İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ulvi Kün Başvurusu (B. No: 2016/72052)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

Başvuru No2016/72052Tarih10 Aralık 2019Okuma13 dk · 2.678 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ulvi Kün Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/72052
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.678 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 4/4/2019 tarihinde, tutuklamanın hukuki olmadığı

şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş;

başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Eski emniyet görevlisi olan başvurucu, hakkında silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında Rize Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 23/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

9. Başvurucu, tutuklanması istemiyle 1/8/2016 tarihinde Rize

Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Hâkimlik 1/8/2016 tarihinde başvurucunun

tutuklanması talebinin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Her ne kadar ... şüphelilerin üzerine

atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklanması talebiyle

Hakimliğimize sevkedilmiş ise de bu aşamada adli

kontrol hükümlerinin yeterli olacağı, tutuklamadan beklenen menfaatin adli

kontrol hükümleriyle de sağlanabileceği de göz önünde bulundurularak Rize

Cumhuriyet Başsavcılığının şüphelilerin tutuklanması talebinin reddine... [karar

verildi.]"

10.Rize Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu karara itiraz

edilmiştir. Yapılan itirazı inceleyen Hâkimlik 2/8/2016 tarihinde itirazı

yerinde görmüş ve başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri

çıkarılmasına karar vermiştir.

11. Bunun üzerine yakalanan başvurucu, Rize Sulh Ceza

Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 3/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

“ ...

Şüpheli Ulvi Kün'ün üzerine atılı suçu işlediğini

gösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığı, suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin fetullahçı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin şüphenin

bulunması, terör örgütü üyeliğinin temadi eden suçlardan olması, ABD ile

irtibatlı HTS kayıtları, istihbarat raporları, suçun 5271 sayılı CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen katalog suçlardan

olması, maddede öngörülen cezanın aşağı ve yukarı haddi, soruşturmanın halen

devam edip delillerin henüz toplanmamış oluşu, yargılama sonucunda verilmesi

muhtemel ceza, şüphelinin görevden el çektirilmiş olmasından ötürü kaçma

ihtimalinin bulunması hususları göz önünde bulundurulduğunda 5271 sayılı CMK'nın 100. maddesindeki tutuklama şartlarının oluştuğu

kabul edilmekle, ... Ulvi Kün'ün tutuklanmasına ... [karar

verildi.]”

12. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz, Trabzon 1.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/8/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu,

bu kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirtmiştir.

13. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 12/1/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası

açılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:

"Şüpheli Rize Emniyet Müdürlüğü'nde şube

müdürü olarak görev yapar iken 15 Temmuz sonrası İçişleri Bakanlığı tarafından

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğundan bahisle açığa alındığı,

672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesi ile

kamu görevinden ihraç edildiği, şüphelinin 2004-2010 yılları arasında ABD'de

eğitim gördüğü, eğitim gördüğü dönem itibariyle FETÖ/PDY üyesi olmayan emniyet

mensuplarının yurtdışı eğitim veya misyon görevine gidemedikleri, örgütle

bağlantısı bulunanlara pozitif ayrımcılık yapıldığı, ayrıca özellikle ABD'ye

eğitim amaçlı gidecek emniyet mensuplarının isimlerinin doğrudan örgüt lideri

tarafından belirlendiği, 17/25 Aralık süreci öncesi emniyet teşkilatındaki

FETÖ/PDY yapılanması ile şüphelinin çalıştığı birimler ve aldığı eğitimler

birlikte değerlendirildiğinde örgüt üyesi olduğunun anlaşıldığı, mesai

arkadaşları ve çevrede yapılan araştırma sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü

ile iltisaklı olduğu tespit edilmiştir."

15. Rize Ağır Ceza Mahkemesi 30/1/2017 tarihinde iddianamenin

kabulüne karar vermiş ve E.2017/13 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması

başlamıştır.

16. Rize Ağır Ceza Mahkemesi 16/3/2017 tarihli duruşmada

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesi şöyledir:

"Sanıklar M.T. ve Ulvi Kün'ün üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, suç

vasfının değişme ihtimali, tutuklulukta geçirmiş oldukları süre, yargılamanın

gelmiş olduğu aşamada tutuklulukta sağlanacak faydanın adli kontrolle de

sağlanacak olması dikkate alınarak başka suçlardan tutuklu veya hükümlü değilse

tahliyelerine ... [karar verildi.]"

17. Rize Ağır Ceza Mahkemesi 25/1/2018 tarihli duruşmada

başvurucu ile ilgili yargılamanın tefrikine ve Mahkemenin E.2018/26 sayılı

dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmasına karar vermiştir.

18.24/5/2018 tarihli duruşmada Rize İl Emniyet Müdürlüğünce

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmüş olduğu bir soruşturma kapsamında ele

geçirilen bir dijital materyaldeki veri inceleme raporu dosyaya sunulmuştur.

