İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2016/72686)

1. Başvuru bir ceza soruşturmasında mal varlığına elkoyma tedbirinin uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının

Başvuru No2016/72686Tarih10 Aralık 2019Okuma26 dk · 5.204 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Süleyman Kaçmaz Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/72686
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.204 kelime·26 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru bir ceza soruşturmasında mal varlığına elkoyma tedbirinin uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuru Tarihine Kadar

Yaşanan Gelişmeler

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016

tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine

karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Darbe

teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere

ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.

10. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında

anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs

ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediği şüphesiyle

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu 1/9/2016 tarihinde

Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma

suçlarından tutuklanması talebiyle sorguya sevk edilmiştir. Yapılan

sorgu neticesinde Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun isnat edilen

suçlardan tutuklanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiri

olarak görev yapmakta iken 1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile

meslekten çıkarılmıştır.

13. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 2/9/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma ile cebir ve şiddet kullanarak Anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs suçlarından haklarında soruşturma yürütülen

başvurucu dâhil bazı şüphelilerin mal varlığı hakkında elkoyma

tedbiri uygulanmasını talep etmiştir.

14. Talebi kabul eden Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 5/9/2016

tarihinde; başvurucu ile diğer şüphelilerin taşınmazları, hak ve alacakları ile

vadeli ve vadesiz mevduat hesapları, maaşlı çalışanların ise maaş hesaplarına

son aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere o

ay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan tutar üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararda

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi ile

27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile

Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (KHK) 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi dayanak

olarak gösterilmiştir. Hâkimlik ayrıca şüphelilerin maaş hesabının olmaması

veya maaş ödemesinin sona ermiş olması hâlinde kendisi ve ailesinin yaşamsal

ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için varsa bir veya birden fazla banka

hesabından aylık toplam tutarı 3.500 TL'yi aşmamak kaydıyla ödeme yapılmasına

izin vermiştir.

15. Kararın gerekçesinde, terörle mücadelenin etkin bir biçimde

sürdürülebilmesi için bazı ivedi tedbirlerin alınmasının zorunluluğuna işaret

edilmiştir. Bu bağlamda Fethullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) yurt

içinde ve yurt dışında finans kaynağına ve büyük bir mali güce sahip olduğu

belirtilerek bu mal varlığıyla terör örgütünün finanse edildiği vurgulanmıştır.

Kararda; taşınmaz ve ulaşım araçları yönünden elkoyma

tedbirinin uygulanması için 17/9/2016 tarihli 29804 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 671 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (KHK) 31. maddesine göre kuvvetli suç şüphesinin aranmadığını,

diğer mal varlığı yönünden ise şüpheliler tarafından atılı suçun işlendiğine ve

suçtan elde edilmiş olduklarına dair kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğunu

gösterir bazı somut delillere rastlanılmış olduğu belirtilmiştir. Hâkimliğe

göre örgütün daha çözülemeyen karmaşık yapısı, organizasyon beceri ve yapısı

dikkate alındığında uygulanan tedbir ölçülülük ilkesine de aykırı değildir.

16. Başvurucu 31/10/2016 tarihinde karara itiraz etmiş, aynı

Hâkimlik 14/11/2016 tarihinde aynı gerekçelerle itirazı reddetmiştir.

17. Bu karar başvurucuya 22/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 19/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Başvuru Tarihinden

Sonra Yaşanan Gelişmeler

19. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 22/12/2016 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca

cezalandırılması kamu adına iddia ve talep olunmuştur. İddianamede,

başvurucunun Bylock kullanmak suretiyle örgütün

gizli, kriptolu iletişim ağına dâhil olduğu ve bu örgütle üyeliği, mensubiyeti

veya iltisakı yahut irtibatı olduğu gerekçesiyle

meslekten çıkarıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun evinde yapılan aramada Gül Sultan Yamanlar Çocuk Korosu yazılı

kaset, bir adet üzerinde 30 Mart 2014 tarihi yazılı iki yaprak Zaman gazetesi

sayfası bulunduğu, elde edilen dijital materyallerin ise kolluk görevlilerince

incelenmekte olduğu açıklanmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde şüphelinin FETÖ/PDY'nin kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini

benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dâhil olmayı tercih ettiği ve

bu şekilde örgütle bağ kurarak sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyette bulunduğu

belirtilmiştir.

