İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Önder Sarı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/9291)

1. Başvuru, deprem nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarında

Başvuru No2016/9291Tarih11 Aralık 2019Okuma44 dk · 8.746 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Önder Sarı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/9291
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.746 kelime·44 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, deprem nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarında

kusuru bulunduğu ileri sürülen idare aleyhine açılan tam yargı davalarında

yetersiz tazminata hükmedilmesi nedeniyle yaşam hakkının; tam yargı davasının

uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2016/9291 numaralı başvuru, başvurucular Recep Çatana, Sevim

Çatana, Özgür Çatana, Onur Çatana ve Şiringül Çatana

(Boybeyi) tarafından, 2016/9293 numaralı başvuru,

başvurucular Ayşe Nurcan Batur, Murat Batur ve Ayşe Çiğdem Batur tarafından, 2017/35719

numaralı başvuru, başvurucular Zait Çabukoğlu, Gülsüm Çabukoğlu ve Recep Ali

Çabukoğlu tarafından 12/5/2016 tarihinde; 2016/9811 numaralı başvuru ise

başvurucular Nermin Sarı, Ece Sarı ve Ahmet Önder Sarı tarafından 16/5/2016

tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.2016/9293, 2016/9811 ve 2017/35719 numaralı başvuruların konu

bakımından hukuki irtibat nedeniyle 2016/9291 numaralı başvuru dosyasında

birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına ve diğer

dosyaların kapatılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. 12/11/1999 tarihinde Bolu'nun Düzce ilçesinde meydana gelen

depremde başvuruculardan Ayşe Nurcan Batur ile Murat Batur'un çocuğu ve Ayşe

Çiğdem Batur'un kardeşi olan İ.B. evlerinin yıkılması sonucunda;

başvuruculardan Recep Çatana ile Sevim Çatana'nın çocuğu, Özgür Çatana ve Onur

Çatana ile Şiringül (Boybeyi)

Çatana'nın kardeşi olan N.Ç., başvuruculardan Zait Çabukoğlu ve Gülsüm

Çabukoğlu'nun çocuğu, Recep Ali Çabukoğlu'nun kardeşi olan S.Ç. ve son olarak

başvuruculardan Nermin Sarı'nın eşi, Ece Sarı ve Ahmet Önder Sarı'nın babası

olan Ö.S. durakta otobüsün kalkmasını beklerken yakında bulunan binanın üzerilerine yıkılması sonucunda vefat etmiştir.

A. N.Ç.nin Vefatına İlişkin Olarak Yürütülen Tam Yargı Davası

Süreci

9. Başvurucular Recep Çatana, Sevim Çatana, Özgür Çatana ve Onur

Çatana ile Şiringül (Boybeyi)

Çatana 2/11/2000 tarihinde ilgili idarelere yakınlarının vefatı nedeniyle

uğradıkları zararın tazmini için başvuruda bulunmuş; başvurunun zımnen reddi

üzerine Sakarya 2. İdare Mahkemesi (2. İdare Mahkemesi) nezdinde 12/3/2001

tarihinde tam yargı davası açmışlardır.

10. 2. İdare Mahkemesi tarafından 20/4/2001 tarihli ve

E.2001/497 sayılı kararla dilekçenin reddine karar verilmesi üzerine

başvurucular yeni dilekçeyle hizmet kusuru nedeniyle yakınlarının vefat

ettiğini ileri sürerek toplam 8.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesine karar verilmesi talebiyle tam yargı davası açmışlardır.

11. 2. İdare Mahkemesi 30/10/2002 tarihli ve E.2001/993 sayılı

kararıyla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Karar,

Danıştay 6. Dairesinin (Daire) 2/12/2005 tarihli kararıyla oyçokluğuyla

bozulmuştur.

12. Bozma üzerine Sakarya 1. İdare Mahkemesinin (1. İdare

Mahkemesi) 2006/981 esasına kaydedilen davada 20/3/2008 tarihli kararla

başvurucuların maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 3.669,62 TL

maddi ve 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin

ilgili kısımları şöyledir:

"...

...enkaz altında kalarak hayatını

kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı

ileri sürülen 8.000,00.-YTL destekten yoksun kalma (maddi) ile 15.000,00.-YTL

manevi olmak üzere toplam 23.000,00.-YTL maddi/manevi zararın olay tarihinden

itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini istemiyle açılmıştır.

...

Bu itibarla dosyadaki bilgi ve belgelerle

bilirkişi raporunda getirilen görüşün birlikte değerlendirilmesinden; 3194

sayılı Yasa ve söz konusu binaya ait inşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan

1580 sayılı yasa ve ilgili yönetmeliklere göre yapılacak inşaatlar için inşaat

ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında gerekli denetimlerin yapılması ve

inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni verilmesi belediyenin yetki ve

görevleri arasında olduğu göz önüne alındığında dava konusu dairenin bulunduğu

apartmanın yapıldığı yörede, zemin etütlerinin yapılmadığı, dairenin inşaat

ruhsatının ve yapı kullanma izin belgelerinin Düzce Belediye Başkanlığı

tarafından düzenlendiği, davalı belediye tarafından mikro bölgelendirme

çalışması yapılmadığı, yapının inşa edildiği yerde taban kayası veya taban

formasyonu üzerindeki zemin kalınlığının kontrol edilmediği, davalı belediye

tarafından depremden önce, afete uğrayabilecek bölgelerin tespit ve ilan

edilmediği, kat adetlerindeki kısıtlamaların belirlenmediği açık olduğundan,

davacıların yakını [N.Ç.nin] belediye otobüsü içerisinde hareket saatini

beklemekte iken söz konusu binanın belediye otobüsü üzerine yıkılması sonucu

enkaz altında kalarak öldüğü binanın yıkılmasında davalı Düzce Belediye

Başkanlığı’nın %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Öte yandan, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının

ülkenin deprem bölgesi haritalarının hazırlanması, afet bölgelerinde yapılacak

yapılar hakkındaki yönetmeliklerin çıkartılması konusunda üzerine düşen

görevleri yerine getirdiği, yine 3194 sayılı Yasa ve ilgili yönetmeliklere göre

yapılacak inşaatlar için inşaat ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında

gerekli denetimlerin yapılması ve inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni

verilmesi mücavir alan sınırları içinde belediyenin yetki ve görevleri arasında

olduğundan, Düzce Valiliğinin yapının yıkılmasında kusurunun bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

Diğer taraftan; davacılardan, müteveffa [N.Ç.nin] anne/babası

olan Sevim Çatana ve Recep Çatana için destekten yoksun kalma tazminatı

hesaplamak amacıyla re'sen bilirkişi olarak seçilen

... tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan raporda; davacıların çocuğu/kardeşi

olan [N.Ç.nin] belediye otobüsü içerisinde hareket saatini beklemekte iken yakınlarda

bulunan bir binanın belediye otobüsü üzerine yıkılması sonucu enkaz altında

kalarak öldüğü, müteveffanın olay tarihinde 18 yaşında, bekar ve asgari ücretle

çalışmakta olduğu, babasının SSK emeklisi, annesinin ev kadını olduğu, başka

gelirlerinin bulunmadığı, kardeşlerinin olay tarihinde sosyal durumları

itibariyle ailenin geçimine katkıda bulunması gerekliliği ve müteveffanın en

azından muhtemel evleneceği 22 yaşını ikmal ettiği 2003 yılı sonuna kadar

kazancından ailesine destek vereceği, evlenmesiyle ve ailesine katkıda

bulunacak iki erkek kardeşinin varlığıyla desteğinin son bulacağının kabulünün

gerekeceği hususları göz önünde bulundurularak müteveffanın annesi Sevim Çatana

için 1.834,81.-YTL, müteveffanın babası Recep Çatana için 1.834,81-YTL olmak

üzere toplam 3.669,62.-YTL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış olup

hizmet kusuru tam olan davalı Düzce Belediye Başkanlığı’nın toplam

3.669,62.-YTL destekten yoksun kalma tazminatını davacılardan müteveffanın

annesi Sevim Çatana ve babası Recep Çatana’ya ödemesi gerekmektedir.

...[N.Ç.nin] belediye

otobüsü içerisinde hareket saatini beklemekte iken yakınlarda bulunan bir

binanın belediye otobüsü üzerine yıkılması sonucu enkaz altında kalarak ölmesi

nedeniyle psikolojik olarak etkilendikleri, manevi olarak yıprandıkları, elem

ve üzüntü duydukları açık olduğundan, bu elem ve üzüntü karşılığı olarak

davacılardan Sevim Çatana ve Recep Çatana’dan her biri için 1.500,00.- YTL,Onur Çatana,Özgür Çatana ve Şiringül Çatana’dan her biri için 1.000,00.-YTL olmak üzere

toplam 6.000,00.-YTL manevi tazminatın, olayda hizmet kusuru bulunan Düzce

Belediye Başkanlığı tarafından davacılara ödenmesi gerekmektedir."

