İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

N. A. Başvurusu (B. No: 2013/5076)

(Başvuru Numarası: 2013/5076)

Başvuru No2013/5076Tarih6 Nisan 2016Okuma25 dk · 4.911 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru No
2013/5076
Karar tarihi
6 Nisan 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.911 kelime·25 dk okuma·17 bölüm

N. A. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/5076)

Karar Tarihi: 6/4/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru "görevi kötüye kullanma" suçundan dolayı

başvurucu hakkında yürütülen soruşturma sürecinde verilen aramave

iletişimin tespiti kararları nedeniyle özel hayatın gizliliği, konutdokunulmazlığı ve haberleşme hakkı ile kötü muamele

yasağının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. BirinciBölüm tarafından başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71. maddesinin(2)

numaralı fıkrası uyarınca başvurununiçtihadın

oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenilmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Ankara 2 No.lu Devlet GüvenlikMahkemesinin

9/7/2003 tarihli ve 2003/708 Değişik İş sayılı kararı ile "organize suç

örgütü üyesi olmak" suçlamasıyla başvurucunun iş yeri olan avukatlık

bürosunda arama yapılmıştır.

7. Ankara 2. Nolu Devlet Güvenlik

Mahkemesinin 16/7/2003 tarihli ve 2003/244 Değişik İş sayılı kararıyla

başvurucunun 2003 yılı Mayıs, Haziran ve Temmuz

aylarına ilişkin görüşme detay bilgilerinin alınmasına karar verilmiştir.

8. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/1/2007 tarihli ve

E.2004/220, K.2007/701 sayılı kararı ile başvurucunun "görevi kötüye

kullanmak" suçundan cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar

verilmiştir.

9. Temyiz üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/1/2007

tarihli kararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/2/2008 tarihli ve E.2007/9110

sayılı ilamı ile bozulmuştur.

10. Bozma üzerine yargılanmasına devam olunan başvurucu

hakkındaki davanın, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/12/2011 tarihli ve

E.2008/93, K.2011/302 sayılı kararı gereğince zamanaşımı nedeniyle düşmesine

karar verilmiştir.

11. Temyiz üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/12/2011

tarihli kararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 4/2/2013 tarihli ve E.2012/433,

K.2013/777 sayılı ilamı ile onanmıştır.

B. İlgili Hukuk

12. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun

240. maddesi.

13. 1/8/1999 tarihli ve 4422 sayılı mülgaÇıkar

Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nun 2. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunda öngörülen suçları işleme veya

bunlara iştirak yahut işlendikten sonra faillere her ne suretle olursa olsun

yardım veya aracılık veya yataklık etme kuşkusu altında bulunan kimselerin

kullandıkları telefon, faks ve bilgisayar gibi kablolu, kablosuz veya diğer

elektromanyetik sistemlerle veya tek yönlü sistemlerle alınan veya iletilen

sinyalleri, yazıları, resimleri, görüntü veya sesleri ve diğer nitelikteki

bilgileri dinlenebilir veya tespit edilebilir. Tespit edilenler mühürlenerek

yetkililerce zapta bağlanır.

İletişimin dinlenmesine veya tespitine ilişkin

kararlar, ancak kuvvetli belirtilerin varlığı halinde verilebilir.

Başka bir tedbir ile failin belirlenmesi, ele

geçirilmesi veya suç delillerinin elde edilmesi mümkün ise, iletişimin

dinlenmesine veya tespitine karar verilemez.

Resmî veya özel her türlü iletişim kuruluşlarının

tuttukları, iletişimin içeriği dışında kalan kayıtlar hakkında da yukarıdaki

hükümler uygulanır.

Dinleme veya tespite veya kayıtların

incelenmesine hâkim karar verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde

Cumhuriyet savcısı da bu hususlarda yetkilidir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan

bu gibi işlemlerin yirmidört saat içinde hâkim

kararına bağlanması şarttır. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar

verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır.

Dinleme ve tespit kararları en çok üç ay için

verilebilir, bu süre en çok iki defa üçer aydan fazla olmamak üzere

uzatılabilir.

