İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abuzer Demir ve Aslı Peksezer Başvurusu (B. No: 2016/73556)

1. Başvuru, üst düzey bir kamu görevlisiyle ilgili yapılan haber

Başvuru No2016/73556Tarih23 Ekim 2019Okuma18 dk · 3.558 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abuzer Demir Ve Aslı Peksezer Başvurusu

Karar tarihi
23 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/73556
R.G. Tarih ve Sayı
13/12/2019-30977
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.558 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üst düzey bir kamu görevlisiyle ilgili yapılan haber

nedeniyle cezalandırılmanın başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerini ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/11/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle

şöyledir:

8. Birinci başvurucu, Adıyaman'da yayın yapan Bugün isimli yerel

gazetenin (gazete) hem ortağı hem de köşe yazarıdır. İkinci başvurucu,

gazetenin yazı işleri müdürüdür. Müşteki ise olayların geçtiği tarihte Adıyaman

Üniversitesinde rektör olarak görev yapmaktadır.

9. Gazeteci E.D., gazetenin 15/10/2014 tarihli nüshasında "Seçimler Yaklaştı 'Paralelci'

Rektör Hükümete Yanaştı!" başlıklı bir haber yapmıştır. Haberin

ilgili kısımları şöyledir:

"Cemaat desteği ile 4 yıl önce Adıyaman

Üniversitesi Rektörlüğü koltuğuna oturan... [T.G.nin] ... Yeni

dönemde yeniden rektör olabilmek için eski yol arkadaşları olan paralelcileri bir bir görevden

uzaklaştırarak, hükümete yakın görünme politikası güden G.'nin

bir sonraki hamlesi ise, ile gelen her bakan ya da milletvekili için üniversite

kampüsü içinde bir açılış organizasyonu tertip etmek oldu.

Her Kesimden Tepki Çekiyor

Yaptıklarıyla yapamadıklarıyla hep tartışılan

rektör G.'ye her kesimden tepki var. Halk,

üniversiteyle aralarına derin bir mesafe koyan G.'nin

yeniden rektör olmasını istemezken, akademik çerçevede üniversite içerisinde

yaşanan problemlerden dolayı rektör G'nin yeniden o koltuğa oturmasını

istemiyor.

Konu ile ilgili gazetemize açıklamalarda

bulunan ismini vermek istemeyen bir akademisyen 'Adıyaman Üniversitesinde

görevli akademisyen olarak üniversite içerisinde çeşitli baskılara maruz

bırakılıyoruz. Özellikle mevcut yönetimin görüşü dışında olan arkadaşlarımızın

yoğunlukla maruz kaldığı baskılar zaman zaman dayanılmaz boyutlara ulaşıyor.

Hükümetin başlattığı çözüm sürecinin bir parçası olan Kürt ve Alevi kökenli

çalışanları, görevinin ilk yıllarında görevlerinden alan Rektör ve yönetimin

aynı baskıyı eski rektörün kadrosunda olan öğretim görevlilerinin üzerinde de

uygulamaya çalıştı. Tek işi kişilerle uğraşmak olan bu yönetimin önümüzdeki

seçimlerde görevi bırakması ve yerine daha oturaklı bir yönetimin gelmesi ...

hayati derecede önemlidir...' diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundular."

10. Başvurucu, gazetenin 16/2/2015 tarihli nüshasında "Adıyaman Veteriner Tıp Fakültesi" başlıklı

bir köşe yazısı yazmıştır. Yazının ilgili kısımları şöyledir:

" [A.A],

Veteriner

Elazığ'da, veterinerlik fakültesinde hayvanları, onların anatomilerinin

fizyolojilerini beslenme şekillerini hastalıklarını ve onları tedavi etmeyi

öğrenmiş.

Sonra, sonra Adıyaman Üniversitesi Tıp

Fakültesine Anatomi Bölüm Başkanı olarak atanmış.

Yetmemiş, tıp fakültesi dekan yardımcısı

olmuş, o da yetmemiş sağlık yüksek okulu müdürü yapmışlar.

Sırtını paralelci

rektöre dayamış, astığı astık, kestiği kestik. Kadrolara atanacak kişileri o

belirliyor.

