İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulvahit Yavuz ve Munire Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/10588)

1. Başvuru, hükümlü olarak bulunulan ceza infaz kurumunda

Başvuru No2014/10588Tarih15 Haziran 2016Okuma15 dk · 2.964 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdulvahit Yavuz Ve Munire Yavuz Başvurusu

Karar tarihi
15 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/10588
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.964 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, hükümlü olarak bulunulan ceza infaz kurumunda

ası suretiyle ölüm olayının gerçekleşmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir

soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 24/6/2014 tarihinde İzmir 12. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/6/2015 tarihinde,

başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/6/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 5/2/2016 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

15/2/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 29/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, Giresun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü iken 12/12/2013 tarihinde yaşamını

yitiren 1983 doğumlu Hasan Yavuz'un anne ve babasıdır.

10. Anılan Ceza İnfaz Kurumunda çeşitli suçlardan 52 yıl

42 ay 57 gün kesinleşmiş hapis cezasını infaz etmekte olan başvurucuların oğlu

Hasan Yavuz, infaz koruma memurlarınca 12/12/2013 tarihinde sabah saat 07.45

sıralarında sayım amacı ile yapılan denetim sırasında müşahede (2) kısmında 4

numaralı odada ayakkabı bağcığı ile duş başlığına boynundan asılı vaziyette ölü

olarak bulunmuştur.

1. Hasan Yavuz'un Ölümü Üzerine Başlatılan İlk Ceza

Soruşturması Süreci

11. Ölüm olayı ile ilgili olarak Giresun Cumhuriyet

Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Başlatılan soruşturma kapsamında

öncelikle olay yeri incelemesi ile ölü muayenesi işlemleri yapılmış, akabinde

ise Hasan Yavuz'un cesedi üzerinde klasik otopsi işlemi yapılmasına karar

verilmiştir.

12. Klasik otopsi işlemi sonucu hazırlanan 9/1/2014

tarihli otopsi raporunun sonuç kısmında aşağıdaki tespitler yapılmıştır:

"1-Kimyasal incelemede kanda 4,95

ng/mL "Sertraline" ve 787 ng/ml "Naproksen" ilaç etken

maddesi saptandığı, öldürücü dozda olmadıklarını,

2-Kimyasal analizlerde Kimya İhtisas

Dairesi sistematiğinde aranabilen başkaca toksik madde ve alkol tespit

edilmediğini,

3-Adli tahkikatın ileriki aşamalarında

lüzumu halinde DNA tetkikinde kullanılmak üzere FTA kartına damlatılmış kan

örneğinin savcılığınıza daha önceden gönderildiğini,

4-Otopsi esnasında alınan anal sürüntü

örneğinde spermatozoide rastlanmadığını,

5- Tiroid solda ve iç yüzde yumuşak

dokularda ekimoz, asfistik kanama, solda yumuşak dokularda ekimoz ve hematom

saptandığı, kişinin ölümünün ası sonucu meydana gelmiş olduğunu bildirir tıbbi

kanaat raporudur."

13. Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma

sonucunda 28/1/2014 tarihli ve 2013/7344, K.2014/328 Sor. sayılı karar ile

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararın gerekçesi şöyledir:

"Yapılan tahkikat neticesinde,

maktulün kalmakta olduğu müşahede koğuşunun tuvalet bölümünde bulunan duş

fıskiyesine ayakkabı bağlarıyla yapmış olduğu iple asılı oluğunun görüldüğü,

maktulün asılı olduğu bölmenin sadece bir kişinin sığabileceği büyüklükte

olduğu, maktulün odasında herhangi bir dağınıklık yada zorlama izinin olmadığı,

maktulün asılı bulunduğu bölümü ayıran ve asılı bulunduğu haliyle omuz hizasına

gelen ve yanıbaşında bulunan duvar üzerindeki mevcut tabak ve meyvelerin dahi

dağılmamış olduğu gözönüne alındığında maktulün zorla asıldığına dair herhangi

bir iz, emare ve delilin olmadığı, maktulün yapılan ölü muayene tutanağında

vücudunun birçok bölgesinde çok sayıda jilet izinin mevcut olduğu, maktulün

intihara eğilimli olduğu ve daha öncede birçok intihar girişiminin bulunduğu,

maktulün olay tarihinden 1 hafta önce bileklerini kesmek suretiyle intihar etmeye