İletişimin dinlenmesi ve tespiti sırasında bu

Kanunda öngörülen suçların işlendiğine ilişkin şüphe ortadan kalkarsa, tedbir

Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılır. Bu gibi hallerde tedbir uygulaması

sonucu elde edilen veriler, Cumhuriyet savcısının denetimi altında derhal ve

nihayet on gün içinde yok edilir ve durum bir tutanakla belirlenir.

Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği

kolluk mensubu, iletişim kurum ve kuruluşlarında görevli veya böyle bir hizmeti

vermeye yetkili olanlardan, dinleme ve kayda alma işlemlerinin yapılmasını ve

bu amaçla cihazların kurulmasını istediğinde, bu istem derhal yerine getirilir

ve işlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat bir tutanakla saptanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 6/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu; arama işlemi sırasında kendisine kötü muamelede

bulunulduğunu, hakkında verilen aramave iletişimin

tespiti kararının hukuka aykırı olduğunu, yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek adil

yargılanma, özel hayatın gizliliği, konutdokunulmazlığı

ve haberleşme hakları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

16. Başvurucu arama işleminin aşağılayıcı muameleye tabi tutulur

tarzda gerçekleştirildiğini, diğer sanıklarda olmadığı kadar çok polis ve

savcının aramaya katıldığını, arama sırasında kendisine "Alın bunu." denmek suretiyle

kötü muamelede bulunulduğunu ileri sürmüştür.

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (3) numaralı,

48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün

59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu

olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §

19).

18. Başvurucunun; kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine

eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle

ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, § 20).

19. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde

Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa

Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların

niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında kabul

edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve eklerinde

iddialarını destekleyici belgeleri sunması, kamu gücünün ihlale neden olduğunu

iddia ettiği hak ve özgürlüklere ilişkin gerekli açıklamaları yapması

zorunludur (Veli Özdemir, § 23).

20. Somut olayda başvurucu, arama sırasında kendisine kötü

muamelede bulunulduğunu ileri sürmüşse de buna ilişkin gerekçeler ile delillere

ait açıklamaları başvuru dilekçesinde göstermemiş; şikâyete konu şartların

giderilebilmesi için herhangi bir başvuru yapıp yapmadığını belirtmemiş;

bireysel başvuru kapsamında inceleme yapılabilmesi için gerekli açıklamaları

yapmamıştır. Ayrıca başvurucu şikâyetlerini, şikâyet ettiği maddi olayların ve

Anayasa Mahkemesine sunmak istediği haksızlıkların anlaşılmasını objektif

olarak imkânsız kılacak kadar karmaşık bir şekilde dile getirmiştir.

21. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri

vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, Anayasa hükmünün ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını kanıtlamak

zorundadır. Başvurucu tarafından soyut şekilde anayasal haklarının ihlal

edildiğinin ileri sürülmesi iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yolu, Anayasa'ya aykırılığının soyut biçimde ileri

sürülmesini sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiştir (İrfan Sarı, B. No: 2014/1397, 30/6/2014,

§27).

22. Somut başvuruda başvurucunun iddialarına ilişkin kanıt

sunmamış olması ve iddialarını temellendirememiş olması nedeniyle başvurusunun

bu kısmının esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır. Öte yandan

başvurucunun da imzaladığı arama tutanağında başvurucu arama dolayısıyla

herhangi bir zarara uğramadığını belirtmiştir.

23. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvurucu

tarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Özel Hayatın Gizliliğine ve Konut

Dokunulmazlığına Saygı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu, organize suç örgütü mensubu gösterilerek ortada

bir örgüt olmamasına rağmen örgüt suçlamasında bulunularak hakkında verilen

arama kararının özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

25. Anayasa'nın 20. maddesinde herkesin özel hayata ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile

hayatının gizliliğine dokunulamayacağı, 21. maddesinde de kimsenin konutuna

dokunulamayacağı belirtilmiştir (AYM, E.2003/38, K.2005/63, 12/10/2005).

26. Özel hayatın korunması her şeyden önce bu hayatın

gizliliğinin korunması, başkalarının gözü önüne serilmemesi demektir. Kişinin

özel hayatında yaşananların yalnız kendisi veya kendisinin bilmesini istediği

kimseler tarafından bilinmesini isteme hakkı, kişinin temel haklarından biridir

ve bu niteliği nedeniyle insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerde yer

almış; tüm demokratik ülkelerin mevzuatlarında açıkça belirlenen istisnalar

dışında devlete, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur (AYM, E.2009/1,

K.2011/82, 18/5/2011).

