İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adnan Oktar Başvurusu (B. No: 2013/514)

1. Başvurucu, şahsına yönelik olarak “www.facebook.com” adlı internet sitesi

Başvuru No2013/514Tarih2 Ekim 2013Okuma12 dk · 2.427 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adnan Oktar Başvurusu (2)

Karar tarihi
2 Ekim 2013
Başvuru Numarası
2013/514
R.G. Tarih- Sayı
15/11/2013-28822
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.427 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, şahsına yönelik olarak “www.facebook.com” adlı internet sitesi

üzerinden hakaret suçu işlendiği iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı

şikâyet üzerine “kovuşturmaya yer

olmadığına” karar verilmesinin, Anayasa’nın Başlangıcı ile 10., 17.

ve 36. maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/1/2013 tarihinde İstanbul 4. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 11/6/2013 tarihinde

başvurunun karara bağlanması için Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, isminin “A. U.” olduğunu iddia ettiği kişinin “www.facebook.com” adlı internet sitesi

üzerinden kendisine küfür ettiğini, bu kişinin bahsi geçen internet sitesinde

49 takipçisinin bulunduğunu ve bu kişilerin kendisi hakkında yapılan hakarete

vakıf olduklarını, bunun da kişilik haklarına, onur ve saygınlığına açıkça

saldırı niteliğinde olduğu iddiasıyla 14/9/2012 tarihinde Kadıköy Cumhuriyet

Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

6. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 20/9/2012 tarih ve

K.2012/14900 karar sayılı kararıyla söz konusu şikayetle ilgili olarak “şüphelinin müştekiyi hedef alarak, bizzat müştekiyi

kastederek hakaret ettiğine dair delil elde edilemediği”

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

7. Başvurucu 16/10/2012 tarihinde Kadıköy Cumhuriyet

Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz etmiş, itiraz

Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2012 tarih ve 2012/1897 Değişik İş

sayılı kararıyla reddedilmiştir.

8. Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ret kararı başvurucuya

5/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

9. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

171. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet

savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması

hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar

gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.

Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.”

10. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin

(3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, kararını vermek için soruşturmanın

genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer

sulh ceza hâkimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli

nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere

mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,

kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Mahkemenin 2/10/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 4/1/2013 tarih ve 2013/514 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

12. Başvurucu, şahsına karşı “www.facebook.com”

adlı internet sitesi üzerinden hakaret suçu işlendiği iddiasıyla yaptığı

şikâyet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca etkin bir soruşturma

yürütülmediğini, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bahsi geçen

internet sitesinde kendisi hakkında yapılan hakarete 49 kişinin vakıf olduğunu,

bunun da kişilik haklarına, onur ve saygınlığına açıkça saldırı niteliğinde

olduğunu iddia ederek Anayasa’nın Başlangıcı ile 10., 17. ve 36. maddelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Anayasa’nın 36. Maddesi Yönünden

13. Başvurucu, yapmış olduğu şikâyet üzerine başlatılan

soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetini (adil yargılanma hakkı) ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

14. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. …”

15. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

16. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

17. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“AİHS”) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

18. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

19. AİHS’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

20. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

21. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde

adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni

hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması

esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama

hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için,

başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı

olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması

gerektiği anlaşılmaktadır (B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) içtihatlarına

göre, bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını

talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz

kişiler, Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu

kuralın istisnaları, ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir

sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davası

açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (Perez/Fransa, 47287/99, 12/2/2004, § 70).

23. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak

iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza

muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca

somut olayda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkileri ceza

muhakemesi süreci ile sınırlı olup hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı bir

etkisi bulunmamaktadır.

24. Başvurucu, suç

işlediğini düşündüğü bir üçüncü kişi hakkında soruşturma açılmasını sağlamak

amacıyla suç duyurusunda bulunmuş olup, talebi üçüncü kişinin cezalandırılmasıyla sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişinin fiili

nedeniyle medeni haklarına yönelik bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyor ve

buna ilişkin zararının giderilmesini istiyorsa, hukuk mahkemeleri önünde dava

açma imkânı vardır.

