmasının sağlandığı, başvurucunun

müdafii tarafından aleyhteki iddia ve görüşlere karşı beyanda bulunulduğu

görülmüştür.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu; yeterli bir gerekçe ortaya konulmadan

nitelikli zimmet suçundan cezalandırıldığını, zimmetin açığa çıkmamasını

sağlamaya yönelik hileli davranışın kararda gösterilmediğini, zamanaşımı

iddiası yönünden gerekçenin eksik olduğunu, hangi bilirkişi raporuna neden

itibar edildiğinin gerekçeli kararda açıklanmadığını, bozma gerekçelerinden

hiçbirinin kararda karşılanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

46. Bakanlık görüşünde; mahkûmiyet kararının gerekçesiz

olduğuna ve zamanaşımı iddiasının derece mahkemesi tarafından değerlendirmeye

alınmadığına ilişkin şikâyetlerin esas itibarıyla yargılamanın sonucuna, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanmasına ilişkin olduğu belirtilmiştir. Görüş

yazısında; dava konusu maddi olay ve olguların ve delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ile uygulanması sonucu uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun ve kullanılan takdir yetkisinin sebeplerinin makul bir şekilde

gerekçelendirildiği ifade edilmiştir. Bu gerekçelerin oluşturulmasında derece

mahkemesinin ve Yargıtayın açıkça keyfî şekilde davrandığına işaret eden bir

husus olmadığı dikkate alınarak başvurunun bu kısmının öncelikle kabul

edilebilirlik yönünden incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

47. Bakanlık görüşünde ayrıca, şikâyetlerin esas yönünden

incelenmesi durumunda başvurucu hakkında kurulan mahkûmiyet kararının

gerekçelerinin derece mahkemesi tarafından ayrıntılı bir şekilde ortaya

konulduğu ifade edilmiştir.

48. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formundaki iddialarını tekrar etmiş ve aynı yönde açıklamalarda

bulunmuştur.

2. Değerlendirme

49. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar

hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

50. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

51. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun

yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca

ulaşması, bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması

kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

52. Somut olayda yapılan değerlendirme sonunda tarafların

başvurunun sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir

(bkz. § 32). Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme

konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli

karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı

ki derece mahkemesince gerekçeli kararda; dosya kapsamında bulunan üç bilirkişi

heyet raporunda ulaşılan sonuçlar, raporlara karşı ortaya konulan bilirkişi

ayrık görüşleriyle birlikte ayrı ayrı özetlenerek ilgisi açısından tercih

edilen görüş ve değerlendirmelere atıf yapılmak suretiyle uyuşmazlık konusunun

çözümünde dikkate alınan bilirkişi raporları belirtilmiştir.

53. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Diğer İhlal

İddiaları

1. Başvurucunun

İddiaları

54. Başvurucu; zimmet suçunun unsurlarının olayda mevcut

olmadığını, suçun vasıflandırılmasında hata yapıldığını, uyuşmazlık konusu

Banka Yönetim Kurulu kararındaki imzanın sahte olmasının faydasız bir

sahtecilik olması nedeniyle bu sahte imzanın basit zimmeti nitelikli zimmet

hâline dönüştürmeyeceğini, delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

55. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

56. Somut olayda Mahkemece yapılan değerlendirmede

başvurucunun iddiaları, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verildiği anlaşılmıştır.

Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi

ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup Mahkeme kararlarında bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

57. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İsnadı (suçu) öğrenme hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Zehra GAYRETLİ Başvurucu : Erol AKSOY Başvurucu Vekilleri : Av. Buğra Alp KOCAMAN Av. Turgut TAVŞANOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/17496, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucu
  10. B. Bireysel
  11. IV - Olay Ve Gerekçe
  12. C) Zimmetin Niteliği
  13. IV. İlgili
  14. Hukuk
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. İsnadı
  18. B. Gerekçeli
  19. C. Diğer İhlal
  20. A. 1. İsnadı (suçu) öğrenme hakkının ihlal edildiğine
  21. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/17496
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Cüneyt Alemdar Başvurusu (B. No: 2018/25075)
  • Nazife Onay Başvurusu (B. No: 2017/33436)
  • Bülent Çelebi Başvurusu (B. No: 2018/3397)
  • Yusuf İslibi Başvurusu (B. No: 2018/29224)
  • Ahmet Yağan ve Halid Aslan Başvurusu (B. No: 2018/6051)
  • Turgay Dabakoğlu Başvurusu (B. No: 2018/27010)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.