İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Yeter Başvurusu (B. No: 2014/5100)

1. Başvuru, verilen hücre cezasının ve buna yapılan itirazdaki

Başvuru No2014/5100Tarih16 Şubat 2017Okuma12 dk · 2.405 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Yeter Başvurusu

Karar tarihi
16 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/5100
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.405 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, verilen hücre cezasının ve buna yapılan itirazdaki

taleplerin İnfaz Hâkimliği tarafından değerlendirilmemesi nedenleriyle kötü

muamele yasağının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, suç ve cezada

kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu,Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır.

10. Cezaevinde bir hükümlü ile kavga ettiğinden bahisle Ceza

İnfaz Kurumu idaresi tarafından 12/7/2013 ile 15/7/2013 tarihleri arasında

başvurucu ve diğer hükümlü, müşahade odasına konulmuş

ve her ikisi hakkında da disiplin soruşturması açılmıştır.

11. Disiplin soruşturması sonucunda Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 22/7/2013 tarihli kararı ile 5 gün

hücreye koyma cezası ile başvurucunun tecziyesine karar verilmiştir.

12. Başvurucu, anılan disiplin cezasına karşı 26/7/2013

tarihinde Gaziantep İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu

İdaresi de 6/8/2013 tarihinde anılan hücre hapis cezasının onaylanması için

İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur.

13. İnfaz Hâkimliği 4/9/2013 tarihinde başvurucu ve vekilinin

hazır bulunduğu ilk duruşmayı gerçekleştirmiştir. 11 celse devam eden duruşmada

başvurucu ve vekili hücre hapsinin infaz edildiğine, tutuklulara hücre hapis

cezası verilemeyeceğine, tanık ve bilirkişilerin dinlenilmesine, hücrelerin

niteliklerinin insan haysiyeti ile bağdaşmadığına, 13/12/2004 tarihli ve 5275

sayılı Ceza ve Güvenlikler Tedbirleri İnfazı Hakkında Kanun'un bazı

maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine götürülmesi gerektiğine,

Cumhuriyet Savcısı'nın mütalaasının usule uygun olmadığına, hâkimin reddine

yönelik talep ve itirazlarda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu vekili, Ceza

İnfaz Kurumu idaresinin usule uygun infaz hâkimliği onayı olmadan hücre hapis

cezasını uyguladığını belirterek Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına suç

duyurusunda bulunmuştur.

14. İnfaz Hâkimliği 16/1/2014 tarihli kararında başvurucunun

disiplin cezasına yönelik itirazlarını reddetmiş ve hücre hapsinin onanmasına

karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesinde özetle başvurucunun bir hükümlü ile

kavga ettiğinde -doktor raporları gözetilerek- herhangi bir tereddüt olmadığını

belirtmiştir. Öte yandan Hâkimlik, başvurucunun kavga sonrası 5275 sayılı

Kanun'un 116. maddesi dalaletiyle 49. maddesi gereğince Kurum içinde

güvenliklerinin sağlanması amacıyla müşahade odasına

alındığını belirtmiştir.

15. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı yaptığı

itiraz, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/2/2014 tarihli ve 2014/191

Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 10/3/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 8/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün

eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya

çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına

tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bir

günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

...

e) Hükümlü ve tutukluları daha az cezayı

gerektiren şekilde kasten yaralamak.

...”

18. 5275 sayılı Kanun'un 49. maddesi şöyledir:

"(1) Yönetim, disiplin soruşturması

yapılan hükümlünün odasını, iş ve çalışma yerini değiştirebilir, hükümlüyü kurumun

başka kesimine nakledebilir veya diğer hükümlülerden ayırabilir.

(2)

Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya

kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen

diğer tedbirler de alınır. Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının

verilmesine engel olmaz."

19. 5275 sayılı Kanun'un 116. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

""(1) Bu Kanunun;..,

hücreye koyma, ... kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21,

22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76, ve 78 ila 88 inci maddelerinde

düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular

hakkında da uygulanabilir."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur

kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tutuklu ve

hükümlülerle ilgili olarak onların korunmasız ve zayıf durumda olduklarını, en

zor şartlarda dahiyetkililerin bu kişilerin fiziksel

esenliklerini korumakla sorumlu olduklarını belirtmiştir (Keenan/Birleşik Krallık, B. No: 27229/95,

§ 91; Tarariyeva/Rusya, B. No: 4353/03, 14/12/2006, § 73; Vlademir/Romanov/Rusya, B. No: 41461/02, 24/7/2008, §

57). Bununla birlikte AİHM, cezaevlerinde bir şiddet potansiyeli bulunduğunun

ve tutulan kişilerin direnişinin çok çabuk ayaklanmaya dönüşebileceğini kabul

etmektedir (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 31866/96,

10/10/2000, § 58; Dedovsky ve diğerleri/Rusya, B. No: 7178/03,

15/5/2008, § 81).

