İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Duran Başvurusu (B. No: 2016/10381)

1. Başvuru; arama, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki

Başvuru No2016/10381Tarih10 Aralık 2019Okuma16 dk · 3.198 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Duran Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/10381
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.198 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; arama, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki

olmaması ve buna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve adil yargılanma hakkının, hukuka aykırı

olarak verilen arama kararı nedeniyle konut dokunulmazlığı, özel ve aile

hayatına saygı haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına 27/6/2019 tarihinde karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık

görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Hakkari Emniyet Müdürlüğünün (Emniyet Müdürlüğü) 27/1/2016

tarihli yazısıyla 26/1/2016 günü saat 23.47'de gelen ihbarda özetle; aralarında

başvurucunun evinin de bulunduğu çeşitli evlerin adresleri bildirilerek, bu

adreslerde on kadar teröristin kaldığının belirtilmesi üzerine şüphelilerin

yakalanabilmesi ve elde edilebilecek suç ve suç unsurları ile tahkikata konu

olabilecek malzemelere mevzuatın ilgili maddeleri gereğince el konulabilmesi

amacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal olduğu ifade edilerek 27/1/2016

tarihinde saat 03.30-08.00 saatleri arasında bir defaya mahsus arama, yakalama

ve el koyma kararı talep edilmiştir.

10. Emniyet Müdürlüğünün söz konusu talebi Cumhuriyet savcısı

tarafından 27/1/2016 günü saat 02.00'da şüphelilerin kaçması, elde edilecek

delillerin yok edilmesi veya yer değiştirmesine karşın gecikmesinde sakınca

bulunan hâl olduğu belirtilmek suretiyle kabul edilerek söz konusu tarih ve

saatler aralığında arama, yakalama ve el koyma kararı yazılı olarak

verilmiştir.

11. 27/1/2016 günü saat 04.05 sıralarında evde başlatılan arama

sonucu başvurucu, saat 04.10 sıralarında yakalanmış ve saat 05.03'te yakalama

ve arama tutanağı düzenlenmiştir.

12. Yapılan arama neticesinde yakalanan başvurucunun bilgi

sahibi olarak ifadesinin alınarak Emniyet Müdürlüğünden serbest bırakılması

yönünde Cumhuriyet savcısı tarafından 27/1/2016 tarihinde yazılı talimat

verilmiştir.

13. Hâkkari Devlet Hastanesince,

başvurucu hakkında saat 05.30 sıralarında genel adli muayene raporu

düzenlenmiştir.

14. Aynı gün saat 05.30 sıralarında düzenlenen yakınlarına haber

verme tutanağından, başvurucunun yakalandığı ve gözetim altına alındığının

oğluna bildirildiği anlaşılmıştır.

15. Başvurucu, bilgisine başvurulmak üzere Emniyet Müdürlüğüne

götürülmüştür.

16. Emniyet Müdürlüğünde bilgisine müracaat edilen başvurucu

27/1/2016 günü saat 06.15'te alınan beyanlarında özetle; ihbara konusu ile

ilgili olarak evinde hiçbir şekilde ve hiçbir zaman örgüt mensubu, eleman,

mühimmat bulunmadığını, PKK/KCK terör örgütü ile hiçbir irtibatının olmadığını,

yaptıkları eylemleri desteklemediğini, kardeşi V.D.nin

beş gün önce askerden geldiğini, o günden beri evinde sürekli misafir

bulunduğunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm organlarını tanıdığını, PKK/KCK terör

örgütünün eylemlerinin şahıslarına ve Hâkkari halkına

zarar verdiğini düşündüğünü ifade etmiştir.

17. Saat 07.05'te düzenlenen salıverme tutanağından,

başvurucunun istememesi nedeniyle çıkış doktor raporu alınmaksızın

salıverildiği anlaşılmıştır.

18. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

sonucu 2/2/2016 tarihinde, yapılan tüm aramalarda herhangi bir suç unsuruna

rastlanmadığı, ayrıca ihbar dışında yasa dışı herhangi bir faaliyette

bulunduğuna dair somut bir delile ulaşamadığı gerekçesiyle başvurucu hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar 22/2/2016 tarihinde

kesinleşmiştir.

