İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Dinçer Bayram Başvurusu (B. No: 2013/5650)

1. Başvuru, tarafı olduğu işe iade davasının makul sürede

Başvuru No2013/5650Tarih20 Nisan 2016Okuma11 dk · 2.199 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Dinçer Bayram Başvurusu

Karar tarihi
20 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/5650
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.199 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tarafı olduğu işe iade davasının makul sürede

sonuçlandırılmaması ve bu sürede davalı şirketin mal varlığının kalmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 3/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 3/4/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

14/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 28/4/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Cine5 Filmcilik ve Yapımcılık A.Ş.'de

(Cine5) çalıştığı sırada 30/9/2010 tarihinde iş akdi anılan Şirket tarafından

feshedilmiştir.

9. Başvurucu 26/10/2010 tarihinde Cine5 aleyhine İstanbul 8. İş

Mahkemesinde açtığı davada davalının süresi içinde fesih ihbarında

bulunmadığını, fesih bildiriminde gösterilen gerekçelerin doğru olmadığını

ileri sürerek işe iadesine, işe iade kararının uygulanmaması hâlinde tazminat

ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

10. Mahkemece 21/12/2011 tarihli ve E.2010/1105, K.2011/853

sayılı ilamla davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığı

gerekçesiyle davanın kabulüne, başvurucunun işe iadesine, yasal süre içinde işe

başlatılmaması hâlinde başvurucunun kıdemi ve fesih nedeni dikkate alınarak

ödenmesi gereken tazminatın dört aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine,

başvurucunun işe iadesi için iş yerine başvurması hâlinde kararın

kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için başvurucuya dört aya kadar

dolmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmiştir.

11. Temyiz üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 25/9/2012

tarihli ve E.2012/9409, K.2012/19583 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.

12. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun

8. maddesinin son fıkrasına göre iş mahkemesince verilen kararlara karşı karar

düzeltme yolu kapalı olduğu için 25/9/2012 tarihinde hüküm kesinleşmiştir.

13. Karar 9/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu; davalı aleyhine 14/1/2013 tarihinde İstanbul 21.

İcra Müdürlüğünün 2013/378 Esas sayılı dosyasında dört aylık çalıştırılmadığı

süre tazminatı, ihbar tazminatı farkı, dört aylık işe başlatmama tazminatı,

kıdem tazminatı farkı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile toplam

47.868,60 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır.

15. Davalı 5/4/2013 tarihinde borca kısmen itiraz etmiş,

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından 25/5/2004 ve 18/9/2008 tarihli

kararlar ile Şirketin mal varlığına el konarak satışının gerçekleştirildiğini,

29/7/2011 tarihinden itibaren Şirketin gayri faal duruma geldiğini, bu nedenle

haczedilebilecek mal varlığının olmadığını bildirmiştir.

16. Borçlu (davalı) tarafından tebligat masrafı verilmediği için

kısmi itiraz dilekçesi başvurucuya tebliğ edilmemiştir.

17. Başvurucu 12/6/2013 tarihinde İstanbul 21. İcra Müdürlüğüne

başvurarak davalının borca kısmi itirazda bulunduğunu ileri sürmüş ve itiraz

edilen kısmın mahsubundan sonra 39.134,35 TL üzerinden alacağın kesinleştiğine

dair yazı verilmesini talep etmiştir.

18. İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 12/6/2013 tarihli yazısına

göre itiraz edilen kısımlar çıkarıldıktan sonra takip 39.134,35 TL üzerinden

kesinleşmiş olup icra takibi devam etmektedir.

19. Başvurucu TMSF tarafından davalı Şirketin mal varlığına el

konduğu ve akabinde mal varlığının satılması sonucu 29/7/2011 tarihinden

itibaren Şirketin gayrifaal duruma geldiği iddiasıyla

11/7/2013 tarihinde TMSF'ye başvurarak 39.134,35

TL'nin tahsilini talep etmiştir.

20. Başvurucu 24/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun “Fesih bildirimine itiraz ve usulü” kenar

başlıklı 20. maddesi şöyledir:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep

olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay

içinde iş mahkemesinde dava açabilir.... taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme

götürülür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat

yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia

ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir.”

22. 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesinin dördüncü fıkrası

şöyledir:

“Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge

adliye mahkemesi ve Yargıtayca iki ay içinde karara

bağlanır.”