13. Karar, Dairenin 23/5/2012 tarihli kararıyla maddi tazminatın

kısmen kabulü/kısmen reddi ve manevi tazminatın kısmen kabulü yönlerinden

onanmış; manevi tazminatın kısmen reddi yönünden bozulmuştur.

14. Bu defa 1. İdare Mahkemesinin 2013/86 esasına kaydedilerek

devam edilen yargılamada 9.000 TL manevi tazminatın başvuruculara ayrıca

ödenmesine 29/3/2013 tarihinde karar verilmiştir. Dairenin 4/6/2014 tarihli

kararıyla hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı

şöyledir:

"...

Uyuşmazlığa konu olayda, davacılar lehine

hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin

kısmının onanmak suretiyle kesinleştiği, davacıların manevi tazminat isteminin

kısmen reddedilen kısmının bozulması üzerine davanın görümünün bu yönden devam

ettiği ve mahkemece ayrıca manevi tazminata hükmedilmesi yolunda verilen

kararın, davacılar vekili tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen

cümle ve 5. maddesiyle getirilen geçici 7. maddesi kapsamında, manevi tazminat

miktarının arttırılması yolunda temyiz isteminde bulunulduğu;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

16. maddesinin 1. fıkrasında, 'Taraflar,sürenin

geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak

iddia edemezler.' kuralına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle: 'Ancak, tam yargı

davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları

gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir

defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin

dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'

cümlesi eklenmiştir. Anılan Yasanın 5. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya getirilen

geçici 7. maddede: 'bu Kanunun 16 ncı

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük

tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.' kuralına yer verilmiştir.

Davacıların temyiz isteminin manevi tazminat

yönünden görüşülmesi aşamasında, 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4.

fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesi ile bir defaya mahsus olmak üzere

tazminat miktarının arttırılmasına olanak sağlanmış, 5. maddesiyle getirilen

geçici 7. maddesinde ise kanun yolu aşaması dahil, derdest davalarda da uygulanmasına

olanak sağlanmıştır.

Davacılar tarafından, dava dilekçesinde her bir davacı için talep

edilen ve hüküm altına alınan 3.000,00 TL manevi tazminat miktarının, temyiz

dilekçesi ile her davacı için 7.000,00 TL arttırılmak suretiyle herbiri için 10.000,00 TL toplamda ise manevi tazminatın

50.000,00 TL'ye yükseltilmesi yolunda talepte bulunulduğu görülmektedir.

Bu durumda, 6459 sayılı Yasayla 2577 sayılı

Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasınaeklenen kural ile

geçici 7. maddesine göre harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere

kabulü gerekmekte ise de, adli yardım istemi kabul

edilen davacıların manevi tazminat miktarının arttırılması talebi hakkında

İdare Mahkemesince gerekli işlemler yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Sakarya 1. İdare

Mahkemesince verilen 29/03/2013 günlü, E:2013/86, K:2013/372 sayılı kararının

manevi tazminat miktarının arttırılması talebi hakkındayeniden

karar verilmek üzere bu yönden BOZULMASINA..."

15. 1. İdare Mahkemesinin 2014/1051 esasına kaydedilerek devam

edilen yargılamada 20/2/2015 tarihli kararla toplam 44.000 TL manevi tazminatın

başvuruculara ayrıca ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Karar veren Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nce,

Mahkememizin 29/03/2013 tarih ve 2013/86 Esas, 2013/372 sayılı kararının

Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014 gün ve 2014/561 Esas, 2014/4389 sayılı kararıylamahkeme kararınınmanevi

tazminata ilişkin kısmının, davacıların manevi tazminatın artırılması

talebinden dolayı bozulduğu görülmekle, bozma kararına uyularak bozulan kısım

yönünden dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle ve davacıların tazminat

miktarını arttırma talebinin 2577 sayılı yasanın 16/4. maddesi gereği kabul edilerekişin gereği görüşüldü:

Dava; davacıların çocuğu/kardeşi olan [N.Ç.nin] belediye

otobüsü içerisinde beklemekte iken otobüsün üzerine Düzce-Merkez, Burhaniye

Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın 12.11.1999

tarihinde meydana gelen deprem sonucu yıkılması nedeniyle enkaz altında kalarak

hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle

uğranıldığı ileri sürülen 8.000,00.-TL destekten yoksun kalma (maddi) ile

15.000,00.-TL manevi olmak üzere toplam 23.000,00.-TL maddi/manevi zararın olay

tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken

ve müteselsilen tazmini istemiyle açılmıştır.

...

Mahkememizin,29/03/2013 tarih ve 2013/86 Esas,

2013/372 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014 gün ve

2014/561 Esas, 2014/4389 sayılı kararıyla, mahkeme kararınınmanevi

tazminata ilişkin kısmının, davacıların2577 sayılı Yasanın 16/4. maddesi

uyarınca manevi tazminatın artırılması talebinden dolayı bozulduğu

görüldüğünden;

Davanın, her bir davacı bakımından 10.000 TL

olmak üzere toplam 50.000 TL manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden;

...

Uyuşmazlık konusu olayda, deprem sonucu

davacıların çocukları/kardeşinin vefat ettiği, ölüm olayı sonucu ağır bir

üzüntü ve elem duyulduğu, davacıların çocuğu/kardeşi için manevi tazminat

talepleri göz önünde tutulduğunda, Mahkememizin, 20/03/2008 tarih ve 2006/981

Esas, 2008/278 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2012 gün ve

2012/570 Esas, 2012/2733 sayılı kararıyla mahkeme kararının manevi tazminatın

kısmen kabulüne ilişkinhüküm fıkrasının bir başka

deyişle, davacı Sevim Çatana için 1.500,00 TL manevi, Recep Çatana için

1.500,00 TL manevi, Onur Çatana için 1.000,00 TL manevi, Özgür Çatana için

1.000,00 TL manevi, Şiringül Çatana için 1.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının onandığı görüldüğünden, ayrıca

davacı Sevim Çatana için 8.500,00 TL manevi, Recep Çatana için 8.500,00 TL

manevi, Onur Çatana için 9.000,00 TL manevi, Özgür Çatana için 9.000,00 TL

manevi, Şiringül Çatana için 9.000,00 TL manevi olmak

üzere toplam 44.000,00 TL tazminatın olayda hizmet kusuru olan davalı Düzce

Belediye Başkanlığı tarafından davacılara ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, manevi tazminat

isteminin kabulüne, davacılardan Sevim Çatana için 8.500,00 TL manevi, Recep

Çatana için 8.500,00 TL manevi, Onur Çatana için 9.000,00 TL manevi, Özgür

Çatana için 9.000,00 TL manevi, Şiringül Çatana için

9.000,00 TL olmak üzere toplam 44.000,00.-TL manevi tazminatın davacıların

idareye başvurduğu 13.11.2000 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle

birlikte davalı Düzce Belediye Başkanlığından alınarak davacılara verilmesine,

dava sonuç itibariyle maddi tazminat kısmen kabul, kısmen ret, manevi tazminat

ise kabul ile sonuçladığından, ..."

16.Karar, Dairenin 16/3/2016 tarihli kararıyla onanmıştır.

17. Onama kararı, 12/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve

12/5/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İ.B.nin Vefatına

İlişkin Olarak Yürütülen Tam Yargı Davası Süreci

18. Başvurucular Ayşe Nurcan Batur, Murat Batur ve Ayşe Çiğdem

Batur'un, yakınlarının vefatı nedeniyle uğradıkları zararın tazmini için ilgili

idarelere yaptıkları başvurunun zımnen reddi üzerine başvurucular 2. İdare

Mahkemesi nezdinde 2001 yılında tam yargı davası açmıştır. Başvurucular, hizmet

kusuru nedeniyle yakınlarının vefat ettiğini ileri sürerek toplam 31.000 TL

maddi, 9.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep

etmişlerdir.

19. 2. İdare Mahkemesi tarafından 30/10/2002 tarihli ve

E.2001/490 sayılı kararla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar

verilmiştir. Karar, Dairenin 2/12/2005 tarihli kararıyla oyçokluğuyla

bozulmuştur.

20. Bozma üzerine 1. İdare Mahkemesinin 2006/980 esasına

kaydedilerek devam edilen yargılamada 15/5/2008 tarihli kararla başvurucuların

maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 20.727 TL maddi, 7.500 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

...dairenin 12.11.1999 tarihinde meydana gelen

deprem sonucu yıkıldığı, davacılardan Murat Batur ile Ayşe Nurcan Batur’un

çocuğu, Ayşe Çiğdem Batur’un kardeşi olan [İ.B.nin] enkaz altında

kalarak hayatını kaybettiği, yıkılan konutun içerisinde bulunan ev eşyalarının

kullanılamayacak duruma geldiği, 12.11.1999 tarihinde meydana gelen deprem

nedeniyle davacılara ait konutun yıkılması, içindeki eşyaların kullanılamayacak

hale gelmesi ve davacıların çocuğu/kardeşi olan [İ.B.nin] hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet

kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen yıkılan konut ve içinde

kullanılamayacak duruma gelen eşyalar için 25.000,00.-YTL ve davacılardan Murat

Batur için 3.000,00.- YTL ile Ayşe Nurcan Batur için 3.000,00.- YTL destekten

yoksun kalma olmak üzere toplam 31.000,00.- YTL maddi ile her bir davacı için

3.000,00.-YTL olmak üzere toplam 9.000,00.-YTL manevi zararın olay tarihinden

itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle

bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

...

