İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Teyit Keşli Başvurusu (B. No: 2013/7496)

1. Başvuru; etkili eylem suçundan başvurucunun ve karşı tarafın

Başvuru No2013/7496Tarih17 Şubat 2016Okuma17 dk · 3.468 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Teyit Keşli Başvurusu (2)

Karar tarihi
17 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/7496
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.468 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; etkili eylem suçundan başvurucunun ve karşı tarafın

mahkûmiyetiyle sonuçlanan yargılamada eksik soruşturmaya dayalı karar

verilmesinin, yargılamanın uzun sürmesinin ve Mahkeme kararlarının yeterince

gerekçelendirilmemesinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağını ve gerekçeli

karar hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/10/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 18/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 20/10/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/10/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Bir üniversitede öğretim görevlisi olan başvurucu, aynı

zamanda avukatlık da yapmaktadır.

8. Başvurucunun kullandığı araç ile diğer bir araç arasında

3/11/2007 tarihinde saat 02.40'ta maddi hasarlı bir trafik kazası

gerçekleşmiştir. Diğer araç sürücüsü, yaşanan tartışmanın ardından olay

yerinden ayrılmıştır.

9. Başvurucu; aynı gün müşteki sıfatıyla polis tarafından alınan

ifadesinde diğer araç sürücüsü E.Ş. isimli kişinin alkollü olduğunu, olay

sırasında kendisine küfür ettiğini, tehditte bulunduğunu ve kendisini darbettiğini, kendisinin ise bu şahsa vurmadığını

belirterek şahıstan-şikâyetçi olmuştur.

10. Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma

Hastanesi tarafından 3/11/2007 tarihinde düzenlenen geçici rapora göre

başvurucunun sağ dizinde ağrı ve sol ayak bileğinde şişlik tespit edilmiştir.

11. Kağıthane Devlet Hastanesince düzenlenen 3/11/2007 tarihli

geçici raporda ise E.Ş.nin boynunda eritem ve hassasiyete, göğsünün sağ tarafında hassasiyete

ve sağ dirseğinde eritem ve skara

rastlandığı belirtilmiştir.

12. E.Ş. 5/11/2007 tarihinde şüpheli/müşteki sıfatıyla polise

verdiği ifadesinde maddi hasarlı kaza sonrasında başvurucu ile anlaşmaya

çalıştığını fakat başvurucunun bunu kabul etmediğini, polis bekledikleri sırada

başvurucunun kendisinin boğazına sarıldığını, boynundan ve dirseğinden darbe

aldığını söylemiştir. E.Ş. geç vakit olduğu için ikametine gittiğini ve ertesi

gün hastaneye giderek rapor aldığını, başvurucudan şikâyetçi olduğunu

belirtmiştir.

13. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun

ifadesinin alınabilmesi için polise beyan etmiş olduğu adresine 2/5/2008

tarihinde davetname gönderilmiştir. Başvurucuya ulaşılamaması nedeniyle aynı

adrese tekrar tebligat çıkarılmış, tebligat bu kez 11/2/1959 tarihli ve 7201

sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi (adreste bulunmama veya tebellüğden

imtina) uyarınca kolluğa teslim yoluyla 22/1/2009 tarihinde yapılmıştır.

Başvurucuya ait başka bir adrese daha davetname gönderildiği fakat evrakın iade

edildiği anlaşılmaktadır.

14. Başsavcılık 22/6/2009 tarihinde ifade alma işlemi için

yapılan tebligata riayet etmediği gerekçesiyle başvurucu hakkında zorla getirme

kararı almıştır.

15. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı 12/10/2009 tarihinde başvurucu

ve E.Ş.nin karşılıklı olarak etkili eylemden, E.Ş.nin ayrıca başvurucuya hakaretten ve trafik güvenliğini

tehlikeye sokmaktan cezalandırılması talebiyle iddianame hazırlamıştır.

İddianamede, E.Ş.nin olaydan iki gün sonra karakola

gelmemesi nedeniyle olay tarihinde alkollü olup olmadığının tespit edilemediği

belirtilmiştir.

16. Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesinde görülmeye başlayan davanın

6/4/2010 tarihli duruşmasına sadece başvurucunun vekili gelmiş, başvurucu

mazereti nedeniyle katılamamıştır. E.Ş. hakkında çıkarılan tebligatın iade

edildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, E.Ş.nin adresinin

araştırılması ve tespit edildiği takdirde duruşma günü beklenmeksizin tebligat

yapılması ve başvurucunun ifadesinin alınması için bir sonraki duruşmayı

19/10/2010 tarihine ertelemiştir.