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; Cine5'te çalıştığı sırada iş akdinin haksız

feshedilerek işten çıkarıldığını 26/10/2010 tarihinde açtığı dava sonunda işe

iadesine ve tazminat ödenmesi yönünde verilen kararın 25/9/2012 tarihinde kesinleştiğini,

ardından başlattığı icra takibinin davanın 4857 sayılı Kanun'da düzenlenen

sürede bitirilmemesi nedeniyle sonuçsuz kaldığını zira bu sürede davalının

haczi kabil mal varlığının TMSF tarafından satıldığını ve personeliyle beraber

alıcıya devredildiğini ve davalı Şirketin gayrifaal

duruma geldiğini, ödeme yapılması amacıyla 11/7/2013 tarihinde TMSF'ye başvurduğunu, TMSF tarafından yazılı cevap

vermeyeceklerinin ve Şirketin mal varlığı olmadığı için ödeme yapılamayacağının

sözlü olarak bildirildiğini, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle

telafisi imkânsız şekilde mağdur olduğunu, davalı Şirketin mal varlığının

satıldığı 29/7/2011 tarihinden önce yargılamanın bitirilmesi hâlinde alacağını

tahsil edebileceği hâlde yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle

alacağını tahsil edemediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucunun, yargılamanın

uzun sürmesi nedeniyle alacağını tahsil edemediğini belirttiği; bu nedenle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.

26. Bakanlık başvurucunun iddialarını mülkiyet ve makul sürede

yargılanma hakları yönünden değerlendirerek başvurucunun şikâyetlerinin bir

kısmının makul süreye ilişkin olduğu, başvurucunun başvuru yollarını 9/11/2012

tarihinde tükettiğini ancak 24/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunduğunu,

bu nedenle makul süre şikâyetinin süre aşımı yönünden incelenmesi gerektiği,

başvurucunun dilekçesinden alacağını almak amacıyla TMSF'ye

başvurduğunun anlaşıldığını ancak bu konuda idari yargıda açtığı bir davayı

başvuruya konu etmediği, bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik şikâyetin başvuru

yollarının tüketilip tüketilmediği yönünden incelenmesi gerektiği yönünde görüş

bildirilmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvurusunun

bir kısmının değil tamamının makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olduğunu

zira dava makul sürede sonuçlandırılmış olsaydı TMSF'nin

satış ve devir işlemlerinden önce davalı Şirkete başvurarak diğer personel gibi

davalı Şirketin mal varlığıyla beraber personelini devralan yeni şirkette

çalışmaya başlamış olacağını veya alacağını tahsil etmiş olacağını, başvuruya

konu dava işe iade davası olduğundan kesinleşen davanın icrası için süreçleri

tamamladığını, TMSF'ye yaptığı başvurunun şifahi

olarak reddedildiği 11/7/2013 tarihinde makul sürede yargılanma hakkının

ihlalinin sebep olduğu mağduriyetin kesin bir şekilde ortaya çıktığını, bu

nedenle de başvurunun süresinde olduğunu ifade etmiştir.

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bununla birlikte bireysel başvuru

incelemesinde taleple bağlılık ilkesi gereği başvurucunun şikâyet etmediğini

açıkça dile getirdiği bir konuda başvurucunun yerine geçerek olay ve olgulardan

hareketle değerlendirme yapılması ve karar verilmesi mümkün değildir.

29. Başvurucu, Bakanlığın başka konuda da görüş bildirmesine

rağmen şikâyetlerinin tamamının makul sürede yargılanma hakkına yönelik

olduğunu açık bir biçimde ifade etmekte ve makul sürede yargılansaydı alacağına

kavuşacağını veya işe iadesinin gerçekleşeceğini, davanın Şirketin mal

varlığının personeliyle beraber satışı ve devri sonrasında bitirilmesi

nedeniyle telafisi imkânsız bir mağduriyetin ortaya çıktığını ileri

sürmektedir. Bu durumda başvurucunun şikâyetinin ayrıca mülkiyet hakkı ve yargı

kararını yerine getirilmesi hakkı yönünden incelenmesine imkân bulunmamaktadır.

30. Başvurucu, davası 9/11/2012 kesinleştiği hâlde icra takibi

sürecini başlattıktan ve TMSF'ye başvuru yaptıktan

sonra 24/7/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Bu durumda makul sürede

yargılanma şikâyetiyle ilgili olarak öncelikle başvurunun süresinde yapılıp

yapılmadığının incelenmesi gerekmektedir.

31. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarihtir. Sürenin

bitiş tarihi ise kamunun taraf olduğu davalarda çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak özel kişiler

arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin davalarda dava sonrasında icra daireleri

yoluyla yapılan takip ve tahsil süreçlerinde pozitif yükümlülükler kapsamında

devlete atfedilecek sorumluluklar bulunmadıkça değerlendirmeye esas alınacak

sürenin bitiş anı, başvurunun kesin olarak karara bağlandığı tarihtir.

32. Hukuk davalarında makul süre yargılama sürecinin işletilmesi

ile başlamaktadır. Davanın yargılama makamlarına taşındığı tarih makul sürenin

hesaplanmasında dikkate alınacak sürenin başlangıcıdır. Makul sürenin hesaplanmasında

esas alınacak son tarih ise yargılamanın sona erdiği tarihtir. Temel kural

olarak özel hukuk davalarında nihai kararın kesinleştiği tarih, yargılama

sürecinin sona erdiği tarih olarak değerlendirilir. Kural bu olmakla birlikte

esasa dair davayı takip eden kararın icrasında pozitif yükümlülükler kapsamında

devlete atfedilebilecek sorumluluklar bulunması hâlinde yargılamanın bir

parçası olabilir ve bu durumda makul süre değerlendirilmesinde kararın icra

süresi de dikkate alınabilir.

33. Bu bağlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bazı

kararlarında, makul süre hesabında başvurana ilişkin yargı kararının icra

edildiği, üniversite yönetiminin göreve iade edildiğine ilişkin yazısıyla son

bulduğuna dikkat çekmektedir. Mahkemenin kanaatine göre kararın gereğinin

yerine getirilmesindeki gecikme de yargılamanın uzunluğuna eklenmelidir (Büker/Türkiye, B. No: 29921/96,

24/10/2000, § 34). AİHM, idarenin kararının icrasında sorumluluğu bulunan bu

hâllerde kararın icrasının başvurucunun kişisel hakları üzerinde karar

verilmesinin bütünleyici bir parçası olduğu gerekçesiyle makul sürede

yargılanma hakkına icra süresini de dâhil etmektedir. Bu durumda Mahkemeye

başvuru süresini de Yüksek Mahkeme kararından değil icra sonunda varılan

anlaşmadan itibaren başlamaktadır (Silva Pontes/Portekiz, B. No: 14940/89,

23/3/1994).

34. Başvurucu 26/10/2010 tarihinde Cine5 aleyhine İstanbul 8. İş

Mahkemesinde işe iade davası açmıştır. Mahkemece 21/12/2011 tarihinde davanın

kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin 25/9/2012 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. Onama kararı 9/11/2012

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/1/2013 tarihinde davalı

aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü nezdinde tazminatın tahsili amacıyla icra

takibi başlatmış, davalı 5/4/2013 tarihinde borca kısmen itiraz ederek

haczedilebilecek mal varlığının bulunmadığını bildirmiştir. Başvurucu, bunun

üzerine 12/6/2013 tarihinde İcra Müdürlüğüne başvurarak borçlu tarafından

itiraz edilen kısmın mahsup edilmesinden sonra 39.134,35 TL üzerinden icra

takibinin kesinleştiğine dair derkenar yazı verilmesini talep etmiş; İcra

Müdürlüğünce alacağın 39.134,35 TL üzerinden kesinleştiğine dair derkenar yazı

başvurucu vekiline 12/6/2013 tarihinde verilmiştir. Başvurucu 11/7/2013

tarihinde TMSF’ye başvuruda bulunarak alacağının

kaydedilmesini talep etmiştir. TMSF tarafından yazılı cevap verilmediği gibi

TMSF aleyhine açılan herhangi bir dava da bulunmamaktadır. Başvurucu, TMSF

tarafından şifahi olarak yazılı yanıt verilmeyeceğinin ve Şirketin mal varlığı

olmadığı için ödeme yapılamayacağının bildirilmesi üzerine bireysel başvuruda

bulunduğunu, başvuru süresinin 11/7/2013 tarihinden itibaren başlatılması

gerektiğini bildirmiştir.

35. Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür.

36.Bireysel başvuruların 30/3/2011 tarihli ve 6216 Sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği

tarihten başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, § 18-19,

12/2/2013).

37. Başvurucu İstanbul 8. İş Mahkemesince yapılan yargılamanın

uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini,

davada daha erken karar verilmesi halinde alacağına kavuşmuş olacağını ileri

sürmüştür. Başvurucu makul süre şikâyeti dışında yargı kararının icra

edilmemesini kamu makamlarının sorumluluğunda görerek ve bir hakla

ilişkilendirerek şikâyet konusu yapmamıştır. Başvurucu başvuru dilekçesinde

ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü İstanbul 8. İş Mahkemesince verilen davanın

kabulüne dair kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesince 25/9/2012 tarihinde

onandığını, onama kararının 9/11/2012 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini belirtmiştir.