çalıştığı ve görevli memurların gelmesi üzerine bileklerine dikiş atıldığı,

maktulün psikolojik rahatsızlığı nedeniyle antidepresan ilaçlar kullandığının

anlaşıldığı,

Açıklanan tüm bu nedenler gözönüne

alındığında, maktulün ölümünün kendisini asmak suretiyle intihar sonucu meydana

geldiği, olayda soruşturma yürütülmesini gerektirecek herhangi bir suç unsuru

bulunmadığı anlaşılmakla (...) kovuşturmaya yer olmadığına (...) karar

verilmiştir."

14. Başvurucuların anılan karara yaptığı itiraz, Ordu

Ağır Ceza Mahkemesinin 10/4/2014 tarihli ve 2014/628 Değişik İş sayılı

kararıyla reddedilmiştir.

15. Anılan karar 6/6/2014 tarihinde başvurucuların

vekiline tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucular 24/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

2. Bireysel Başvuru Yapılmasından Sonra Başvurucuların

Giresun Cumhuriyet Başsavcılığına Sunduğu Yeni Bir Dilekçe Üzerine Başlatılan

Ceza Soruşturması ve Kovuşturması Süreci

17. Başvurucular 24/6/2014 tarihinde Giresun Cumhuriyet

Başsavcılığına yeni bir dilekçe sunmuştur. Başvurucular 24/6/2014 tarihli

dilekçede özetle Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7344 sayılı soruşturma

dosyasında ölümün intihar eyleminden mi yoksa öldürme eyleminden mi

kaynaklandığı hususlarında araştırmalar yapıldığını, diğer hususlar yönünden bir

araştırma yapılmadığını, Hasan Yavuz'un ölmeden kısa bir süre önce kendileri

ile yaptığı telefon görüşmesinde kendisinin tehdit edildiğinden ve

öldürüleceğinden bahsettiğini, Hasan Yavuz'un epilepsi nöbetleri geçirdiğinin

kayıtlarda mevcut olduğunu, epilepsi nöbeti geçiren ve daha önceden intihar

girişiminde bulunan bir kişinin hücrede veya müşahede odasında tutulmasının

hatalı olduğunu, oğulları hakkında "Hücrede kalabilir." raporu veren

doktorun kusurlu olduğunu, bağcıklı ayakkabının Ceza İnfaz Kurumunda

bulundurulmasının yeterli denetimin yapılmadığı anlamına geldiğini, oğullarının

bir sağlık kuruluşuna yatırılarak psikolojik destek alması hâlinde intihar

eğiliminden vazgeçebileceğini, Ceza İnfaz Kurumu yönetiminin oğullarının

yaşamının korunması için hiçbir önlem almadığını belirterek sorumlu kişiler

hakkında kamu davası açılması talebinde bulunmuştur.

18. Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı; Ceza İnfaz Kurumu

Birinci Müdürünün, Ceza İnfaz Kurumu İkinci Müdürünün ve başvurucuların oğlu

hakkında "Hücrede kalabilir." raporu veren doktorun eylemlerinin

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Görevi kötüye

kullanma" başlıklı 257. maddesi kapsamına girdiği gerekçesiyle anılan kişiler

hakkında 6/2/2015 tarihli bir iddianame hazırlamıştır. Giresun 3. Asliye Ceza

Mahkemesi iddianamenin kabulüne ve anılan kişiler hakkında kovuşturmaya

başlanmasına karar vermiştir.

19. Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesi 29/6/2015 tarihli ve

E.2015/232, K.2015/1097 sayılı karar ile sanıkların üzerine atılı suçun

unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle haklarında beraat kararı vermiştir.

20. Anılan karar başvurucular tarafından temyiz

edilmiştir. Dava, Yargıtay önünde derdesttir.

3. İdari Yargıda Açılan Tam Yargı Davası Süreci

21. Başvurucular, oğullarının ölümünde idarenin hizmet

kusurunun bulunduğundan bahisle 9/6/2014 tarihinde Ordu İdare Mahkemesi

nezdinde Bakanlık aleyhine tam yargı davası açmıştır.