17. Başvurucu 19/10/2010 ve 21/6/2011 tarihinde yapılan

duruşmaların ilkine mazeretinin bulunduğu, ikincisine ise başka bir dosyasının Yargıtaydakiduruşmasına katılacağı gerekçesiyle iştirak

etmemiştir. Mahkeme, başvurucunun mazeretinin son kez kabulüne ve adresinin

tespit edilmesi için yazılan yazıların cevapsız kalması nedeniyle de E.Ş.

hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar vermiştir.

18. E.Ş.nin ifadesi, yakalama emrine

istinaden 24/9/2011 tarihinde İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından

alınmıştır. E.Ş., suçlamaları kabul etmemiş ve sadece sözlü bir tartışma

yaşandığını belirtmiştir. E.Ş., şartları oluşması hâlinde hükmün açıklanmasının

geri bırakılması (HAGB) hükümlerinin uygulanmasını kabul etmiştir.

19. Başvurucunun müşteki sanık olarak yer aldığı dosyanın

(kapatılan) İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesine tespit edilemeyen bir tarihte

devredildiği anlaşılmaktadır.

20. İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli

duruşmasına başvurucu iştirak etmemiş, vekili ise mazeret bildirerek

katılmamıştır. Mahkeme, bir sonraki celsede de hazır olmadığı takdirde

başvurucu hakkında yakalama emri düzenleneceği yönünde ihtaratlı

çağrı kâğıdı çıkarılmasına karar vermiştir.

21. 15/2/2012 tarihli celseye başka bir mahkemede duruşması

olduğunu belirtmesi, 23/5/2012 tarihli celseye ise gerekçesiz katılmaması

üzerine Mahkeme, ifadesinin alınabilmesi için başvurucu hakkında yakalama emri

çıkarmıştır.

22. Başvurucu 19/7/2012 tarihli duruşmada da hazır

bulunmamıştır.

23. Başvurucunun yakalama emrine istinaden mevcutlu olarak

18/9/2012 tarihinde İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesinde hazır edilmesi üzerine

ara duruşma açılmış ve ifadesi alınmıştır. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesini

tekrarlamış ve olay anında yanında başka birisinin olmadığını fakat çevrede

insanların bulunduğunu, bu kişilere ulaşıp tanık olarak dinletmeye çalışacağını

söylemiştir. Başvurucu, hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına muvafakat

etmemiştir. Başvurucunun duruşmalardan muaf tutulma talebi, Mahkemece kabul

edilmiştir. İfadesinde belirttiği tanıklarının listesini sunmak üzere

başvurucuya otuz gün süre verilmiştir.

24. Başvurucu vekili 28/3/2013 ve 9/7/2013 tarihlerindeki

duruşmalara ilişkin mazeret bildirmiştir.

25. Başvurucu müdafii 5/9/2013 tarihli

duruşmada önceki beyanlarını tekrar ettiklerini belirtmiş, olaydan sonra rapor

alan diğer sanığın cezalandırılmasına ve raporunu aynı gün alan başvurucunun

beraatına karar verilmesini talep etmiştir.

26. (Kapatılan) İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesi 5/9/2013

tarihli ve E.2009/1211, K.2013/881 sayılı kararında başvurucunun diğer sanığın

kendisine vurduğu, sanık E.Ş.nin ise sadece sözlü

münakaşa yaşandığı yönünde ifade verdiğini belirtmiş; bununla birlikte tarafların

adli tıp raporunda belirtildiği gibi birbirlerini yaraladıkları sonucuna

varmıştır. Sulh Ceza Mahkemesi, başvurucuyu 2.400 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir.Başvurucuya verilen ceza,

miktarı itibarıyla kesin nitelik taşımaktadır.

27. Mahkeme kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"Mahkememizce yapılan yargılama sonunda,

sanık savunmaları, adli tıp kurumu şube müdürlüğünün doktor raporu ve tüm dosya

kapsamından; ... katılan sanık E... Ş...in

savunmalarında belirttiği şekilde, katılan sanık Ahmet Teyit Keşli'nin beyanı dışında [delil bulunmadığından,] E... Ş... hakkında hakaret ve alkollü araç kullanmak sureti ile

trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ... beraatine

yönelik aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Yine olay tarihinde katılan

sanıkların trafikte yaşanan tartışma sonucu birbirlerini adli tıp şube

müdürlüğü raporunda da belirtildiği şekilde basit tıbbi müdahale ile

giderilebilecek hafif şekilde yarala[dı]kları, katılan sanıkların

atılı suçu işledikleri anlaşıldığından katılan sanıkların cezalandırılmalarına,

... Katılan sanık Ahmet Teylit Keşli hakkında ...

koşullar oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına

... karar vermek gerekmiştir."