25. Sonuç

itibariyle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının

konusu, Anayasa’da güvence altına alınmış ve AİHS kapsamında olan temel hak ve

özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurunun,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Anayasa’nın 17. Maddesi Yönünden

27. Başvurucu, hakkındaki hakaretlerle ilgili olarak

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kavuşturmaya yer olmadığı kararının Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan maddi ve manevi varlığının korunması hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

28. Anayasa’nın 17. maddesi şu şekildedir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir …”

29. Maddenin amacı esas olarak, bireylerin maddi ve manevi

varlığına karşı Devlet tarafından yapılabilecek keyfi müdahalelerin

önlenmesidir. Devletin ayrıca, vücut ve ruhsal bütünlüğüne yönelik fiziksel ve

cinsel saldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibarı etkileyen saldırılar

karşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve saygı

gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır.

30. Bireyin şeref

ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin

manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale

etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Üçüncü

kişilerin şeref ve itibara müdahalesi, birçok ihtimalin yanında, görsel ve

işitsel yayınlar yoluyla da olabilir. Bir kişi görsel ve işitsel yayın yoluyla

bir kamuoyu tartışması çerçevesinde eleştirilmiş olsa dahi o kişinin şeref ve

itibarı manevi bütünlüğünün bir parçası olarak değerlendirilmelidir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Pfeifer/Avusturya,

12556/03, 15/11/2007, § 35).

31. Devletin,

bireylerin maddi ve manevi varlığının korunması ile ilgili pozitif

yükümlülükleri çerçevesinde şeref ve itibarın korunması hakkı ile diğer tarafın

Anayasa’da güvence altına alınmış olan ifade özgürlüğünden yararlanma hakkı

arasında bir denge kurması gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Von Hannover/Almanya (no.2) [BD], 40660/08 ve

60641/08, 7/2/2012, § 99).

32. Bireylerin

maddi ve manevi varlığına üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı etkili

mekanizmalar kurma çerçevesinde Devletin pozitif yükümlülüğü, mutlaka cezai

soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Üçüncü kişilerin haksız

müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür.

Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler için ülkemizde

hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür. Hakaret ceza hukuku anlamında

suç, özel hukuk anlamında ise haksız fiil olarak nitelendirilmekte ve tazminat

davasına konu edilebilmektedir. Dolayısıyla bir bireyin, üçüncü kişilerce şeref

ve itibarına müdahale edildiği iddiasıyla, hukuk davası yoluyla da bir giderim

sağlaması mümkündür.

33. Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için ihlal

iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekmektedir.

Üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler ile ilgili olarak

yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş olması Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunabilmek için şart olan tüm başvuru yollarının tüketilmesi

koşulunun yerine getirildiği anlamına gelmez.

34. Nitekim bireyin

şeref ve itibarına yönelik hakaret içerikli söylemlerin Devletin pozitif

yükümlülükleri çerçevesinde giderimi ile ilgili Avrupa karar organlarının da

birçok kararı bulunmaktadır.

35. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (“Meclis”), Avrupa

Konseyine (“Konsey”) üye bazı devletlerde yürürlükte olan yasaların, iftira ve

hakaret için hapis cezası öngördüğüne dikkat çekerek sözlü ya da yazılı

hakaretin hapis cezasını gerektiren suç olmaktan çıkartılması yönünde birçok

tavsiye kararı yayınlamıştır. Meclis tarafından verilen bu kararlarla uyumlu

olarak, yazılı ve sözlü hakaretin suç olmaktan çıkartılması ya da bu tür

hakaretler için yasalarda öngörülen cezaların hafifletilmesi için çeşitli

düzenlemeler yapma konusunda Konseye üye devletler arasında genel bir fikir

birliği bulunmaktadır (Meclisin konu ile ilgili tavsiye kararları için bkz: Parliamentary Assembly, Towards decriminalisation of defamation, Resolution

1577, 04/10/2007, §§ 11, 13, 17; Parliamentary

Assembly, Towards decriminalisation of defamation, Resolution

1814, 04/10/2007, § 1; Parliamentary Assembly, Respect for media

freedom, Recommendation

1897, 27/1/2010, § 11).

36. AİHM de birçok kararında, Meclisin hakaretin suç olmaktan

çıkarılmasına yönelik tavsiye kararlarına atıfla, Sözleşmeci Devletlerin zaman

geçirmeksizin hakareti suç olmaktan çıkarılmaları gerektiğine vurgu yapmaktadır

(Šabanovıć/Sırbistan ve Karadağ, 5995/06, 31/5/2011,

§ 43; Niskasaari/Finlandiya, 37520/07, 6/7/2010, § 77).