Anatomi derslerine girmiyor, derslere

asistanlarını, yardımcılarını gönderiyor ama ders ücretlerini kendisi alıyor.

Açılan bir kadroya söz verdiği kişilerin

dışında başka birileri başvurursa bilinen bilinmeyen ikna yöntemleri

uygulayarak o kadroya müracaat eden diğer kişi ya da kişileri saf dışlı

bırakıyor.

Böyle bir hegemonya kurmuş [A.A]

Yakın bir zamanda bir infaz çetesi oluşturursa

hiç şaşırmam.

Peki tıp fakültesi öğrencilerine ne anlatacak

bu veteriner hekim?

...

Adıyaman tıp fakültesi veteriner mi

yetiştiriyor doktor mu?

...

Adıyaman tıp fakültesinin öğretim üyelerinin

çoğu veteriner.

Hepsi de Elazığ'dan

gelme. Paralelci rektör

Elazığ'da bir maden bulmuş, veteriner madeni!

Böyle bir üniversite böyle bir tıp eğitim olur

mu?

Bu öğrencilerin, çocuğumu tıp eğitimine

gönderdim diye umutlanan ailelerin ve yarın mezun olup sağlık ordusuna

katıldıklarında yapmaları muhtemel tıbbi hataların bütün günahı mevcut paralelci rektör [T.G.nin] boynundadır.

Üniversiteyi bu hale getirdiği yetmiyormuş

gibi bir de gelecek dönem rektörlüğe aday sayın G.!

Böyle bir ahvalde sayın G.'nin

günahları onu seçecek ve atayacak olanların da boynunda olacaktır."

11. Yukarıdaki haberler üzerine başvurucular hakkında müşteki

tarafından şikâyette bulunulmuştur. Yapılan soruşturma sonucunda başvurucuların

hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir.

12. Yargılamayı yapan Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin

(Mahkeme) 2/7/2015 tarihli duruşmasında müşteki şu şekilde beyanda bulunmuştur:

"Hakkımda söylentiler olduğu için daha

önceden televizyon programında buna yönelik iddialara cevap vermiş olabilirim.

Çünkü ısrarla hakkımda bu şekilde iddialar yapılıyordu. Bende bunlara cevap

vermiştim..."

13. Mahkeme 26/5/2016 tarihinde birinci başvurucunun bir kez,

ikinci başvurucunun iki kez 1.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB)karar vermiştir. Gerekçeli

kararın ilgili kısımları şu şekildedir:

"...Sanıklar her ne kadar katılana

yönelik hakaret suçlamasını kabul etmemiş iseler de; dosyamızda mevcut;

15/10/2014 günü söz konusu gazetede [E.D.nin] yapmış olduğu

ve manşetteki haberin başlığında'Seçim Yaklaştı, Paralelci Rektör Hükümete Yanaştı' şeklinde bir ibareye yer

verildiği, 16/02/2015 tarihinde Abuzer Demir'in Adıyaman Veteriner Tıp

Fakültesi başlıklı köşe yazısında ise, 'paralelci

rektör' söyleminin kullanıldığı husususun tespit edildiği görülmüş olup, bu

konuda Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne terör örgütü listelerinde 'paralel yapı

veya bu isim ile bağlantılı bir örgüt' olup olmadığı hususu sorulmuş olup, ...

tarihli cevabi yazısında; PDY (Paralel Devlet Yapılanması) olarak adlandırılan

teşekkülün terör örgütü listesine alındığına dair herhangi bir mahkeme kararı

bulunmadığı ancak, Fetullah Gülen isimli şahsın

silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasına engellemeye teşebbüs etme vb. suçlardan 30 adet aranıyor kaydı ve 11