28. Mahkeme, yasal koşulların oluşması nedeniyle E.Ş. hakkında

etkili eylem yönünden HAGB kararı vermiştir.

29. Başvurucu, E.Ş. hakkında HAGB şartlarının oluşmadığı

gerekçesiyle karara itiraz etmiştir.

30. İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi 13/9/2013 tarihli ve

2013/197 Değişik İş sayılı kararı ile Sulh Ceza Mahkemesinin kararının usul ve

yasaya uygun olduğunu belirterek başvurucunun itirazını reddetmiştir.

31. Başvurucu 3/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

32. Somut yargılamaya konu yaralama suçu 26/9/2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

düzenlenmektedir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 17/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu; karşı tarafın çelişkili beyanları dışında bir

delil olmaksızın ve diğer sanığın atılı suçu işlemediğini açıkça ikrar etmiş

olmasına rağmen mahkûm edildiğini, olay günü bir kişinin şikâyetçi olmaması

için kendisini aradığını, talep etmesine rağmen Mahkemenin tarafların olay anındaki

telefon kayıtlarını getirtmediğini, delillerin tamamını toplamadığını ve

özellikle tanıklarının dinlenmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ve

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, mahkûmiyetine

ilişkin kararın ve diğer sanık E.Ş. hakkında HAGB şartlarının oluşmadığına

yönelik itirazının reddi kararının yeterli gerekçe içermediğinden de şikâyet

etmiştir. Başvurucu, ayrıca eksik inceleme sonucu karar verilmesinin adaleti

bulma ve kendisine yapılan haksızlığı giderme uğraşısının sonuçsuz kalmasına

neden olduğunu ve hak arama özgürlüğünü engellediğini; 2007 yılında başlayan

hukuki sürecin yedi yıllık bir yargılamadan sonra 2013 yılında

tamamlanabilmesinin tek başına insan hakları ihlali niteliğinde olduğunu iddia

etmiştir. Başvurucu bu nedenlerle öncelikle yeniden yargılamaya hükmedilmesini,

bu olmadığı takdirde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun eksik incelemeye dayalı karar

verildiği ve kararlarda yeterli gerekçe gösterilmediği iddialarının;

başvurucunun yaralanması olayına ilişkin soruşturmayı ilgilendirdiği ölçüde

insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı, başvurucunun E.Ş.yi yaraladığına yönelik yargılanmayı ilgilendirdiği

ölçüde adil yargılama hakkı kapsamında, yargılama süresine yönelik şikâyetinin

ise insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı çerçevesinde incelenmesi

uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. İnsan Haysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele

Yasağının Usul Boyutunun İhlaline İlişkin İddia

36. Başvurucu; eksik soruşturmaya dayalı karar verilmesinin

kendisine yapılan haksızlığın giderilmesine engel olduğunu, E.Ş. hakkında

verilen HAGB kararına itirazının gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini ve

yargılamanın uzun sürdüğünü ileri sürmüştür.

37. Bakanlığın görüş sunulmamasına ilişkin yazısında,

başvurucunun itiraz incelemesindeki gerekçe eksikliğine ilişkin iddialarının

“gerekçeli karar hakkı” (Mümin Meriç,

B. No: 2013/7204, 20/2/2014), yargılama süresine dair şikâyetinin ise “makul

sürede yargılanma hakkı” (Cevdet Genç,

B. No: 2012/142, 9/1/2014) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği

bildirilmiştir.

38. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

39. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “İşkence yasağı” kenar başlıklı 3. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz.”

40. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da

kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle

bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı belirtilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

41. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olay için asgari eşiğin aşılıp

aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu

bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23). Değerlendirmeye

alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de

eklenebilir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B. No: 30873/96, 21/12/2000,

§ 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004,

§ 53).

42. Mağduru küçük düşürebilecek ve utandırabilecek şekilde

kendilerinde korku, küçültülme, elem ve aşağılanma duygusu uyandıran veya

mağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekilde hareket etmeye

sürükleyen aşağılayıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin “insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele veya ceza” olarak tanımlanması mümkündür (Tahir Canan, § 22). Burada kişi üzerinde

uygulanan muamele, fiziksel ya da ruhsal acıdan öte küçük düşürücü veya

alçaltıcı bir etki oluşturmaktadır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 89).