20. İddianame dosyanın tevzi edildiği Kocaeli 4. Ağır Ceza

Mahkemesince kabul edilerek kovuşturmaya başlanmıştır.

21. Mahkeme 12/12/2017 tarihinde başvurucunun üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırmış, 3713 sayılı Kanun'un 5.

maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezasının takdiren

1/2 oranında artırım yapmış, bu defa 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesine göre

başvurucunun sabıkasız oluşu ve duruşmadaki iyi hâli nedeniyle 1/6 oranında

indirim yapmış, sonuç olarak başvurucunun 6 yıl 3 ay hapis cezası ile

mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme yurt dışına çıkış yasağı koymuş ve

başvurucunun atılı suçtan serbest bırakılmasına karar vermiştir.

22. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... sanığın kullandığı05..

... .. .. numaralı hat ile örgüt içindeki kişiler ile ByLock

programı üzerinden görüşmeler yaptığı, HTS kayıtlarına göre FETÖ suçlaması ile

hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan çok sayıda kişi ile yoğun bir

telefon irtibatı bulunduğu ayrıca fiilen de FETÖ terör örgütünün sözde üst

düzey sorumluları ile bağlantı içerisinde olduğu, terör örgütünün çağrısına

uyarak örgütün bankasına destek sağladığı, Paralel Devlet Yapılanmasının terör

örgütü olduğunun aşikar bir şekilde açığa çıkmasına rağmen sanığın örgütle olan

yoğun irtibatını ısrarla sürdürdüğü, bu durumun tanık beyanları ile de sabit

olduğu, sanığın savunmalarının soyut nitelikte olduğu ve inandırıcı olmadığı

kanaatine varılarak kriptolu haberleşme proğramı olan

ByLock uygulamasının münhasıran FETÖ mensuplarınca

kullanıldığı sanığın FETÖsilahlı terör örgütünün

hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve sözü edilen terör örgütü ile arasında

organik bağ bulunduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğinin

sabit olduğu ve cezalandırılması gerektiği, suçun işleniş biçimine, sanığın

kastının yoğunluğuna ve tanık beyanlarına göre örgüt içerisindeki konumuna göre

takdiren alt sınırdan olmak üzere atılı silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığın

sabıkasızlığı ve duruşmadaki iyi hali lehine değerlendirilerek cezasında

takdiri indirim yapılmış, sanık hakkında hükmedilen cezanın niteliği gereğince

hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin

uygulanmasına, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre de cezasından mahsup

edilerek yapılan yargılama sonucu mahkememizce ulaşılan hukuki ve vicdani

kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."

23. Başvurucu karara karşı istinaf talebinde bulunmuş olup

istinaf incelemesi hâlen devam etmektedir.

24. Anayasa Mahkemesince başvurucunun mal varlığı yönünden

uygulanan tedbirin devam edip etmediği sorulmuş, Mahkeme 7/8/2018 tarihli bir

yazı ile tedbirin devam ettiğini bildirmiştir.

25. Başvurucu 19/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2)

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis

cezası verilir. "

27. 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek

o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı

aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasına hükmolunur.

Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş

olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece

bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın

üçte ikisinden az olamaz. "

28. 5271 sayılı Kanun’un 128. maddesi şöyledir:

“Soruşturma

veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair

somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya

sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her

türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her

türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık

paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak,

alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin

zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi

yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu

madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için

ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası

Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi,

Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin

rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu

kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.

(2)

Birinci fıkra hükmü;

a) Türk Ceza Kanununda

tanımlanan;

…

18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

...

(3)

Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh

verilmek suretiyle icra edilir.

(4)

Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma

kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra

olunur.

(5)

Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması

kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek

icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ

edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar

üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.

...

(7) Hak ve alacaklara elkoyma

kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâl

bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye

ayrıca tebliğ edilir.

...”

29. 5271 sayılı Kanun'un 267. maddesi şöyledir:

"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği

hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."

