İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Turhan Başvurusu (B. No: 2014/20484)

1. Başvuru, mahkumiyet kararında

Başvuru No2014/20484Tarih6 Aralık 2017Okuma11 dk · 2.189 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Turhan Başvurusu

Karar tarihi
6 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/20484
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.189 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkumiyet kararında

başvurucunun daha önce beraat ettiği başka bir yargılamadan söz edilmesi,

soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin gerekçesiz olarak reddedilmesi ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1971 doğumlu olup olayların geçtiği tarihte

İzmir'de avukatlık yapmaktadır.

9. İzmir Bornova'da bulunan bir taşınmazın 1/4 hissesi A.M.B.ye,

3/4 hissesi de A.Ş.ye ait olup A.Ş.nin ölümüyle payı

mirasçılara (Kazım, Ali Mustafa ve Cafer) intikal etmiştir.

10. Adli makamların belirlemesine göre anılan taşınmazda kiracı

olarak oturanT., bir şekilde Kazım ve Ali Mustafa’nın

nüfus cüzdanlarını ve A.Ş. için alınan veraset ilamını temin etmiş ve bu

belgeleri kullanarak Bakırköy 20. Noterliğine ait düzenleme şeklinde

vekâletname hazırlamıştır. Şüpheli T. ayrıca Cafer’e tarla işlerini takip

edeceğini söyleyerek başvurucuyu noterden vekil tayin ettirmiştir. Daha sonra

Cafer’in hissesi başvurucu tarafından sanık T.ye satılmıştır.

11. Başvurucu, süpheli T. ve diğer

şüpheliler hakkında resmî belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla İzmir

Cumhuriyet Başsavcılığının 31/5/2004 tarihli iddianamesi ile kamu davası

açılmıştır. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 18/10/2007 tarihli kararla

başvurucunun ve diğer sanıkların zincirleme şekilde resmî belgede sahtecilik

suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.

12. Başvurucu hakkındaki hüküm, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin

27/2/2012 tarihli kararıyla "ek savunma

hakkı tanınmadan resmi belgede sahtecilik suçunun

zincirleme şekilde işlendiğinin kabul edildiği" gerekçesiyle

ile bozulmuştur. Sanık T. hakkındaki hüküm ise onanmıştır.

13. Mahkeme, bozma sonrası yaptığı yargılama sonunda 6/2/2013

tarihli kararıyla başvurucunun atılı suçtan mahkûmiyetine karar vermiştir.

Gerekçeli karardan, katılanların birbirini doğrulayan beyanlarının, sanıkların

savunmalarının, tanıkların yeminli anlatımlarının, söz konusu vekaletnamelerin,

bilirkişi raporlarının, tapudaki devir işlemlerine esas olan belgelerin, Tapu

ve Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişliğince yapılan soruşturma ve müfettiş

raporunun mahkûmiyete esas alındığı görülmektedir.

14. Kararda başvurucunun (sanığın) kişilik özellikleri

değerlendirilirken daha önce yargılanıp beraat ettiği bir yargılamaya da atıfta

bulunulmuştur. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar T., Ali Turhan [başvurucu] ve H. B.nin olayla

doğrudan bağlantılı oldukları, katılanların anlatımları ve kendilerinin

çelişkili beyanlarından açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki, adı geçen bu

sanıklar, B. K. isimli şahsın yine tapuda kayıtlı taşınmazının sahte belgelerle

devredilmesi nedeniyle atılı suçu işledikleri iddia edilerek İzmir 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2002/255 ve Mahkememizin 2003/182 esas sayılı dosyalarında

yargılanmışlardır. Her iki dosya içeriği dikkatlice incelendiğinde, dosyamıza

konu edilen olayla birebir örtüşecek şekilde sahtecilik eyleminde bulunulduğu

anlaşılmaktadır. Benzer olan bu olayda, dosyamızda yargılanan adı geçen

sanıkların isimlerinin yer alması bir tesadüf değildir. Gerçi, sanıklardan Ali

Turhan mahkememizin 2003/182 esas sayılı dosyasında sanık T. ise İzmir 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2002/255 esas sayılı dosyasında yargılandıkları sahtecilik

suçundan beraat etmişlerdir. Ancak, sanık H. A. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

anılan dosyasında sahtecilik suçundan mahkum olmuştur.

Her iki dosyada sanıkların isimlerinin benzer

olaylarla birlikte anılması sanıkların sahtecilik suçlarını işlemeye eğilimli

olduklarını ortaya koymaktadır. (...) beraat etmiş olmaları bu gerçeği ortadan

kaldırmaz. Kaldı ki, dosyamızda sanıklar[ın] ... beyanları

birbirlerinin savunmalarını çürütecek şekilde ortaya konmuştur. Bu sanıkların

savunmalarının birbiriyle çelişki arz etmiş olması aleyhlerine kanıt olarak

mahkememizce değerlendirilmiştir.

...