27. Modern toplumlarda diğer kişi haklarında olduğu gibi özel

hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı da sınırsız bir hak niteliğinde

değildir. Bazı hâllerde bu haklara da müdahale edilmesi gerekebilmekte, kişiler

de önemli nedenlerle yapılan bu müdahalelere katlanmak durumunda kalmaktadır

(AYM, E.2009/1, K.2011/82, 18/5/2011).

28. Özel hayat geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının

yapılması oldukça zordur. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel

bağımsızlık olup bu koruma; herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak,

kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte

özel hayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve

dış dünyayı bu alandan uzak tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır (Faris Korkmaz, B. No: 2013/6995, 8/9/2015, §

33).

29. Anayasa'nın 20. ve 21. maddelerinde, bu maddeler ile koruma

altına alınan haklar bakımından aynı sınırlama sebeplerine yer verilmiştir.

Buna göre özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakları; millî

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlakın

veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya

birkaçına bağlı olarak sınırlanabilir.

30. Anayasa'nın 20. ve 21. maddelerinde sayılan nedenlerden biri

veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça yine

bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla

yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça kimsenin üstü, özel kâğıtları

ve eşyası aranamayacak; bunlara el konulamayacak, kimsenin konutuna

girilemeyecek, arama yapılamayacak ve buradaki eşyaya el konulamayacak, yetkili

merci kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacak; hâkim,

kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklayacak, aksi hâlde el

koyma kendiliğinden kalkacaktır (AYM, E.2003/38, K.2005/63, 12/10/2005).

31. Arama, suçu önlemek amacıyla suç işlenmeden önce veya suç

işlendikten sonra delillerin elde edilmesi ve/veya sanığın veya şüphelinin

yakalanabilmesi için bireylerin bazı temel haklarının sınırlandırılmasına sebep

olacak şekilde yürütülen bir koruma tedbiridir. Arama ile başlıca özel hayatın

gizliliği, konut dokunulmazlığı ve vücudun dokunulmazlığı gibi temel haklar

sınırlandırılmış olur (AYM, E.2005/43, K.2008/143, 18/9/2008).

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) konut kavramını

genellikle özel yaşamın ve aile yaşamının geliştiği, maddi olarak belirlenmiş

yer olarak tanımlamıştır (Giacomelli/İtalya, B. No: 59909/00, 2/11/2006, §

76). Öte yandan AİHM, konut kavramını iş yerlerini de kapsayacak şekilde

genişletmiş; bu bağlamda bir kişinin mesleğini sürdürdüğü bürosunun, özel bir

kişinin işlettiği şirketin faaliyetlerinin yürütüldüğü kayıtlı merkezin, tüzel

kişilerin kayıtlı merkezlerinin, şubelerinin ve diğer iş yerlerinin bu kapsamda

olduğunu ifade etmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §

30; Petri Sallinen/Finlandiya,

B. No: 50882/99, 27/12/2005, § 70).

33. AİHM'e göre ceza soruşturmasında

arama ve el koyma yetkilerinin kullanılması meşru olmakla birlikte başvuruya

konu olayın şartları çerçevesinde bu tedbirlere, yerinde ve yeterli

gerekçelerle ve orantılı olarak başvurulması gerekir. Bu konu

değerlendirilirken özellikle arama izninin verildiği sırada başka bir delilin

varlığı gibi şartların; arama izninin içeriği ve kapsamı, arama sırasında

bağımsız gözlemcilerin bulunması, aramanın gerçekleştirilme biçimi ve aramadan

etkilenen kişinin işi ve itibarına yönelik olan etkinin boyutu gibi hususlar

dikkate alınmalıdır (Chappell/İngiltere, B. No: 10461/83, 30/3/1989, §

60; Buck/Almanya, B. No: 41604/98, 28/4/2005, §

45).

