İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

B.k. Başvurusu (B. No: 2017/6432)

1. Başvuru, bir kısım mahpusun açık görüş (ziyaret) hakkının

Başvuru No2017/6432Tarih10 Aralık 2019Okuma23 dk · 4.599 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm B.K. Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2017/6432
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.599 kelime·23 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir kısım mahpusun açık görüş (ziyaret) hakkının

sınırlandırılması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016

tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine

karar verilmiştir. OHAL süreci üçer aylık sürelerle uzatılarak 18/7/2018

tarihine kadar devam etmiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı,

OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa

Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/06/2017, §§ 12-20,

47-66) kararında yer almaktadır.

9. Eski bir Cumhuriyet savcısı olan başvurucu 15 Temmuz 2016

tarihli darbe teşebbüsü sonrasında Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla Konya 2.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/7/2016 tarihli kararı ile tutuklanmıştır.

10. Başvurucu, Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuş;

daha sonra 19/8/2016 tarihinde Akşehir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz

Kurumu) nakledilmiştir.

11. Başvurucunun tutuklu bulunduğu İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem

Kurulu (İdare ve Gözlem Kurulu) 30/9/2016 tarihli kararı ile aylık açık

görüşlerin asayiş ile güvenliğin sağlanması ve kurumun yoğunluğu bakımından

(her koğuş kendi gün ve saatinde görüşmek kaydıyla) iki ayda bir yapılmasına karar vermiştir. Kararda, bu

uygulamanın 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri

Hakkında Yönetmelik'in (Ziyaret Yönetmeliği) 5. maddesinin birinci fıkrasının

(e) bendi gereğince devletin güvenliğine karşı, anayasal düzene ve bu düzenin

işleyişine karşı, millî savunmaya karşı, devlet sırlarına karşı suçlardan ve

casusluk ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında

olan suçlardan hükümlü ve tutuklu olanlara yönelik olduğu belirtilmiştir.

12. İdare ve Gözlem Kurulu bu defa 13/10/2016 tarihli kararıyla,

silahlı terör örgütüne üye olmaktan (FETÖ/PDY) tutuklu ve hükümlüler için iki

ayda bir yaptırılması kararlaştırılan açık görüşün -İnfaz Kurumu, kapasitesine

göre yoğun olduğu için- asayiş ve güvenliğin sağlanması amacıyla 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle

24-25-26/10/2016 tarihlerinde verilen açık görüşle birlikte karara ekli Görüş

Günü Cetveli'nde belirtilen gün ve saatlerde

yaptırılmasına karar vermiştir.

13. İdare ve Gözlem Kurulu 7/12/2016 tarihli kararında ise

silahlı terör örgütüne üye olmaktan (FETÖ/PDY) tutuklu ve hükümlüler için iki

ayda bir yaptırılması kararlaştırılan açık görüşün -İnfaz Kurumu, kapasitesine

göre yoğun olduğu için- asayiş ve güvenliğin sağlanması amacıyla yılbaşı münasebetiyle 26-27-28/12/2016

tarihlerinde verilen açık görüşle birlikte belirtilen gün ve saatlerde

yaptırılmasına karar vermiştir.

14. Başvurucu 15/12/2016 tarihinde İdare ve Gözlem Kurulunun 7/12/2016 tarihli kararına itiraz

konulu şikâyet dilekçesini İnfaz Hâkimliğine gönderilmek üzere İnfaz Kurumuna

sunmuştur. Başvurucu, dilekçesinde; olağan (rutin) açık görüş hakkı ile dinî,

millî bayramlarda ve özel günlerde (yılbaşı) tanınan görüş hakkının niteliği

itibarıyla birbirinden farklı olmasına rağmen -aynı haftaya rastlamadığı

sürece- birleştirilerek kullandırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu, rutin açık görüş hakkı ile yılbaşından kaynaklanan açık

görüş hakkının -27 Aralık 2016 tarihinde kullandırılacak olması yerine- ayrı

ayrı kullandırılması için İdare ve Gözlem Kurulu kararının düzeltilmesi

talebinde bulunmuştur.