Bu itibarla dosyadaki bilgi ve belgelerle

bilirkişi raporunda getirilen görüşün birlikte değerlendirilmesinden; 3194

sayılı Yasa ve ilgili Yönetmeliklere göre yapılacak inşaatlar için inşaat

ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında gerekli denetimlerin yapılması ve

inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni verilmesi belediyenin yetki ve

görevleri arasında olduğu göz önüne alındığında dava konusu konutun bulunduğu

yapının yapıldığı yörede, zemin etütlerinin yapılmadığı, konutun inşaat ruhsatı

ve yapı kullanma izin belgelerinin Düzce Belediye Başkanlığı tarafından

düzenlendiği, davalı belediye tarafından mikro bölgelendirme

çalışması yapılmadığı, yapının inşa edildiği yerde taban kayası ve taban

formasyonu üzerindeki zemin kalınlığının kontrol edilmediği, davalı belediye

tarafından depremden önce, afete uğrayabilecek bölgelerin tespit ve ilan

edilmediği, kat adetlerindeki kısıtlamaların belirlenmediği açık olduğundan,

davacıların ev eşyalarının enkaz altında kalarak kullanılamaz hale geldiği ve

davacıların çocuğu/kardeşi olan [İ.B.nin] enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği konutun

yıkılmasında davalı Düzce Belediye Başkanlığının %100 (tam) kusurlu olduğu

kanaatine varılmıştır.

Bu nedenle, davacılardan Ayşe Nurcan Batur’un

maliki olduğu dairenin bulunduğu binanın yıkılmasında %100 oranında hizmet

kusuru bulunan Düzce Belediye Başkanlığı’nın, söz konusu dairenin yıkılmasından

dolayı meydana gelen 7.637,846.-YTL maddi zararı tazmin etmesi gerekmektedir.

Öte yandan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

ülkenin deprem bölgesi haritalarının hazırlanması, afet bölgelerinde yapılacak

yapılar hakkındaki yönetmeliklerin çıkartılması konusunda üzerine düşen

görevleri yerine getirdiği, yine 3194 sayılı Yasa ve ilgili yönetmeliklere göre

yapılacak inşaatlar için inşaat ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında

gerekli denetimlerin yapılması ve inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni

verilmesi mücavir alan sınırları içinde belediyenin yetki ve görevleri arasında

olduğundan davalılardan Düzce Valiliği’nin söz konusu yapının yıkılmasında

kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

...

Bu kapsamda, davacılardan Murat Batur ile Ayşe

Nurcan Batur’un için talep edilen toplam 6.000,00.-YTL destekten yoksun kalma

tazminatını hak edip etmediklerinin araştırılması, destekten yoksun kalma

tazminat miktarının tespit edilmesi amacıyla Mahkememizin 14.09.2007 gün ve

E:2006/980 sayılı kararı üzerine ... tarafından dosya üzerinde hesap yönünden

bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

...

... olay tarihinde henüz 12 yaşında olan [İ.B.nin] ölümü nedeniyle

annenin ve babanın farazi desteklerini yitirdiği, Borçlar

Kanununun 45’inci maddesi ve yerleşik Yargı Kararları doğrultusunda

maddi zarara uğradıklarının tartışmasız olduğu, bu doğrultuda baba Murat Batur

için destekten yoksun kalma tazminatının 8.648.26 YTL olarak hesaplandığı, anne

Ayşe Nurcan Batur için destekten yoksun kalma tazminatının 12.807,92 YTL olarak

hesaplandığı belirtilmektedir.

Yukarıda içeriği açıklanan bilirkişi raporunun

taraflara tebliğ edilmesi üzerine, davalı Düzce Belediye Başkanlığı vekili

tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de bilirkişi raporunda yer

alan tespit ve değerlendirmeler göz önüne alındığında bu itiraz yerinde

görülmemiş, bilirkişi raporu Mahkememizce hükme esas alınabilecek yeterlilikte

bulunmuştur.

Bu itibarla, İdari Yargılama Sistemi içinde

davacıların talebiyle bağlı kalınarak karar verildiğinden, taleple bağlı

kalınarak 3.000,00.-YTL maddi tazminatın Murat Batur’a ve 3.000,00.-YTL maddi

tazminatın Ayşe Nurcan Batur’a, davacıların müşterek çocuklarının enkaz altında

kalarak hayatını kaybettiği binanın yıkılmasında (%100) hizmet kusuru bulunan

davalı idarelerden Düzce Belediye Başkanlığı tarafından ödenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, eşya bedelinin tespiti için

Mahkememizin E:2005/2934 sayılı dava dosyasında yapılan 27.09.2006 tarihli ara

kararına Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı tarafından verilen cevapta 2000

yılında ortalama bir evde olması gereken eşyaların toplam değeri 7.090,00.-YTL

olarak bildirilmiş olup, davacıların oturdukları konutun bulunduğu binanın

yıkılmasında %100 oranında hizmet kusuru bulunan Düzce Belediye Başkanlığı’nın

davacılara ait ev eşyalarının enkaz altında kalması nedeniyle meydana gelen

7.090,00.-YTL maddi zararı da tazmin etmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

...

Davacılardan Ayşe Nurcan Batur’un sahip olduğu

konutun yıkılması, konut içerisinde bulunan ev eşyalarının kullanılamayacak

hale gelmesi ve davacılardan Murat Batur ileAyşe

Nurcan Batur’un çocuğu ve Ayşe Çiğdem Batur’un kardeşi olan [İ.B.nin] depremde

yıkılan konutun enkazı altında kalarak hayatını kaybetmesi sonucu psikolojik

olarak etkilendikleri, manevi olarak yıprandıkları, elem ve üzüntü duydukları

açık olduğundan, bu elem ve üzüntünün karşılığı olarak davacılardan Murat Batur

ve Ayşe Nurcan Batur’dan her biri için 3.000,00.-YTL, Ayşe Çiğdem Batur için

1.000,00.-YTL olmak üzere toplam 7.000,00.-YTL manevi tazminatın olayda hizmet

kusuru tam olan Düzce Belediye Başkanlığı tarafından davacılara ödenmesi

gerekmektedir...."

21. Karar, Dairenin 23/5/2012 tarihli kararıyla maddi tazminatın

kısmen kabulü/kısmen reddi ve manevi tazminatın kısmen kabulü yönlerinden

onanmış; başvurucu Ayşe Çiğdem Batur lehine hükmedilen manevi tazminatın

miktarı yönünden ise hükmedilen miktarın düşük kaldığı gerekçesiyle

bozulmuştur.

22. Bu defa 1. İdare Mahkemesinin 2013/81 esasına kaydedilerek

devam edilen yargılamada 1.500 TL manevi tazminatın başvurucu Ayşe Çiğdem

Batur'a ayrıca ödenmesine 29/3/2013 tarihinde karar verilmiştir. Dairenin 4/6/2014

tarihli kararıyla hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Gerekçenin

ilgili kısmı şöyledir:

"...

Uyuşmazlığa konu olayda, davacılar lehine

hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin

kısmının onanmak suretiyle kesinleştiği, davacıların manevi tazminat isteminin

kısmen reddedilen kısmının bozulması üzerine davanın görümünün bu yönden devam

ettiği ve mahkemece ayrıca manevi tazminata hükmedilmesi yolunda verilen

kararın, davacılar vekili tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen

cümle ve 5. maddesiyle getirilen geçici 7. maddesi kapsamında, maddi ve manevi

tazminat miktarlarının arttırılması yolunda temyiz isteminde bulunulduğu

görülmüştür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

16. maddesinin 1. fıkrasında, 'Taraflar,sürenin

geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak

iddia edemezler.' kuralına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle: 'Ancak, tam yargı

davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları

gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir

defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin

dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'

cümlesi eklenmiştir. Anılan Yasanın 5. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya getirilen

geçici 7. maddede: 'bu Kanunun 16 ncı

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük

tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.' kuralına yer verilmiştir.

Davacılar vekilinin maddi tazminat miktarının

arttırılması yolundaki talebi, tam yargı davasının bu kısmının onanmak

suretiyle kesinleşerek hakkında nihai karar verilmiş olması,davanın bu yönden derdest olmaması karşısında,

davacıların 6459 sayılı Yasa kapsamındaki maddi tazminat miktarının

arttırılması yolunda yapmış olduğu temyiz başvurusunun kabulüne hukuken olanak

bulunmadığından, davacının bu yöndeki temyiz talebinin reddi gerekmektedir.

Davacıların, manevi tazminat miktarının

arttırılmasına ilişkin temyiz istemine gelince;

Davacıların temyiz isteminin manevi tazminat

yönünden görüşülmesi aşamasında, 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4.

fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesi ile bir defaya mahsus olmak üzere

tazminat miktarının arttırılmasına olanak sağlanmış, 5. maddesiyle getirilen

geçici 7. maddesinde ise kanun yolu aşaması dahil, derdest davalarda da

uygulanmasına olanak sağlanmıştır.