43. Bir muamelenin “işkence”, “eziyet” ve “insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele” kavramlarından hangisini oluşturduğunu belirleyebilmek

için her somut olay, kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir (Tahir Canan, B. No. 2012/969, 18/9/2013, §

23). Bir muamelenin "insan haysiyetiyle bağdaşmadığı" sonucuna

ulaşmak için kimi durumlarda kişinin kendi gözünde küçük düşmesi de yeterli

olabilmektedir (Benzer yöndeki AİHM karar için bkz. M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No: 30696/09,

21/1/2011, § 220).

44. Başvurucunun şikâyetine konu yaralanmaları, sağ dizinde ağrı

ve sol ayak bileğinde şişlik olarak tespit edilmiştir. Meydana gelen

yaralanmaların ağırlığı, üçüncü bir kişiyle yaşadığını belirttiği anlık bir

tartışmanın sonucunda gerçekleştiği ve kamu gücünü kullanan bir görevlinin

eyleminden kaynaklanmadığı için “işkence” ya da “eziyet” seviyesine

ulaşmamıştır (Tahir Canan, § 22).

Başvurucunun bununla birlikte maruz kaldığı eylem nedeniyle belirli bir acı

duyduğu ve en azından kendi gözünde küçültülme, elem ve aşağılanma duygusuna

uğrayacağı açıktır. Dolayısıyla başvurucunun yaralanmasının “insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele” olarak değerlendirilmesi gerekir.

45. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında

devletin, pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların ve diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet; bireyin maddi ve manevi

varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 51).

46. Bu çerçevede bir kişinin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi, “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel

yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili bir resmî soruşturmanın

yapılmasını gerektirmektedir. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek

başına soruşturma yapılmamış olması yahut yeterli soruşturma yapılmamış olması

da Anayasa’nın 17. maddesine aykırılık teşkil edebilmektedir (Tahir Canan, § 25).

47. Öte yandan devletin savunulabilir “işkence”, “eziyet” ve

“insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele veya ceza” iddialarını etkili biçimde

soruşturma yükümlülüğü, sadece devlet görevlilerin dâhil olduğu olaylara

hasredilemez. Belirtilen yükümlülük, Anayasa’nın 17. maddesine aykırı biçimde

üçüncü kişilerce gerçekleştirildiği belirtilen eylemler bakımından da

geçerlidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. M.C/Bulgaristan, B. No: 39272/98,4/12/2003, §§ 151, 153; Mahmut Ay/Türkiye, B. No: 30951/96,

22/3/2005, §§ 59,60; Baştürk/Türkiye,

B. No: 49742/09, 28/4/2015, § 24).

48. Yürütülecek ceza soruşturması, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir. Anayasa’nın 17.

maddesine aykırılık iddiasının gerektirdiği soruşturma; bağımsız bir şekilde,

hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve

olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü

tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi

incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için

alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 112, 114).

49. “İşkence”, “eziyet” ve “insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele veya ceza”ya ilişkin şikâyetler hakkında

yapılan soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlı davranması

önemlidir. Bu hususlara dair soruşturmalarda hukuk devletine bağlılığın

sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü

verilmesinin engellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin

verilmemesi ve kamuoyunun güveninin sürdürülmesi için yetkililer tarafından

soruşturmanın azami bir hız ve özenle yürütülmesi gerekir. Ancak belirli bir

durumda bir soruşturmanın ilerlemesini engelleyen sebepler ya da zorlukların

olabileceği de kabul edilmelidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 119).

50. Ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve manevi

varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve

sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır.

Söz konusu olan bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir

şekilde Anayasa'nın 17. maddesinin, başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç

nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da devlete tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

51. Somut olayda başvurucu ile E.Ş. arasında gerçekleşen etkili

eylem bakımından en önemli delilleri, doktor raporları ile tarafların ifadeleri

oluşturmaktadır. Başvurucunun ifadesi ve doktor raporu, başvurucununbaşvuru

yaptığı gün alınmıştır. Diğer taraf ise kendiliğinden başka bir hastaneye

giderek rapor düzenlettirmiştir. E.Ş.nin olay

yerinden ayrılması nedeniyle ifadesi, olayın meydana geldiği 3/11/2007

tarihinde değil; polis merkezine geldiği 5/7/2011 tarihinde alınabilmiştir.