Diğer taraftan, Avukat olan sanık Ali

Turhan’ın kendisini hiç görmediği ve daha önceden tanışmadığı müvekkili olan

ileri yaştaki katılan Cafer'[in]

düşüncesini almaksızın sanık T. tarafından getirilen vekaletnameye dayanarak

sanık T.ye katılanın hissesini satmış olması şeklinde ortaya konan davranış iyi

niyetli olarak değerlendirilemez. Avukat olan sanık Ali Turhan’ın aşırı özen

göstererek böyle bir durumda müvekkilinin düşüncesine başvurması gerekirken

bundan zuhul etmesi bu sanığın diğer sanıklarla

birlikte suç işleme iradesiyle hareket ettiğini ortaya koymaktadır."

15. Anılan hüküm, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 31/10/2014

tarihli kararıyla onanmıştır.

16. Söz konusu olaylardan önce başka bir şahsın yine tapuda

kayıtlı taşınmazının sahte belgelerle devredildiği iddiasıyla hükümlü T., İzmir

2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/255 ve başvurucu ise Mahkemenin E.2003/182

sayılı dosyalarında yargılanmış ve beraat etmişlerdir.

17. Başvurucu Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kararını 30/11/2014

tarihinde öğrenmiştir.

18. Başvurucu 30/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 6/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

23. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

24. Yukarıda belirtilen ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 10 yıldan fazla

sürdüğü anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamındaki Diğer

İhlal İddiaları

1. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, daha önce diğer sanıklarla benzer bir olayda

yargılandığı davada aynı yer mahkemesince beraat kararı verildiğini, ancak

beraat etmiş olmasına rağmen yargılanmış olmasının başvuruya konu mahkûmiyette

aleyhinde delil olarak kullanıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesi

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

28. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile "adil

yargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak

sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet

karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar

kimsenin suçlu sayılamayacağına dair Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu,

B. No: 2014/3954,15/2/2017, § 33).

29. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

30. Buna karşılık ceza davasına konu uyuşmazlığın çözümüne esas

teşkil etmesi bakımından başka bir eylemden beraat etmiş olsa dahi kişinin daha

önce yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,

onun suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin

yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının

incelenmesi gerekir (kısmen benzer yöndeki bir karar için bkz. Kürşat Eyol, §

29).

31. Somut olayda Mahkeme; başvurucunun sahtecilik suçunu

işlediğini katılan anlatımlarına, çelişkili sanık savunmalarına ve tanık

beyanlarına da dayandırmıştır. Mahkeme ayrıca başvurucunun kişilik

özelliklerini değerlendirirken daha önce beraat ettiği yargılamaya da atıfta bulunmuştur.

Daha önce diğer sanıklarla birlikte yargılanmış olmasını, başvurucunun "sahtecilik suç[unu] işlemeye eğilimli"

bir kişiliğe sahip olduğunun göstergesi olarak kabul etmiştir.

32. Ancak kararın gerekçesi bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde mahkûmiyetin salt başvurucunun yargılandığı ve sonuçta

beraat ettiği yargılamaya dayandırılmadığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 13, 14).

Gerekçede, başvurucunun kişilik özelliklerinin tespitine esas teşkil etmesi

bakımından daha önce yargılanmış olması olgusundan, diğer sanıklarla ilişkisi

bağlamında da buna ilişkin karardan söz edildiği ve başvurucuya önceki

yargılamaya ilişkin olarak suçlu muamelesi yapılmadığı görülmektedir. Diğer bir

ifadeyle başvurucunun önceki yargılamaya konu eylemleri işlediği ve "suçlu"

olduğu inancı yansıtılmamıştır. Ancak daha önce beraatle

sonuçlanmış bir yargılamaya -başvurucunun kişilik özelliklerinin tespiti

bakımından dahi olsa- atıfta bulunulması somut olayın özel koşullarında bir

özensizliği ifade etmektedir. Sonuç olarak gerekçeye bir bütün olarak

bakıldığında masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık

olduğu anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde

güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Silahların Eşitliği İlkesinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucu, soruşturmanın genişletilmesine yönelik

taleplerinin Mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (3),48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

36. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş; hangi sebeplerle ve hangi hususlara ilişkin olarak

soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunduğuna veya Mahkemenin bu

taleplerle ilgili olarak hangi tarihte ve ne şekilde karar verdiğine dair

Anayasa Mahkemesine açıklamada bulunmamıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından

ileri sürülen iddiaların tememlendirilmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

38. Başvurucu; atılı suçu işlediğine dair hiçbir somut delil

bulunmadığı hâlde yalnızca soyut beyanlara dayalı olarak hakkında mahkûmiyet

hükmü kurulduğunu, bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

39. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden ve bariz takdir hatası

veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

40. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

42. 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

43. Başvurucu, miktar belirtmeksizin manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

44. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkı

kapsamındaki diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2012/139, K.2013/35) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Ali TURHAN

Vekili

:

Av. Cengiz

KARADAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/20484, 6 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Makul Sürede
  8. B. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamındaki Diğer
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  10. A. 1. Makul sürede
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. Yıldırım
  18. Karadaş
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/20484
Tarih
6 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Bedrettin Dalan Başvurusu (B. No: 2014/18666)
  • Süleyman Ezendemir Başvurusu (B. No: 2014/20285)
  • Fecir Ergün Turan Başvurusu (B. No: 2014/10590)
  • İbrahim Özden ve Mehmet Özden Başvurusu (B. No: 2014/10764)
  • Ali Abidin Saruhanoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15478)
  • Ano İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/2267)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.