30. 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesi şöyledir:

"(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı

itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre

ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren

mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine

beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı

mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde

hükmü saklıdır.

(2)

Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını

düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili

olan mercie gönderir.

(3)

İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:

a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların

incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde,

numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir

numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza

hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin

bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu

yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin

bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

..."

31. 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin 1 numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,

Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen

suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;

...

(ı)

5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya,

maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hâkimliğince

karar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayına

sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on gün

içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden

kalkar.

..."

32. 671 sayılı KHK'nın 31. maddesiyle 3713 sayılı Kanun'a 20.

maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 20/A maddesi şöyledir:

"Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap

Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan

suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler

ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma

aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma

aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya

kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla

ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh

düşülmesine karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara,

deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı

bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten

itibaren bir yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş

ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh

kendiliğinden terkin edilir."

B. Uluslararası Hukuk

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün "Mülkiyetin korunması"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suç isnadına bağlı

olarak yapılan elkoyma işlemlerini Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında

değerlendirmektedir. AİHM'e göre kamu makamlarınca

kişilerin mülküne el konulması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir.

AİHM, bu suretle yapılan müdahalenin mülkiyetin kullanılmasının kontrolüne

ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği görüşündedir (Raimondo/İtalya, B. No: 12954/87, 22/2/1994, § 27;

Andrews/Birleşik Krallık (k.k.),

B. No: 49584/99, 26/9/2002; Adamczyk/Polonya (k.k.),

B. No: 28551/04, 7/11/2006; JGK Statyba Ltd ve Guselnikovas/Litvanya, B. No: 3330/12,

5/11/2013, § 117). Buna göre elkoyma işlemiyle

başvurucu, mülkünden tamamıyla yoksun bırakılmamakta; başvurucunun mülkünden

yararlanması veya tasarrufta bulunması geçici olarak sınırlandırılmaktadır.

AİHM ayrıca elkoyma işleminin -kimi durumlarda-

muhtemel bir müsadere kararının uygulanmasını güvence altına almaya yönelik

olarak geçici bir tedbir şeklinde uygulandığına da dikkat çekmektedir (Rafig Aliyev/Azerbaycan, B. No: 45875/06,

6/12/2011, § 118).

35. AİHM, elkoyma yoluyla yapılan

müdahalenin öncelikle iç hukukta yeterli bir temelinin olması ve kamu yararına

dayalı meşru bir amacı içermesi gerektiğini kabul etmektedir (Ali Esen/Türkiye, B. No: 74522/01,

24/7/2007, § 32). Nitekim Viktor Konovalov/Rusya (B.

No: 43626/02, 24/5/2007) kararında, iç hukukta bu konuda bir düzenleme

bulunmadığı hâlde el konulan aracın nihai karar beklenmeden satılması suretiyle

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Sözleşme'ye ek 1

No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında hukuka dayalı olma gerekliliğini

karşılamadığı sonucuna varılmıştır (Viktor Konovalov/Rusya, §§ 38-47).

Bununla birlikte AİHM, elkoyma yönünden kamu

makamlarının geniş bir takdir yetkisi olduğunu kabul etmektedir (Dzinic/Hırvatistan, B. No: 38359/13, 17/5/2016,

§ 68). AİHM ayrıca, muhtemel bir müsadere için elkoyma

tedbirinin uygulanmasının kamu yararına dayalı olup meşru bir amacı da

içerdiğini sıklıkla içtihatlarında belirtmektedir (Borzhonov/Rusya, B. No: 18274/04, 22/1/2009, § 58; East West Alliance

Limited/Ukrayna, B. No: 19336/04, 23/1/2014, § 187).