Veri inceleme raporunda başvurucunun "FETÖ

mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan

kişiyi" ifade eden A4 koduyla kodlandığı açıklanmıştır.

19. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/26 sayılı dosyasında

yapılan yargılama sonucunda 18/12/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Her ne kadar sanık aşamalarda

üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; dosya kapsamında H.Ö.nün 7/3/2017 tarihli fotoğraf

teşhis ve tespit tutanağında; '... (başvurucu hakkında) Açık kimlik bilgilerini

burada öğrendim. Erzurum Polis Okulunda birlikte çalışmıştık. Kendisi 3. Sınıf

müdürdü. Örgütsel faaliyetine şahit olmadım ancak diğer fetöcülere

ben de sizdenim dediğini dolaylı olarak duyduğumda fetöcü

olduğunu anladım...' şeklinde beyan ve teşhiste bulunduğu ve ayrıca EGM KOM

Daire Başkanlığı'nın 7/3/2018 tarihli Veri İnceleme Raporu ile sanık Ulvi Kün'ün '... A4:FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati

ve bağlılığı üst seviyede olan kişiyi ifade eder'şeklinde

kodlanması, 2004-2010 yılları arasında ABD'de eğitim gördüğü, eğitim gördüğü

dönem itibariyle FETÖ/PDY üyesi olmayan emniyet mensuplarının yurtdışı eğitim

veya misyon görevine gidemedikleri, örgütle bağlantısı bulunanlara pozitif

ayrımcılık yapıldığı, ayrıca özellikle ABD'ye eğitim amaçlı gidecek emniyet

mensuplarının isimlerinin doğrudan örgüt lideri tarafından belirlenmesi

hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; suç ve cezadan kurtulmaya

yönelik sanık savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.

...

Sanık Ulvi Kün'ün,

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini

benimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk,

süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve

faaliyetlerde bulunduğu, örgütle hiyerarşik ve organik açıdan tam bir disiplin

içinde bağlı olduğu, bu haliyle sanığın; 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan

süreçte sözde meşruiyetini toplum nezdinde inanç değerlerini, kamu otoritesi

nezdinde ise hukuksal zemini istismar ederek sağlaya gelmiş olan FETÖ/PDY

silahlı terör örgütünün üyesi olduğu [anlaşılmıştır]. "

20. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21.İlgili hukuk için bkz.

Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) başvurusu hakkında

verilen karar.

22. Ayrıca Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30/4/2019 tarihli ve

E.2019/1522, K.2019/3075 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

"... yine sanıkla ilgili Emniyet Mahrem

Yapılanması soruşturma kapsamında veri inceleme raporu bulunup bulunmadığı

ilgili birimlerden sorulup bu rapora dayanak delilin elde edilişine ilişkin

gizli tanık Garson'un beyanları ile CMK'nın 134. maddesine göre alınan mahkeme kararı

soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıp

getirildikten sonra duruşmada sanık ve müdafiine

okunup diyecekleri sorulup, tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek

sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken..."

23. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/3/2019 tarihli ve

E.2018/4495, K.2019/1708 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

"... Polis memuru olan sanıklar hakkında

anılan örgütle ilgili diğer dava dosyalarında dinlenen gizli tanık garsondan

elde edilen dijital veriler içeriği ilgili birimlerden sorularak düzenlenmişse

veri inceleme raporu, bu rapora dayanak delilinelde

edilişine dair gizli tanık Garson’un daha önce hakim

huzurunda alınmış ifade tutanağı ve CMK’nın 134.

maddesine göre alınan mahkeme kararı soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığından araştırılıp getirtildikten sonra sanıkların hukuki durumunun

takdir ve tayini gerekirken ..."

24. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 6/3/2019 tarihli ve

E.2018/1733, K.2019/1494 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

"1-Temyiz aşamasında UYAP ortamından

dosyaya gönderilen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün veri inceleme raporu ile bu

rapora dayanak dijital materyalin ele geçirilmesine ilişkin mahkeme kararı ve

gizli tanık Garson'un beyanlarının ilgili birimlerden

getirtilerek CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada

sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması

gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,

2-Kabul ve uygulamaya göre de

;

a)Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile

temadi kesileceğinden, suç tarihinin gerekçeli karar başlığında '19.07.2016'

yerine '15.07.2016' olarak yazılması,

b)Sanığın örgütle iltisaklı okullara çocuklarını göndermesi, yine sanığın

ikametinde ele geçirilen kitaplar ile sanığın geçirmiş olduğu idari soruşturma

ve almış olduğu disiplin cezalarına karşı idare aleyhine açtığı davaların

örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin vebu

hususların da hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi,

c)Hazırlık aşamasında sanıktan el konulan LG

Marka cep telefonunun ve bilgisayar harddisklerinin,

münhasıran suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyalar olmadığı

anlaşılmakla, sanığa iadesi yerine, koşulları oluşmadığı halde TCK'nın 54.

maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş ..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; suç işlediğine dair herhangi bir delil olmamasına

rağmen tutuklandığını, tutuklama şartlarının bulunmadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, tutuklamaya dair verilen kararlara

ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun

savunulamayacağı belirtilmiştir.

28. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, tutuklama

kararında geçen "ABD ile irtibatlı HTS

kayıtları, istihbarat raporları" ibarelerinin sehven

yazıldığını, hakkındaki iddianamenin de mesnetsiz olduğunu, tutuklanmasının

hukuka aykırı olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığına yönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

1. Uygulanabilirlik Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],

B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191).

33. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama

tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu belirtilen Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

34. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Genel İlkeler

35. Genel ilkeler için bkz.

Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62) başvurusu

hakkında verilen karar.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

37. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

38. Rize Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında, başvurucu

yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna genel

olarak değinilmiş, ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile irtibatlı HTS

kayıtlarına ve istihbarat raporlarına atıf yapılmıştır (bkz. § 11).

39. İddianamede ise başvurucunun meslekten ihraç edilmesine,

2004-2010 yılları arasında ABD'de eğitim görmesine, başvurucunun çalıştığı

birimlere ve aldığı eğitimlere,mesai

arkadaşları nezdinde ve çevresinde yapılan araştırma sonucu FETÖ/PDY ile

iltisaklı olduğu değerlendirmesine dayanılmıştır. Bunların haricinde mahkûmiyet

kararında da atıf yapılan H.Ö. adlı kişiye ait 7/3/2017 tarihli tanık ifadesi

ve 7/3/2018 tarihli Veri İnceleme Raporu bulunmaktadır.

40. Başvurucu hakkındaki veri inceleme raporu Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yürütülen emniyet mahrem yapılanması soruşturmasında Garson kod isimli gizli tanığın vermiş

olduğu Micro SD kart içeriğindeki bilgilere istinaden hazırlanmıştır. Bu Micro

SD kart içinde FETÖ/PDY tarafından emniyet personeli ile ilgili yapılan fişleme

kayıtlarının bulunduğu ve örgüt perspektifiyle örgüte bağlılık düzeyine göre

emniyet personeline bazı kodların verildiği belirtilmiştir. Veri inceleme

raporunda başvurucunun "FETÖ

mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan

kişiyi" ifade eden A4 koduyla kodlandığı açıklanmıştır. FETÖ/PDY'nin neredeyse ülkedeki tüm kamu kurumlarında

örgütlendiği ancak Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet birimleri, yargı organları

ve istihbarat birimlerinde örgütlenmeye özel bir önem verdiği ve bu yerlerin mahrem alanlar olarak ifade edildiği

bilinmektedir. Yine FETÖ/PDY'nin bu alanlarda görev

yapan mensuplarının örgüt içindeki yapılanmada sivil imamlara bağlı olarak

faaliyette bulundukları birçok soruşturma ve kovuşturma belgesinde ifade

edilmiştir. Bu kapsamda emniyet müdürü olarak görev yapmakta olan başvurucu

hakkındaki veri inceleme raporuna esas dijital verinin (Micro SD kartın) FETÖ/PDY'nin emniyet teşkilatından sorumlu sivil imamları

tarafından ülke çapında emniyet personeli hakkında düzenlenmiş olan birtakım

kayıt ve kodları içerdiğinin ve bir gizli tanık tarafından soruşturma

mercilerine verildiğinin belirtilmesi karşısında bu dijital veri içinde yer

alan başvurucuyla ilgili bilgi ve olguların somut olayın koşullarında FETÖ/PDY

ile başvurucu arasında örgütsel bir ilişki bulunduğuna -dolayısıyla

başvurucunun suç işlediğine- dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin

temelsiz ve keyfî olduğunun kabulü mümkün değildir. Nitekim anılan dijital

verideki olguların Yargıtay tarafından da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar

bakımından örgütsel ilişkinin varlığı hususunda önemli bir veri olarak kabul

edildiğine işaret eden yargısal kararlar mevcuttur (bkz. §§ 22-24).

41. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

271, 272).

42. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır.

43. Somut olayda Rize Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken delilleri etkileme ve kaçma ihtimalinin

bulunmasına, üzerine atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlardan

olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği

andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile

Rize Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

44. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terör

suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

46. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına tutuklama

yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19. maddelerde)

yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.

maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu : Ulvi KÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/72052, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Gökcan
  13. Hakyemez
  14. Kaya
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/72052
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Duran Başvurusu (B. No: 2016/10381)
  • B.k. Başvurusu (B. No: 2017/6432)
  • Müzeyyen Erbek Başvurusu (B. No: 2016/1949)
  • Süleyman Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2016/72686)
  • Elmas Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1748)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2016/14536)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.