52. Başvurucunun 18/9/2012 tarihli duruşmada tanıklarının

olduğunu bildirmesi üzerine Mahkeme tarafından tanıkların listesini sunması

için başvurucuya süre verildiği ancak başvurucunun böyle bir tanık listesini

Mahkemeye iletmediği; tanıklara ulaşılmasını sağlayacak isim, adres gibi

bilgileri bildirmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu, ayrıca talep etmesine rağmen

tarafların telefon kayıtlarının getirilmediğini belirtmektedir. Başvurucunun

şikâyetçi olmaması için bir kişi tarafından aranmasına yönelik olarak telefon

kayıtlarının gerekli olduğunu belirttiği başvuru formundan anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte başvurucunun, şikâyetçi olmaması için bir kişinin kendisini

aradığı iddiası bağlamında bu talebini dile getirdiği ancak yaralama olayının

aydınlatılması yönünden bu kayıtlara neden ihtiyaç duyulduğuna ilişkin herhangi

bir açıklama getirmediği görülmektedir. Bu itibarla başvuruya konu yargılamada

sorumluların tespitine veya cezalandırmalarına etki edecek bir eksiklik

yaşanmamıştır. Nitekim Mahkeme de başvurucuya yönelik E.Ş.nin

eylemini sabit görmüş ve cezalandırılmasına karar vermiştir.

53. Yürütülen soruşturmaların etkililiği için gerekli diğer bir

şart, yetkili makamların hızlı biçimde hareket etmesi gerektiğidir.

54. Mevcut başvuru bakımından tüm yargılama, başvurucunun

şikâyetinden itibaren 5 yıl 10 ayda tamamlanmıştır (3/11/2007

- 13/9/2013). Görünüş itibarıyla bu sürenin etkili soruşturma

yükümlülüğünü karşılamayacak derecede uzun olduğu değerlendirilebilirse de bu

sürenin uzamasında başvurucunun ve vekilinin davranışları önemli ölçüde etkili

olmuştur (bkz. §§ 13-26).

55. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı 2/5/2008 ile 12/10/2009

tarihleri arasında başvurucunun ifadesini almaya çalışmıştır (bkz. §§ 13-15).

Bu çerçevede önce davetname gönderilmiş, ardından ise zorla getirme kararı

alınmıştır. Başvurucunun dinlenememesi üzerine ifadesi olmaksızın dava açılma

yoluna gidilmiştir. Yargılama aşamasında da zorla getirme kararına istinaden

Mahkemede kollukça hazır edildiği 18/9/2012 tarihine kadar başvurucunun

dinlenmesi mümkün olmamıştır. 28/3/2013 ve 9/7/2013 tarihli duruşmalara ise

başvurucu vekili mazeret bildirerek katılmamıştır. Mahkeme, başvurucu vekilinin

hazır olduğu 5/9/2013 tarihli bir sonraki celsede kararını vermiştir.

56. Öte yandan başvurucunun ifadesinin alınmaya çalışıldığı

dönemde Mahkeme, diğer sanığın adresinin araştırılması ve ifade için çağrılması

işlemlerini yapmıştır. E.Ş.nin Mahkemeye gelmemesi

üzerine bu sanığın ifadesi de zorla getirme kararına istinaden alınabilmiştir.

Bu itibarla başvurucunun yokluğundaki dönem, soruşturmanın ilerletilmesine

yönelik kullanılmıştır.

57. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında 2/5/2008 ile

9/7/2013 tarihleri arasında yaşanan 5 yıl 2 aylık gecikmeden yargılama

makamları sorumlu tutulamayacaktır. Yargılama makamlarına atfedilemeyecek bu

gecikmenin tüm yargılama süresinden düşülmesi sonucunda kalan 8 ay süre ise

yetkililerden beklenen hızlı hareket etme yükümlülüğüne aykırı düşmemektedir ve

yargılamada bir gecikme olduğu söylenemez.