36. AİHM'e göre mülkün kamu yararına

kullanılmasının kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletlerin

geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin tanınması, kişilerin

mülkünden geçici süreyle de olsa yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yol

açmaktadır.Bu nedenle

başvurucunun mülkiyet hakkına elkoyma suretiyle

yapılan müdahalenin keyfî veya öngörülemez olmaması için usule ilişkin bazı

güvenceler öngörülmelidir. AİHM, özellikle elkoyma ve

müsadere yoluyla yapılan müdahaleler yönünden verdiği kararlarında keyfî

müdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden bu

önlemlerin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına

ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde

ortaya koyabilme olanağının kişilere tanınması güvencesinin sağlanması

gerektiğini belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe

bakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik

Krallık, B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 60; Saccoccia/Avusturya, B. No: 69917/01, 18/12/2008,§

89; elkoyma ile ilgili kararlar için bkz. Dzinic/Hırvatistan, § 68; Borzhonov/Rusya, §§ 60, 61).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

38.Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak

geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu mal varlığı hakkında kanuna aykırı olarak elkoyma tedbiri uygulandığından yakınmaktadır. Başvurucu

Anayasa'nın öngördüğü güvencelere uyulmadan mal varlığı hakkında elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verildiğini belirterek

özel hayata saygı, etkili başvuru ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde, Hakimliğin başvurucunun malvarlığına

tedbir konulmasına ilişkin kararının geçici nitelikte bir tedbir kararı olduğu,

yargılamanın sonucuna göre tedbir kararının hukuki niteliğinin netleşeceği,

başvurucu tarafından tedbir kararının şartları oluşmadan verildiği

düşünülüyorsa tazminat davası açılabileceği yönünde görüş bildirmiştir.

42. Başvurucu ise cevap dilekçesinde dernek üyeliğinin meşru bir

hak olduğunu, anılan derneğin kapatılmasından sonra bir bağının kalmadığını

varsayımdan hareketle terörden elde edildiği gerekçesiyle malvarlığına el

konulmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, hakkında hüküm kuruluncaya kadar

mağdur olacağını belirtmiştir.

C. Değerlendirme

43. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve

miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu aynı iddialarla özel hayata saygı

ve etkili başvuru hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucunun

mal varlığı hakkında elkoyma tedbirinin uygulanmasına

ilişkin şikâyeti esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden,

başvurucunun söz konusu ihlal iddialarının mülkiyet hakkı bağlamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

46. Başvuruya konu tedbir kararının uygulandığı mal varlığı

değerleri yönünden mülkün mevcut

olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

47. Malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü

üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet

hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan

ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Anayasa

Mahkemesi daha önce bir suç isnadına bağlı olarak uygulanan elkoyma

tedbirinin, mülkten geçici süreyle de olsa yoksun bırakma sonucuna yol

açmasından dolayı mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir (Hanife Ensaroğlu,

B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 52). Somut olayda başvurucunun mal varlığı

değerleri yönünden bir ceza soruşturması sürecinde suçtan elde edildiği

şüphesiyle ve muhtemel bir müsadereyi güvence altına almak için el konulmuştur.

Bu durumda müdahalenin belirtilen amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamu

yararına kullanımının düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde

incelenmesi gerekmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hanife Ensaroğlu,

§ 52; Onur Tur Uluslararası Nakliyat Ltd.

Şti., B. No: 2015/947, 15/11/2018, § 52; Yeter Deri Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., B. No: 2015/8867,

21/2/2019, § 55).

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

48. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

49. Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna

dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması

gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

50. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

51. Somut olayda başvurucunun mal varlığına ilişkin olarak 5271

sayılı Kanun'un 128. maddesi ve 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (ı) bendi hükümlerine göre elkoyma tedbiri

uygulanmıştır. Bununla birlikte başvurucunun cezalandırılması talebiyle açılan

davada yapılan yargılama neticesinde Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyete

ilişkin kararda el konulan mal varlığı değerleri ile ilgili herhangi bir hükme

yer verilmemiştir. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi tedbirin devam ettiğini

bildirmiştir. Diğer taraftan başvurucunun elkoyma

kararına karşı yaptığı itirazının ise yine elkoyma

kararını veren mercii tarafından incelenerek reddedildiği görülmektedir.