Davacılar tarafından, dava dilekçesinde her

bir davacı için talep edilen ve hüküm altına alınan 3.000,00 TL manevi tazminat

miktarının, temyiz dilekçesi ile her davacı için 7.000,00 TL arttırılmak

suretiyle herbiri için 10.000,00 TL toplamda ise

manevi tazminatın 30.000,00 TL'ye yükseltilmesi yolunda talepte bulunulduğu

görülmektedir.

Bu durumda, 6459 sayılı Yasayla 2577 sayılı

Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasınaeklenen kural ile

geçici 7. maddesine göre harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere

kabulü gerekmekte ise de, adli yardım istemi kabul

edilen davacıların manevi tazminat miktarının arttırılması talebi hakkında

İdare Mahkemesince gerekli işlemler yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Sakarya 1. İdare

Mahkemesince verilen 29/03/2013 günlü, E:2013/81, K:2013/373 sayılı kararının,

davacıların maddi tazminat miktarının arttırılması yolundaki talebine ilişkin

temyiz isteminin reddine, manevi tazminat miktarının arttırılması talebi

hakkında ise, yeniden karar verilmek üzere bu yönden BOZULMASINA..."

23. 1. İdare Mahkemesinin 2014/1050 esasına kaydedilerek devam

edilen yargılamada 20/2/2015 tarihli kararla toplam 22.500 TL manevi tazminatın

başvuruculara ayrıca ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Karar veren Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nce,

Mahkememizin 29/03/2013 tarih ve 2013/81 Esas, 2013/373 sayılı kararının

Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014 gün ve 2014/557 Esas, 2014/4387 sayılı

kararıyla mahkeme kararınınmanevi tazminata ilişkin

kısmının, davacıların manevi tazminatın artırılması talebinden dolayı bozulduğu

görülmekle, bozma kararına uyularak bozulan kısım yönünden dava dosyası yeniden

incelenmek suretiyle ve davacıların tazminat miktarını arttırma talebinin 2577

sayılı yasanın 16/4. maddesi gereği kabul edilerekişin

gereği görüşüldü:

Dava; 12.11.1999 tarihinde meydana gelen

deprem nedeniyle davacılara ait konutun yıkılması, içindeki eşyaların

kullanılamayacak hale gelmesi ve davacıların çocuğu/kardeşi olan İrem Batur’un

hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle

uğranıldığı ileri sürülen 31.000,00.-TL maddi ile 9.000,00.-TL manevi tazminatın

olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar

verilmesi istemiyle açılmıştır.

...

Mahkememizin, 29/03/2013 tarih ve 2013/81

Esas, 2013/373 sayılı sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014

gün ve 2014/557 Esas, 2014/4387 sayılı kararıyla, mahkeme kararının manevi

tazminata ilişkin kısmının, davacıların 2577 sayılı Yasanın 16/4. maddesi uyarınca

manevi tazminatın artırılması talebinden dolayı bozulduğu görüldüğünden;

Davanın, her bir davacı bakımından 10.000 TL

olmak üzere toplam 30.000 TL manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden;

...

Uyuşmazlık konusu olayda, deprem sonucu davacıların

çocukları/kardeşinin vefat ettiği, ölüm olayı sonucu ağır bir üzüntü ve elem

duyulduğu, davacıların çocuğu/kardeşi için manevi tazminat talepleri göz önünde

tutulduğunda, Mahkememizin, 15/05/2008 tarih ve 2006/980 Esas, 2008/471 sayılı

sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2012 gün ve 2012/571 Esas,

2012/2734 sayılı kararıylamahkeme kararının manevi

tazminatın kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının bir başka deyişle, davacı

Ayşe Çiğdem Batur için 1.500,00 TL, Ayşe Nurcan Batur için 3.000,00 TL, ve

Murat Batur için 3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının

onandığı görüldüğünden, ayrıca davacı Ayşe Çiğdem Batur için8.500,00 TL, Ayşe

Nurcan Batur için 7.000,00 TL, ve Murat Batur için 7.000,00 TL manevi olmak

üzere 22.500,00 TL tazminatın olayda hizmet kusuru olan davalı Düzce Belediye Başkanlığıtarafından davacılara ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, manevi tazminat

isteminin kabulüne, davacılardan Ayşe Çiğdem Batur için 8.500,00 TL, Ayşe

Nurcan Batur için 7.000,00 TL, Murat Batur için 7.000,00 TL olmak üzere toplam

22.500,00.-TL manevi tazminatın davacıların idareye başvurduğu 13.11.2000

tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı Düzce Belediye

Başkanlığından alınarak davacılara verilmesine, dava sonuç itibariyle maddi

tazminat kısmen kabul, kısmen ret, manevi tazminat ise kabul ile sonuçladığından..."

24.Karar, Dairenin 16/3/2016 tarihli kararıyla onanmıştır.

25. Onama kararı, 12/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve

12/5/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

C. Ö.S.nin Vefatına

İlişkin Olarak Yürütülen Tam Yargı Davası Süreci

26. Başvurucular Nermin Sarı, Ece Sarı ve Ahmet Önder Sarı'nın

ilgili idarelere yakınlarının vefatı nedeniyle uğradıkları zararın tazmini için

yaptıkları başvurunun zımnen reddi üzerine başvurucular 2. İdare Mahkemesinde

2001 yılında tam yargı davası açmışlardır. Başvurucular; hizmet kusuru

nedeniyle yakınlarının vefat ettiğini ileri sürerek toplam 10.000 TL maddi,

9.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

27.2. İdare Mahkemesi 30/10/2002 tarihli ve E.2001/1173 sayılı

kararla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Karar, Dairenin

2/12/2005 tarihli kararıyla oyçokluğuyla bozulmuştur.

28. Bozma üzerine 1. İdare Mahkemesinin 2006/1616 esasına

kaydedilerek devam eden yargılamada 28/5/2008 tarihli kararla başvurucuların

maddi tazminat isteminin kabulüyle toplam 10.000 TL maddi tazminat ödenmesine,

manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüyle 5.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"...

...meydana gelen deprem sonucu otobüs

durağında beklemekte olan Konuralp Belediye Başkanlığına ait belediye

otobüsünün üzerine yıkıldığı, otobüsün içerisinde hareket saatini bekleyen

davacıların eşi/babaları olan [Ö.S.nin] enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği,

davacıların yakını olan ... enkaz altında kalarak hayatını kaybetmesinde davalı

idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen

10.000,00.-YTL destekten yoksun kalma (maddi) ile 9.000,00.-YTL manevi olmak

üzere toplam 19.000,00.-YTL maddi/manevi zararın olay tarihinden itibaren

işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini istemiyle açılmıştır.

...

Bu itibarla dosyadaki bilgi ve belgelerle

bilirkişi raporunda getirilen görüşün birlikte değerlendirilmesinden; 3194

sayılı Yasa ve söz konusu binaya ait inşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan

1580 sayılı yasa ve ilgili yönetmeliklere göre yapılacak inşaatlar için inşaat

ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında gerekli denetimlerin yapılması ve

inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni verilmesi belediyenin yetki ve görevleri

arasında olduğu göz önüne alındığında dava konusu dairenin bulunduğu apartmanın

yapıldığı yörede, zemin etütlerinin yapılmadığı, dairenin inşaat ruhsatının ve

yapı kullanma izin belgelerinin Düzce Belediye Başkanlığı tarafından

düzenlendiği, davalı belediye tarafından mikro bölgelendirme

çalışması yapılmadığı, yapının inşa edildiği yerde taban kayası veya taban

formasyonu üzerindeki zemin kalınlığının kontrol edilmediği, davalı belediye

tarafından depremden önce, afete uğrayabilecek bölgelerin tespit ve ilan

edilmediği, kat adetlerindeki kısıtlamaların belirlenmediği açık olduğundan,

davacıların yakını [Ö.S.nin] belediye otobüsü içerisinde hareket saatini

beklemekte iken söz konusu binanın belediye otobüsü üzerine yıkılması sonucu

enkaz altında kalarak öldüğü binanın yıkılmasında davalı Düzce Belediye

Başkanlığı’nın %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Öte yandan, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının

ülkenin deprem bölgesi haritalarının hazırlanması, afet bölgelerinde yapılacak

yapılar hakkındaki yönetmeliklerin çıkartılması konusunda üzerine düşen

görevleri yerine getirdiği, yine 3194 sayılı Yasa ve ilgili yönetmeliklere göre

yapılacak inşaatlar için inşaat ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında

gerekli denetimlerin yapılması ve inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni

verilmesi mücavir alan sınırları içinde belediyenin yetki ve görevleri arasında

olduğundan, Düzce Valiliğinin yapının yıkılmasında kusurunun bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

Diğer taraftan; davacılardan, müteveffa [Ö.S.nin] çocukları ve

eşi için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamak amacıyla re’sen bilirkişi olarak seçilen ... tarafından hazırlanarak

dosyaya sunulan raporda; dosya içinde mevcut verilere göre 1-Davacı eş Nermin

Sarı'nın maddi tazminat miktarı 68.170,25.-YTL olarak hesaplanmıştır. Talep

5.000.000.000.-TL (5.000,00.-YTL) şeklindedir. 2-Davacı çocuk Ahmet Önder'in

destekten yoksun kalma maddi tazminat miktarı 7.070,42.-YTL olarak

hesaplanmıştır. Talep 2.500.000.000.-TL (2.500,00.-YTL) şeklindedir. 3- Davacı

çocuk Ece'nin destekten yoksun kalma maddi tazminat miktarı 5.821,12.-YTL

olarak hesaplanmıştır. Talep 2.500.000.000.-TL (2.500,00.-YTL) şeklinde, rapor

düzenlenmiştir.