15. Akşehir İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 20/12/2016

tarihli kararıyla şikâyetin reddine karar verilmiştir. Kararda; İnfaz Kurumu,

kapasitesine göre yoğun olduğu için ve asayiş ile güvenliğin sağlanması

amacıyla İdare ve Gözlem Kurulunun almış olduğu kararda bir isabetsizlik

bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliği kararına itiraz

edilmiştir. Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 10/1/2017 tarihli

kararıyla başvurucunun itirazı reddedilmiştir. Karar gerekçesinde; 15 Temmuz

darbe teşebbüsü nedeniyle yapılan soruşturmalar, gözaltı ve tutuklama işlemleri

nedeniyle İnfaz Kurumunun kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırmakta

olduğu, tutuklulara atılı suçlamanın niteliği ile kurumun asayişi ve tutukluyla

hükümlülerin güvenliklerinin temini bakımından mezkûr Ziyaret Yönetmeliği'ndeki

hüküm nedeniyle, alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı açıklanmıştır. Diğer

yandan belli suçlardan tutuklu bulunanlar hakkında bu şekilde işlem tesisinin

masumiyet karinesinin veya ayrımcılık yasağının ihlali olarak

değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca İnfaz Kurumunca tutuklu ve

hükümlülere atfedilen suçlamalar nazara alınarak usulüne uygun tutuklama

kararıyla hürriyetleri tahdit edilmiş olan kişiler hakkında mevzuata göre tesis

edilen tedbirler nedeniyle aile hayatı ve haberleşme hakkının ihlalinden

bahsedilemeyeceği ifade edilmiştir.

17. Nihai karar 12/1/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 10/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Ayrıca başvurucu, tedbir talebinde bulunmuştur. Anayasa

Mahkemesinin 19/6/2017 tarihli kararıyla başvurucunun yaşamına ve maddi veya

manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunmadığı değerlendirilerek

tedbir talebinin karara bağlanmak üzere Bölüme gönderilmesine yer olmadığına

karar verilmiştir. Bu karar 22/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

20. Anayasa Mahkemesinin 5/12/2018 tarihli yazısı ile İnfaz

Kurumundan başvurucunun yaptığı tüm görüşlerin sıklığına ilişkin bilgi ve

belgeler talep edilmiştir. 11/12/2018 tarihli cevap yazısından, başvurucunun

İnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında7/9/2016, 15/9/2016, 26/10/2016,

27/12/2016, 5/4/2017, 3/5/2017, 17/5/2017, 7/6/2017, 29/6/2017, 5/7/2017, 7/8/2017,

4/9/2017, 5/10/2017, 26/10/2017, 9/11/2017, 7/12/2017, 28/12/2017, 4/1/2018,

8/2/2018, 7/3/2018, 4/4/2018, 9/5/2018, 16/5/2018, 6/6/2018,20/6/2018,

4/7/2018, 8/8/2018, 25/8/2018, 5/9/2018, 3/10/2018, 24/10/2018, 7/11/2018,

5/12/2018 tarihlerinde aile fertleriyle (eşi, çocukları, annesi, babası,

kardeşi, kayınbabası ve kayınvalidesi) otuz üç kez açık görüş yaptığı

anlaşılmaktadır.

21. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden, İdare ve

Gözlem Kurulunun 8/3/2017 tarihinde aldığı karar ile mevcut durum, kurum

güvenliği ve asayiş gözönünde bulundurularak açık

görüşlerin 1/4/2017 tarihinden itibaren (her

koğuş kendi gün ve saatinde görüşmek kaydıyla) tekrar ayda bir yapılmasına karar verildiği

anlaşılmaktadır. Açık görüşlerin iki ayda bir yapılması kararının verildiği

30/9/2016 tarihi ile bu geçici uygulamanın sona erdirildiği 1/4/2017 tarihi

arasında başvurucunun 26/10/2016 ve 27/12/2016 tarihlerinde iki kez açık görüş;

12/10/2016, 9/11/2016, 23/11/2016, 7/12/2016, 21/12/2016, 4/1/2017, 18/1/2017,

1/2/2017, 15/2/2017, 22/2/2017, 1/3/2017 15/3/2017, 22/3/2017 ve 29/3/2017

tarihlerinde on dört kez kapalı görüş; yine bu zaman zarfında iki haftada bir

telefonla haberleşme hakkını kullandığı anlaşılmaktadır.