22. Ordu İdare Mahkemesi 4/9/2015 tarihli ve E.2014/775,

K.2015/1236 sayılı karar ile olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet

kusurunun bulunduğu kanaatine vararak davanın kısmen kabulüne ve başvuruculara

toplam 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

23. Anılan karar taraflarca temyiz edilmiştir. Dava,

Danıştay önünde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

24. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten öldürme"

başlıklı 81. maddesi şöyledir:

"Bir insanı kasten öldüren kişi,

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır."

25. 5237 sayılı Kanun'un "Taksirle öldürme"

başlıklı 85. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

" Taksirle bir insanın ölümüne

neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

26. 5237

sayılı Kanun'un "İntihara yönlendirme" başlıklı 84. maddesi

şöyledir:

"Başkasını intihara azmettiren,

teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının

intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır.

İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi

dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Başkalarını intihara alenen teşvik eden

kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını

algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara

sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur

edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar."

27. 5237 sayılı Kanun'un "Görevi kötüye

kullanma" başlıklı 257. maddesi şöyledir:

"Kanunda ayrıca suç olarak

tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek

suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da

kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır.

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan

haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek,

kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız

bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

28. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek

hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

29. Haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenleyen

11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” başlıklı

49. maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk

kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren

de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

30. 6098 sayılı Kanun’un haksız fiillerden doğan borç

ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen 74. maddesi şöyledir:

“Hâkim, zarar verenin kusurunun olup

olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza

hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi

tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza

hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı

da, hukuk hâkimini bağlamaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 15/6/2016 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

32. Başvurucular;

i. Oğulları Hasan Yavuz'un hükümlü olarak

bulunduğu Giresun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun müşahede odasında bulunan

duş başlığına boynundan asılı vaziyette ölü olarak bulunduğunu, Hasan Yavuz'un

ölmeden kısa bir süre önce kendileri ile yaptığı telefon görüşmesinde tehdit

edildiğinden ve öldürüleceğinden bahsettiğini, oğullarının öldürülmüş

olabileceğini, devletin ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin

can güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu, tutuklu ve hükümlülerin

yaşamlarının kendi eylemlerine karşı da korunması gerektiğini, ölüm olayından

beş gün önce intihar girişiminde bulunarak bileklerini kesen oğullarının

psikolojik sorunları olduğunun idarece bilindiğini, epilepsi nöbeti geçiren ve

daha önceden intihar girişiminde bulunan bir kişinin hücrede veya müşahede

odasında tutulmasının hatalı olduğunu, oğulları hakkında "Hücrede

kalabilir." raporu veren doktorun kusurlu olduğunu, bağcıklı ayakkabının

Ceza İnfaz Kurumunda bulundurulmasının yeterli denetimin yapılmadığı anlamına

geldiğini, oğullarının bir sağlık kuruluşuna yatırılarak psikolojik destek

alması hâlinde intihar eğiliminden vazgeçebileceğini, Ceza İnfaz Kurumu

yönetiminin oğullarının yaşamının korunması için hiçbir önlem almadığını

belirterek yaşam hakkının ve işkence yasağının maddi boyutunun,

ii. Ölüm olayından sonra soruşturmayı yürüten Cumhuriyet

savcısının Ceza İnfaz Kurumunu denetlemekten sorumlu olan Cumhuriyet savcısı

olduğunu, bu nedenle etkili ve bağımsız bir soruşturma yürütülmediğini, mevcut

olan tıbbi verilerin dikkate alınmadığını, hekimlerin dinlenmediğini, sadece

iki kişinin tanık olarak dinlendiğini, güvenlik kameralarının incelenmediğini,

maktulün kıyafetleri üzerinde DNA testi yapılmadığını, kendilerinin

ifadelerinin alınmadığını ve kendilerine delil sunma imkânı tanınmadığını

belirterek yaşam hakkının ve işkence yasağının usul boyutunun,

iii. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı

yapılan itirazı inceleyen Mahkemenin duruşma açmadığını, kendilerini

dinlemediğini, Savcılıktan alınan mütalaanın taraflarına tebliğ edilmediğini ve

mütalaaya beyanda bulunma hakkının tanınmadığını belirterek itiraz merciinin

etkin ve tarafsız olmaması nedeniyle iki dereceli yargılanma hakkının,

iv. Soruşturma aşamasında duruşma açılmadığından

tanıkları sorgulamalarının engellendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespitinin yanı sıra Hükûmeti gerekli yasal