9.000,00.-YTL Manevi Tazminat istemine

gelince:

...

Davacılardan Nermin Sarı'nın eşi Ahmet Önder

Sarı ve Ece Sarı'nın babaları olan [Ö.S.nin] belediye

otobüsü içerisinde hareket saatini beklemekte iken yakınlarda bulunan bir

binanın belediye otobüsü üzerine yıkılması sonucu enkaz altında kalarak ölmesi

nedeniyle psikolojik olarak etkilendikleri, manevi olarak yıprandıkları, elem

ve üzüntü duydukları açık olduğundan, bu elem ve üzüntü karşılığı olarak

davacılardan Nermin Sarı için 2.000.-YTL Ahmet Önder Sarı ve Ece Sarı için

1.500,00'er toplam 5.000,00.-YTL manevi tazminatın, olayda hizmet kusuru

bulunan Düzce Belediye Başkanlığı tarafından davacılara ödenmesi

gerekmektedir..."

29. Karar, Dairenin 23/5/2012 tarihli kararıyla maddi tazminatın

kabulü ve manevi tazminatın kısmen kabulü yönlerinden onanmış; manevi

tazminatın reddi yönünden ise bozulmuştur.

30. Bu defa 1. İdare Mahkemesinin 2013/80 esasına kaydedilen

davada toplam 4.000 TL manevi tazminatın başvuruculara ayrıca ödenmesine

29/3/2013 tarihinde karar verilmiştir. Dairenin 4/6/2014 tarihli kararıyla

hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Uyuşmazlığa konu olayda, davacılar lehine

hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin

kısmının onanmak suretiyle kesinleştiği, davacıların manevi tazminat isteminin

kısmen reddedilen kısmının bozulması üzerine davanın görümünün bu yönden devam

ettiği ve mahkemece ayrıca manevi tazminata hükmedilmesi yolunda verilen

kararın, davacılar vekili tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

16. maddesinin 4. fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen cümle ve

5. maddesiyle getirilen geçici 7. maddesi kapsamında, maddi ve manevi tazminat

miktarlarının arttırılması yolunda temyiz isteminde bulunulduğu görülmüştür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

16. maddesinin 1. fıkrasında, 'Taraflar,sürenin

geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak

iddia edemezler.' kuralına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle: 'Ancak, tam yargı

davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları

gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir

defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin

dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'

cümlesi eklenmiştir. Anılan Yasanın 5. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya getirilen

geçici 7. maddede: 'bu Kanunun 16 ncı

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük

tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.' kuralına yer verilmiştir.

Davacılar vekilinin maddi tazminat miktarının

arttırılması yolundaki talebi, tam yargı davasının bu kısmının onanmak

suretiyle kesinleşerek hakkında nihai karar verilmiş olması,davanın bu yönden derdest olmaması karşısında,

davacıların 6459 sayılı Yasa kapsamındaki maddi tazminat miktarının

arttırılması yolunda yapmış olduğu temyiz başvurusunun kabulüne hukuken olanak

bulunmadığından, davacının bu yöndeki temyiz talebinin reddi gerekmektedir.

Davacıların, manevi tazminat miktarının

arttırılmasına ilişkin temyiz istemine gelince;

Davacıların temyiz isteminin manevi tazminat

yönünden görüşülmesi aşamasında, 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4.

fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesi ile bir defaya mahsus olmak üzere

tazminat miktarının arttırılmasına olanak sağlanmış, 5. maddesiyle getirilen

geçici 7. maddesinde ise kanun yolu aşaması dahil, derdest davalarda da

uygulanmasına olanak sağlanmıştır.

Davacılar tarafından, dava dilekçesinde her

bir davacı için talep edilen ve hüküm altına alınan 3.000,00 TL manevi tazminat

miktarının, temyiz dilekçesi ile her davacı için 7.000,00 TL arttırılmak

suretiyle herbiri için 10.000,00 TL toplamda ise

manevi tazminatın 30.000,00 TL'ye yükseltilmesi yolunda talepte bulunulduğu

görülmektedir.

Bu durumda, 6459 sayılı Yasayla 2577 sayılı

Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasınaeklenen kural ile

geçici 7. maddesine göre harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere

kabulü gerekmekte ise de, adli yardım istemi kabul

edilen davacıların manevi tazminat miktarının arttırılması talebi hakkında

İdare Mahkemesince gerekli işlemler yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Sakarya 1. İdare

Mahkemesince verilen 29/03/2013 günlü, E:2013/80, K:2013/374 sayılı kararının,

davacıların maddi tazminat miktarının arttırılması yolundaki talebine ilişkin

temyiz isteminin reddine, manevi tazminat miktarının arttırılması talebi

hakkında ise, yeniden karar verilmek üzere bu yönden BOZULMASINA..."

31. 1. İdare Mahkemesinin 2014/1071 esasına kaydedilerek devam

edilen yargılamada 20/2/2015 tarihli kararla toplam 25.000 TL manevi tazminatın

başvuruculara ayrıca ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Karar veren Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nce,

Mahkememizin 29/03/2013 tarih ve 2013/80 Esas, 2013/374 sayılı kararının

Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014 gün ve 2014/536 Esas, 2014/4386 sayılı kararıylamahkeme kararınınmanevi

tazminata ilişkin kısmının, davacıların manevi tazminatın artırılması

talebinden dolayı bozulduğu görülmekle, bozma kararına uyularak bozulan kısım

yönünden dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle ve davacıların tazminat

miktarını arttırma talebinin 2577 sayılı yasanın 16/4. maddesi gereği kabul edilerekişin gereği görüşüldü:

Dava; davacıların eşi/babaları olan [Ö.S.nin] belediye

otobüsü içerisinde beklemekte iken otobüsün üzerine Düzce-Merkez, Burhaniye

Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın 12.11.1999

tarihinde meydana gelen deprem sonucu yıkılması nedeniyle enkaz altında kalarak

hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle

uğranıldığı ileri sürülen 10.000,00.-TL destekten yoksun kalma (maddi) ile

9.000,00.-TL manevi olmak üzere toplam 19.000,00.-TL maddi/manevi zararın olay

tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken

ve müteselsilen tazmini istemiyle açılmıştır.

...

Mahkememizin,29/03/2013 tarih ve 2013/80 Esas,

2013/374 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014 gün ve

2014/536 Esas, 2014/4386 sayılı kararıyla, mahkeme kararınınmanevi

tazminata ilişkin kısmının, davacıların 2577 sayılı Yasanın 16/4. maddesi

uyarınca manevi tazminatın artırılması talebinden dolayı bozulduğu

görüldüğünden;

Davanın, her bir davacı bakımından 10.000 TL

olmak üzere toplam 30.000 TL manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden;

...

Uyuşmazlık konusu olayda, deprem sonucu

davacıların çocukları/kardeşinin vefat ettiği, ölüm olayı sonucu ağır bir

üzüntü ve elem duyulduğu, davacıların çocuğu/kardeşi için manevi tazminat

talepleri göz önünde tutulduğunda, Mahkememizin, 28/05/2008 tarih ve 2006/1616

Esas, 2008/489 sayılı sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2012

gün ve 2012/566 Esas, 2012/2727 sayılı kararıylamahkeme

kararının manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının bir başka

deyişle, davacı Nermin Sarı için 2.000,00 TL, Ahmet Önder Sarı için 1.500,00

TL, ve Ece Sarı için 1.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının

onandığı görüldüğünden, ayrıca davacı Nermin Sarı için8.000,00 TL, Ahmet Önder

Sarı 8.500,00 TL, ve Ece Sarı için 8.500,00 TL manevi olmak üzere toplam

25.000,00 TL tazminatın olayda hizmet kusuru olan davalı Düzce Belediye Başkanlığıtarafından davacılara ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, manevi tazminat

isteminin kabulüne, davacılardan Nermin Sarıiçin 8.000,00

TL , Ahmet Önder Sarı için 8.500,00 TL veEce Sarı için 8.500,00 TL olmak üzere toplam

25.000,00.-TL manevi tazminatın davacıların idareye başvurduğu 13.11.2000

tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı Düzce Belediye

Başkanlığından alınarak davacılara verilmesine, dava sonuç itibariyle maddive manevi tazminatkabulile sonuçladığından..."

