İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Lokman Sapan Başvurusu (B. No: 2013/723)

1. Başvurucu, yasal mitinglerde

Başvuru No2013/723Tarih21 Kasım 2013Okuma16 dk · 3.185 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Lokman Sapan Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2013
Başvuru Numarası
2013/723
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.185 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, yasal mitinglerde

slogan attığı kabulü çerçevesinde cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün

ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 18/1/2013 tarihinde

İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 11/10/2013 tarihinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. İstanbul (Kapatılan) Devlet

Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 20/3/2003 tarih ve E.2003/323

sayılı iddianamesiyle başvurucu hakkında “yasadışı

silahlı PKK-KADEK örgütü üyesi olmak, örgüt adına eylemlere katılmak”

suçunu işlediği iddiası ve 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu’nun 168. maddesinin ikinci fıkrası ile 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu’nun 31., 33., 39. ve 40. maddeleri uyarınca

cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.

6. Davanın görüldüğü İstanbul

11. Ağır Ceza Mahkemesi, 25/4/2007 tarih ve E.2003/88, K.2007/198 sayılı

kararla başvurucunun eylemine uyan ve lehinde olan 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 53.

maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları, 58. maddesinin (9) numaralı

fıkrası ile 62. maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca altı yıl üç

ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında güvenlik tedbirleri, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra

denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar vermiş ve bu karar, Yargıtay

9. Ceza Dairesinin 16/6/2009 tarih ve E.2009/4952, K.2009/7140 sayılı ilamı ile

onanarak kesinleşmiştir.

7. Başvurucu Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ihlal edildiği iddiasıyla 4/3/2009 tarihinde

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurucunun 17252/09 no.lu anılan bireysel başvurusuyla ilgili

olarak AİHM, 20/9/2011 tarihli kararıyla, başvurucunun gözaltında tutulduğu

süre içerisinde bir avukatın hukuki yardımından yararlandırılmadığı

gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendi ile

birlikte aynı maddenin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiş,

söz konusu karar 20/12/2011 tarihinde kesinleşmiştir.

9. AİHM kararı üzerine başvurucu, İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemenin

4/10/2012 tarih ve E.2012/68, K.2012/280 sayılı kararıyla başvurucunun bu

talebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“…

Yargılamanın yenilenmesini düzenleyen CMK 311. maddesinde

sınırlı olarak yenilenme nedenleri sayılmıştır. Her ne kadar hükümlü LOKMAN

SAPAN hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince 20 Aralık 2011 tarihinde

sözleşme ihlali sebebiyle karar verilmiş ise de söz konusu AİHM kararında ihlal

nedeni olarak ‘sanığın hazırlık soruşturmasında gözaltındayken bir avukatın

hukuki yardımından yararlanmamış olması’ nın gösterildiği

dikkate alınıp mahkememizin yukarıda sözü edilen dava dosyasında kovuşturma

aşamasında sanığın bir avukatın hukuki yardımından faydalanmış olduğu, ayrıca

mahkememizin sanık hakkında verdiği hükmün gerekçesinin doğrudan gözaltındaki

ifadelerine dayandırılmamış olduğu, bunun yanında AİHM’nin ihlal nedeni olarak

gösterdiği gözaltındayken hukuki yardımdan yararlandırılmamış olmayı yeniden

yapılacak bir yargılamayla sağlama imkanının da hukuken ve fiilen bulunmadığı

nazara alındığında hükümlü müdafii tarafından sunulan

yargılamanın yenilenmesine yönelik iddiaların mahkememize verilmiş hükme hiçbir

etkisinin olmayacağı kanaatiyle CMK 321. Maddesi uyarınca talebin reddine …”

10. Başvurucu, Mahkemenin ret kararına karşı itiraz yoluna başvurmuş

olup, itirazı inceleyen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2012 tarih ve

2012/1220 Değişik İş sayılı kararı ile “…

yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararında belirtilen

gerekçelerde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı…”

gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş, bu şekilde başvuru yolları

tüketilmiştir. Karar başvurucuya 24/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 18/1/2013

tarihinde, Anayasa Mahkemesine süresi içerisinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi şöyledir:

“(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda

yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar

görülür:

…

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri

Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin

ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl

içinde istenebilir.

(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003

tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003

tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine

verilecek kararlar hakkında uygulanır.”

13. 5271 sayılı Kanun’un 319.

maddesi şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen

şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir

neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem

kabule değer görülmeyerek reddedilir.

(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği

varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa

tebliğ olunur.