tedbirleri almaya davet eden ve yol gösterir nitelikte olan bir karar verilmesi

ve taraflarına tazminat ödenmesi taleplerinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak incelendiğinde başvurucuların

“adil yargılanma hakkı" ve “iki dereceli yargılanma hakkı” ile

"işkence ve kötü muamele yasağı"bağlamında ileri sürdüğü iddiaları,

Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının maddi ve usule

ilişkin boyutu ile ilgili görülerek bu iddiaların tamamının yaşam hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

34. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

35. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik incelemesi ile

ilgili olarak başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenmesinin Anayasa

Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına uygun olacağı,

yaşam hakkı kapsamında “etkili bir yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif

yükümlülüğün her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmediği, yaşam

hakkına yönelik ihlal iddialarının kasıtlı bir eylem ile gerçekleştirilmediği

durumlarda mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının

açık olmasının yeterli olabileceği, bireysel başvurunun son ve olağanüstü bir

çare olduğu, temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

36. Bakanlık görüşünde, somut olayla ilgili olarak

başvurucuların Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7344 Soruşturma sayılı

dosyasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar üzerine bireysel

başvuruda bulunduğu oysa başvurucular tarafından 24/6/2014 tarihinde Giresun

Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden şikâyet dilekçesi sunulduğu ve bu ek şikâyet

üzerine Ceza İnfaz Kurumu birinci ve ikinci müdürü ile hükümlüyü muayene eden

Giresun Devlet Hastanesi psikiyatri uzmanı hakkında soruşturma başlatıldığı ve

akabinde görevi ihmal suçundan iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı,

Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/6/2015 tarihli kararı ile sanıkların

beraatlerine karar verildiği, başvurucular tarafından temyiz edilen kararın

Yargıtay önünde derdest olduğu, başvurucular tarafından ayrıca 13/6/2014

tarihinde Bakanlık aleyhine Ordu İdare Mahkemesi nezdinde tam yargı davası

açıldığı, tam yargı davasının kısmen kabul edilerek başvuruculara toplam 30.000

TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, temyiz edilen kararın Danıştay

önünde derdest olduğu, anılan kararın kesinleşmesi hâlinde başvurucuların

mağdur statüsünün ortadan kalkmasının değerlendirme konusu olabileceği, anılan

hususların kabul edilebilirlik incelemesi bakımından gözönünde bulundurulması

gerektiği belirtilmiştir.

37. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı sundukları

29/2/2016 tarihli dilekçelerinde başvurunun kabul edilebilirliği ile ilgili

olarak özetle yerel Mahkemenin her nihai kararına karşı ayrı ayrı bireysel

başvuru yapılmasının gerekli olduğunu, görevi ihmal suçu yönünden yapılan

yargılama ile idareye karşı açılan tam yargı davasının devam ediyor olmasının

bireysel başvuru yapmaya engel teşkil etmediğini, tam yargı davası sonucunda

tazminat ödenmiş olmasının mağdur sıfatını ortadan kaldırmayacağını, ayrıca

düzeltilemeyeceği kesin olan ihlal iddialarının iç hukukta ileri sürülmesinin

bir zorunluluk arz etmediğini belirterek başvurularının kabul edilmesi

talebinde bulunmuşlardır.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir.”

40. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel

başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B.

No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

41. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru,

iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

42. Bir ölüm olayına karıştığı ileri sürülen kişilerin

hangi suçlardan soruşturmaya ve kovuşturmaya tabi tutulacaklarını belirleyecek

olanlar, olayı ilk elden inceleyen soruşturma ve yargılama makamlarıdır.