22. AİHM, tamamen duyusal yalıtma ile birlikte bütünüyle sosyal

yalıtmanın kişiliği tahrip edeceğini ve güvenlik veya başka gerekçelerle haklı

gösterilmeyecek bir insanlık dışı muamele biçimi oluşturacağını belirtmiştir.

Diğer taraftan mahkûmların diğer mahkûmlarla görüşmesinin yasaklanmasının

güvenlik, disiplin veya önleyici tedbirlerin gerektirdiği koşullarda

Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceği ifade

edilmiştir (Öcalan/Türkiye, B.

No: 46221/99, 12/5/2005, § 191). Ayrıca güvenliği sağlama, tutulan kişiyi diğer

tutulanlardan koruma, devam eden yargılamada sanıkların hileli iş birliği

yapmalarını veya tutulan kişinin dışarıdakilerle suç için iş birliği

yapmalarını önleme gibi amaçlarla tek başına tutma tedbirinin uygulanması da

mümkündür. Başka bir ifade ile sıkı güvenlik rejimine ilişkin bir tedbir olan

tek başına tutma kendiliğinden Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir müdahale

sayılmaz (Van der Ven/Hollanda,

B. No: 50901/99, 4/02/2003, § 50). Uzun süre başkalarından ayrı tutmanın

Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında bir ihlal oluşturup oluşturmayacağı

değerlendirirken olayın yaşandığı özel koşullara, tedbirin zorunluluğuna,

süresine, izlenen amaca ve ilgili kişi üzerindeki etkilerine bakılması gerekir

(Rohde/Danimarka, B. No: 69332/01, 21/7/2005, §

93).

23. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza

veya Muamelenin Önlenmesi Komitesinin (CPT) 2013 düzenli ziyaretleri kapsamında

9/6/2013 ile 21/6/2013 tarihleri arasında Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna gerçekleştirdikleri ziyaret sonrası hazırladığı rapor, 15/1/2015

tarihinde yayımlanmıştır (CPT/İnf (2015) 6). Raporda,

Ceza İnfaz Kurumunun müşahade odaları da

incelenmiştir. Müşahade odalarının bir kişinin

kalacak nitelikte ve 7 m2 büyüklüğünde

olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte her odada soğuk su akan lavabo ve

alaturka tuvalet olduğu gözlemlenmiş, yeterli aydınlatmanın olduğu

belirtilmiştir. Öte yandan doğal ışığın sınırlı olduğu ve pencerelerin delik

metal levha ile kaplandığı ifade edilmiştir. Tuvaletlerin ve mahkûmlara verilen

battaniye ve yatağın ise temiz olmadığı vurgulanmıştır. Bu nedenle CPT, maddi

koşulların tekrar gözden geçirilmesi tavsiyesinde bulunmuştur (Raporun 114.

paragrafı).

24. Hükümlü veya tutuklulara uygulanacak disiplin yaptırımlarına

ilişkin olarak infaz hâkimliğine yapılacak bir şikâyet ile yargı yolu

sağlandığı AİHM tarafından kabul edilmiştir (Gülmez/Türkiye,

B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 29). Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen

6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ve bir "suç isnadı"nın esasının karara bağlanması esnasında

geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu

bağlamda, AİHM kural olarak disiplin soruşturmalarının Sözleşme'nin 6. maddesi

kapsamında değerlendirilemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak bu kuralın

istisnası olarak "suç isnadı"nın özerk

yorumu bağlamında disiplin suçlamasının "suç" alanında kalması da

mümkündür. AİHM, adil yargılanma hakkının kapsamını belirlerken keyfî işlemlere

karşı etkin bir koruma sağlanabilmesi için görünüme ilişkin değil esasa yönelik

bir değerlendirme yapmaktadır (Stitic/Hırvatistan,

B. No: 29660/03, 8/11/2007, § 51; Engel ve diğerleri/Hollanda,

B. No: 5100/71 vd., 8/6/1976, §§ 80-82; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No:

7819/77, 7878/77, 28/6/1984, §§ 66- 73; Ezeh ve Connors/Birleşik Krallık, B.

No: 39665/98, 40086/98, 9/10/2003, § 82).