adet dava dosyasının bulunduğu bildirilmiş olup, sanıkların gazetelerinde ifşa

ettikleri katılan [T.G.nin] sanıkların isnat ettikleri PDY (paralel devlet

yapılanması) örgütü ile bir bağının bulunduğuna ilişkin dosyaya yansıyan somut

bir delil bulunmadığı, ... katılan hakkında paralel devlet yapılanması

konusunda yapılan bir soruşturma ile ilgili açılan bir kamu davasının

bulunmadığı, bu haliyle suça konu gazete yazıları nazara alındığında,

sanıkların yapmış olduğu haberde ve kaleme aldığı köşe yazısında katılan

hakkında 'paralelci' denilmek suretiyle katılana

halen devam eden ve silahlı terör örgütü olarak soruşturma yürütülen bir dosya

kapsamında suç isnadında bulunularak katılanın onur şeref ve saygınlığını

rencide edebilecek bir isnatta bulunulduğu ve katılana alanen

hakaret ettikleri, ... nitekim "paralel" isminde ülke genelinde

yürütülen birçok soruşturma bulunduğu ve kişiye paralelci

denmesi halinde kişilerindoğrudan bu soruşturma ile

bağlantılı olduğu ve suç işlediği isnadında bulunmak olacağından sanıkların

suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek ... sanık Aslı'nın

gazete yazı işleri müdürü olarak diğer sanıklar tarafından yazılan yazıları

yayınlaması nedeniyle iki farklı tarihteki yazıdaki eylem nedeniyle iki kez,

sanık Abuzer'in üzerine atılı hakaret suçu sübuta ermekle eylemine uyan TCK'nun 125/1 maddesi gereğince mahkumiyetine ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına; sanık Aslı'nın üzerine atılı hakaret suçu

sübuta ermekle eylemine uyan TCK'nun 125/1 maddesi

gereğince iki kez mahkumiyetine ve iki kez hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmiştir."

14. İtiraz üzerine Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi 23/9/2016

tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.

15. Nihai karar başvuruculara 11/10/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucular 1/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” kenar başlıklı 125. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“(1)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir

fiil veya olgu isnat eden ... kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî

para cezası ile cezalandırılır...

(2)

Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi

hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular; gazetede yer alan haberlerin dayanaksız

olmadığını, müştekinin duruşmadaki beyanına göre hakkında daha önce de bu

iddiaların ortaya atıldığını, kendilerinin de müşteki hakkında daha önceden

çıkan haberlerden faydalandıklarını, haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğunu,

kamuoyunu bilgilendirme kapsamında yaptıkları haberlerin suç teşkil etmediğini

belirterek ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde esas alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…”

21. Anayasa’nın "Basın

hürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Basın

hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

23. Gazetede yayımlanan haberler nedeniyle başvurucuların adli

para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.Söz konusu mahkeme kararı ile

başvurucuların ifade ve basın özgürlüğüne yönelik bir müdahalede bulunulduğu

belirlenmiştir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

25. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

26. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 5237 sayılı Kanun’un

125. maddesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

27. Başvurucuların adli para cezası ile cezalandırılmalarına

karar verilmesinin başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

28. Demokratik toplumda ifade özgürlüğünün önemine ilişkin

detaylı açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun

([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35), Mehmet

Ali Aydın ([GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43), Tansel Çölaşan (B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38) kararları.

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

29. Müdahalenin demokratik toplum düzenine uygun olmasına ilişkin

ilke paragrafları için bkz. Bekir Coşkun,

(§§ 44, 47, 48, 51, 53-55, 57), Mehmet Ali

Aydın (§§ 68,70-72), AYM, E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15;

AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel

Çölaşan (§§ 46, 49, 50, 51), Hakan

Yiğit (B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,

59, 61, 66, 68) kararları.

30. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Basın

Özgürlüğü

31. Basın özgürlüğü ile ilgili detaylı açıklamalar için bkz. Mehmet Ali Aydın (§ 69), Bekir Coşkun (§§ 34-36),İlhan Cihaner (2) (B. No: 2013/5574,

30/6/2014, § 63) kararları.

(d) Basının

Ödev ve Sorumlulukları

32. Demokratik bir toplumda basının ödev ve sorumluluklarına

ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Orhan

Pala (B. No: 2014/2983, 15/2/2017, §§ 46-48), Erdem Gül ve Can Dündar ([GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 89), R.V.Y. A.Ş.