34. Somut olayda Ankara 2 No.lu Devlet GüvenlikMahkemesinin

2003/708 Değişik İş sayılı kararı ile "organize suç örgütü üyesi

olmak" suçlamasıyla başvurucunun iş yerinde suç delili elde etmek amacıyla

aramalar yapılmıştır. Söz konusu arama işlemleri, Cumhuriyet savcılarının

denetiminde ve Ankara Barosunun görevlendirdiği avukatlarınnezaretinde

gerçekleştirilmiştir. Aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış, başvurucu

da arama dolayısıyla herhangi bir zarara uğramadığını beyan etmiştir.

Dolayısıyla başvurucunun özel hayatının gizliliği ve konut dokunulmazlığına

yapılan müdahale, anılan haklara yönelik anayasal sınırlama sebepleri

çerçevesinde Anayasa ve Kanun ile öngörülen usule göre ve suç delili elde

edilmesi meşru amacına dayalı olarak bağımsız gözlemciler olan Baro

temsilcilerinin gözetiminde gerçekleştirilmiştir. Müdahalenin niteliği ve

müdahale ile öngörülen meşru amaç ve bu amacı gerçekleştirmek için ilgili ve

yeterli gerekçelere dayanıldığı dikkate alındığında arama işleminin demokratik

bir toplumda gerekli ve ölçülü olduğu anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun yapılan arama işlemlerinin

hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

36. Başvurucu, hakkında verilen iletişimin tespiti kararı

nedeniyle haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz

saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar. İstisnaların

uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”

38. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve

aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

39. Görüldüğü üzere haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin

gizliliğine saygı hakkı, gerek Anayasa’da gerekse Sözleşme’de güvence altına alınmaktadır. Anılan

düzenlemelerde ifade edilen haberleşme kavramının telefon vasıtasıyla yapılan

iletişimi de içine aldığı ve dolayısıyla başvurucunun, görüşme detay

bilgilerinin alınmasının ve haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarının

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamında yer aldığı konusunda

tereddüt yoktur.

40. Başvurucu; iletişimin tespiti kararının keyfî olduğunu,

organize suç örgütü mensubu gösterilerek ortada bir örgüt olmamasına rağmen

örgüt suçlamasında bulunularak hakkında iletişimin tespiti kararı verildiğini,

iletişimin tespiti kararında belirtilen başka şekilde delil elde etme imkanının

olmaması gerekeçesinin hukuki bir gerekçe olmadığını

ve bu nedenle haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleri

Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikte

Anayasa’da Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında yer alan konulara karşılık tek

madde bulunmamaktadır. Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği genel

olarak düzenlenmekle birlikte başvurucunun iddialarına esas olan haberleşme

özgürlüğü, Anayasa’nın 22. maddesinde özel ve ayrı olarak düzenlenmiştir.

42. Anayasa’nın 22. maddesi ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,

haberleşme özgürlüğünün yanı sıra -içeriği ve biçimi ne olursa olsun-

haberleşmenin içeriğinin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme

bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel

iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir (Yasemin Çongar ve diğerleri, B. No:

2013/7054, 6/1/2015, § 49).

43. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet

aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetleri, haberleşme özgürlüğü ve

haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmelidir (Yasemin Çongar ve diğerleri, § 50).

44. Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin

gizliliğine ve dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale

oluşturur. Telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması da

bu kapsamdaki müdahalelerdir (Yasemin Çongar

ve diğerleri, § 52).

45. Somut olayda, Ankara 2. No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin

16/7/2003 tarihli ve 2003/244 Değişik İş sayılı kararıyla "çıkar amaçlı suç örgütlerinin yapısı organize

oluş şekli ve suç işleme yöntemleri göz önüne alındığında sanıklara ve

kanıtlara ulaşmak için başka yöntem bulunmadığı kamu düzeninin sağlanması ve

suçların işlenmesinin önlenmesi açısından iletişimin dinlenmesinin tespiti ve

detay sorgulamasının yapılması gerektiği kanaatine varıldığından Cumhuriyet

başsavcılığının talebinin kabulüne, çıkar amaçlı suç örgütü mensubu zanlıları

tarafından suç işlerken kullanıldığı yönünde kuvvetli kuşku ve yeterli emare

bulunan ... numaralı cep telefonlarının4422 sayılı Yasanın ilgili maddeleri

gereğince 2003 yılı Mayıs Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin görüşme detay

bilgilerinin alınmasına" karar verilmiştir.