25.AİHM, bir disiplin soruşturmasının Sözleşme'nin 6. maddesinin

birinci fıkrası uyarınca "suç isnadı" başlığı kapsamında kalıp

kalmadığını belirlemek amacıyla bazı kriterler belirlemiştir. Bu kapsamda

öncelikle eylemin iç hukuktaki nitelenmesi dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte

disiplin suçunun ve bu suç için öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığı da

gözetilmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda,

§ 81; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, § 67).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

27. Başvurucu, Cezaevinde bir hükümlü ile kavga ettiğinden

bahisle 5 gün hücre cezası ile tecziyesine karar verildiğini, bu cezaya yönelik

tanık dinletme talebi ve bilirkişi raporları kapsamındaki itirazlarının

Gaziantep İnfaz Hâkimliği tarafından dikkate alınmadığını belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

28. Başvurucunun, hücre hapsi cezasının infazı ile haberleşme

veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması sonucu

ortaya çıkacağından, disiplin cezasının kişisel hak ve bu bağlamda “medeni” hak

niteliğinde olduğu kabul edilmelidir (Cihan

Yeşil, B. No: 2013/8635, 6/5/2015). Dolayısıyla başvurucunun

disiplin cezasına çarptırılmasından dolayı yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği

tarafından incelenmesinin "medeni hak" kapsamında kaldığının ve

dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinin uygulanmasının mümkün olduğunun kabul

edilmesi gerekir. Başvurucunun, tanık dinlenmemesi ve bilirkişi raporu

alınmamasına ilişkin şikâyetleri silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

29. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmektedir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Silahların eşitliği

ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara

tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma

düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile

getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın

Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

30. Delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin

davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derece

mahkemelerine ait olduğu, derece mahkemelerinin dava konusuna, elde edilen

delillerin ağırlığına ve iddia ilesavunmalara göre

tanık beyanı, keşif icrası ve bilirkişi incelemesi gibi delilleri toplamama

veya incelememe konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, somut olayın koşulları

açısındantanık dinlenmesinin gerekli olmadığı konusunda

infaz hâkiminolayı kabul edişi, olay tutanağı ve

başvurucunun ceza infaz rejiminin gerektirdiği tutum ve davranışlarda

bulunmadığına dair değerlendirme gözetildiğinde İnfaz Hakimliğinin takdirinin

keyfî olmadığı dikkate alındığında (İlker

Erdoğan, B. No: 2013/316, 20/4/2016, § 25), tanık dinlenilmemesine

ve bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına ilişkin ileri sürülen hususun

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal etmediği sonucuna

varılmıştır.

31. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B.Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı ile Suç ve

Cezada Kanunilik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32.Başvurucu, kendisinin tutuklu olduğunu ve 5275 sayılı Kanun

gereğince disiplin cezalarının hükümlülere uygulanacak cezalar olup tutuklulara

uygulanamayacağını, hücre cezasının özgürlüğünü tekrar kısıtlamak olduğunu

belirterek Anayasa’nın 19. ve 38. maddelerinde tanımlanan kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkı ile "Kanunsuz suç ve ceza olmaz."

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. 5275 sayılı Kanun'un 116. maddesinde tutuklular hakkında da

hücre koyma disiplin cezası uygulanabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla

başvurucunun suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının

herhangi bir dayanağı olmadığı açıktır. Bununla birlikte hukuka uygun olarak

ceza infaz kurumunda tutulan kişilerin müşahade

odasına alınması veya hücre hapis cezası ile cezalandırılması, kişi özgürlüğü

ve güvenliği hakkı tutuklama veya kesin hükümle sınırlanmış kişiler açısından

ayrıca bir müdahale oluşturmaz. Başvurucuya verilen disiplin cezasının kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına müdahalesinden bahsedilemez.

34.Açıklanan nedenlerle kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkı

ile "Kanunsuz suç ve ceza olmaz." ilkesine yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

35.Başvurucu; hücre cezasının 9-10 m2 alanda 75x100 cm'den oluşan penceresi olan bir

yerde infaz edilen, insan haysiyetine yakışmayan bir ceza olduğunu, ayrıca bu

cezanın İnfaz Hâkimliğinin kararı beklenmeden infaz edildiğini belirterek

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen işkence ve kötü muamele

yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa’nın 17. maddesi, cezaevinde tutulan bir hükümlü veya

tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde

olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde

mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence

altına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan

onuruna yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (Turan Günana, B.

No: 2013/3550, 19/11/2014, § 39).

37. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

çerçevesinde cezaevinde tutulma koşullarını değerlendirirken başvurucular

tarafından yapılan somut olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir

bütün olarak gözetilmesi vebu kapsamda önlemlerin

şiddeti, amacı ve bireyler için sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi

gerektiğini kabul etmiştir (Turan Günana, § 38).

38. Somut olayda başvurucuya verilen hücre cezasının İnfaz

Hâkimliği kararı ile onaylanmadan önce uygulandığı iddiasının başvurucunun olay

sonrası müşahade odasına alınması ile karıştırıldığı

İnfaz Hâkimliğinin gerekçesine de yansımıştır. Öte yandan somut olayda

başvurucu diğer bir hükümlü ile kavga sonrası kontrol altına almak amacıyla müşahade odasına götürülmüştür. Başvurucunun müşahade odasına kapatılması bir disiplin cezasından

kaynaklanmamıştır. Meydana gelen kavgayı sonlandırmak, ceza infaz kurumunun

disiplinini ve düzenini tekrar sağlamak amacıyla başvurucu ve diğer hükümlü müşahade odasına konulmuştur. Dolayısıyla burada geçici bir

tedbir olarak müşahade odasına konulma söz konusudur.

Nitekim idarenin bu uygulaması 5275 sayılı Kanun'un 49. maddesi kapsamında

“kurum düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddi tehlikeyle karşı karşıya

kalması hâlinde asayiş ve düzeni sağlamak için Kanun'da açıkça belirtilmeyen

diğer tedbirleri” alma yetkisine dayanmaktadır. Bu yetki disiplin cezası olarak

değerlendirilemez. Sonuç olarak başvurucunun müşahade

odasına konulması ceza infaz kurumunda düzenin sağlanması için tek başına kötü muamale olarak kabul edilemez. Başvurucunun 12/7/2013 ile

15/7/2013 tarihleri arasında müşahade odasına

konulması bu tedbirin geçici olarak alındığını açıkça ortaya koymaktadır.

Başvurucunun da müşahade odasında uzun tutuldukları

yönünde iddiaları da bulunmamaktadır.

39. Öte yandan ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul

edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunların birçoğu cezaevi

idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi

yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu bağlamda

hücrelerin maddi imkanlarının yeterli olmaması, odanın ve pencerenin küçük

olması gibi iddialar kötü muamele yasağı çerçevesinde incelenmesi gereken

hususlardır. Ancak bu durumda dahi başvurucuların iddialarının yeterince ciddi,

açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemiş birtakım karinelerden

oluşması gerekmektedir.

40. Öte yandan somut başvuruda başvuru formunda yer alan bilgi

ve belgelerden başvurucunun yaralama eylemi nedeniyle disiplinin tesisi

maksadıyla 5 gün hücre hapsi cezası ile cezalandırıldığı, bu cezaya yönelik

itiraz yolunu kullanma imkânına sahip olduğu, ayrıca cezasının infaz edildiği

hücrenin 9-10 m2 olduğu, 75x100 cm boyutlarında penceresinin

bulunduğu anlaşılmaktadır. Hücre cezasının uygulanma koşullarının cezanın niteliğinden

kaynaklanan acı ve ızdırabın ötesinde kötü muamele

teşkil ettiğine ilişkin herhangi bir somut olgu, bilgi ve belgelerde yer

almamaktadır.

41. CPT'nin 2013 yılında

gerçekleştirdiği ziyaretler sonrası hazırlanan raporlar gözetildiğinde (bkz. §

23) başvurucunun hücrenin büyüklüğü yönündeki iddialarının maddi boyut yönünden

incelenmesini sağlayacak emarelere dayanmamaktadır. Raporda hücrelerin

büyüklüğü konusunda herhangi bir tavsiye veya eleştiride bulunulmamıştır. Öte

yandan pencerenin büyüklüğüne ilişkin iddialarının ise -başvurucunun müşahade odasında ve hücrede kaldığı süre gözetildiğinde-

kötü muamele yasağı çerçevesinde incelenebilecek bir boyuta ulaştığı

söylenemez.

42. Açıklanan nedenlerle işkence ve kötü muamele yasağına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Ahmet YETER Vekili : Av. Muharrem ERCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5100, 16 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  11. C. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının İhlal
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5100
Tarih
16 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Mustafa Rollas Başvurusu (B. No: 2014/7703)
  • Mahmut Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19446)
  • Orhan Pala Başvurusu (B. No: 2014/2983)
  • Süleyman Karagün Başvurusu (B. No: 2014/12704)
  • Özgür Güleç Başvurusu (B. No: 2014/11503)
  • Süleyman Yaprak Başvurusu (B. No: 2014/12996)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.