22. Öte yandan Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/4/2018

tarihli kararıyla başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine

ve hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar verildiği, davanın derdest olup

istinaf aşamasında bulunduğu anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlüyü

ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla

eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı

tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller

dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla

üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma

saatleri içinde ziyaret edilebilir...

...

(3)

Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı

ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."

24. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

hakları" kenar

başlıklı 114. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Soruşturma ve

kovuşturma evrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak

suretiyle ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet

savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın

selameti bakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu

hususta kısıtlamalar koyabilir."

25. 5275 sayılı Kanun’un "Tutukluların

yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Bu Kanunun; yüksek

güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları,...ziyaret,

yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden

eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ

28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş

hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da

uygulanabilir."

26. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan

Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"(1) 26/9/2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap

Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan

suçlar,12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren

suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;

...

e) Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi

koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın

hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet

Bakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular

telefonla haberleşme hakkından ancak onbeş günde bir

ve bu bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere

faydalanabilirler."

27. 667 sayılı KHK, 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin

Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile onaylanmıştır. 667 sayılı

KHK'nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesinde

aynen kabul edilmiştir.

28. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Temel ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci

fıkrasının olay tarihinde yürürlükte olan (d) bendi şöyledir:

"(d) Hükümlü ve

tutuklular, bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak

şekilde, üçü kapalı biri açık görüş olmak üzere görüşme yapabilir."

29. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Temel ilkeler" kenar

başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasına eklenen 18/8/2016 tarihli ve 29805

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

(e) bendi şöyledir:

"(e) Kurum mevcudu,

güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,

Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan, hükümlü ve

tutuklular için ceza infaz kurumlarındaki açık görüşler idare ve gözlem kurulu

kararıyla iki ayda bir yaptırılabilir."

30. Ziyaret Yönetmeliği'nin 13/9/2017 tarihli ve 30179 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanarak değiştirilen "Temel ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci

fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"(d) Kurum idaresinin

uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak

üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada

bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir."

31. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaret gün ve saatleri" kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ziyaret günleri ve

saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun

fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir..."

32. Ziyaret

Yönetmeliği'nin "Açık görüş"

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Açık görüş, hükümlü ve

tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkan

verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği

ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde

yapılan ziyaret ve görüşmelerdir."

33. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Bayramlarda ve özel günlerde açık görüş" kenar başlıklı

15. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklular,

Bakanlıkça uygun görülen, dinî ve milli bayramlar ile özel günlere mahsus olmak

üzere, belirlenen tarihlerde, anne, baba, eş, çocuk, torun, büyükanne,

büyükbaba ve kardeşleriyle açık görüş yapabilir.

Bakanlıkça belirlenen yakınları olmayan

hükümlü ve tutuklular, üçüncü dereceye kadar olan akrabalarından en çok üç

kişiyle görüşebilirler. ..

Bu ziyaretin, aynı haftada yapılacak kapalı

görüş ile çakışması halinde açık görüş yaptırılır..."

34. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüş yapılacak yer" kenar başlıklı 16. maddesi

şöyledir:

"Açık görüşler, ceza

infaz kurumunun oda ve eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde,

bulunmadığı takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde

yaptırılır."

35. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Görüş süresi ve saatleri" kenar başlıklı 17. maddesi

şöyledir:

"Açık ziyaretler, bir

saatten fazla olmamak kaydıyla 09.00 - 17.00 saatleri

arasında yaptırılır. Ziyaret süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren

işler."

36. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüşe ilişkin diğer konular" kenar başlıklı 18.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklu

sayısının, verilen açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe

kadar gruplar oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine

bildirilmek üzere, hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program

ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır.

Belirtilen gün ve saatler dışında görüş

yaptırılmaz, ...

Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş

yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli bir

şekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır.

Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğunun

anlaşılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir.

Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadar

dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur...."

B. Uluslararası Hukuk

37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile

hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu

hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla

öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin

ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir

tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel hayata

saygı hakkı, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini

geliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı güvence

altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi geçen hak,

ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını

da içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §

45; Oleksandr Volkov/Ukrayna,

B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29).

39. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular

Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) BD], B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69).

40. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklı

gösteriyorsa bir tutuklunun özel bir ceza infaz kurumu rejimine veya

sınırlayıcı ziyaret düzenlemelerine tabi tutulması onun Sözleşme'nin 8. maddesi

kapsamındaki hakkına müdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali

anlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, §

123).

41. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi, disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına

yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip

olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu durumda

dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama makul ve

ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§

99-105).

42. AİHM'e göre hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.),

B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, §

127). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve düzensizliğin önlenmesi için

güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanmalıdır

(Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,

20/5/2008, § 46).

43. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı Tavsiye Kararı'nın hükümlü ve

tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:

"Dış Dünya ile İlişki

24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta

mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle

ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin

mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

2 4.2 Devam etmekte olan bir ceza

soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç

işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi

halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak

adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu

tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

24.3.Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim

kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları

belirlemelidir.

2 4.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler,

mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine

ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla

yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun

için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar. ..."

44. AİHM, tutukluların ziyaretçi alma haklarına getirilen

kısıtlamalar güvenlikle ilgili nedenlerle veya bir soruşturmanın meşru

yararlarını koruma gerekliliğiyle haklılaştırılsa da

bu amaçlara bütün tutukluların haklarını kısıtlamayan başka yollarla da

ulaşılabileceğini belirtmiş; oluşturulacak farklı tutukluluk kategorilerine

özel kısıtlamalar getirilebileceğini kabul etmiştir (Laduna/Slovakya, B. No: 318327/02, 13/12/2011, § 66; Varnas/Litvanya, B. No: 42615/06, 9/7/2013, § 119 ).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

45. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

46.Başvurucu; olağan açık görüş ile bayram ve özel günlere

mahsus açık görüşün ayrı ayrı yaptırılması yerine ve niteliği itibarıyla

birbirlerinden farklı olmalarına rağmen hukuka aykırı şekilde birleştirilerek

kullandırılması suretiyle annesi, babası, eşi ve üç çocuğu ile görüşmelerinin

sınırlandırılmasının kötü muamele yasağını, kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkını, adil yargılanma hakkını, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ve

haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu, açık

görüş hakkına açık görüşlerin iki ayda bir

yapılması şeklinde getirilen sınırlamanın diğer hükümlü ve

tutuklulardan farklı olarak sadece terör örgütü üyeliğinden tutuklu ve

hükümlülere uygulamasının ayrımcılık nedenine dayandığı iddiasıyla eşitlik ilkesinin

ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

47. Bakanlık görüşünde; 15 Temmuz 2016 tarihinde

gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrası 21/7/2016-19/7/2018 tarihleri arasında

OHAL uygulamasına gidilmek zorunda kalındığı, bu süreç içinde kurum mevcudu,

güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle açık görüşlerin iki ayda bir

