İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Barış Elitaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7777)

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Başvuru No2013/7777Tarih21 Nisan 2016Okuma15 dk · 3.085 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Barış Elitaş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/7777
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.085 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında Zarar

Tespit Komisyonuna yapılanbaşvurunun reddedilmesi

nedeniyle açılan davada, Mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının, Danıştay onama ve karar düzeltme ilamlarında esasa etkili

itirazların cevaplanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın

uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, belli bir ırka

mensubiyetten dolayı maddi ve manevi zarara uğranılması nedeniyle de eşitlik

ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/10/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 12/9/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

26/9/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların murisi M.A. hakkında Diyarbakır Devlet

Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığının E.1992/110 Hazırlık sayılı

dosyasında, M.A.nın

23/12/1991 tarihinde Diyarbakır ili Kulp ilçesi Bağcılar köyünde güvenlik kuvvetleri

ile silahlı çatışmaya girdiği ve ölü olarak ele geçirildiği belirtilerek

takipsizlik kararı verilmiştir.

9. Başvurucular; murislerinin 23/12/1991 tarihinde Kulp

ilçesinde gözaltına alındığını, yaklaşık on beş gün sonra bir teröristin

çatışmada öldürüldüğü bildirilerek murisin eşine teşhis yaptırıldığını, murisin

kim tarafından öldürüldüğünü bilmediklerini belirterek 5233 sayılı Kanun

uyarınca 25/7/2005 tarihinde Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuşlardır.

10. 4 No.lu Komisyonun 4/8/2006 tarihli ve 2006/4-6292 sayılı

kararında başvurucuların tazminat talebi reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"...

5233 sayılı Kanun kapsamında başvuranların

dosyasında bulunan belgelerin 4/10/2004 tarihli ve 2004/7955 sayılı Yönetmelik

hükümlerinde belirtilen şartlara uygun olması nedeniyle yapılan incelemede, M.A.nın PKK terör örgütü üyesi olduğu, güvenlik

kuvvetlerine pusu kurarak ateş açtığı ve akabinde güvenlik kuvvetleri ile

girdiği silahlı çatışmada öldüğü tespit edildiğinden, ölümünün kendi kusurundan

kaynaklandığı anlaşılmakla 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (f) bendi gereği

tazminat talebinin reddine, komisyonumuzca karar verilmiştir."

11. Başvurucular; murislerinin örgüt üyesi olduğu ve çatışma

sonucu öldürüldüğü iddialarının doğru olmadığını, Komisyonun hukuka uygun bir

şekilde araştırma yapmadığını, tarafsız olmadığını belirterek kararın iptali

için Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açmışlardır.

12. Mahkeme 31/12/2007 tarihli ve E.2007/96, K.2007/2000 sayılı

kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dava dosyasında bulunan işlem dosyasının

incelenmesinden: Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığının Hazırlık No: 1992/110, Karar No: 1992/155 sayılı kararında aralarında

M.A.nın da bulunduğu iki sanık hakkında''sanıkların

23/12/1991 tarihinde Kulp İlçesi Bağcılar Köyü yakınlarında güvenlik kuvvetleri

ile girdikleri silahlı müsademe sonucu ölü olarak ele geçirildikleri

anlaşılmakla ölü sanıklar hakkında TCK'nun 96.maddesi

gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği" görülmektedir. Öte

yandan 23/12/1991 tarihli otopsi ve olay yeri tespit tutanağında 23/12/1991

günü Kulp İlçesinden görevli olarakLice istikametine

intikal halinde olan jandarma devriyesine yasa dışı terör örgütünce pusu

kurulduğu, çıkan çatışmada iki teröristin ölü olarak ele geçirildiği, üç

kişinin ise değişik istikametlerde kaçtığının Başsavcılığa ilçe jandarma bölük

komutanlığınca bildirilmesi üzerine, olay mahalline gidildiği, olay yerinin Kulp

Lice istikametinde Şekran Çayı karşısındaki bodur

çalılıkla kaplı ve öbek şeklindeki engebelitepeler olduğu,yapılan incelemede cesetlerin bulunduğu ve anayolun

hemen üst tarafında ufak bir tepe üzerinde muhtemelen bir pusu için örgüt

mensupları tarafından hazırlanmış 2 adet yaklaşık 5 metre aralıklı mevzinin olduğu, her iki cesedin başında birer adet kalaşnikof marka tüfeğin olduğu, cesetler üzerinde yapılan

ilk aramalarda bu tüfeklere ait olduğu anlaşılan ve cesetler üzerinden

çıkartılan toplam 9 adet şarjörle bunlara ait mermilere birlikte el konduğu,

cesetlerden birinin üzerinden çıkan nüfüs cüzdanına

göre, M. T. oğlu N.den olma 19... doğumluM.A.'ya

ait olduğu belirlemesi yapılmıştır.

Mevcut bilgi ve belgelerden davacılar

murisinin güvenlik kuvvetlerine kurduğu pusu sonrasında çıkan çatışmada ölü

olarak ele geçirildiği kanaati hasıl olduğundan 5233 sayılı Kanunun yukarıda

yazılan 2/2-e, f maddesi gereği davacıların murisinin ölümünden dolayı

uğranıldığı belirtilen zararların karşılanması isteminin reddine ilişkin

işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

..."

13. Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 10/9/2012 tarihli ve E.2011/9300, K.2012/5150 sayılı ilamıyla hüküm,

davanın reddine ilişkin kısım yönünden onanmıştır.

14. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 26/6/2013 tarihli ve

E.2013/7295, K.2013/5080 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

15. Ret kararı 23/9/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş,

başvurucular tarafından 22/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir."

17. 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı dışındadır:

...

e) Kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan

zararlar.

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör

olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden

dolayı uğradığı zararlar.

..."

18. 5233 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi şöyledir:

"Bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve

kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde, 19.7.1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe

girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3

üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek

kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun

hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

20. Başvurucular; murislerinin vefatı nedeniyle maddi ve manevi

zarara uğradıklarını, İdare Mahkemesinin Cumhuriyet Savcılığı tarafından

yürütülen soruşturmada verilen takipsizlik kararına dayanarak davayı

reddettiğini ancak murislerinin güvenlik kuvvetlerince gözaltına alınmasından

on beş gün sonra ölü bulunduğunu, çatışmada öldüğü iddiasının doğru olmadığını,

murislerinin terör örgütü üyesi olmadığını, dosyada delil olarak

değerlendirilen soruşturma dosyasında ölüm olayının etkili bir şekilde

araştırılmadığını, dönemin şartları nedeniyle murislerinin gözaltına

alınmasından sonra herhangi bir makama başvurmadıklarını, 1990'lı yıllarda Kürt

vatandaşlarının yoğun olarak yaşadığı bölgelerde faili meçhul ölümlerin

olduğunu, birçok olayda mağdur veya maktullerin çatışmada öldürülmüş

gösterildiklerini, 5233 sayılı Kanun'un çıkarılış amacı gözönünde

bulundurulduğunda tazminat talebinde bu hususların dikkate alınması

gerektiğini, kusursuz sorumluluğu gereğiidarenin

uğranılan zararı tazmin etmek zorunda olduğunu, tazminat taleplerine ilişkin

etkili ve ciddi bir yargılama yapılmadığı gibi DGM Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından yürütülen eksik ve yetersiz

soruşturmanın da karara esas alındığını, yargılamanın makul sayılmayacak

şekilde uzun sürdüğünü, murislerinin Kürt kökenli olması nedeniyle keyfî olarak

gözaltına alındığını ve insanlık onuru ile bağdaşmayan muameleye maruz

kaldığını, temyiz ve karar düzeltme aşamalarında taleplerinin

cevaplandırılmadığını belirterek Anayasa'nın 10., 17., 19., 36. ve 40.

maddesinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin

tespiti ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Anayasanın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası, 19. ve 40.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği

iddiasının Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

22. Başvurucular; murislerinin gözaltındayken öldüğünü, terör

örgütü üyesi olmadığını, ölüm olayında devletin sorumluluğu olduğunu, Savcılık

soruşturmasının olayın aydınlatılmasında etkili ve yeterli olmadığını

belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerse de bu iddiaların

özellikle Komisyon ve İdare Mahkemesinin ret kararlarına esas alınan DGM

Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında, ölüm olayının ne şekilde

meydana geldiği hususunda yapılan tespitin yargılamada delil olarak kullanılamayacağı

olgusuna dayanılarak dile getirildiği, başka bir ifadeyle iddiaların tazminat

talebinin kanıtlanması amacıyla ileri sürüldüğü anlaşılmış ve bu açıdan yaşam

hakkı yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

23. Başvurucular, Kürt kökenli olmaları nedeniyle bu tarz

muamelelere maruz kaldıklarını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi, belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§§ 39-44).

25. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığa

yönelik belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

27. Başvurucular, Mahkemenin olayın şüphelisi olan yetkililerce

düzenlenen tutanak dışındaki ispat araçlarını irdelemeden eksik inceleme ile

karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

29. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talebini içeren

başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ile Kanun tarafından

Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır.

Bu kapsamda bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa'da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece vebariz

takdir hatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki

hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, §§ 25, 26).

30. Başvurucuların iddiasının özünün Derece Mahkemelerince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

bulunmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince mevcut bilgi ve belgelerden

davacıların murisinin güvenlik kuvvetlerine kurduğu pusu sonrasında çıkan

çatışmada ölü olarak ele geçirildiği, 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci

fıkrasının (e) ve (f)bendi gereği, davacıların murisinin ölümünden dolayı

uğranıldığı belirtilen zararların karşılanması isteminin reddine ilişkin

Komisyonun kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine dayanılarak

verilen ret kararında bariz takdir hatası yapıldığı yönünde bir bulguya

rastlanmamıştır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

32. Başvurucular, Danıştay onama ve karar düzeltme ilamlarının

ileri sürdükleri iddia ve dosyadaki maddi olguları karşılayacak nitelikte

olmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

33. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz

hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar

açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir

Gökatalay, B. No. 2013/1780, 20/3/2014, §

66).

34. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği

şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı

kararın niteliğine göre değişir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da her zaman bu

hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince

verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen

gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olupbu durumda üst dereceli mahkeme tarafından önceki

mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 26).

35. Somut başvuru açısından İlk Derece Mahkemesinin yargılama

sırasında başvuruculara iddialarını ispat etmeleri amacıyla dosyaya delil sunma

hakkı tanıdığı, Savcılık soruşturma dosyası ve dosya kapsamında yer alan

23/12/1991 tarihli otopsi ve olay yeri tespit tutanağını, iddia ve savunma

çerçevesinde değerlendirerek başvurucuların murisinin güvenlik kuvvetlerine

kurduğu pusu sonrasında çıkan çatışmada ölü olarak ele geçirildiği kanaatine

ulaştığı ve davanın reddine karar verdiği, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin ise Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapmak suretiyle

hükmü onadığı ve karar düzeltme talebini reddettiği anlaşılmıştır. Başvurucular

tarafından temyiz ve karar düzeltme aşamasındaileri

sürülen ve davanın sonucunu etkilediğini iddia ettikleri taleplerin İlk Derece

Mahkemesi önünde özü itibarıyla dile getirildiği, Mahkeme kararında bu

hususların değerlendirildiği, bu kapsamda temyiz ve karar düzeltme aşamasında

davayı esastan etkileyecek nitelikte ayrıca cevaplandırılması gereken herhangi

bir iddianın ileri sürülmediği anlaşılmış; bu suretle Danıştay ilamlarının

gerekçesiz olduğuna yönelik iddianın yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Başvurucuların gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığına

İlişkin İddia

37. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

38. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvuruda

dava sürecininuzun sürmesi nedeniyle makul sürede

yargılanma haklarınınihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

39. Bakanlık görüşünde iki dereceli yargılama sisteminde davanın

yaklaşık altı yıl sürdüğü, benzer nitelikteki başvurularda verilen kararlar ile

mevcut başvuru kapsamındaki yargılama dikkate alındığında önceki kararlardan

farklı bir neticeye ulaşılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı

belirtilmiştir.

40. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 58-66).Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede

gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan

kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,

B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70). Ancak toplamda sekiz yılın altında

gerçekleşen başvuruların karara bağlanma suresinin her durumda makul olduğu

şeklinde bir değerlendirme yapılması mümkün değildir. Başvuru konusu olaydaki

gibi Komisyon aşamasında geçen sürelerden ziyade yargılama aşamasında geçen

sürelerin göreceli olarak uzun olduğu durumlarda ayrıca değerlendirme yapılması

gerekmektedir.

41. Somut olayda başvurucular tarafından 25/7/2005 tarihinde

Komisyona yapılan müracaatta Komisyonun 4/8/2006 tarihinde talebin reddine

karar verdiği, kararın iptali istemiyle 25/1/2007 tarihinde başlatılan

yargılama sürecinin ise başvurucuların karar düzeltme talebinin reddine dair

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 26/6/2013 tarihli ilamı

ile tamamlandığı, idari ve yargısal sürecin 7 yıl 11 ay 1 gün sürdüğü,

başvurunun karara bağlanma süresi toplamda sekiz yılın altında gerçekleşmiş ise

de başvuruya konu uyuşmazlığın Komisyon kararının iptaline yönelik olmasına ve

davanın esastan çözümünün İlk Derece Mahkemesince 11 ay 6 gün içinde

tamamlanmış olmasına karşın temyiz ve karar düzeltme talepleri hakkında 5 yıl 5

ay 25 günde karar verilmiş olduğu, başvurucuların tutumunun yargılamanın

uzamasına özellikle bir etkisi olduğunun tespit edilmediği, bu bakımından

yaklaşık 6 yıl 4 ayda tamamlanan yargılamada makul olmayan bir gecikmeninbulunduğu, makul sürede yargılanma hakkı

kapsamında dikkate alınması gereken sürenin de idari ve yargısal sürecin

tamamlandığı yaklaşık 7 yıl 11 ay olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

43. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

44. Başvurucular 100.000 TL maddi, 75.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

45. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ayrı ayrı net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

47. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucular bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Necime Elitaş, Barış Elitaş ve Leyla Elitaş'a net 4.000 TL manevi

tazminatın AYRI AYRI ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Ali

Feyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Necime

ELİTAŞ

2. Barış

ELİTAŞ

3. Leyla

ELİTAŞ

Vekili : Av. Rehşan BATARAY SAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7777, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  12. D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini
  14. F. Kararın bir örneğinin
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Altan
  20. Elitaş
  21. Elitaş
  22. Elitaş
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7777
Tarih
21 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Hasan Dinçer Bayram Başvurusu (B. No: 2013/5650)
  • Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar Başvurusu (B. No: 2013/4022)
  • Yusuf Yazıcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8105)
  • Engin Gök ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3955)
  • Vahap Akay ve Ruhsar Akay Başvurusu (B. No: 2013/7963)
  • Sıtkı Güngör Başvurusu (B. No: 2013/5617)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.