46. Başvurucunun kullandığı telefona ilişkin mayıs, haziran ve

temmuz aylarına ilişkin görüşme detay bilgileri alınmıştır. Buna göre başvurucu

hakkında uygulanan bu tedbirin haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale

oluşturduğu açıktır.

47. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp birtakım

meşru sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri,

Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı

fıkralarında sıralanmaktadır.

48. Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasına göre millî

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri

veya birkaçına bağlı olarak ve usulüne göre verilmiş hâkim kararı ile veya aynı

sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla yetkili

kılınmış merciin yazılı emri ile haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmenin

gizliliğine müdahale edilebilir. Yetkili mercinin

kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını

kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar.

49. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da

haberleşme özgürlüğüne yönelik müdahalenin hukuka uygun ve demokratik toplumda

gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı,

suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılmış olması

gerekli olup bu şartlar altında yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.

50. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

51. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama ve

güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hak

ve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler gözönünde

bulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun

genel kuralları dikkate alınarak uygulanması zorunlu olduğundan belirtilen

düzenlemede yer alan başta yasa ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence

ölçütlerinin Anayasa’nın 22. maddesinde yer verilen hakkın kapsamının

belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187,

19/12/2013, § 35).

52. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 28-34) kararında haberleşme

özgürlüğüne yapılan müdahalelerin değerlendirilmesine ilişkin temel ilkeler

belirlenmiştir. Gizli uygulanmaları nedeniyle kötüye kullanılma riski

barındıran, haberleşmenin gizliliğine yönelen tedbirlerin uygulama alanı ve

usulünün açık kanun hükümleri ile düzenlenmesi şarttır. Buna göre haberleşme

özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin

yasal dayanağını oluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”, “yeterince açık” ve

belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olması

gerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma “meşru bir amaca” dayalı

olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü

olmalıdır.

53. AİHM kararlarında, gizli tedbirlere ilişkin kanun

hükümlerinin barındırması gereken asgari unsurlar sıralanmıştır. Bu kapsamda

izleme kararı verilmesine yol açabilecek suçların niteliği, iletişimleri

izlenecek kişi kategorisi, izleme sürelerinin sınırları, elde edilen verilerin

inceleme, değerlendirme ve saklanmalarına ilişkin esaslar, verilerin

başkalarıyla paylaşılmasına ilişkin önlemler ve elde edilen verilerin ortadan

kaldırılmasına ilişkin koşulların kanunda açık bir şekilde düzenlenmesi

gereklidir (The Association For European Integration And Human Rights ve Ekimdzhiev/Bulgaristan, B. No: 62540/00,

28/6/2007, §§ 76, 77).

54. Somut olayda başvurucunun haberleşmesinin gizliliğine

yönelik müdahalenin dayanağı 4422 sayılı Kanun’un 2. maddesidir. Müdahale

tarihi itibarıyla yürürlükteki hâliyle 2. maddeye göre bu Kanun'da sayılan suç

türleri bakımından yapılan soruşturmalarda, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli

şüphe sebeplerinin olması ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının

bulunmaması durumunda hâkimin veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde

Cumhuriyet savcısının karar alabileceği; Cumhuriyet savcısının kararını derhâl

hâkimin onayına sunacağı ve hâkimin kararını en geç yirmi dört saat içinde

vereceği, sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde

tedbirin Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılacağı düzenlenmiştir.

Aynı maddede,tespit kararlarının en çok üç ay için

verilebileceği ve bu sürenin en çok iki defa üçer aydan fazla olmamak üzere

uzatılabileceği, iletişimin dinlenmesi ve tespiti sırasında bu Kanun'da

öngörülen suçların işlendiğine ilişkin şüpheninortadan

kalkması hâlinde tedbirin Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılacağı,bu

gibi hâllerde tedbir uygulaması sonucu elde edilen verilerin Cumhuriyet

savcısının denetimi altında derhâl ve nihayet on gün içinde yok edileceği ve

durumun bir tutanakla belirleneceği düzenlenmiştir.

