İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Becerikli Başvurusu (B. No: 2014/8852)

1. Başvuru, yargılamanın özel yetkili mahkemede yapılması,

Başvuru No2014/8852Tarih20 Aralık 2017Okuma18 dk · 3.669 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Becerikli Başvurusu (2)

Karar tarihi
20 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/8852
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.669 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın özel yetkili mahkemede yapılması,

hukuka aykırı olarak elde edilen telefon dinleme kayıtlarına dayanılarak

mahkûmiyet kararı verilmesi, ilk derece mahkemesi kararının yeterli gerekçe

içermemesi, suçun varlığı ve temel cezanın belirlenmesinde hatalı değerlendirme

yapılması, başvurucunun temyiz duruşmasına katılımının sağlanmaması, onama

kararının formül karar niteliğinde olması ve yargılamanın uzun sürmesi

nedenleriyle haberleşme hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurucu, 2014/8852 numaralı başvuruyu 2/6/2014 tarihinde ve

2014/9333 numaralı başvuruyu ise 4/6/2014 tarihinde yapmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle başvurular 2014/8852

sayılı başvuru dosyası üzerinde incelenmek üzere birleştirilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğüne yapılan ihbar üzerine İ.Ş. liderliğinde örgüt faaliyeti

çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak ve suç işlemek amacıyla kurulmuş

örgüte üye olmak eylemleri nedeniyle aralarında başvurucunun da bulunduğu

kişiler hakkında fiziki ve teknik takipbaşlatılmıştır.

10. Şüpheliler hakkında suç işlendiğine dair şüphe oluştuğu ve

başka suretle delil elde etme imkânının bulunmadığı gerekçesiyle bir kısım

şüphelinin kullandığı telefon numaralarının dinlenilmesine, kayda alınmasına ve

sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verilmiştir.

11. Bu dinleme kararı kapsamında şüphelilerden Ş.A. tarafından

kullanılan telefonun başvurucu tarafından ankesörlü telefonlardan aranmak

suretiyle bu kişiyle görüşmeler yapıldığı belirlenmiş, görüşmeler kayda alınıp

içerikleri tutanak ile tespit edilmiştir.

12. Öte yandan bir kısım şüpheliler hakkında fiziki takip

yapılmış, fiziki takip altında bulunan kişilerin görüştüğü aralarında

başvurucunun da bulunduğu kişiler belirlenmiştir. Fiziki takip altında tutulan

Ş.A. ve K.B.nin ikametlerinde yapılan aramada toplam

50.236 gr eroin ele geçirilmiştir.

13. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İ.Ş. liderliğinde

uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla kurulan suç örgütü ile İran üzerinden

uyuşturucu madde getirtildiğini, başvurucunun bu yapılanma içinde İstanbul'a

getirilen uyuşturucuyu satın alarak yurt içindeki alıcılara teslim etme işini

üstlendiğini ve somut olayda 52 kg eroin maddesinin ticaretini yaptıkları

sırada yakalandıklarını iddia etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı örgüt

üyelerinin teknik takibe karşı önlemler aldığını bu çerçevede özellikle çok

sayıda telefon hattı kullandıklarını, teknik takibe yakalanmamak için ankesörlü

telefonları tercih ettiklerini, yüz yüze görüşmek yerine Ş.A. vasıtasıyla

dolaylı olarak haberleşme ve organizasyonu sağladıklarını belirterek aralarında

başvurucunun da bulunduğu çok sayıda kişinin uyuşturucu madde ticareti yapma

suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açmıştır.

14. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 25/12/2009 tarihli karar ilebaşvurucunun Ş.A. ile yapmış olduğu telefon

görüşmelerinin Ş.A.nın diğer

şüphelilerle yapmış olduğu görüşmeler de dikkate alındığında ele geçen

uyuşturucunun ne şekilde ve kimden teslim alınacağına yönelik şifreli konuşma

niteliğinde olduğu gerekçesiyle başvurucuya isnat edilen eylemi sabit

görmüştür. Mahkeme; suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri,

organizasyonun durumu, başvurucunun organizasyon içindeki konumu ve uyuşturucu

miktarını nazara alarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle başvurucunun 21 yıl

hapis ve 50.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

Mahkeme ayrıca suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçundan

başvurucunun beraatine karar vermiştir.

15. Hüküm başvurucu ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz

edilmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 7/4/2011 tarihli karar ile Cumhuriyet

savcısının beraate yönelik temyiz isteğinin reddiyle

hükmün bu kısmının onanmasına karar vermiştir. Yargıtay, önceki mahkûmiyetlerin

araştırılarak başvurucu hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp

uygulanmayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiğine işaret ederek

hükmün mahkûmiyete ilişkin kısmını bozmuştur.

16. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi bozma ilamı doğrultusunda

yapmış olduğu yargılama sonucunda muhbir ile yapılan görüşmeye ilişkin tutanak,

iletişimin tespiti kararı sonucunda elde edilen telefon görüşme tutanakları,

üst arama tutanakları, el koyma kararı, ele geçen maddenin eroin cinsi

uyuşturucu olduğunu dairkriminal laboratuvar raporu

ve tüm dosya kapsamını esas alarak başvurucuya isnat edilen eroin cinsi

uyuşturucuyu yurtdışına göndermek amacıyla Türkiye içinde nakletmek ve

bulundurmak suçunu sabit görmüştür. Mahkeme suçun işleniş biçimi, suç konusunun

önem ve değeri, organizasyonun durumu, organizasyon içindeki konumu ve ele

geçen uyuşturucu miktarını göz önünde tutarak başvurucunun 17 yıl 6 ay hapis ve

50.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına 19/9/2012 tarihinde karar

vermiştir.

17. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi,

başvurucu müdafii Av. Özcan Kalabalık'ın

katılımıyla yapmış olduğu duruşmalı temyiz incelemesi sonucunda 8/5/2014

tarihinde hükmün onanmasına karar vermiştir.

18. Nihai kararın gerekçesinin başvurucuya tebliğine ilişkin

dosya içinde herhangi bir belge ve bilgi bulunmamaktadır.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188.

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri

ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden,

başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden,

bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin,

kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde,

yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

20. Aynı Kanun’un ''Kazanç

müsaderesi'' kenar başlıklı 55. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya

da suçun işlenmesi için sağlanan maddî menfaatler ile bunların

değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların

müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi

için maddî menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.''

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

fiil tarihinde yürürlükte bulunan135. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) (Değişik birinci cümle: 25/5/2005 –

5353/17 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma

ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve

başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli

veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir,

dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir.

Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en

geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya

hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı

tarafından derhâl kaldırılır.

...

(6) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve

sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan

suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda

yer alan;

...

6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve

ticareti (Madde 188),

...''

22. 5271 sayılı Kanun’un 137. maddesi şöyledir:

“(1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı

veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren

kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda

alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini

yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine

getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği

tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır.

(2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar,

Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin

hâline getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye çevrilir.

(3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin

birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına

Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit

veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç

on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir.

(4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde

soruşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş

gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu

hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 20/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu, mahkûmiyet kararının asıl olarak dosya içinde

bulunan on dört adet iletişimin tespiti tutanağına dayandırıldığını ancak bu

görüşmelerin yapıldığı ankesörlü telefonlarla ilgili mahkemece verilmiş bir

dinleme kararı olmadığını bildirmiştir. Başvurucu buradan hareketle dinleme

sonucu elde edilen iletişimin tespiti tutanaklarının hukuka aykırı olarak olarak elde edilen bu delillere dayalı olarak mahkûmiyet

kararı verilmesinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayatın gizliliği

ve haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, telefon görüşmelerinin dinlenip

kayda alınması nedeniyle Anayasa’nın 19., 20. ve 22. maddelerinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayatın gizliliğive haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş ise de başvurucunun anılan iddiaları bir bütün olarak haberleşme

hürriyeti kapsamında değerlendirilmiştir.

26. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği

esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık

ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim

kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan

hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;

haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.

Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi

halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir.”

27. Haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliğine saygı

hakkı, Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) güvence

altına alınmaktadır. Anılan düzenlemelerde ifade edilen haberleşme kavramının

telefon vasıtasıyla yapılan iletişimi de kapsadığı; dolayısıyla başvurucunun,

telefonlarının hukuka aykırı olarak dinlendiği ve haberleşme özgürlüğünün ihlal

edildiği iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamında yer

aldığı konusunda tereddüt yoktur (Yasemin

Çongar ve diğerleri, B. No: 2013/7054, 6/1/2015, § 33).

28. Anayasa’nın 22. maddesi ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı,

haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun

haberleşmenin içeriğinin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme

bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel

iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir (Yasemin Çongar ve diğerleri, § 49).

29. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru

birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri,

Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkralarındasınırlanmakta ve bu sınırlamanın usulüne

ilişkin bir takım ek güvenceler getirilmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri, § 52).

30. Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasına göre millî

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri

veya birkaçına bağlı olarak ve usulüne göre verilmiş hâkim kararı ile veya aynı

sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla yetkili

kılınmış merciin yazılı emri ile haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmenin gizliliğine

müdahale edilebilir. Yetkili merciin kararı, yirmi dört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi

hâlde karar kendiliğinden kalkar (Yasemin

Çongar ve diğerleri, § 53). Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında da haberleşme özgürlüğüne yönelik müdahalenin hukuka uygun ve

demokratik toplumda gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin

ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılmış

olması gerekli olup bu şartlar altında yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır (Yasemin Çongar ve diğerleri, § 54).