yapılması uygulamasının İnfaz Kurumunun 8/3/2017 tarihinde aldığı karar ile

sonlandırılarak tekrar açık görüşlerin ayda

bir yapılmasına karar verildiği ifade edilmiştir. Başvurucunun açık

görüş hakkına getirilen sınırlamanın ayrımcılık nedenine dayandığına ilişkin

kanıtlarını ortaya koyamadığı, İnfaz Hâkimliği ve Mahkemenin karar

gerekçelerinde de ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir

bulguya rastlanmadığı açıklanmıştır. Görüşte, darbe teşebbüsü sonrası yaşanan

olağanüstü şartların sıcaklığını koruduğu ve tehlikenin henüz geçmediği bu

dönemde yapılan mevzuat değişiklerine dayanılarak açık görüşlerin iki ayda bir

yapılması yönündeki uygulamanın ceza infaz kurumlarının asayiş ve güvenliğini

sağlamaya yönelik olduğu, dolayısıyla İnfaz Kurumu ve derece mahkemeleri

kararlarının keyfîlik içermediği ve takdir yetkisinin

sınırlarının aşılmadığı vurgulanmış; kamu düzeninin korunması ve güvenliğin

sağlanması amacı bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı belirtilmiştir.

48. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği cevapta önceki

iddialarını tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

49.Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes ... aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

50. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun

temelidir ...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, ... yüksek yararına açıkça aykırı

olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme

hakkına sahiptir..."

51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin merkezinde İdare ve Gözlem Kurulunun 7/12/2016 tarihli kararına

itiraz konulu dilekçesinin konusu olan (bkz. § 14) olağan açık görüş

ile bayram ve özel günlere mahsus açık görüşün birleştirilerek kullandırılması

ve bu kapsamda aile bireyleriyle ayda bir yapılabilecek açık görüşün iki ayda bir yapılması iddiası yer

aldığından buna göre bir inceleme yapılmıştır. Görüşme hakkını ortadan

kaldırmayan ve yakınlarıyla olan ilişkisini sürdürmeyi engellemeyen söz konusu

geçici tedbir mahiyetindeki uygulamanın tutukluluğa ilişkin olarak kaçınılmaz

şekilde ortaya çıkan elemin ötesinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

yönünden kötü muamele oluşturabilecek asgari ağırlık düzeyine ulaşmadığı

sonucuna varılarak başvurucunun iddialarının aile hayatına saygı hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

52. Diğer yandan başvurucu; diğer hükümlü ve tutuklulardan

farklı olarak terör örgütü üyeliğinden tutuklananlara açık görüş hakkının iki

ayda bir kullandırıldığını, bu şekliyle ayrımcılık yapılarak masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiasının ele

alınabilmesi için başvurucu ile benzer durumdaki kişilere farklı uygulama

yapıldığının ortaya konulması gerekir. Buna göre aile hayatına saygı hakkına

getirilen kısıtlamanın bütün tutuklulara yönelik olmadığı, 6749 sayılı Kanun'un

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen belirli kategorideki suçlardan

tutuklu bulunanları kapsadığı, bu durumun OHAL koşullarından kaynaklandığı ve

kısıtlamanın 6749 sayılı Kanun'da belirtilen suçlardan tutuklu bulunan herkese

aynı şekilde uygulandığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun da kendisi gibi aynı

suçtan tutuklu bulunan kişilere farklı uygulama yapıldığına dair bir iddiasının

bulunmadığı, diğer bir ifade ile eş değer ya da benzer konumdaki mahpuslara

imtiyazlı muamele yapıldığının kanıtlanamadığı dikkate alındığında eşitlik

ilkesi yönünden herhangi bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir (belirli

suçlardan hükümlü ve tutuklu bulunanlar yönünden telefonla haberleşme hakkının

sınırlandırılması nedeniyle haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkı

bağlamında benzer bir başvuruda bkz. Bayram

Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018, §§ 42-44).

53. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının

durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik,

sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan

yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak

ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar

için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

54. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Başvuru konusu olaydaki açık görüş hakkının sınırlandırılmasına ilişkin

düzenlemenin OHAL ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu

değerlendirilmiştir.

55. Bu itibarla başvurucu hakkındaki açık görüş hakkının

sınırlandırılmasının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle sınırlamanın Anayasa'nın 13. ve

20. maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı bağlamında bkz. Aydın Yavuz

ve diğerleri, §§ 193-195, 242; eğitim hakkı bağlamında bkz. Mehmet Ali Eneze, B. No: 2017/35352,

23/5/2018, § 31).

56. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkate alındığında

resmî makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin

ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğine

işaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme Sözleşme’nin 8. maddesi

çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını oluşturmaktadır

(Murat Atılgan, B. No: 2013/9047,

7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny [GK],

B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).

57. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda

tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim Avrupa Konseyi

Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC

(2006) 2 sayılı Tavsiye Kararı'nda da hükümlü ve tutukluların aileleri, başka

kişiler ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileri tarafından ziyaret edilmelerine

izin verilmesi gerektiği belirtilmiştir (Mehmet

Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36). Söz konusu tavsiye

kararında, koşulların oluşması ve gerekli görülmesi hâlinde ziyaretlere

kısıtlamalar konulabileceği ancak bu tür kısıtlamaların kabul edilebilir asgari

bir iletişime imkân tanıyacak nitelikte olması gerektiği ifade edilmiştir.

58. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özel hayata ve aile

hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak

ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin tutuklu ve

hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusunda takdir yetkisinin daha

geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 89).

59. Öncelikle belirtilmelidir ki somut olayda başvurucunun aile

fertleriyle görüştürülmesinin engellendiğine ilişkin herhangi bir iddiası

bulunmamaktadır. Başvurucunun şikâyeti, olağan açık görüş ile bayram ve özel

günlere ilişkin açık görüşün birleştirilmesi vebu

kapsamda açık görüş hakkının iki ayda bir olacak şekilde belirlenmesi nedeniyle

ailesini daha sık göremediği iddiasına dayanmaktadır.

60. Belirli suçlardan hükümlü ve tutuklular için açık görüş

hakkının İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla sınırlandırılması aile hayatına

saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır.

61. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal edecektir. Bu

sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya

uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplum düzeninin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halil Berk, B. No: 2017/8758, 21/3/2018, §

49).

62. 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinde, görüşlere ilişkin koşul

ve süreler genel kural olarak belirtilip Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle

kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılacağı; 114. maddesinde de

soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutukluların kurumun bu husustaki genel

düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilecekleri düzenlenmiştir. Diğer

yandan 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde

yer alan hüküm doğrultusunda OHAL'in devamı süresince

belirtilen suçlardan tutuklu olanların ziyaret edilmeleri hakkındaki

düzenlemede Bakanlık ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkilerinin saklı

bulunduğu belirtilmiştir. 667 sayılı KHK, 6749 sayılı Kanun ile onaylanmış ve

KHK'nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesinde

aynen kabul edilmiştir. Bu kapsamda Bakanlık tarafından hazırlanan Ziyaret

Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, 26/9/2004

tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanan bir kısım suç ile 12/4/1991

tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun kapsamına giren suçlardan

hükümlü ve tutuklular için ceza infaz kurumlarındaki açık görüşlerin idare ve

gözlem kurulu kararıyla sınırlandırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu

durumda 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçlardan tutuklu olan başvurucuya

anılan yasal düzenlemelerin uygulandığı ve bu düzenlemelerin kanunla sınırlama koşulunu karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

63. Öte yandan isnat edilen suçların ağırlığına göre tutuklu ve

hükümlülere tanınan birtakım hak ve imkânların farklılaşması doğaldır. 3713

sayılı Kanun kapsamına giren suçların ağırlığı, devam eden OHAL koşulları,

İnfaz Kurumunun mevcudu ile personel sayısı dikkate alındığında kamu düzeni ve

İnfaz Kurumu güvenliğini sağlama amacıyla bir kısım suçtan tutuklu olanlar için

açık görüş hakkının sınırlandırılmasının meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığı

değerlendirilmiştir.

64. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı değerlendirilirken

ceza infaz kurumlarının güvenliğinin, düzeninin sağlanması ile hükümlü ve

tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları, sosyalleşmeleri suretiyle

iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).

65. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahalelerin

makul nedenleri somut olayın tüm koşulları çerçevesinde olaya özgü olgu ve

bilgilerle gerekçelendirilmelidir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede

kişinin itham edildiği suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması

gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin,

§ 63). Bu durumda başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin aile hayatına saygı hakkının

kısıtlanması bakımından demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük

ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup

koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit Şahin,

§ 64; Ahmet Temiz, B. No:

2013/1822, 20/5/2015, § 68).

66. Terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklu olan başvurucu, 6749

sayılı Kanun ile onaylanan 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinde tahdidi olarak

sayılan aile fertleri ile mevzuatta açıkça öngörülen koşullarda

görüşebilmektedir. Başvuruda, bunun aksine herhangi bir iddia ve tespit

bulunmamaktadır. Başvurucu bu görüşmelerini -sıklığı önceden belirlenen

aralıklarda- kapalı ya da açık şekilde yapabilmektedir.

67. Ziyaret Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendine göre yapılan kısıtlamanın (iki ayda bir açık görüş) suç temelinde

yapıldığı, aynı Yönetmelik'in 10. maddesinde de ziyaret günleri ve saatleri ile

hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısının kurumun fiziki yapısı

ve kapasitesi dikkate alınarak ilgili infaz kurumlarınca belirleneceği

düzenlenmiştir. Söz konusu sınırlamanın yalnızca açık görüş hakkına yönelik

olduğu ve bu kısıtlamada esas alınan hususun İnfaz Kurumunun disiplini ve

güvenliği olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan 15 Temmuz 2016 tarihli darbe

teşebbüsü sonrası terör örgütüyle ilgili soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle

artan tutuklu sayısına rağmen personel sayısının azalması dikkate alındığında,

infaz kurumlarında ziyaretçilere yönelik alınan tedbirlerin ve geçici

sınırlandırmaların olağanüstü koşulardan doğan acil bir ihtiyaç olarak ortaya

çıktığı görülmektedir.

68. Geçici tedbir niteliğindeki açık görüş hakkının

sınırlandırıldığı bir dönemde -açık görüşlerin iki

ayda bir yapılması kararının alındığı 30/9/2016 tarihi ile 10/2/2017

bireysel başvuru tarihi arasında- başvurucunun iki kez açık görüş ve sekiz kez

de kapalı görüş hakkını kullanarak eşi, çocukları, annesi ve babası ile

görüşebildiği; dolayısıyla aile fertleriyle doğrudan temasını sürdürme

imkânından yararlandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda silahlı terör örgütüne üye

olmak suçundan tutuklanan başvurucuya iki ayda bir açık görüş hakkı

tanınmasının, diğer bir ifade ile açık görüş hakkına getirilen sınırlamanın

gerekliliğinin doğal sonucu olarak olağan açık görüş hakkı ile bayram ve özel

günlere mahsus açık görüşün birleştirilerek kullandırılmasının görüş hakkını

ortadan kaldırmayan geçici bir tedbir olması ve yakınlarıyla temasını

sürdürebilecek şekilde uygulandığı hususları gözetildiğinde makul olduğu

değerlendirilmektedir.

69. Tüm bu hususlar gözönüne

alındığında OHAL koşullarının gerektirdiği kamu düzeninin korunması ihtiyacı

ile İnfaz Kurumu güvenliğini sağlama amaçları doğrultusunda -isnat edilen suçun

ağırlığı da dikkate alınarak- başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin

sürdürülmesini engellemeyen açık görüş hakkının sınırlandırılması şeklindeki

söz konusu müdahalede, kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile

başvurucunun bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik

toplumda gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu

sonucuna varılmıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

71. Buna göre başvurucunun aile hayatına saygı hakkı kapsamında

yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 20. maddelerde) yer alan

güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde

yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu : B.K.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/6432, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  13. B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  14. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Sevtekin
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/6432
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Müzeyyen Erbek Başvurusu (B. No: 2016/1949)
  • Süleyman Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2016/72686)
  • Elmas Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1748)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2016/14536)
  • Neslihan Altuğ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2796)
  • İbrahim Tosun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/7869)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.