(B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35),Fatih

Taş ([GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67) Önder Balıkçı (B. No: 2014/5552,

26/10/2017, § 43), Medya Gündem Dijital

Yayıncılık Ticaret A.Ş. ([GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42,

43), Kadir Sağdıç ([GK], B. No:

2013/6617, 8/4/2015, §§ 53, 54), İlhan Cihaner (2) (B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 60,

61) kararları.

(e) Çatışan

Haklar Arasında Dengeleme

33. Mevcut başvuruda başvurucuların basın özgürlüğü ile

davacının itibarının korunması hakkı arasında bir çatışma meydana gelmiştir.

Çatışan söz konusu haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için eldeki olaya

uygulanabilecek kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:

i.

Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin bir tartışmaya

katkı sağlayıp sağlamadığı

ii. Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı

iii. Haber veya makalenin yayımlanma şartları

iv. Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan ifadelerin

türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları

v. Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı

vi. Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği

vii. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile

ilgili kişinin önceki davranışları

viii. Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığı

34. Anayasa Mahkemesi başvurunun koşullarına göre bazıları

yukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,

27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç,

§§ 58-66; İlhan Cihaner

(2), §§ 66-73). Bunun için başvurucu tarafından yazılan yazının

-yayımlandığı bağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde

değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder

Balıkçı, § 45).

(f) Maddi Olgular ile Değer Yargısı Arasındaki Fark

35. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıaların

açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada

maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.

Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın

mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir

Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 57; İlhan Cihaner (2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer

yargısından oluşması durumunda bile müdahalenin orantılılığı ihtilaflı

açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip desteklenmemesine göre

tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı

ölçüsüz olabilir (Cem Mermut,

B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olayda Adıyaman'da yerel bir gazetede gazetecilik

yapan başvurucular, aynı ildeki bir üniversitede rektör olan müşteki hakkında

iki farklı haber yapmışlardır. İlgili haberler -kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen

soruşturmalar kapsamında devlet içinde örgütlenmiş paralel bir yapılanma olduğu

değerlendirilmiştir-müştekinin 2014 yılı öncesinde Paralel Yapılanma içinde yer

aldığı iddialarını içermektedir.

37. Birinci başvurucu, kaleme aldığı ilk haberde müştekiden paralelci rektör olarak

bahsetmiş, müştekinin atadığı A.A.nın

görevlerini tek tek saymıştır. Başvurucuya göre A.A.nın aslında veteriner hekim olmasına karşın tıp

fakültesinde üst düzey görevlere getirilmesi ve kendi ihtisas alanı dışında

görevlerde yer alması anlaşılamaz bir durumdur. Başvurucu bu durumu A.A.nın Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) ile iltisaklı olmasına bağlamıştır. Zira başvurucunun ifadesine göre

müşteki, PDY ile irtibatlı bazı kişilerle bağlantı kurarak bu doğrultuda

görevlendirmeler yapmıştır.

38. E.D.nin yaptığı ve ikinci

başvurucunun cezalandırılmasına neden olan "Seçimler

Yaklaştı 'Paralelci' Rektör Hükümete Yanaştı!" başlıklı

ikinci haberde; müştekinin önceden PDY ile iltisaklı olduğu ve bu yapı içindeki

insanları üniversitede görevlendirdiği iddialarına yer verilmiştir. Haberde

E.D., müşteki ile birlikte çalışmış bir akademisyen ile söyleşi yaptığını

belirtmiştir. Söyleşi yapılan akademisyenin iddialarına göre müşteki,

üniversitede bu yapıyla irtibatlı olmayan kişilere çeşitli baskılar

uygulamıştır.