19. Başvurucu, haksız yakalama sebebiyle 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak, 29/2/2016

tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.

Başvurucu dava dilekçesinde özetle; örgüte üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla

yaşadığı ikamette kolluk ekipleri tarafından operasyon yapıldığını ve sabaha

karşı evinde yakalandığını, yakalama tutanağı düzenlendiğini, sabaha karşı

hastaneye götürüldüğünü, hakkında yakalama ve gözaltı formu düzenlendiğini,

Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alındıktan sonra salıverme tutanağıyla serbest

bırakıldığını, Başsavcılıkça yürütülen soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar verildiğini, Emniyet Müdürlüğünde kaldığı süre içerisinde

özgürlüğünden alıkonulduğunu, maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü,

psikolojik sorunlar yaşadığını ve halen bu sorunları yaşamakta olduğunu, haksız

olarak yakalanması nedeniyle maddi ve manevi zararları olduğunu, 500 TL maddi

ve 900 TL manevi olmak üzere toplam 1400 TL tazminatın yakalanma tarihinden

itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, yargılama giderleri ile vekâlet

ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

20. Tazminat talebini inceleyen Mahkeme, başvurucunun soruşturma dosyasında sadece beyanı

alınmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğünü ve savunması alındıktan sonra

serbest bırakıldığını belirterek koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası

açılmasının koşulları oluşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle açılan davanın

reddine 17/5/2016 tarihinde kesin olarak karar vermiştir.

21. Başvurucu 23/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Hasan

Akboğa [GK], B. No: 2016/10380, 27/3/2019,

§§ 19-34.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

24. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen

ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve bireysel başvuru

tarihinde ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan

yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; arama, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki

olmaması ve buna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle

adil yargılanma ve kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, uygulanan

yakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 41).

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

28. Genel ilkeler için bkz.Hasan Akboğa, §§ 43-56.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

(1) Anayasa'nın

19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden

29. Başvurucu hakkında Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca

27/1/2016 tarihinde arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasında

başvurucu yakalanarak Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.

30. Somut olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 90.

maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır. Dolayısıyla başvurucu

hakkında uygulanan yakalamanın kanuni dayanağı bulunmaktadır.

31. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin ön

koşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunup

bulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlı

arama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak başvurucunun ve diğer

bazı şüphelilerin evlerinde on kadar teröristin kaldığı yönünde ihbarda

bulunulduğu belirtilmiştir. Bu itibarla başvurucu yönünden yakalama için

gerekli olan suç şüphesini doğrulayan olguların bulunduğu görülmektedir.

32. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığı

gözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunan

hâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunun

durumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâl

kapsamında değerlendirmiştir.

33. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçu Türk

hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup

isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma

şüphesine işaret eden durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için

bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran

[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca terör suçlarının

soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığından

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimde

yorumlanmamalıdır (Devran Duran,

§ 64). Silahlı terör örgütleri ile ilgili soruşturmaların diğer ceza

soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olabileceği de ortadadır.

34. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlin

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göre

daha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının bu

değerlendirmeleri Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olayda

soruşturma makamlarının gecikmesinde sakınca bulunduğu yolunda ulaştığı kanaate

müdahale edilmesini gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvencenin

sağlandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

35. Ayrıca suç işlediği hakkında somut belirtinin bulunduğu

tespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesine ilişkin

soruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını

temin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hülya Kar [GK],

B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20; Hasan Akboğa § 63). Dolayısıyla başvurucunun

yakalanmasının anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez.

36. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olup

olmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,

kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönünde

bulundurulur (Hasan Akboğa,

§ 64).

37. Somut olayda terör örgütüne üye olmakla suçlanan

başvurucunun 27/1/2016 tarihinde evinde yapılan arama sırasında saat 04.10

sıralarında yakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerince

bilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbest

bırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 06.15'de bilgi

sahibi sıfatıyla ifadesi alınmış, işlemlerinin tamamlanmasından sonra başvurucu

saat 07.05'de serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbest

bırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenin

toplamda yaklaşık olarak 2 saat 55 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturmanın

altı kişi hakkında yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığı

gözetildiğinde başvurucunun toplamda yaklaşık olarak 2 saat 55 dakika

özgürlüğünden mahrum kalmış olmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 65).

38. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.