38. Somut başvuruya konu olayda, başvurucu ile davalı Cine5

arasında özel hukuk ilişkisine dayalı bir iş davası makul süre şikâyetine konu

edilmiştir. Kararın icrası doğrudan devletin sorumluluğunda bulunan işlemleri

içermemektedir. Somut olayda TMSF'nin yetkilerinden

kaynaklanan sorumluluklar bulunabilmekle beraber başvurucu bunları bir hakla

ilişkilendirip şikâyet konusu yapmamış, şikâyetini makul sürede yargılanma

hakkıyla sınırlı tutarak yaklaşık iki yıl süren davanın 4857 sayılı Kanun'unda

öngörülen sürelerde bitirilmemesinden yakınmıştır. Bu durumda başvurucunun

kesinleşen Mahkeme kararının kendisine tebliğ edildiği 9/11/2012 tarihinden

itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmuş olması gerekmektedir.

Başvurucu ise24/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

39. İcra aşaması da yargılama sürecinin parçasıkabul

edilerek makul sürede yargılanma hakkı incelemesi yapıldığında başvurucunun,

alacağını icra takip talebindeki davalı taraftan tahsil edemeyeceğini ve bu

aşamada kararın icra kabiliyetinin kalmadığını öğrendiği tarihten itibaren otuz

günlük süre içinde bireysel başvuruda bulunması gerekir. Zira başvurucu bu

aşamada kararın icra edilemeyeceğini kesin olarak öğrenmiş olmaktadır. Kamu

kurumu olmayan borçlular aleyhine yapılan icra takiplerinde, icra dairelerinin

herhangi bir kusuru olmaksızın yalnızca borçlunun malvarlığı bulunmadığı için

alacağın tahsil edilememesi durumunda icra takibi hukuken devam ettiği sürece

bireysel başvuruda bulunma hakkı tanınması mümkün değildir. Başvurucu, TMSF'nin somut davada sorumluluğu bulunduğunu düşünüyor ise

kurum aleyhine 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu

hükümlerine göre idari yargıda dava açma hakkına sahip olup bu yönde bir dava

açtığına dair bilgi ve belge sunmalıdır. Bu nedenle TMSF'ye

başvurusunun ve aldığı sözlü cevabın da icra aşamasına dâhil edilerek makul

süre değerlendirmesinde gözönünde bulundurulması

mümkün değildir.

40. Somut olayda başvurucu 12/6/2013 tarihinde İstanbul 21. İcra

Müdürlüğüne başvurarak davalının borca kısmi itirazda bulunduğunu ileri sürmüş

ve itiraz edilen kısmın mahsubundan sonra 39.134,35 TL üzerinden alacağın

kesinleştiğine dair yazı verilmesini talep etmiştir. Bu talep üzerine kendisine

verilen yazıda icra takibine davalı Şirketin 5/4/2013 tarihinde borca yaptığı

itirazda Şirketin mal varlığına el konularak satışının gerçekleştirildiği ve

29/7/2011 tarihinden itibaren Şirketin gayrifaal

duruma geldiği, bu nedenle haczedilebilecek mal varlığının olmadığı açıkça

bildirilmiştir. Bu durumda başvurucunun, kararın İstanbul 8. İcra Müdürlüğünce

icra edilemediğini kesin olarak öğrendiği 12/6/2013 tarihinden itibaren otuz

günlük süre içinde bireysel başvuruda bulunması gerektiği hâlde başvuruyu bu

sürenin geçmesinden sonra 24/7/2013 tarihinde yaptığı anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasına yönelik olarak

otuz gün geçtikten sonra yapılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan nedenlerle;

A. Başvurunun süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Selami ER

Başvurucu

:

Hasan Dinçer

BAYRAM

Vekili

:

Av. Cemal

AKAT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5650, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun süre aşımı
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Bayram
  15. Akat
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5650
Tarih
20 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar Başvurusu (B. No: 2013/4022)
  • Yusuf Yazıcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8105)
  • Engin Gök ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3955)
  • Vahap Akay ve Ruhsar Akay Başvurusu (B. No: 2013/7963)
  • Sıtkı Güngör Başvurusu (B. No: 2013/5617)
  • N. A. Başvurusu (B. No: 2013/5076)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.