İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Elmas Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1748)

1. Başvuru, ihmal sonucu bir hükümlünün yaşamını yitirmesi ve bu

Başvuru No2016/1748Tarih10 Aralık 2019Okuma12 dk · 2.409 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Elmas Kılıç Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/1748
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.409 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ihmal sonucu bir hükümlünün yaşamını yitirmesi ve bu

olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgeler ile

Bakanlık görüş yazısının ekindeki belgelere göre olaylar özetle şöyledir:

9. Mahkûm olduğu 6 yıl 8 aylık hapis cezası Bolu T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilmekte olan başvuruculardan Fatma Güler'in eşi,

diğer başvurucuların ise babası olan A.G., Düzce Devlet Hastanesinin 2014

yılında verdiği rapora görehipertansiyon, kalp kapak

hastalığı, koroner arter hastalığı, diabetes mellitus, geçirilmiş serebrovasküler

hastalığa bağlı sağ hemipleji, sağ ayak 2, 3, parmak

MTF hizasından ampute ve işitme kaybı nedenleriyle

%91 oranında engellidir.

10. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla infazın sağlık

nedenleriyle ertelenmesi talebinde bulunmuşlardır. Düzce Üniversitesi Tıp

Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Uzmanlar Kurulundan alınan raporda ''şahsın HT, DM, KAH, SVO, ve CABG öyküsü olduğu, sağ ayak

D2-D3 MTF eklem seviyesinden ampute olduğu, kol[t]uk değneği ve benzeri yardımcı araçlar ile kendi başına

günlük ihtiyaçlarını karşılayabileceği, mevcut hastalıkların şahsın yaşamını

tek başına devam ettirmesine engel teşkil etmediği, mevcut hastalıkları nedeni

ile şahsın resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde

cezasının uygun olduğu, infazın geri bırakılmasının gerekli olmadığına''

karar verilmesi nedeniyle infazın ertelenmesi talebi reddedilmiştir. Bu rapor

doğrultusunda Adli Tıp Kurumu Düzce Şubesinden alınan raporda, A.G.nin mevcut hastalıkları nedeniyle resmî sağlık

kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümünde cezasının infazının uygun olduğu

bildirilmiştir.

11. A.G.nin, alınan bu rapor

doğrultusunda Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada

başvurucular, vekilleri aracılığı ile yeniden infazın ertelenmesi talebinde

bulunmuşlardır. Bu taleple ilgili olarak A.G. önce Bolu İzzet Baysal Devlet

Hastanesine, bu Kurumun görüşü doğrultusunda da Abant İzzet Baysal Üniversitesi

Hastanesi Sağlık Kurulu Başkanlığına sevk edilmiştir. Sağlık Kurulunun anılan

raporların Ankara Numune Hastanesinden alınmasının faydalı olacağı şeklindeki

görüşü doğrultusunda A.G. sağlık nedeniyle infazının ertelenmesi taleplerinin

değerlendirilmesi ve tedavi amacıyla Ankara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna 26/11/2014 tarihinde nakledilmiştir. Ceza İnfaz Kurumu, Ankara Numune

Hastanesinden sağlık kurulu raporu alınması için işlemlere başlamıştır.

12. A.G.nin tedavisine ve rapor alınmasına

yönelik işlemlerin devam ettiği bu süre içinde başvurucular, A.G. hakkında

denetimli serbestlik hükümlerinin sağlık nedeniyle uygulanması talebi için

Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine 28/4/2015 tarihinde başvuruda bulunmuşlardır.

İnfaz Hâkimliği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi

kapsamında hükümlünün salıverilme tarihinin üç yılın altında olması nedeniyle

Adli Tıp Kurumundan da rapor aldırılmasına karar vermiştir.

13. A.G., hakkında anılan raporların aldırılması için işlemlere

başlandığı ve tedavilerinin yapıldığı bu dönemde kaldırıldığı Ceza İnfaz

Kurumları Kampüs Devlet Hastanesinde 21/5/2015 tarihinde ölmüştür. Hükümlü

dosyasına göre A.G. adli tıp raporunun alınması sürecinde hasta tutuklu ve

hükümlülerin kaldığı C-9 koğuşunda ve Ankara Numune Hastanesinin mahkûm

koğuşunda barındırılmıştır. Kurum Hekimliğinin yazısına göre A.G.nin bu Ceza İnfaz Kurumuna gelmesinden itibaren

kendisinde var olan rahatsızlıklarla ilgili olarak Kurum Hekimliği ile Numune

Hastanesinin ilgili polikliniklerinde tedavisine devam edilmiş hatta bu

kapsamda 19/1/2015-26/1/2015 tarihleri ve 10/3/2015-30/3/2015 tarihleri

arasında bu Hastanenin ilgili servislerine yatırılmıştır.