39. İlk derece mahkemesi başvurucular tarafından yapılan

haberlerin müştekinin toplum içindeki itibarı ve diğer fertler nazarında

saygınlığını zedelediğini ve hakaret suçunu oluşturduğunu belirterek

başvurucuların adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

40. Başvuru konusu haberlerde gözönünde

bulundurulması gereken ilk husus kullanılan ifadelerin türüdür. Başvurucuların

müştekinin itibarına yönelik sert ifadeler kullandığı görülmekle birlikte

müştekinin asıl olarak yakındığı ifadenin

"paralelci" kelimesi olduğu

anlaşılmaktadır. Müştekiyi PDY ile ilişkili gösteren "paralelci" kelimesinin

ağır bir söylem olduğu, incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bir yanının

bulunduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte ifade özgürlüğü; ifadenin

rasyonel mi duygusal mı sağlam temelli mi yoksa temelsiz mi olduğuna ve başkalarının

onu yararlı veya zararlı, değerli veya değersiz olarak değerlendirmesine

bakmaksızın ifadeyi korur. İfadenin polemik içermesi veya kırıcı olması bile

onu koruma kapsamından mahrum etmez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No:

2013/568, 24/6/2015, § 42; Önder Balıkçı,

§ 40). Dolayısıyla kullanılan ifadelerin başvuru konusu olay kapsamında,

yazının tamamının ışığı altında ve özellikle hedef aldığı kişi ile başvurucunun

konumu ve söylenme şekli bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

41. Öncelikle başvuru konusu haberlerin 2014 ve 2015 yıllarında,

henüz darbe teşebbüsü gerçekleşmeden önce yazıldığı, o dönemde devlet içinde

birbirlerini kayıran, hep birlikte hareket eden ve menfaat temin eden bir

yapıya mensubiyeti ifade etmek için kullanıldığı anlaşılmaktadır.

42. Başvurunun çözümlenmesinde gözününde

bulundurulması gereken ikinci husus başvurucuların ve müştekinin konumudur.

Adıyaman'da üst düzey kamu görevlilerinden biri olan müştekinin aynı ilde

gazetecilik yapan başvurucuların sıkı ve yakın denetimi altında olması

tabiidir. Eleştirilerin hedefinde olan müşteki kamusal görev üstlenmiş olan bir

rektör olduğu için kabul edilebilir eleştiri sınırları, sade bir vatandaş ile

karşılaştırıldığında daha geniştir. Bu sebeplerle müştekinin kendisine yönelik

eleştirilere diğer vatandaşlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali

Suat Ertosun (7), B. No: 2014/1416, 15/10/2015, § 36).

43. Dikkate alınması gereken bir başka husus da ilgili

haberlerde ele alınan konudur. Başvuruya konu haberlerde, rektör olan

müştekinin 2014 yılı öncesi dönemde PDY'ye mensup

olan kişileri üniversitede görevlendirdiği, kayırmacı bir tavır sergilediği ve

belirtilen yapı içinde yer almayanlara baskı uyguladığı iddiaları dile

getirilmiştir. Başvurucuların ileri sürdüğü iddiaların müştekinin yürüttüğü

kamu görevine ilişkin olduğu, bu anlamda yapılan haberlerin kamuoyunu

ilgilendiren bir konuda yapılan tartışmanın bir parçası olduğu anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda bir haber veya yazının kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek

ise kişinin söz konusu haber veya makalenin yayımlanmasına o kadar boyun eğmesi

gerekir (İlhan Cihaner

(2), § 74; Kadir Sağdıç,

§ 67).

44. Somut olayda, haberlerin kaleme alındığı dönemde pek çok

kamu görevlisinin PDY'ye mensup olup olmadığı

konuları tartışılmış ve bu konu ülke gündemini uzunca süre meşgul etmiştir.

Müştekiye yönelik iddiaları ilk kez başvurucuların dile getirmediği, farklı

kesimler tarafından müştekinin PDY mensubu olduğu yönünde iddialarda

bulunulduğu ve müştekinin bu iddiaları yalanladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 12).

Bu tartışmalar ekseninde başvurucular yaptıkları haberlerde, müştekinin görevi

kapsamında yaptığı tasarruflardan somut örnekler vermişlerdir. Başvurucuların

bu örneklerden yola çıkarak olgusal bir tespitte bulundukları ve müşteki

hakkında bir değer yargısına ulaştıkları görülmektedir. Müştekinin ise

haberlerdeki olgusal tespitlere bir itirazının olmadığı görülmüştür. Bu noktada

rektörlük görevini yürüten müştekinin görevi nedeniyle kendisine yöneltilen

eleştirilere katlanması beklenir. Öte yandan müştekinin yapılan haberler

nedeniyle kişisel kariyerinin etkilenmediği ve uzun bir süre daha aynı

üniversitede rektör olarak görev yaptığı gözönünde

bulundurulmalıdır.