(3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”

14. 5271 sayılı Kanun’un 321.

maddesi şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen

iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci

fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü maddesinin

birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların

önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın

yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.

(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve

duruşmanın açılmasına karar verir.

(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna

gidilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 21/11/2013

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/1/2013 tarih ve 2013/723

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, soruşturma

aşamasında avukatının hukuki yardımı olmadan kolluk ve Cumhuriyet savcısı

tarafından alınan ifadeleri hükme esas alınarak hakkında mahkûmiyet kararı

verildiğini, bireysel başvuru üzerine AİHM’in,

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fırkasının (c) bendinin ihlal

edildiğine karar verdiğini, bu nedenle 13/3/2003 tarihli aleyhe ikrar içeren

ifadesinin hükme esas alınamayacağını, buna bağlı olarak yargılamanın

yenilenmesine karar verilmesi gerekirken, buna ilişkin talebinin reddedilerek

Anayasa’nın 19. maddesinin ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı

fırkasının (b) ve (c) bentlerinin ihlal edildiğini; aynı kapsamda yargılamanın

yenilenmesi talebinin reddine karar veren İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin

4/10/2012 tarihli kararını duruşma açmaksızın dosya üzerinden verdiğini, bu

şekilde yargılamaya katılımı engellenerek adil yargılanma hakkı kapsamında olan

aleni yargılama ve aleni hüküm haklarının ve dolayısıyla Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini, ayrıca yargılamanın

yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı itirazı inceleyen merciin

hiçbir gerekçe göstermeden itirazın reddine karar verdiğini ileri sürmüş, maddi

ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

17. Başvurucu ayrıca, yasal ve

meşru bir toplantıya katılarak yasadışı slogan atan iki başvurucunun mahkumiyetine

dair kararla ilgili olarak 2/2/2010 tarih ve 13304/03 başvuru numaralı Savgın/Türkiye kararı ile AİHM’in,

Sözleşme’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinin ihlal edildiğine karar

verdiğini, AİHM’in bu kararının kendisi açısından

emsal nitelikte olduğunu, sırf bu nedenle kendisine isnat edilen eylemlere

ilişkin olarak hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı

verildiğini, yasal mitinglere katılarak slogan attığı kabulü ile

cezalandırılmasının ifade özgürlüğünün kullanılmasına müdahale niteliğinde

olduğunu ve bu şekilde Anayasa’nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenen

özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiği İddiası Yönünden

18. Başvurucu, yasal mitinglere

katılarak slogan attığı kabulü ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünün

kullanılmasına müdahale niteliğinde olduğunu ve bu şekilde Anayasa’nın 25. ve

26. maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

19. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

20. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin

yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §

16).

21. Yargılamanın yenilenmesi,

kanunda düzenlenen belirli sebeplerle maddi anlamda kesin hükmün ortadan

kaldırılması ve daha önce kesin bir hükümle sonuçlandırılmış uyuşmazlığın

yeniden yargılanması anlamına gelen olağanüstü bir kanun yoludur. Ancak

kesinleşmiş hükmün ortadan kaldırılması bakımından, yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunulmuş olması tek başına yeterli olmayıp, bunun için, incelemeyi

yapan mahkemenin talebi yerinde görerek yargılamanın yenilenmesine karar vermesi

gereklidir. Bu doğrultuda yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip, kesin

hükme konu olan uyuşmazlık yeniden ele alınmadığı sürece, önceki karar ve bu

kararın kesinliği geçerliliğini koruyacaktır. Buna bağlı olarak, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden

önce kesinleşmiş kararlara ilişkin ihlal iddialarının, sırf yargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunulmuş olması sebebiyle zaman bakımından yetki

kapsamı içerisinde değerlendirilmesi mümkün değildir.

22. Başvuru konusu olayda, ifade

özgürlüğünün ihlali iddiasına konu olan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin

25/4/2007 tarih ve E.2003/88, K.2007/198 sayılı kararı, Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 16/6/2009 tarih ve E.2009/4952, K.2009/7140 sayılı ilamı ile

onanarak kesinleşmiştir.

23. Görüldüğü üzere, ihlal

iddiasına konu Mahkeme kararı, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiştir. Başvurucu AİHM kararı

üzerine yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuşsa da İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesi başvurucunun bu talebini reddetmiştir. Salt yargılamanın yenilenmesi

talebi kesinleşmiş hükmü ortadan kaldırmadığından, somut ihlal iddiası, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamı içerisinde değerlendirilemez.