37. Somut olayda başvurucu, “www.facebook.com”

adlı internet sitesi üzerinden şahsına yönelik olarak hakaret suçu

işlendiği, bu hakaretin kişilik haklarına, onur ve saygınlığına açıkça saldırı

niteliğinde olduğu iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunmuştur. Savcılık, başvurucunun talebi ile ilgili olarak, şüphelinin

müştekiyi hedef alarak, bizzat müştekiyi kastederek hakaret ettiğine dair delil

elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

38. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir. Bireysel

başvurunun ikincil nitelikte bir hak arama yolu olması nedeniyle, asıl olan hak

ve özgürlüklere kamu otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal

durumunda bunun idari ve/veya yargısal olağan yollarla giderilmesidir. Bu

nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar

tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (B.

No: 2012/338, 2/7/2013, § 28).

39. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz olmaları ve tüketildiklerinde

başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir.

Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp

uygulamada da etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili

olmadıklarının kanıtlanmamış olması gerekir (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 29).

40. Başvurucu, şahsına karşı yapılan hakaret nedeniyle sadece

cezai kovuşturma yapılması amacıyla suç duyurusunda bulunmuş ancak herhangi bir

hukuk davası açmamıştır. Başvurucunun iddiaları ile ilgili olarak başvurduğu

ceza davası yolu, ulaşılabilir, telafi kabiliyetini haiz ve başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıyan tek başvuru yolu değildir.

Hakaretin özel yaşama etkileri ile ilgili olarak hukuk davası açarak da

başvurucunun şikâyetlerini derece mahkemeleri önünde ileri sürebilmesi ve bu

iddialarla ilgili olarak giderim sağlayabilmesi mümkündür.

41. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddiaları ile ilgili

olarak hukuk davası açma yolu tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının“başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Anayasa’nın 10. Maddesi Yönünden

42. Başvurucu, Anayasa’nın 10.

maddesinde düzenlenen “kanun önünde eşitlik ilkesi”nin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

43. Anayasa’nın “Kanun

önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi

düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

44. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen

maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 33).

45. Başvurucunun, eşitlik ilkesinin ihlali iddiasının kişinin

maddi ve manevi varlığının korunması hakkı çerçevesinde ve bu hakla bağlantılı

olarak ele alınması gerekir. Dolayısıyla kişinin maddi ve manevi varlığının

korunması hakkı bakımından eşitlik ilkesi, bağımsız nitelikte koruma işlevine

sahip olmayıp, bu hakkın kullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarını güvence

altına alan tamamlayıcı nitelikte haklardandır (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

34).

46. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin

tartışılabilmesi için, ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü

konusunda hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığının gösterilmesi

gerekir. Somut olayda başvurucu benzer bazı olaylarda ceza davası açıldığından

bahisle kendisinin ayırımcılığa uğradığını dile getirmiş fakat hangi nedene

dayalı olarak kendisine farklı muamelede bulunulduğuna ilişkin olarak herhangi

bir beyanda bulunmamıştır. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu

farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb ayırımcı bir nedene dayandığı makul delillerle ortaya

koyması gerekir. Somut olayda başvurucu sözünü ettiği benzer olaylar ile kendi

durumunun aynı olduğunu ortaya koyamadığı gibi kendisine hangi nedene dayalı

olarak ayırımcılık yapıldığına ilişkin de herhangi bir beyanda bulunmamıştır.

47. Açıklanan nedenlerle, başvurucu ihlal iddialarını kanıtlayacak herhangi

bir delil ileri sürmediğinden başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun

1. Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine yönelik

iddiaların “konu

bakımından yetkisizlik”,

2. Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğine yönelik

iddiaların “başvuru

yollarının tüketilmemesi”,

3. Anayasa’nın 10. maddesinin ihlal edildiğine yönelik

iddiaların “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

2/10/2013 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Zehra Ayla PERKTAŞ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucu : Adnan OKTAR Vekili : Av. Ceyhun GÖKDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/514, 2 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. A. Başvurunun
  17. Kaleli
  18. Dursun

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/514
Tarih
2 Ekim 2013

İlgili Kararlar

  • Doğan Temel Başvurusu (B. No: 2012/853)
  • Özkan Şen Başvurusu (B. No: 2012/791)
  • Lokman Sapan Başvurusu (B. No: 2013/723)
  • Ş.ç. Başvurusu (B. No: 2012/1061)
  • Taner Kurban Başvurusu (B. No: 2013/1582)
  • Selahattin Akyıl Başvurusu (B. No: 2012/1198)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.