14. A.G.nin ölümü nedeniyle Ankara

Batı Cumhuriyet Başsavcılığı derhâl soruşturma başlatmıştır. Yapılan ölü

muayenesinde A.G.nin diyabet, kalp ve tansiyon

rahatsızlıklarının bulunsa da kesin ölüm sebebinin belirlenebilmesi için klasik

otopsi yaptırılmasına karar verilmiştir.

15. Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı tarafından yapılan

otopsi sonrasında 6/11/2015 tarihinde düzenlenen ayrıntılı otopsi raporunda;

maktulün kesin ölüm nedeninin diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi,

koroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği rahatsızlıklarından dolayı

kendisinde mevcut iskemik ve aterosklerotik

kalp damar hastalığı olduğunun, maktulün vücudundan alınan örnekler üzerinde

yapılan incelemede şüpheli bir maddeye rastlanmadığı şeklinde görüş

bildirilmiştir.

16. Başsavcılık tarafından yazılan talimat ile başvuruculardan

Fatma Güler ve Emin Güler'in ifadelerine başvurulmuştur. Başvurucular; A.G.nin cezasının infazının ertelenmemesi, kalp krizi

geçirdiğinin kendilerine haber verilmemesi ve rahatsızlıkları bulunmasına

rağmen ceza infaz kurumunda kalabileceğine dair rapor düzenlenmesi nedenleriyle

sorumlulardan şikâyetçi olmuştur. Hükümlü dosyasından yapılan incelemede

başvurucuların olay nedeniyle tazminat davası açtıkları tespit edilmiş ise de

başvurucular bu davanın sonuçlanıp sonuçlanmadığı hususunda herhangi bir bilgi

vermemiştir.

17. A.G.nin mevcut rahatsızlıklarına

bağlı olarak Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesinde tedavi gördüğü

sırada 21/5/2015 tarihinde öldüğü, maktulün ölümünde şüpheli bir durumun mevcut

olmadığının anlaşılması nedeniyle Başsavcılık tarafındankovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmiştir.

18. Başvurucular A.G.nin ceza infaz

kurumunda kalmasına engel teşkil edecek derecede rahatsızlıkları olmasına

rağmen bu olgunun aksi şekilde rapor verilmesi, raporda A.G.nin

resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde cezasının infazının

uygun olacağı bildirilmesine rağmen kapalı ceza infaz kurumuna geri

gönderilmesi ve infazına devam olunması, ayrıca Numune Hastanesindeki tedavi

sürecinde uygun şartların sağlanması gerektiği şeklinde görüş bildirilmesine

rağmen bu şartların sağlanmaması ve yapılan soruşturmada eksiklikler bulunması

nedenleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir.

19. İtiraz üzerine Ankara Batı 2.Sulh Ceza Hâkimliği 11/12/2015

tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

20. Bu kararın başvurucular vekiline 22/12/2015 tarihinde tebliğ

edilmesi üzerine başvurucular 15/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV.İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Murat Karabulut (B. No: 2013/2754,

18/2/2016, §§ 27-30, 33, 44, 65, 66) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

B. Uluslararası Hukuk

22. Konuyla ilgili uluslararası hukuk, Anayasa Mahkemesinin Temur Eskibağ ve Mehmet

Rıza Eskibağ (B. No: 2014/5098,

20/12/2017) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucular, yakınlarının sağlık durumu ceza infaz

kurumunda kalmasına engel teşkil edecek derece olduğu hâlde infazın ertelenmesi

taleplerinin reddedilmesi, yakınlarının ölümüne giden sürecin ve sorumluların

yeterli şekilde araştırılmaması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 36. maddesinde

güvence altına alınan yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde, başvurucuların şikayetinin yaşam hakkına ilişkin pozitif yükümlülükler kapsamında

incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

26. Bakanlık görüşüne karşı başvurucular, başvuru formunda ileri

sürdükleri hususları tekrarlamışlardır.