24. Açıklanan nedenlerle sözü

edilen ihlal iddiasına konu kararın, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce, 16/6/2009 tarihinde kesinleşmiş

olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu yönü itibariyle, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

“zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Hak Arama Özgürlüğü Yönünden

25. Başvurucu, yargılamanın

yenilenmesi talebinin AİHM’in ihlal kararına rağmen

reddedildiğini, incelemenin duruşmasız yapıldığını, kararın dosya üzerinden

yapılan inceleme sonucunda verildiğini ve bu karara yönelik itirazı inceleyen

merciin itirazı hiçbir gerekçe göstermeksizin reddettiğini ileri sürmektedir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine

göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anılan Anayasa kuralında,

herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde

davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

29. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

30. Sözleşme’nin 6. maddesinde

adil yargılanma hakkının kapsamı medeni haklara ilişkin bir uyuşmazlığın karara

bağlanması ile ceza alanındaki bir suç isnadı konularıyla sınırlandırılmıştır.

Ancak, Anayasa Mahkemesi dosya kapsamında yer alan olay ve olgular ışığında

başvuru konusu şikayetin hukuki nitelemesini ve

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamını belirleme

yetkisine sahip olup, yargılamanın yenilenmesini de bu kapsamda

değerlendirmiştir (B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 25).

31. Başvurucunun, AİHM kararı

doğrultusunda yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ve kendisi hakkında

beraat kararı verilmesi gerekirken talebin reddine karar verildiği, duruşma

açılmaksızın inceleme yapıldığı ve karar verildiği, itiraz merciinin hiçbir

gerekçe göstermeksizin itirazı reddettiği iddiaları ayrı ayrı incelenecektir.

a. Yargılamanın

Yenilenmesi Talebine İlişkin İnceleme Sonucunda Verilen Kararın Adil Olmadığı

İddiası Yönünden

32. Başvurucu soruşturma

aşamasında, avukatının hukuki yardımı olmadan kolluk ve Cumhuriyet savcısı

tarafından alınan ifadeleri hükme esas alınarak hakkında mahkûmiyet kararı

verildiğini, bireysel başvuru üzerine AİHM’in,

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fırkasının (c) bendinin ihlal

edildiğine karar verdiğini, bu nedenle 13/3/2003 tarihli aleyhe ikrar içeren

ifadesinin hükme esas alınamayacağını, buna bağlı olarak yargılamanın

yenilenmesine karar verilip kendisi hakkında beraat kararı verilmesi

gerekirken, buna ilişkin talebinin reddedilerek Anayasa’nın 19. maddesinin ve

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fırkasının (b) ve (c) bentlerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

34. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

35. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır (B. No:

2012/665, 13/6/2013, § 20).

36. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça

keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

37. Başvurucunun, hak arama

özgürlüğü kapsamındaki bu iddiası, yargılamanın yenilenmesi incelemesi sonucu

verilen kararın adil olmadığına ilişkindir. Yargılamanın yenilenmesi incelemesi

klasik anlamda bir asli ceza yargılaması olmayıp, yargılamanın yenilenmesi

şartları çerçevesinde, yargılamaya ilişkin bazı ağır hata veya eksiklikler

nedeniyle maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılması ve daha önce kesin

bir hükümle sonuçlandırılmış uyuşmazlığın yeniden yargılanması anlamına gelen

olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi talebinin

değerlendirildiği inceleme aşaması, uyuşmazlığın esasına ilişkin olmayıp,

yargılamanın yenilenmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi

ile sınırlıdır. Dolayısıyla bu aşamaya ilişkin anayasal hak ihlali iddialarının

incelenmesinin salt bu aşama ile sınırlı olarak yapılması gerekir.

38. Mahkeme, yargılamanın

yenilenmesi talebinin reddine dair kararını, yargılamanın yenilenmesini

düzenleyen 5271 sayılı Kanun’un 311. maddesinde yargılamanın yenilenmesi

sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, AİHM kararında ihlal nedeni olarak

başvurucunun hazırlık soruşturmasında gözaltındayken bir avukatın hukuki

yardımından yararlanmamış olmasının gösterildiği, ancak başvurucunun kovuşturma

aşamasında bir avukatın hukuki yardımından yararlandığı, ayrıca Mahkemenin

başvurucu hakkında verdiği hükmün gerekçesinin doğrudan gözaltındaki

ifadelerine dayandırılmamış olduğu ve AİHM’in ihlal

kararına gerekçe olan, başvurucunun gözaltındayken avukatının hukuki

yardımından yoksun kalmış olmasının, yeniden yargılama ile giderilmesinin

hukuken ve fiilen mümkün olmadığı gerekçelerine dayandırmıştır.

39. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair aşağıda değinilecek olan,

incelemenin duruşmasız yapıldığı ve itiraz üzerine verilen kararın gerekçesiz

olduğu iddiaları dışında herhangi bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksine

yargılamanın yenilenmesi talebine yönelik inceleme sonucunda verilen kararın

içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır (B. No:

2013/2767, 2/10/2013, § 22).

40. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine

dair kararın adil olmadığı iddiasının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve

derece mahkemesi kararının açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu yönü itibariyle, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli

Karar Hakkı Yönünden

41. Başvurucu, yargılamanın

yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı yaptığı itirazın reddine dair

kararın gerekçesiz olarak verildiğini ileri sürmüştür.

42. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

43. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın,

bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade

eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307,

16/5/2013, § 30).

44. İtiraz veya temyiz merciinin,

itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardaki

gerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak

gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına ve dolayısıyla adil

yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmez (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

García Ruiz/İspanya,

B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26).

45. Yargılamanın yenilenmesi

talebini inceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun talebini

temelsiz bularak reddetmiş ve niçin temelsiz bulduğunu kararında açıklamıştır

(§ 9). Bu karara karşı yapılan itirazı inceleyen İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesi de “… yargılamanın yenilenmesi

talebinin reddine dair kararında belirtilen gerekçelerde usul ve yasaya aykırı

bir husus bulunmadığı…” gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. İstanbul

11. Ağır Ceza Mahkemesi ret kararında, hükme ulaşmayı sağlayan olay, bunların

sebepleri ve sonuca götüren nedensellik kurgusu değerlendirmelerinin yeterli

açıklıkta yapıldığı ve bunların gerekçeye temel oluşturduğu, itirazı inceleyen İstanbul

12. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında ise, detaylı bir açıklama bulunmamakla

birlikte İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına dayanak gerekçelerin

yeterli bulunduğu anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan nedenlerle gerekçeli

karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu yönü

itibariyle, “açıkça dayanaktan yoksun”

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Duruşmalı Yargılama Hakkı Yönünden

47. Başvurucu yargılamanın

yenilenmesi talebini inceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, duruşmasız

inceleme yaparak karar verdiği, bu şekilde duruşmalı yargılama hakkının ve

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. Anayasa’nın 141. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.

Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın

veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.”

49. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de

Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması

ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini

kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak

ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini

gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. Özellikle ceza davalarında

yargılamanın duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin ve

savunma haklarının güvencesini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanın

mutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama

ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi

amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma

yapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz.

Özellikle ilk derece mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar

verildikten sonra kanun yolu incelemesinin dosya üzerinden yapılması halinde

adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (B. No: 2013/664, 17/9/2013, §

32).

50. Somut olayda başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebini

inceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma yapmaksızın dosya

üzerinden inceleme yaparak karar verdiğini ve bu nedenle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yargılamanın yenilenmesi olağanüstü

bir kanun yolu olup bu yolun hangi hallerde açılacağı 5271 sayılı Kanun’un 311.

maddesinde açıkça düzenlenmiş ve aynı Kanun’un 321. maddesinde yeniden

yargılanma talebinin esassız olması halinde talebin duruşmasız olarak

reddedileceği hükme bağlanmıştır. Bireyin suç işleyip işlemediğiyle ilişkili

olmayan böyle bir incelemenin duruşma açılmadan yapılmış olması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle,

duruşmalı yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu yönü itibariyle, “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun

1. İfade özgürlüğünün ihlal

edildiği yönündeki kısmının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

2. Hak arama özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin kısımlarının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

21/11/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Mehmet ERTEN Zehra Ayla PERKTAŞ Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Lokman SAPAN Vekili : Av. İnan AKMEŞE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/723, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. A. Başvurunun

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/723
Tarih
21 Kasım 2013

İlgili Kararlar

  • Ş.ç. Başvurusu (B. No: 2012/1061)
  • Taner Kurban Başvurusu (B. No: 2013/1582)
  • Selahattin Akyıl Başvurusu (B. No: 2012/1198)
  • İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Başvurusu (B. No: 2013/1430)
  • Firas Aslan ve Hebat Aslan Başvurusu (B. No: 2012/1158)
  • Atilla İnan Başvurusu (B. No: 2012/615)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.