Bireylerin cezai sorumluluklarının kapsamının belirlenmesine yönelik hukuki

sorunların incelenmesi kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi kapsamında

olmayıp suçluların tespiti ve cezalandırılması derece mahkemelerin görev ve

yetkisindedir (Sadıka Şeker, B. No: 2013/1948, 23/1/2014, § 49).

43. Soruşturma yükümlülüğünün, sonuç yükümlülüğü değil

uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olması, her soruşturmada sonuca

ulaşılması veya mağdurların olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca

varılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Ancak kural olarak soruşturma,

olayın gerçekleştiği koşulların belirlenmesini ve iddiaların doğru olduğunun

kanıtlanması hâlinde sorumluların tespit edilerek cezalandırılmasını sağlayacak

nitelikte olmalıdır (Neriman Şan ve Niyazi Şan, B. No: 2013/6801, 6/10/2015,

§ 53, benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Mikheyev/Rusya, B. No:

77617/01, 26/1/2006, § 107).

44. Gerçekleşen bir ölüm olayının oluşumuna ilişkin

delillerin değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir. Anayasa

Mahkemesinin ancak başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmek ve

başvurucuların, yakınlarının ölümünün tüm yönlerinin aydınlatılması noktasında

soruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından atılması gereken adımları

nesnel bir şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi

gerekebilmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, §

68).

45. Bir soruşturma veya yargılama sürecinde kovuşturmaya

yer olmadığı, beraat, mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararlarıyla farklı zamanlarda neticelenmiş aşamalar bulunması durumunda anılan

aşamaların tek bir olay bazında farklı kişilerin sorumluluklarına yönelik

olduğu gözetildiğinde soruşturmaların bir bütün olarak değerlendirilmesi

gerekebilecektir (S.D., B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 69).

46. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların

oğlu Hasan Yavuz'un ölümü üzerine Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan

ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan

karara yapılan itirazın Ordu Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesiyle bireysel

başvuru yapıldığı ancak bireysel başvuru yapılmasından sonra başvurucuların

Giresun Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu yeni bir dilekçe üzerine Ceza İnfaz

Kurumu birinci müdürü, Ceza İnfaz Kurumu ikinci müdürü ve başvurucuların oğlu

hakkında "Hücrede kalabilir." raporu veren doktor hakkında ceza

soruşturması başlatıldığı ve akabinde kamu davası açıldığı, açılan kamu

davasında Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesince beraat kararı verildiği, söz

konusu kararın başvurucular tarafından temyiz edildiği ve temyiz incelemesinin

Yargıtayda devam ettiği görülmektedir.

47. Belirtilen hususlar dikkate alındığında başvurucular,

her ne kadar oğullarının ölümü üzerine Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca

başlatılan 2013/7344 sayılı soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair karardan sonra bireysel başvuruda bulunmuş ise de 24/6/2014

tarihinde Giresun Cumhuriyet Başsavcılığına yeni bir dilekçe sunmaları üzerine

Ceza İnfaz Kurumu birinci müdürü, Ceza İnfaz Kurumu ikinci müdürü ve

başvurucuların oğlu hakkında "hücrede kalabilir." raporu veren

doktor hakkında açılan kamu davasının henüz kesinleşmemiş olduğu,

başvurucuların bireysel başvuru aşamasında ileri sürdüğü ihlal iddialarının

Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen kamu davası ile yakından ilgili

olduğu, bu nedenle Anayasa Mahkemesinin somut olayı bir bütün olarak

değerlendirmesinin bu aşamada mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasını içeren başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine yönelik iddianın

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/6/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Halil İbrahim DURSUN Başvurucular : 1. Abdulvahit YAVUZ 2. Munire YAVUZ Vekili : Av. Nezahat PAŞA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10588, 15 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine yönelik iddianın
  16. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10588
Tarih
15 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Ahmet Pişgin Başvurusu (B. No: 2014/6289)
  • Şafi Tunç Başvurusu (B. No: 2014/2142)
  • Setenay Çereren Başvurusu (B. No: 2014/5669)
  • Zöhre Fidanay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5474)
  • A. M. S. T. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6855)
  • Süleyman Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/4870)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.