58. Başvurucu son olarak diğer sanık E.Ş. hakkında verilen HAGB

kararına karşı yapmış olduğu itirazın yeterli gerekçe gösterilmeksizin

reddedildiğini ileri sürmüştür. İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesi, E.Ş.ye

yönelik HAGB'ye hükmederken neden bu yola gidildiğini

kararında açıklıkla belirtmiştir. Mahkeme; sanığın HAGB uygulamasına muvafakat

ettiğini, ileri sürülen ve giderilmesi gereken bir zarar bulunmadığını ve diğer

yasal koşulların oluştuğunu kararında ifade etmiştir. Başvurucunun itirazını

inceleyen İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi, kararın usul ve yasaya uygun

olduğunu söylemek suretiyle Sulh Ceza Mahkemesinin gerekçesine katıldığını

vurgulamıştır. Dolayısıyla itiraz mahkemesinin kararında ayrı bir gerekçeye yer

verilmemesi bir eksiklik oluşturmamaktadır (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 50).

59. Bu nedenlerle başvurucunun şikâyetinin bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlaline İlişkin

İddialar

i. Eksik Soruşturmaya Dayalı Karar Verildiğine

İlişkin İddia

60. Başvurucu, özellikle tanıkların dinlenilmesi dâhil olmak

üzere deliller tam toplanmadığından ve tarafların olay anındaki telefon

kayıtlarının getirilmediğinden eksik soruşturmaya dayalı karar verildiğini

ileri sürmektedir.

61. Bakanlık yazısında, başvurucunun iddialarının “temyiz

şikâyeti mahiyetinde” olduğu belirtilmiştir. (Lokman

Sapan, B. No: 2013/723, 21/11/2013; Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013)

62. Eksik soruşturma yapıldığı iddiası, E.Ş.nin

başvurucuya yönelik eylemleri kadar başvurucunun sanık sıfatıyla yargılanmasını

da ilgilendirdiğinden bu iddianın adil yargılanma hakkı kapsamında da

değerlendirilmesi gerekmektedir.

63. Ancak yukarıda belirtildiği gibi başvurucu, tanıklarının

kimler olduğunu Mahkemeye bildirmemiş ve telefon kayıtlarının yaralama olayının

aydınlatılmasına ne şekilde katkıda bulunacağını açıklamamıştır (bkz. § 50).

64. Ayrıca ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu

yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel

başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin

tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, § 26). Bu itibarla telefon kayıtlarının istenmemesi

ise delillerin kabul edilebilirliğine ve değerlendirmesine ilişkin mahkemelerin

sahip oldukları takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır.

65. Sonuç olarak başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

66. Başvurucu, E.Ş.nin çelişkili

beyanları dışında bir delil olmaksızın ve etkili eylemde bulunmadığının E.Ş.

tarafından açıkça ikrar etmiş olmasına rağmen mahkûm edildiğini ve

mahkûmiyetine ilişkin kararda yeterli gerekçe gösterilmediğini ileri

sürmektedir.

67. Bakanlık yazısında bu hususta ayrı bir açıklamaya yer

verilmemiştir.

68. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somut

görünümlerinden biridir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 25).

69. Mahkeme kararlarının gerekçelendirilmesi, kanun yoluna

başvurma olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak

açısından, hem tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın

gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması,kanun

yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme

kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi

zorunludur (Tahir Gökatalay,

B.No: 2013/1780, 20/3/2014,

§ 67).

70. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, § 26).

71. Somut olayda Mahkeme, dosya içindeki doktor raporlarını ve

tarafların ifadelerini bir bütün olarak değerlendirmiş ve başvurucunun üzerine

atılı etkili eylem suçunun sübuta erdiği sonucuna ulaşmıştır. Müşteki/sanık

E.Ş., her ne kadar İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi önündeki sorgusunda sadece

sözlü tartışma yaptıklarını ileri sürmüş ise de İstanbul 14. Sulh Ceza

Mahkemesinin, bu kişinin başvurucunun kendisine etkili eylemde bulunduğuna

ilişkin kollukta verdiği ifadesine zımnen üstünlük tanıdığı anlaşılmaktadır. Bu

itibarla Mahkeme kararının yeterli gerekçe içermediği söylenemez.

72. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İşkence yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

bir bütün olarak açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Okan

TAŞDELEN

Başvurucu

:

Ahmet Teyit

KEŞLİ

Vekili

:

Av. Ayşen

ARAS

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7496, 17 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/142, 9/1/2014) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Taşdelen
  15. Keşli
  16. Aras
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7496
Tarih
17 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Murat Dağ Başvurusu (B. No: 2014/125)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/7902)
  • Vural Nasuhbeyoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6146)
  • Faruk Aksekili Başvurusu (B. No: 2013/1261)
  • Fazlı Karadavut Başvurusu (B. No: 2013/7346)
  • Mehmet Zeki Genç Başvurusu (B. No: 2013/7139)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.