(2) Anayasa'nın

19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden

39. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

40. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındaki

güvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişi

hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminat

ödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusu

tazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğu

hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesinde

düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde yer verilen tazminat davalarında uygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, §

68).

41. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

uyarınca açtığı tazminat davasının, koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası

açılmasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin kanuni

tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelik şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin

dokuzuncu fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

42. Olayda başvurucu, saat 04.05 sıralarında evinde yapılan

arama sonrasında 27/1/2016 tarihinde saat 05.03'te hakkında Yakalama ve Arama

Tutanağı düzenlenmek suretiyle yakalanmış ve Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.

Soruşturmayı yürüten Savcılığın "yakalanan

tüm şahısların bilgi sahibi olarak ifadeleri alınarak salıverilmesi"

yönündeki 27/1/2016 tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 06.15'de

bilgi sahibi sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu saat 07.05'te serbest

bırakılmıştır. Öte yandan Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/2/2016 tarihinde

başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

43. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak açtığı tazminat davası, derece

mahkemesince başvurucunun soruşturma dosyasında sadece beyanı alınmak üzere

Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü ve savunması alındıktan sonra serbest

bırakıldığı, bu nedenle de koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılmasının

koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

44. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebilecekleri

hükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanın

tutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmış

ise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrım yapılmaksızın,

yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen

kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanması

öngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıkta

düzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca

devletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadı

kapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamı

maddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır

(anılan kararlar için bkz. Hasan Akboğa §§ 26-28) . Nitekim, Yargıtayın

söz konusu kararlarında, kolluk görevlileri tarafından yakalanarak ifadesi

alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbest bırakılan kişilere 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında tazminat

ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Kaldı ki somut olayda başvurucu

yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış, soruşturma işlemlerinin tamamlanması

amacıyla Emniyet Müdürlüğüne götürülmüş ve işlemleri tamamlanıncaya kadar

fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 91.

maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğinde, yakalama anından serbest

bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltı niteliğinde olmadığı da söylenemez

(Hasan Akboğa,

§ 72).

45. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanun

hükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimde yorumlanmak

suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 73).

46. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Özel Hayata Saygı

Hakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu, sadece bir ihbar üzerine ve hukuka aykırı olarak

verilen arama kararı nedeniyle konut dokunulmazlığı, özel ve aile hayatına

saygı haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının

Anayasa’nın 20. ve 21. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı ile konut

dokunulmazlığı hakkı kapsamında incelenmesi gerekmiştir.

49. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma

tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda

yapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren

makamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme

yapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları

kabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan

zararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî

uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden

makamların daha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir

(ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§

21-46).

50. Somut olayda, hakkında başlatılan bir soruşturma kapsamında

başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir. Başvurucu bu tedbir

nedeniyle konut dokunulmazlığı, özel ve aile hayatına saygı haklarının ihlal

edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturma kapsamında

maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla gerçekleştirildiği

anlaşılmaktadır.

51. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başka

tedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

52. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

53. Konut dokunulmazlığı hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının

açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş, 50.000 TL

maddi, 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin

giderilmesi için yargılamanın yeniden yapılmasını istemiştir.

56. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında

ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına

da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın

ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

57. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

58. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir. (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

59. Somut olayda derece mahkemesinin, yoruma açık olmayan 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünü

yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimde

yorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

60. Bu durumda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

61. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrası ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/54, K.2016/208)

GÖNDERİLMESİNE,

E. Yeniden yargılanmaya hükmedildiğinden maddi ve manevi

tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Burak Cenk İLHAN

Başvurucu

:

Ali DURAN

Vekili

:

Av. Gülabi

SEVEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/10381, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Kişi Hürriyeti ve
  10. C. Özel Hayata Saygı
  11. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. C. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL
  13. D. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu
  14. E. Yeniden yargılanmaya hükmedildiğinden maddi ve manevi
  15. F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  16. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Seven
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/10381
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • B.k. Başvurusu (B. No: 2017/6432)
  • Müzeyyen Erbek Başvurusu (B. No: 2016/1949)
  • Süleyman Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2016/72686)
  • Elmas Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1748)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2016/14536)
  • Neslihan Altuğ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2796)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.