32.Karar, Dairenin 16/3/2016 tarihli kararıyla onanmıştır.

33. Onama kararı, 14/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve

16/5/2016 tarihinde bireysel başvuruyapılmıştır.

D. S.Ç.nin Vefatına

İlişkin Olarak Yürütülen Tam Yargı Davası Süreci

34. Zait Çabukoğlu, Gülsüm Çabukoğlu ve Recep Ali Çabukoğlu'nun

ilgili idarelere yakınlarının vefatı nedeniyle uğradıkları zararın tazmini için

yaptıkları başvurunun zımnen reddi üzerine başvurucular 2. İdare Mahkemesinde

2001 yılında tam yargı davası açmışlardır. Başvurucular, idarelerin hizmet

kusuru nedeniyle yakınlarının vefat ettiğini ileri sürerek toplam 8.000 TL

maddi, 9.000 TL manevi tazminat (3.000 TL Zait Çabukoğlu için) talep

etmişlerdir.

35. 2. İdare Mahkemesi tarafından 30/10/2002 tarihli ve

E.2001/1172 sayılı kararla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar

vermiştir. Karar, Dairenin 2/12/2005 tarihli kararıyla oyçokluğuyla

bozulmuştur.

36. Bozma üzerine 1. İdare Mahkemesinin 2006/982 esasına

kaydedilen davada 8/5/2008 tarihli kararla başvurucuların maddi tazminat

isteminin kısmen kabulüyle, başvurucu Gülsüm lehine talebiyle bağlı kalınarak

4.000 TL, başvurucu Zait lehine 3.806,70 TL olmak üzere toplam 7.806,70 TL

maddi tazminat ödenmesine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüyle üç

başvurucuya toplam 4.000 TL manevi tazminat (1.500 TL Zait Çabukoğlu için)

ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dava; davacıların çocuğu/kardeşi olan [S.Ç.nin] belediye

otobüsü içerisinde beklemekte iken otobüsün üzerine Düzce-Merkez, ... üzerinde

bulunan binanın 12.11.1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucu yıkılması nedeniyle

enkaz altında kalarak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru

bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen baba Zait Çabukoğlu için

4.000,00.-YTL destekten yoksun kalma (maddi) ile 3.000,00.-YTL manevi, anne

Gülsüm Çabukoğlu için 4.000,00.-YTL destekten yoksun kalma (maddi) ile

3.000,00.-YTL manevi, abi Recep Ali Çabukoğlu için 3.000,00.-YTL manevi zararın

olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan

müştereken ve müteselsilen tazmini istemiyle açılmıştır."...

Dava; davacıların çocuğu/kardeşi olan [S.Ç.nin] belediye

otobüsü içerisinde beklemekte iken otobüsün üzerine Düzce-Merkez, ... üzerinde

bulunan binanın 12.11.1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucu yıkılması

nedeniyle enkaz altında kalarak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet

kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen baba Zait Çabukoğlu için

4.000,00.-YTL destekten yoksun kalma (maddi) ile 3.000,00.-YTL manevi, anne

Gülsüm Çabukoğlu için 4.000,00.-YTL destekten yoksun kalma (maddi) ile

3.000,00.-YTL manevi, abi Recep Ali Çabukoğlu için 3.000,00.-YTL manevi zararın

olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan

müştereken ve müteselsilen tazmini istemiyle

açılmıştır.

...

Bu itibarla dosyadaki bilgi ve belgelerle

bilirkişi raporunda getirilen görüşün birlikte değerlendirilmesinden; 3194

sayılı Yasa ve söz konusu binaya ait inşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan

1580 sayılı yasa ve ilgili yönetmeliklere göre yapılacak inşaatlar için inşaat

ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında gerekli denetimlerin yapılması ve

inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni verilmesi belediyenin yetki ve

görevleri arasında olduğu göz önüne alındığında dava konusu dairenin bulunduğu

apartmanın yapıldığı yörede, zemin etütlerinin yapılmadığı, dairenin inşaat

ruhsatının ve yapı kullanma izin belgelerinin Düzce Belediye Başkanlığı

tarafından düzenlendiği, davalı belediye tarafından mikro bölgelendirme

çalışması yapılmadığı, yapının inşa edildiği yerde taban kayası veya taban

formasyonu üzerindeki zemin kalınlığının kontrol edilmediği, davalı belediye tarafından

depremden önce, afete uğrayabilecek bölgelerin tespit ve ilan edilmediği, kat

adetlerindeki kısıtlamaların belirlenmediği açık olduğundan, davacıların yakını [S.Ç.nin] belediye otobüsü içerisinde hareket saatini beklemekte iken söz konusu

binanın belediye otobüsü üzerine yıkılması sonucu enkaz altında kalarak öldüğü

binanın yıkılmasında davalı Düzce Belediye Başkanlığı’nın %100 kusurlu olduğu

kanaatine varılmıştır.

Öte yandan, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının

ülkenin deprem bölgesi haritalarının hazırlanması, afet bölgelerinde yapılacak

yapılar hakkındaki yönetmeliklerin çıkartılması konusunda üzerine düşen

görevleri yerine getirdiği, yine 3194 sayılı Yasa ve ilgili yönetmeliklere göre

yapılacak inşaatlar için inşaat ruhsatı verilmesi, inşaatın her aşamasında

gerekli denetimlerin yapılması ve inşaat bittikten sonra yapı kullanma izni

verilmesi mücavir alan sınırları içinde belediyenin yetki ve görevleri arasında

olduğundan, Düzce Valiliğinin yapının yıkılmasında kusurunun bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

Diğer taraftan; davacılardan, müteveffa [S.Ç.nin] anne/babası

olan Gülsüm Çabukoğlu ve Zait Çabukoğlu için destekten yoksun kalma tazminatı

hesaplamak amacıyla Mahkememizin 27.11.2006 tarihli ara kararı ile dosya

üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ... tarafından

hazırlanarak dosyaya sunulan 24.01.2008 tarihli raporda; davacıların çocuğu

olan [S.Ç.nin] deprem nedeniyle vefat etmiş olması nedeniyle, müteveffanın annesi

Gülsüm Çabukoğlu için 4.630,24.-YTL, müteveffanın babası Zait Çabukoğlu için

3.806,70-YTL olmak üzere destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış olup

hizmet kusuru tam olan davalı Düzce Belediye Başkanlığı’nın anne Gülsüm

Çabukoğlu için taleple bağlı kalınarak 4.000.00.-YTL baba Zait Çabukoğlu için

3.806,70.-YTL destekten yoksun kalma tazminatını ödemesi gerekmektedir.

Manevi Tazminat istemlerine gelince:

...

Davacılardan Gülsüm Çabukoğlu ve Zait

Çabukoğlu’nun çocuğu, Recep Ali Çabukoğlu’nun kardeşi olan [S.Ç.nin] belediye

otobüsü içerisinde hareket saatini beklemekte iken yakınlarda bulunan bir

binanın belediye otobüsü üzerine yıkılması sonucu enkaz altında kalarak ölmesi

nedeniyle psikolojik olarak etkilendikleri, manevi olarak yıprandıkları, elem

ve üzüntü duydukları açık olduğundan, bu elem ve üzüntü karşılığı olarak

davacılardan Gülsüm Çabukoğlu ve Zait Çabukoğlu’ndan her biri için 1.500,00.-

YTL, Recep Ali Çabukoğlu için1.000,00.-YTL tazminatın, olayda hizmet kusuru

bulunan Düzce Belediye Başkanlığı tarafından davacılara ödenmesi

gerekmektedir..."

37. Karar, Dairenin 23/5/2012 tarihli kararıyla maddi ve manevi

tazminatın kısmen kabulü ile maddi tazminatın kısmen reddi yönlerinden onanmış;

manevi tazminatın kısmen reddi yönünden ise bozulmuştur.

38. Bu defa 1. İdare Mahkemesinin 2013/85 esasına kaydedilen

davada toplam 5.000 TL manevi tazminatın başvuruculara ayrıca ödenmesine

29/3/2013 tarihinde karar verilmiştir. Dairenin 4/6/2014 tarihli kararıyla

hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Uyuşmazlığa konu olayda, davacılar lehine

hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin

kısmının onanmak suretiyle kesinleştiği, davacıların manevi tazminat isteminin

kısmen reddedilen kısmının bozulması üzerine davanın görümünün bu yönden devam

ettiği ve mahkemece ayrıca manevi tazminata hükmedilmesi yolunda verilen

kararın, davacılar vekili tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen

cümle ve 5. maddesiyle getirilen geçici 7. maddesi kapsamında, maddi ve manevi

tazminat miktarlarının arttırılması yolunda temyiz isteminde bulunulduğu

görülmüştür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

16. maddesinin 1. fıkrasında, 'Taraflar,sürenin

geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak

iddia edemezler.' kuralına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesiyle: 'Ancak, tam yargı

davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları

gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir

defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin

dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'

cümlesi eklenmiştir. Anılan Yasanın 5. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya getirilen

geçici 7. maddede: 'bu Kanunun 16 ncı

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük

tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.' kuralına yer verilmiştir.