B. Değerlendirme

1. Şikâyetlerin

Nitelendirilmesi ve İncelemenin Kapsamı Yönünden

27. Anayasa Mahkemesi ölüm olayının söz konusu olmadığı veya yaşam

hakkına yönelik ciddi bir riskin tespit edilemediği durumlarda, ceza infaz

kurumlarının fiziki ve tıbbi imkânlarının başvurucuların sağlık durumlarına

uygun olmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri

istikrarlı bir şekilde Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü

muamele yasağı kapsamında incelemektedir (Mete

Dursun, B. No: 2012/1195, 18/11/2015; Serdar Öztürk, B. No: 2013/7532; 4/2/2016; Sabri Kaya, B. No: 2014/8482, 29/6/2016; Ergin Aktaş, B. No: 2014/14810, 21/9/2016; Hayati Kaytan, B. No: 2014/19527,

16/11/2016).

28. Öte yandan Anayasa Mahkemesi yukarıda (bkz. §§ 21, 22)

anılan Murat Karabulut ile Temur Eskibağ ve Mehmet

Rıza Eskibağ başvurularında, yakınları

vefat etmiş başvurucuların yakınlarının sağlık durumunun ceza infaz

kurumlarının fiziki ve tıbbi imkânlarıyla bağdaşmadığına yönelik şikâyetlerini

de bahsedilen yasak kapsamında incelemiştir.

29. Somut başvuruda başvurucuların ceza infaz kurumlarının

koşullarına, babalarına sağlanan tedavilerin yeterliliğine, ceza infaz

kurumundan çıkarılmaması nedeniyle babalarının özgürlükten mahrum kalmanın

doğal sonucu olan elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet çektiğine ya

da ceza infaz kurumu ortamlarının babalarının özel ihtiyaçlarına uygun hâle getirilmediğine

yönelik herhangi bir şikâyetleri bulunmamaktadır. Bu nedenle somut başvuruda

kötü muamele yasağı yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

30. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özünün kamu

görevlilerinin ihmalî davranışlarla ve infazın

ertelenmesi taleplerinin reddedilmesi ve ölüm olayı ile ilgili olarak etkili

soruşturma yürütülmemesine ilişkin olması nedeniyle iddiaların tamamı

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

31. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

32. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuruculardan Fatma Güler ölen A.G.nin eşi, diğerleri ise A.G.nin

çocukları olduklarından başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri açısından da değerlendirilmesi gerekir.

a. Yaşam Hakkının Maddi

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

35. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre

devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm

olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak

bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan

kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma sorumluluğu yüklemektedir. Bu sorumluluk -kamusal olsun veya olmasın-

yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

52).

36. Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin yaşamlarını ve

sağlıklarını koruma konusundaki pozitif yükümlülük, bu kişilerin tıbbi

tedavilerine özen gösterilmesini yanında yaşamı üzerinde oluşabilecek olası

tehditleri engellemeyi de içerir. Uygun bir tıbbi tedavinin sağlanması

konusundaki eksiklikler yaşam hakkını koruma yükümlülüğüne aykırılık teşkil

edebilir (Murat Karabulut, § 43).

37. Diğer taraftan özellikle insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek

yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi gözönüne

alınarak pozitif yükümlülük, yetkililer üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde

yorumlanmamalıdır. Pozitif yükümlülüğün ortaya çıkması için yetkililerce

belirli bir kişinin hayatına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin

bulunduğunun bilinmesi ya da bilinmesi gerektiği durumların varlığı kabul

edildikten sonra böyle bir durum dâhilinde, makul ölçüler çerçevesinde ve sahip

oldukları yetkiler kapsamında bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek

şekilde kamu makamlarının önlem almakta başarısız olduklarının tespiti

gerekmektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 53).

38. Somut olayda başvurucular, yakınlarının sağlık durumunun

cezanın infazının devamına elverip elvermediğinin değerlendirilmediğini ve bu

suretle ihmal yoluyla yakınlarının ölümüne neden olunduğunu ileri sürmüş iseler

de başvurucuların veya A.G.nin gerek infaza

başlanmadan önce gerekse infaza başlandıktan sonra ceza infaz kurumlarının

fiziki ve/veya tıbbi imkânlarının A.G.nin yaşamı

üzerinde tehdit oluşturduğuna ilişkin bir iddiayı yetkili merciler önünde dile

getirdikleri tespit edilememiştir. A.G.yi

muayene ve tedavi eden sağlık kuruluşları da bu yönde bir tespitte

bulunmamıştır. Mevcut tıbbi rahatsızlıkları nedeniyle pek çok kez sağlık

kuruluşlarına götürülen ve bir süre Numune Hastanesinde yatarak tedavi de gören

A.G. kalp, diabet ve tansiyon hastalıkları nedeniyle

tedavi gördüğü hastanede, Adli Tıp Kurumundan kesin rapor alınması sürecinde

vefat etmiştir.