31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 28-34) kararında haberleşme özgürlüğüne yapılan

müdahalelerin değerlendirilmesine ilişkin temel ilkeler belirlenmiştir. Gizli

uygulanmaları nedeniyle kötüye kullanılma riski barındıran, haberleşmenin

gizliliğine yönelen tedbirlerin, uygulama alanı ve usulünün açık kanun

hükümleri ile düzenlenmesi şarttır. Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan

müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın, “ulaşılabilir”, “yeterince açık” ve belirli bir eylemin

gerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir”

olması gerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma “meşru bir amaca” dayalı olmalıdır. Bunun

yanı sıra müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır.

32. Somut olayda uyuşturucu ticareti yapıldığına ilişkin

istihbarat alınması üzerine başlatılan soruşturma çerçevesinde başvurucu

dışındaki dosya kapsamındaki diğer şüpheliler hakkında başka suretle delil elde

etme imkânının bulunmadığı gerekçesiyle iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda

alınması kararı verilmiştir. Bu karar kapsamında örgüt üyesi oldukları

iddiasıyla İ.Ş., Ş.A. ve İ.K.nın

kullandıkları telefonların iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması

işlemleri gerçekleştirilmiştir.

33. Başvuruya konu yargılama dosyası incelendiğinde başvurucu

hakkında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararı bulunmadığı ve

başvurucunun, hukuka aykırı şekilde elde edildiğini ve uyuşturucu madde

ticareti suçuna yönelik mahkûmiyetine esas alındığını iddia ettiği bir kısım

telefon konuşmasının aynı soruşturma kapsamındaki diğer şüphelilerle ilgili

iletişimin denetlenmesi tedbirinin uygulanması sonucu dolaylı şekilde elde

edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun; haklarında iletişimin

denetlenmesi kararı verilen diğer şüphelilerin telefonlarına ankesörlü

telefonlar vasıtasıyla ulaşarak görüşmeler yaptığı, Mahkeme tarafından 5271

sayılı Kanun'un 135. maddesindeki koşullara uygun olarak verilen karara

dayanılarak yalnızca diğer şüphelilerin kullandıkları telefon numaraları

üzerinden yapılan görüşmelerin kaydedildiği ve içeriklerinin de yargılama

makamları tarafından delil olarak kabul edildiği görülmektedir. Dolayısıyla

başvurucunun kullandığı ankesörlü telefonlara yönelik tespit, dinleme ya da

kaydetme şeklinde bir işlem ya da eylem gerçekleştirilmediği, diğer telefonlar

aranarak kurulan iletişim kapsamındaki görüşmelerin dolaylı olarak kaydedildiği

ve içeriklerinin ilgili Mahkeme kararlarına dayanılarak tutanak altına alındığı

anlaşılmıştır.

34. 5271 sayılı Kanun’un 135. maddesi telefonların dinlenmesi

tedbirleri karşısında kişilerin özel hayatları ve haberleşme hürriyetlerinin

korunması bağlamında yeterli güvenceleri düzenlemekte olup somut olayda da

anılan Kanun hükmüyle getirilen güvencelere uyulmuştur. Daha açık ifadeyle,

anılan Kanun'un 135. maddesinde sınırlı sayıda sayılmış olan bir suç isnadı

dolayısıyla (Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti) mahkeme

kararlarına dayalı olarak iletişimin denetlenmesi tedbiri kapsamında

başvurucunun görüşmeleri dinlenmiştir. Buna göre kamu düzenini tehdit eden

nitelikte bir suçun işlenmesinin önlenmesi ve suç kanıtlarının elde edilmesi

amacına yönelik olarak başvurucunun hakkında dinleme kararı verilmiş süphelilerle yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenip kayda

alınmasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığı söylenemez. Bunun yanı

sıra bu şekilde elde edilen deliller üzerine kısa bir süre içinde operasyon

yapılarak suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi, bu bakımdan dinleme işlemlerinin

süreklilik arz etmeyecek şekilde ve verilen yasal süreler içinde tamamlanması,

delillerin elde ediliş şeklinde herhangi bir takdir hatası veya keyfîlik bulunmaması, gizli dinleme ile elde edilen

delillere yetkili yargısal makamlar önünde itiraz edilmesi ve bu itirazın

derece mahkemesinin gerekçeli kararında ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve

isnat edilen suçun uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti olması nedenleriyle

suçun ağırlığı hususları da dikkate alınarak müdahalenin hedeflenen amacın sınırlarını

aşmadığı, dolayısıyla orantılı olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 22. maddesinde güvence

altına alınan haberleşme hürriyetine yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

ilişkin İddia

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

38. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

39. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

40. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında, somut olayda yaklaşık 6 yıl 6 ay 9 günlük

yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

41. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

2. Kanuni Hâkim

Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevli

mahkemede yargılanmasının kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

43. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurular da daha önce verdiği

kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır

ceza mahkemelerinin doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar

verilmiştir (Deniz Seki, B. No:

2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No:

2013/6068, 18/11/2015,§§ 47-52). Başvurucunun iddiası

bakımından farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir husus

bulunmamaktadır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

45. Başvurucu, yargılama sırasında yeterli söz hakkı

verilmediğini, iddialarla ilgilikendisine soru

sorulmadığını, hükme esas teşkil eden fiziki takip tutanağı ve iletişimin

tespitine yönelik tutanakların içeriğinin kendisine bildirilmediğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ayrıca talebi bulunmasına rağmen temyiz duruşmasına

katılımının sağlanmadığını ileri sürmüştür.

46. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

47. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların,

bilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerle ilgili görüş

bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen,

B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

48. Mevcut başvuruda, başvurucunun yargılama boyunca müdafi

vasıtasıyla kendisini temsil ettirdiği, 26/3/2008 tarihli duruşmada iddianame

ve eklerinin yanı sıra fiziki takip tutanakları, zaptetme

tutanakları ve telefon görüşmelerine ilişkin tutanakların okunduktan sonra

gerek başvurucu gerekse de müdafiinin beyanlarının

alındığı saptanmıştır. Başvurucu devam eden aşamalarda da yapılan usule ilişkin

işlemlere karşı beyanda bulunmuş ve esasa ilişkin savunma yapmıştır. Yine

başvurucu hakkındaki temyiz incelemesi 8/5/2014 tarihinde duruşmalı olarak

yapılmış ve başvurucunun müdafii Avukat T.Z.Ş.

duruşmaya katılarak savunmasını yapmıştır. Bu itibarla başvurucuya yargılama

sürecinde sunulan bilgi ve belgelere ulaşma, ileri sürülen iddialara karşı

beyanda bulunma ve müdafiinin temyiz duruşmasına

iştirak etmesi sağlanarak itirazlarını sunma imkânı sağlandığından bir bütün

olarak yargılamanın adilliğine halel getirecek şekilde silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerineyönelik bir ihlalden

bahsedilemez.

49. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

50. Başvurucu; derece mahkemesi kararlarının gerekçesiz

olduğunu, bu sebeple gerekçeli karar hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

51. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller

açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

52. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş; kararın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki hangi

esaslı iddiasının gerekçelerde ayrı ve açık olarak yanıtlanmadığını veya

gerekçeli karar hakkının ne şekilde ihlal edildiğine ilişkin nedenleri açıklama

yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından

ileri sürülen iddiaların temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Diğer İhlal İddiaları

54. Başvurucu, tespite konu telefon görüşmelerinin içeriği

günlük hayata dair suç oluşturmayan konuşmalardan ibaret olup delillerin

takdirinde yanılgıya düşülmesi suretiyle haksız olarak mahkûm edildiğini, isnat

edilen eylemin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının irdelenmediğini, temel

cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının haklı bir nedeninin bulunmadığını

ve suçla ilişkisi bulunmayan paranın müsadere edilemeyeceğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

55. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

56. Somut olayda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

yargılamada sanık savunmaları, tanık anlatımları, olay nedeniyle düzenlenen

tutanaklar, aramalar sonucu elde edilen deliller, ekspertiz raporları, telefon

görüşme içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir

karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun anılan iddialarının esas itibarıyla

derece mahkemelerince verilen kararların delillerin değerlendirilmesinde isabet

bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayın

kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

57. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının yukarıda

belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna

varıldığından başvurunun bu kısmının da

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. Başvurucu ihlal tespitinde bulunulmasını talep etmiştir.

60. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

61. Başvurucunun tazminat talebi bulunmadığından tazminata

hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kanuni hâkim

güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, 4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

6. Adil yargılanma

hakkına ilişkin diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için (kapatılan) İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesine (E.2011/127, K.2012/229) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Ali

BECERİKLİ

Vekili

:

Av. Özcan

KALABALIK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8852, 20 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Haberleşme
  9. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Hakyemez
  14. Becerikli
  15. Kalabalık
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8852
Tarih
20 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Ahmet Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/10354)
  • Hande Gür Başvurusu (B. No: 2014/7066)
  • Reyhan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/8763)
  • Osman Oktay Ekşi Başvurusu (B. No: 2014/3092)
  • İmam Çelikdemir Başvurusu (B. No: 2014/20289)
  • Adem Cansever Başvurusu (B. No: 2014/15422)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.