Davacılar vekilinin maddi tazminat miktarının

arttırılması yolundaki talebi, tam yargı davasının bu kısmının onanmak

suretiyle kesinleşerek hakkında nihai karar verilmiş olması,davanın bu yönden derdest olmaması karşısında,

davacıların 6459 sayılı Yasa kapsamındaki maddi tazminat miktarının

arttırılması yolunda yapmış olduğu temyiz başvurusunun kabulüne hukuken olanak

bulunmadığından, davacının bu yöndeki temyiz talebinin reddi gerekmektedir.

Davacıların, manevi tazminat miktarının

arttırılmasına ilişkin temyiz istemine gelince;

Davacıların temyiz isteminin manevi tazminat

yönünden görüşülmesi aşamasında, 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4.

fıkrasına 6459 sayılı Yasanın 4. maddesi ile bir defaya mahsus olmak üzere

tazminat miktarının arttırılmasına olanak sağlanmış, 5. maddesiyle getirilen

geçici 7. maddesinde ise kanun yolu aşaması dahil, derdest davalarda da

uygulanmasına olanak sağlanmıştır.

Davacılar tarafından, dava dilekçesinde her

bir davacı için talep edilen ve hüküm altına alınan 3.000,00 TL manevi tazminat

miktarının, temyiz dilekçesi ile her davacı için 7.000,00 TL arttırılmak

suretiyle herbiri için 10.000,00 TL toplamda ise

manevi tazminatın 30.000,00 TL'ye yükseltilmesi yolunda talepte bulunulduğu

görülmektedir.

Bu durumda, 6459 sayılı Yasayla 2577 sayılı

Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasınaeklenen kural ile

geçici 7. maddesine göre harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere

kabulü gerekmekte ise de, adli yardım istemi kabul

edilen davacıların manevi tazminat miktarının arttırılması talebi hakkında

İdare Mahkemesince gerekli işlemler yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Sakarya 1. İdare

Mahkemesince verilen 29/03/2013 günlü, E:2013/85, K:2013/370 sayılı kararının,

davacıların maddi tazminat miktarının arttırılması yolundaki talebine ilişkin

temyiz isteminin reddine, manevi tazminat miktarının arttırılması talebi

hakkında ise, yeniden karar verilmek üzere bu yönden BOZULMASINA..."

39. 1. İdare Mahkemesinin 2014/1073 esasına kaydedilen davada

20/2/2015 tarihli kararla toplam 26.000 TL manevi tazminatın (8.500 TL Zait

Çabukoğlu için) başvuruculara ayrıca ödenmesine karar verilmiştir. Gerekçenin

ilgili kısımları şöyledir:

"...

Karar veren Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nce,

Mahkememizin 29/03/2013 tarih ve 2013/85 Esas, 2013/370 sayılı kararının

Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014 gün ve 2014/568 Esas, 2014/4388 sayılı kararıylamahkeme kararınınmanevi

tazminata ilişkin kısmının, davacıların manevi tazminatın artırılması

talebinden dolayı bozulduğu görülmekle, bozma kararına uyularak bozulan kısım

yönünden dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle ve davacıların tazminat

miktarını arttırma talebinin 2577 sayılı yasanın 16/4. maddesi gereği kabul edilerekişin gereği görüşüldü:

Dava; davacıların çocuğu/kardeşi olan [S.Ç.nin] belediye

otobüsü içerisinde beklemekte iken otobüsün üzerine Düzce-Merkez, Burhaniye

Mahallesi, ... üzerinde bulunan binanın 12.11.1999 tarihinde meydana gelen

deprem sonucu yıkılması nedeniyle enkaz altında kalarak hayatını kaybetmesinde

davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen

baba Zait Çabukoğlu için 4.000,00.-TL destekten yoksun kalma (maddi) ile

3.000,00.-TL manevi, anne Gülsüm Çabukoğlu için 4.000,00.-TL destekten yoksun

kalma (maddi) ile 3.000,00.-TL manevi, abi Recep Ali Çabukoğlu için

3.000,00.-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile

birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen

tazmini istemiyle açılmıştır.

...

Mahkememizin, 29/03/2013 tarih ve 2013/85

Esas, 2013/370 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2014 gün ve

2014/568 Esas, 2014/4388 sayılı kararıyla, mahkeme kararının manevi tazminata

ilişkin kısmının, davacıların 2577 sayılı Yasanın 16/4. maddesi uyarınca manevi

tazminatın artırılması talebinden dolayı bozulduğu görüldüğünden;

Davanın, her bir davacı bakımından 10.000 TL

olmak üzere toplam 30.000 TL manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden;

...

Uyuşmazlık konusu olayda, deprem sonucu

davacıların çocukları/kardeşinin vefat ettiği, ölüm olayı sonucu ağır bir

üzüntü ve elem duyulduğu, davacıların çocuğu/kardeşi için manevi tazminat

talepleri göz önünde tutulduğunda, Mahkememizin, 08/05/2008 tarih ve 2006/982

Esas, 2008/445 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 08/05/2012 gün ve

2012/574 Esas, 2012/2728 sayılı kararıyla mahkeme kararının manevi tazminatın

kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının bir başka deyişle, davacı Gülsüm

Çabukoğlu için 1.500,00 TL manevi, Zait Çabukoğlu için 1.500,00 TL manevi ve

Recep Ali Çabukoğlu için 1.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin

kısmının onandığı görüldüğünden, ayrıca Gülsüm Çabukoğlu için 8.500,00 TL

manevi, Zait Çabukoğlu için 8.500,00 TL manevi veRecep

Ali Çabukoğlu için 9.000,00 TL manevi olmak üzere 26.000,00 TL tazminatın

olayda hizmet kusuru olan davalı Düzce Belediye Başkanlığı tarafından

davacılara ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, manevi tazminat

isteminin kabulüne, davacılardan Gülsüm Çabukoğlu için 8.500,00 TL, Zait

Çabukoğlu için 8.500,00 TL, Recep Ali Çabukoğlu için 9.000,00 TL olmak üzere

toplam 26.000,00.-TL manevi tazminatın davacıların idareye başvurduğu

13.11.2000 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı

Düzce Belediye Başkanlığından alınarak davacılara verilmesine, dava sonuç

itibariyle maddi tazminat kısmen kabule, kısmen ret, manevi tazminat ise kabul

ile sonuçladığından,..."

40. Karar, Dairenin 16/3/2016 tarihli kararıyla onanmıştır.

41. Onama kararı, 12/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve

12/5/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

42. Bireysel başvuru sonrasında Anayasa Mahkemesince yapılan

eksiklik bildirimi üzerine başvurucular vekili tarafından verilen 10/3/2017

tarihli dilekçeyle başvurucular Gülsüm ve Recep Ali Çabukoğlu tarafından nüfus

cüzdanı fotokopisi iletilmediğinden bu başvurucular açısından başvurudan

feragat edildiği, diğer başvurucu Zait Çabukoğlu açısından ise bireysel

başvurunun incelenmesinin talep edildiği bildirilmiştir.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

43. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

44. Başvurucular, yakınlarının kamu makamlarının ihmali sonucu

yaşamlarını yitirmesi nedeniyle açtıkları tam yargı davalarında hükmedilen

tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu ve caydırıcılığı bulunmadığını

belirterek yaşam ve adil yargılanma haklarının; tam yargı davalarının makul

sürede tamamlanmaması nedeniyle adil yargılanma haklarının, ayrıca Anayasa'nın

56. maddesinde düzenlenen sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

45. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.”

46. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, başvuru formlarında yaşam

hakkına ilişkin yükümlülüklerin ihlal edildiğini açık bir biçimde ileri

sürmeseler de, başvurucuların ölüm olaylarında yaşam hakkının ihlali olduğuna

vurgu yaptıkları görüldüğünden, başvurucuların yakınlarının kamu makamlarının

ihmali sonucu yaşamlarını yitirdiğini ileri sürerek açtıkları tam yargı

davalarında hükmedilen tazminat miktarlarının düşük olduğu yönündeki

iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Başvurucular Gülsüm

Çabukoğlu ve Recep Ali Çabukoğlu Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Davadan

feragat hâlinde, düşme kararı verilir.”

49. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün “Düşme kararı” kenar başlıklı 80.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Bölümler ya da komisyonlarca yargılamanın her

aşamasında aşağıdaki hallerde düşme kararı verilebilir:

a) Başvurucunun davadan açıkça feragat etmesi

…

(2)

Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu,

Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı

hâllerde incelemeye devam edebilir."

50. Başvurucuların vekili, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel

başvurudan bu başvurucular yönünden feragat edildiğini belirtmiştir. Somut

olayda başvurudan feragat edilmesine rağmen başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir neden de bulunmamaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu başvurucular yönünden,

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin feragat nedeniyle düşmesine karar

verilmesi gerekir.

2. Diğer Başvurucular

Yönünden

a. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

52. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013,§ 41). Başvuru konusu olaylarda

müteveffalar, başvurucuların eşi, çocukları ya da kardeşleridir. Bu nedenle

başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

53.

Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik kriterleri yönünden de

incelenmesi gerekir.

54. Anayasa Mahkemesi açısından idari makamlar ve derece

mahkemeleri tarafından başvurucular lehine bir tedbir ya da kararın alınması

suretiyle ihlalin tespit edilmesi, verilen karar ile bu ihlalin uygun ve

yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu ileri

sürülemeyecektir (Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83).

55. Mağduriyetin giderilmesi, özellikle ihlal edildiği ileri

sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu kararın

ardından ilgili açısından uğradığı zararların devam edip etmediğine bağlıdır.

Başvuruculara sağlanan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığına

ilişkin karar, söz konusu anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının tamamının

değerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun

mağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamanda

idari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da

bağlı olabilecektir (Sadık Koçak ve

diğerleri, § 84).

56. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

bağlamında mağduriyetin giderilip giderilmediğinin tespiti açısından kasten ya

da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları ile ihmal

sonucu meydana gelen ölüm olayları arasında bir ayrım yapmak gerekir (Mehmet Aydoğan ve Nufer

Aydoğan, B. No: 2013/3775, 14/4/2016, § 55).

57. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda, Anayasa'nın 17. maddesi gereğince

devletin ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı

ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

58.Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam

hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük, her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.

Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık

olması yeterli olabilir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

59. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu, yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan

riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda

-bireyler kendi inisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa

olsunlar- insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine

hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın

17. maddesinin ihlaline neden olabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 60).

60. Mevcut başvuruda olayların ilgili kamu makamının ihmali

nedeniyle gerçekleştiği açıktır. Nitekim başvurucuların da iddiası ölüm

olaylarının kamu makamlarının ihmali nedeniyle gerçekleştiği yönündedir.

Başvurucular davalar neticesinde uygun ve yeterli tazminatlara karar

verilmemesi nedeniyle mağduriyetlerinin giderilmediğini iddia etmişlerdir.

61. Başvurunun incelenmesinden, idare mahkemeleri tarafından

yapılan yargılamalarda, dört ölüm olayında da ilgili kamu makamlarının

başvurucuların yakınlarının vefat etmesinde tam kusurlu olduğunun tespit

edildiği ve başvurucuların zararlarının hizmet kusuru ilkesine göre

karşılanması gerektiği sonucuna ulaşıldığı görülmektedir. Başvuruya konu

olaylarda başvurucuların yakınlarının ölümlerinden kamu makamlarının sorumlu

olduğunun tespit edilmesi, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının ihlal edildiğinin ve yaşam hakkının devlete yüklediği yaşamı

koruma pozitif yükümlülüğünün kamu makamları tarafından yerine getirilmediğinin

derece mahkemelerince açıkça kabul edildiği anlamına gelmektedir.

62. Dolayısıyla bu noktada söz konusu davalarda ihlal nedeniyle

ödenmesine karar verilen tazminat miktarlarının yetersiz olduğu iddialarının

değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvuruya konu dört olay incelendiğinde

öncelikle 1. ve 2. İdare Mahkemelerince tüm başvurucular lehine ödenmesine

hükmedilen maddi tazminat miktarlarının Danıştay tarafından 23/5/2012 tarihinde

verilen kararlarla onandığı (bkz. §§ 13, 21, 29, 37) görülmüştür. Bu bakımdan

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıç tarihi olan

23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiği anlaşılan maddi tazminat miktarları

bakımından bir değerlendirme yapılamayacağının belirtilmesi gerekir.

63. Başvuruculara ödenmesine hükmedilen manevi tazminat

miktarları incelendiğinde ise başvurucular Recep Çatana, Sevim Çatana, Özgür

Çatana ve Onur Çatana ile Şiringül (Boybeyi) Çatana tarafından toplam 15.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunulduğu (bkz. § 10), başvuruculara 20/3/2008 tarihli kararla

toplam 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği (bkz. § 12), bu

miktarın Danıştay tarafından 23/5/2012 tarihinde onandığı (bkz. § 13),

başvurucuların temyiz dilekçelerinde manevi tazminat taleplerini toplam 50.000

TL'ye yükseltmeleri üzerine başvuruculara toplam 44.000 TL manevi tazminatın

ayrıca ödenmesine karar verildiği (bkz. § 15) görülmüştür.

64. Başvurucular Ayşe Nurcan Batur, Murat Batur ve Ayşe Çiğdem

Batur tarafından toplam 9.000 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu (bkz. §

18), başvuruculara 15/5/2008 tarihli kararla toplam 7.500 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verildiği (bkz. § 20), bu miktarın Danıştay tarafından

23/5/2012 tarihinde onandığı (bkz. § 21), başvurucuların temyiz dilekçelerinde

manevi tazminat taleplerini toplam 30.000 TL'ye yükseltmeleri üzerine

başvuruculara toplam 22.500 TL manevi tazminatın ayrıca ödenmesine karar

verildiği (bkz. § 23) görülmüştür.

65. Başvurucular Nermin Sarı, Ece Sarı ve Ahmet Önder Sarı

tarafından toplam 9.000 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu (bkz. § 26),

başvuruculara 28/5/2008 tarihli kararla toplam 5.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verildiği (bkz. § 28), bu miktarın Danıştay tarafından

23/5/2012 tarihinde onandığı (bkz. § 29), başvurucuların temyiz dilekçelerinde

manevi tazminat taleplerini toplam 30.000 TL'ye yükseltmeleri üzerine

başvuruculara toplam 25.000 TL manevi tazminatın ayrıca ödenmesine karar

verildiği (bkz. § 31) görülmüştür.

66. Son olarak başvurucu Zait Çabukoğlu'nun kendisi için 3.000

TL manevi tazminat talebinde bulunduğu (bkz. § 34), başvurucuya 8/5/2008

tarihli kararla toplam 1.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği

(bkz. § 36), bu miktarın Danıştay tarafından 23/5/2012 tarihinde onandığı (bkz.

§ 37), başvurucunun temyiz dilekçesinde manevi tazminat talebini kendisi için

10.000 TL'ye yükseltmesi üzerine başvurucuya kendisi için 8.500 TL manevi

tazminatın ayrıca ödenmesine karar verildiği (bkz. § 39) görülmüştür.

67. Tüm bu bilgiler ışığında kamu hizmetinin yerine getirilmesi

sırasında gerçekleştirilen hizmet kusuru nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiğinin tartışmaya yer bırakmayacak şekilde derece mahkemeleri tarafından

belirlendiği yargılamalar neticesinde başvurucuların talep ettikleri manevi

tazminat miktarlarının tümünün kendilerine ödenmesine karar verildiği

görüldüğünden ve -derece mahkemeleri kararlarında bariz takdir hatası veya açık

bir keyfîlik de tespit edilmediği müddetçe- Anayasa

Mahkemesinin tazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda derece

mahkemelerinin takdir yetkisine müdahalesi söz konusu olamayacağından,

başvurucuların söz konusu ihlaller nedeniyle yeterli tazminata karar

verilmediğini ileri sürerek mağduriyetlerinin giderilmediği iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

69. Başvurucular, olaylarla ilgili olarak açtıkları tam yargı

davalarının makul sürede sonuçlandırılmadığını ileri sürmüşlerdir.

70. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

71. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

72. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-36).

73. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 33-36). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna

vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik

kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

74. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucular Gülsüm Çabukoğlu ve Recep Ali Çabukoğlu yönünden

başvurunun feragat nedeniyle

DÜŞMESİNE,

B. 1. Diğer başvurucular yönünden yaşam hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer başvurucular yönünden makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Ahmet

Önder SARI

2. Ece SARI

3. Nermin SARI

4. Ayşe

Çiğdem BATUR

5. Ayşe

Nurcan BATUR

6. Murat

BATUR

7. Onur

ÇATANA

8. Özgür

ÇATANA

9. Recep

ÇATANA

10. Sevim

ÇATANA

11. Şiringül ÇATANA (BOYBEYİ)

12. Zait

ÇABUKOĞLU

13. Gülsüm

ÇABUKOĞLU

14. Recep

Ali ÇABUKOĞLU

Vekili

:

Av. Ayşegül

ŞENOL CAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/9291, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. B. İ.B.nin Vefatına
  7. C. Ö.S.nin Vefatına
  8. D. S.Ç.nin Vefatına
  9. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. 1. Diğer başvurucular yönünden yaşam hakkının ihlal
  13. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Kömürcü
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Batur
  19. Çatana
  20. Çatana
  21. Çatana
  22. Çatana
  23. Çabukoğlu
  24. Çabukoğlu
  25. Şenol Can
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/9291
Tarih
11 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Süveyda Yarkın Başvurusu (B. No: 2017/39967)
  • Ahsen Temizlik Eğl. Bilg. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/28161)
  • Mehmet Bedri Eşmen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/9514)
  • Ulvi Kün Başvurusu (B. No: 2016/72052)
  • Ali Duran Başvurusu (B. No: 2016/10381)
  • B.k. Başvurusu (B. No: 2017/6432)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.