Anayasa Mahkemesi tedbirin konulması ile ilgili kanuni bir dayanağın mevcut

olduğunu tespit etmekle birlikte tedbirin devamı ve tedbire itiraz sürecine

ilişkin belirtilen meseleleri müdahalenin ölçülülüğü bağlamında inceleyerek

sonuca varacaktır.

ii. Meşru Amaç

52. Elkoyma tedbirinin uygulanmasının,

suçla mücadele çerçevesinde yeni suçların işlenmesinin önlenmesi,

caydırıcılığın sağlanması ve muhtemel bir müsaderenin güvence altına alınması

gibi kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu açıktır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Yeter Deri

Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., § 61).

iii. Ölçülülük

53. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

54. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Anayasa Mahkemesi müdahalenin orantılılığını değerlendirirken bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

55. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden

söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda

korunabilmesi bakımından bu madde Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da

ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul

olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini

kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak

yapılmalıdır (başvurucuya diğer unsurlar yanında ayrıca etkin bir savunma hakkı

tanındığından müdahalenin ölçülü görüldüğü kararlar için bkz. Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§

75-95; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu,

B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 74-89. Buna karşılık aynı koşulun yargılama

sürecinde sağlanamaması nedeniyle müdahalenin ölçüsüz görüldüğü kararlar için

bkz. Mahmut Üçüncü, B. No:

2014/1017, 13/7/2016, §§ 79-102; Arif Güven,

§§ 57-72).

56. Ayrıca mülkiyet hakkına müdahaleye yol açan tedbirlerin

keyfî veya öngörülemez biçimde uygulanmaması gerekmektedir. Aksi takdirde

mülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması mümkün olmaz. Bu sebeple kamu

makamlarınca başvurucunun eylemi ile tedbire yol açan kanuna aykırılık arasında

bağlantı olduğunu gösterir makul bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu bağlamda elkoyma veya müsadere gibi tedbirler yoluyla mülkiyet

hakkına yapılan müdahalelerin bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasında

olması gereken adil dengeyi bozmaması için suça veya kabahate konu eşyanın

malikinin davranışı ile kanunun ihlali arasında uygun bir illiyet bağının

olması ve iyi niyetli eşya

malikine eşyasını -tehlikeli olmaması kaydıyla- geri kazanabilme olanağının

tanınması veya iyi niyetli malikin bu nedenle oluşan zararının tazmin edilmesi

gerekmektedir (Bekir Yazıcı, §§

31-80; Hanife Ensaroğlu,

§ 66; Hamdi Akın İpek, § 115).

d. İlkelerin Olaya

Uygulanması

57. Somut olayda öncelikle mülkiyet hakkının korunmasının

gerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı belirlenmelidir.

58. Başvurucunun mal varlığı değerlerine Kocaeli 1. Sulh Ceza

Hâkimliğince elkoyma tedbiri uygulanmış, başvurucunun

karara karşı yaptığı itiraz ise yine aynı Hâkimlikçe değerlendirilerek

reddedilmiştir. Hâlbuki 5271 sayılı Kanun'un 267. ve 268. maddelerine göre

kararına itiraz edilen Sulh Ceza Hâkimliğinin itirazı yerinde görmemesi

durumunda en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan merciye göndereceği hüküm altına alınmıştır. İtiraz mercii

ise 263. maddenin (3) numaralı fıkrasına göre o yerde birden fazla sulh ceza

hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimlik olarak

düzenlenmiştir. Buna karşın somut olayda ise başvurucunun elkoyma

tedbirine karşı yaptığı itirazının incelenmek kanunda öngörülen merciine

gönderilmediği görülmektedir. Böylelikle başvurucuya kanun ile tanınan bir

hukuk yolu önünde söz konusu elkoyma kararının keyfî

veya hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilme imkânından yoksun bırakıldığı

açıktır.

59. Diğer taraftan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

yürütülen bir ceza soruşturmasında muhtemel bir müsaderenin güvence altına

alınması çerçevesinde elkoyma tedbirinin kanuna

dayalı olarak uygulanması kamu makamlarının takdirindedir. Bununla birlikte

olayda başvurucunun atılı suçtan cezalandırılmasına karar veren Ağır Ceza

Mahkemesi el konulan mal varlığı değerlerinin müsaderesi yönünde bir hüküm

tesis etmemiştir. Mahkeme böyle bir hüküm tesis etmediği gibi söz konusu mal

varlığı değerlerine yönelik tedbirin devamı veya sona erdiği yönünde de bir

karar vermemiş, Anayasa Mahkemesinin konu hakkındaki yazısı üzerine tedbirin

devam ettiğini bildirmiştir.

60. Dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma sürecine bir bütün

olarak bakıldığında müsadere yönünde bir hüküm verilmediği hâlde elkoyma tedbirinin devamına niçin gerek duyulduğu

anlaşılamamaktadır. Mahkeme tedbirin devamının gerekçesini ve kanuni dayanağını

da göstermemiştir.

61. Bu bağlamda 671 sayılı KHK'nın 31. maddesindeki düzenlemeye

de dikkati çekmek gerekir. Bu madde ile başvurucunun üzerine atılı suç gibi

bazı suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve

kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini için elkoyma

tedbirinin uygulanabileceği, ancak şerhin konulduğu tarihten itibaren bir yıl

içinde şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya

ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin

edileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkeme bu hükmün olayda uygulanabilir olup

olmadığı yönünde de herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.

62. Sonuç olarak başvurucunun hakkında yürütülen ceza

soruşturmasında mal varlığı değerleri yönünden uygulanan tedbire ilişkin olarak

kanunda öngörülen itiraz sürecinin işletilmemesi, müsadere kararı verilmediği

hâlde tedbirin fiilen devam ettirildiği, tedbirin devamı ile ilgili olarak bir

karar verilmediği gibi konu ile ilgili ve yeterli bir gerekçenin de

gösterilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde

uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir

biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınmadığı ve mülkiyet hakkının

gerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Bu

durumda elkoyma suretiyle yapılan müdahalenin kamu

yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasının gereklilikleri

arasındaki adil denge başvurucu aleyhine bozulmuştur. Başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahale ölçüsüzdür.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

64. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerde temel

hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını

düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

e. Anayasa'nın 15. Maddesi Yönünden

65. Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik,

sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının

kısmen veya tamamen durdurulabilmesi ve bunlar için Anayasa'nın diğer

maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür.

Ancak Anayasa'nın 15. maddesi, bu hususta kamu otoritelerine sınırsız bir yetki

tanımamaktadır. Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı

tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak ve

özgürlüklere dokunmaması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı

bulunmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir. Anayasa Mahkemesince

Anayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme bu ölçütlerle sınırlı

olacaktır. Mahkeme bu incelemenin usul ve esaslarını ortaya koymuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 192-211,

344).

66. Mülkiyet hakkı savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü

hâl gibi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanan çekirdek haklar

arasında değildir. Dolayısıyla bu özgürlükler yönünden olağanüstü hâllerde

Anayasa'daki güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür.

67. Bu kapsamda elkoyma tedbirine

karşı başvurucuya etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağının tanınmadığı

tespit edilerek müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır. Olağanüstü

dönemde söz konusu tedbire yönelik itiraz süreçlerini düzenleyen ilgili kanun

hükümlerini kaldıran veya değiştiren herhangi bir düzenleme yapılmadığı

anlaşıldığından müdahalenin durumun

gerektirdiği ölçüde olduğu söylenemez.

68. Bu itibarla olağanüstü

hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını

ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesinin, başvurucunun

mülkiyet hakkına yönelik Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerinde belirtilen güvencelere

aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir.

69. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

70. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

71. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

72. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

73. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

74. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir. (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

75. İncelenen başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

76. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden

yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran

nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/159) gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

77. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucunun adli yardım talebi kabul

edilmiş olup başvuru lehine sonuçlandığından yargılama giderleriyle ilgili bir

karar verilmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2017/159) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Umut FIRTINA

Başvurucu

:

Süleyman

KAÇMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/72686, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Tarihine Kadar
  7. B. Başvuru Tarihinden
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Adli Yardım Talebi
  13. B. Başvurucunun İddiaları
  14. C. Değerlendirme
  15. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  16. B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  18. D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Gökcan
  22. Hakyemez
  23. Kaçmaz
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/72686
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Elmas Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1748)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2016/14536)
  • Neslihan Altuğ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2796)
  • İbrahim Tosun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/7869)
  • Nurşah Suna Başvurusu (B. No: 2016/13347)
  • Oktay Kuban Başvurusu (B. No: 2016/1999)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.