45. İlk derece mahkemesi, başvurucuların basın özgürlüğü ve bu

bağlamda ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarına saygı hakları

arasında bir denge kurmaya çalışmamıştır. Mahkeme, başvurucuların hakaret

suçunu işledikleri iddiasıyla haklarında açılan kamu davasında haberlerden bazı

ifadeleri çekerek müştekinin kişilik haklarının zedelendiğini belirtmekle

yetinmiştir. Mahkeme, dava konusu yazılarda kullanılan ifadelerin ağırlığı,

muhatabı gibi hususlarda bir değerlendirmede bulunmamıştır. Bunun yanı sıra

Mahkeme, müştekinin üst düzey bir kamu görevlisi olduğunu, yazının genel çıkarı

ilgilendiren bir tartışmaya katkı sunup sunmadığını değerlendirmediği gibi

haberin yapıldığı dönemin şartlarını da tartışmamıştır. Tüm bu tespitler ışığında

ilk derece mahkemesinin başvurucular tarafından kaleme alınan yazıları,

yazıldığı bağlamdan koparmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirdiği

söylenemez.

46. Bunun yanı sıra gazetecilerin siyasetçilerin sözlerini ve

davranışlarını takip etmeleri, onlar hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu

bilgilendirmeye hatta yönlendirmeye çalışmaları demokratik bir toplumda

kaçınılmazdır. Rahatsız edici de olsa siyasilere ve tanınmış kişilere ilişkin

yapılan bilgilendirme ve eleştirilerin cezalandırılması caydırıcı etki doğurarak toplumdaki ve

kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılma

korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir (Ergün Poyraz (2), § 79). Bu nedenle

yazının yayımlandığı dönemde, Adıyaman Üniversitesi rektörü olan müştekinin

kamu görevine yönelik olarak kaleme alınan ve ağır eleştiri içeren haberleri

yapan başvurucuların adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi,

bilgilendirme ve eleştiri ortamına zarar verebilecektir.

47. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162,

21/11/2017, § 49). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesinin 2014

yılında yayımlanan bir haber hakkında haberin yapıldığı dönemin koşullarını

gözetmeksizin kararın verildiği 2016 yılının koşullarını gözeterek verdiği

mahkûmiyet gerekçesinin başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine yapılan

müdahale için tümüyle ilgisiz olduğunun kabul edilmesi gerekmiştir. Bu nedenle

başvurucuların basın özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile davacının

şeref ve itibarına saygı hakları arasında adil bir denge kurulduğu söylenemez.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucular ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

51. İlgili haberlerden ötürü başvurucular hakkında adli para

cezası verilmesi nedeniyle başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olan

başvurucuların bu sürede uğradıkları bütün zararları gidermemektedir. Üstelik

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına

karar verilmekle birlikte başvurucuların muhatap oldukları yargısal süreç devam

etmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden

yargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında net

9.150 TL manevi tazminatın başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/296, K.2016/392)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara müştereken net 9.150 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Gülsüm Gizem

GÜRSOY

Başvurucular

:

1. Abuzer

DEMİR

2. Aslı

PEKSEZER

Vekili : Av. Şeyho SAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/73556, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  11. C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin
  12. D. Başvuruculara müştereken net 9.150 TL manevi tazminat
  13. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Seferinoğlu
  19. Gürsoy
  20. Demir
  21. Peksezer
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/73556
Tarih
23 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Bediha Altun Başvurusu (B. No: 2015/6354)
  • Meki Katar Başvurusu (B. No: 2015/4916)
  • Selahaddin Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2016/80280)
  • Orhan Ok Başvurusu (B. No: 2016/4913)
  • A.b. Başvurusu (B. No: 2016/22702)
  • Mustafa Özterzi Başvurusu (B. No: 2016/14597)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.