39. Başvurucuların A.G.nin sağlık

hizmetlerine erişemediğine veya A.G.ye uygulanan tıbbi tedavilerin yetersiz

olduğuna dair bir şikâyetlerinin bulunmadığını,A.G.nin

ölüm nedeninin mevcut çoklu hastalıklar sonucu olduğunun tespit edildiğini

(bkz. § 15) ve ölümüne kendisinin veya bir başkasının eyleminin neden olduğuna

dair herhangi bir delil veya emare bulunmadığını dikkate alan Anayasa

Mahkemesi, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan başvurucuların yakınının

ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içerisinde yaşamı koruma yükümlülüğü

bağlamında bir sorunun bulunmadığını değerlendirmiştir.

40. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yaşam Hakkının Usul

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu kapsamında doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî

bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

42. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen ya da

gerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin soruşturmaların etkili

olabilmesi için soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden

bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının sadece hiyerarşik ve kurumsal

bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın da fiilen bağımsız

olarak yürütülmesi gerekir (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

43. Ceza soruşturmasının etkililiği için soruşturma makamlarının

resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir.

Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin belirlenmesi

imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırılık

oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

44. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 58).

45. Öte yandan yürütülen bu soruşturma makul bir özen ve süratle

de yürütülmelidir (Salih Akkuş,

B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30). Bu husus, hukuk devletine bağlılığın

sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü

verilmesinin engellenmesi yönünden bir gerekliliktir.

46. Somut başvuruda, re'sen başlatılan

soruşturma bizzat Cumhuriyet savcısınca yürütülmüştür. Soruşturma kapsamında

başvurucuların yakınının ölümünü çevreleyen koşulların tespiti için ölü

muayenesi ve otopsi işlemleri yapılıp cesetten sistemik toksikolojik

ve histopatolojik incelemeler için örnekler

alınmıştır. Otopsi işlemi Adli Tıp Kurumunca yapılmış, A.G.nin

tedavi evrakları ile toksikolojik analiz raporu ve histopatalojik tetkik raporu incelenmiş, ölüm nedeninin

kendisinde mevcut hastalıkların sebebiyet verdiği sonucuna varılmıştır. Ölüm

nedenine ilişkin rapor ile A.G.nin ölümüne kendisinin

veya bir başkasının eyleminin neden olduğuna dair herhangi bir delil veya emare

bulunmadığını nazara alan Cumhuriyet Başsavcılığı, A.G.nin

doğal yolla öldüğü sonucuna varmış (bkz. § 17) ve altı ay gibi kısa bir sürede

tamamladığı soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Son

olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazlarını dile getirme

fırsatı bulan ve Cumhuriyet Başsavcılığının tespitlerini uygun bulduğu için

Sulh Ceza Hâkimliğinin itirazlarını reddettiği başvurucular, soruşturmaya

katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmamıştır.

47. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri Anayasa

Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesinin

soruşturma makamlarının tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için

bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Ne var ki

Cumhuriyet Başsavcılığının ölümün doğal yolla gerçekleştiğine ilişkin

tespitinden ayrılmayı gerektirecek, ikna edici bir neden bulunmamıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Elmas

KILIÇ

:

2. Emin

GÜLER

:

3. Esra

GÜLER

:

4. Fatma

GÜLER

Vekilleri

:

Av. İbrahim

KIRIKCI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/1748, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Iv.ilgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Kılıç
  16. Güler
  17. Güler
  18. Güler
  19. Kırıkcı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/1748
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2016/14536)
  • Neslihan Altuğ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2796)
  • İbrahim Tosun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/7869)
  • Nurşah Suna Başvurusu (B. No: 2016/13347)
  • Oktay Kuban Başvurusu (B. No: 2016/1999)
  • Cihan Dursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12682)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.