55. Görüldüğü üzere 4422 sayılı Kanun’un 2. maddelerinde telefon

görüşmelerinin dinlenmesine yönelik açık ve detaylı kurallar ortaya konulmuş,

kamu makamlarının değerlendirme yetkisinin kapsam ve sınırları net bir şekilde

belirtilmiştir. Aynı şekilde dinleme tedbirinin hangi suçlar için verileceği,

süresi, kayıtların saklanma ve imha edilme şartları belirlenmiştir. Ayrıca acil

durumlarda dahi dinleme tedbirinin alınmasının, keyfîliğe

karşı yeterli bir güvence sağlayacak şekilde hâkim onayına tabi tutulması

öngörülmüştür. Buna göre müdahalenin dayanağı olan kanun hükümleri, hak ve

özgürlüğe yönelen müdahalelerin sınırlarını yeterli açıklıkta ortaya koyan,

erişilebilir ve öngörülebilir niteliktedir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde

4422 sayılı Kanun’un anılan maddelerinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

56. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabul

edilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suçun önlenmesi, genel sağlık ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden

biri veya birkaçına dayanması gerekir.

57. Somut olayda suç işlenmesinin önlenmesi ve suç kanıtlarının

elde edilmesi amacına yönelik olarak 4422 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca

ve hâkim kararıyla başvurucunun iletişiminin tespitine karar verilmiştir.

Dolayısıyla müdahale Anayasa’nın 22. maddesinde gösterilen meşru bir amaca

dayalıdır.

58. Haberleşme özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların, Anayasa'nın 13.

maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda da bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri, §§

57, 58).

59. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşmak

için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014,

§§ 92, 93).

60. Somut olayda suç işlenmesinin önlenmesi ve suç kanıtlarının

elde edilmesi amacına yönelik olarak 4422 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca

ve Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi kararıyla başvurucunun telefon görüşme

detay bilgileri alınmıştır. Anılan Mahkeme kararında, başvurucunun çıkar amaçlı

suç örgütü oluşturan bir organizasyon içinde yer aldığının değerlendirildiği,

soruşturma konusu olayın aydınlatılabilmesi için bu aşamada başkaca delil elde

etme imkânı bulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir. 4422 sayılı Kanun’un 2.

maddesi, iletişimin tespiti tedbirleri karşısında kişilerin özel hayatlarını ve

haberleşme hürriyetlerini korunması bağlamında yeterli güvenceleri düzenlemekte

olup somut olayda da anılan Kanun hükmüyle getirilen güvencelere uyulmuştur. Daha

açık ifadeyle başvurucu hakkında anılan 4422 sayılı Kanunda belirtilen bir suç

isnadı dolayısıyla (suç işlemek amacıyla örgüt kurma) ve Devlet Güvenlik

Mahkemesi kararına dayalı olarak telefon görüşme detay bilgilerinin alınması

tedbirine başvurulmuştur. Buna göre kamu düzenini tehdit eden nitelikte bir

suçun işlenmesinin önlenmesi ve suç kanıtlarının elde edilmesi amacına yönelik

olarak başvurucunun iletişiminin tespitinin demokratik bir toplumda gerekli

olmadığı söylenemez. Bunun yanı sıra Mahkeme kararında başvurucunun sadece 2003

yılı Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin görüşme

detay bilgilerinin istendiği, ayrıca bu görüşme detay bilgilerinin kamuoyunun

erişimine açılarak alenileştirilmemesi karşısında söz konusu tedbirinorantılı olduğu sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 22. maddesinde güvence

altına alınan haberleşme hürriyetine yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

d. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

ilişkin İddia

62. Başvurucu; Sosyal Güvenlik Kurumunun doğrudan bir zararı

doğmuş olmamasına rağmen müdahale talebinin kabul edildiğini, davanın

iddianamesini gazetecilerden öğrendiğini, avukatlık görevi nedeniyle

yargılandığı için Bakanlıktan soruşturma izni yönündeki taleplerinin kabul

edilmediğini, hukuki irtibat olmamasına rağmen birleştirme kararları

verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

i. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

63. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin Diğer İddialar

64. Anayasa’nın “Görev ve

yetkileri” kenar başlıklı 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. ...”

65. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(1) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

66. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

67. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46. maddesinde kimlerin

bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı

fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi

için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar;

başvurucunun kamu gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı “güncel bir hakkının ihlal edildiği iddiasında”bulunması,

iddia edilen ihlalden kişinin “kişisel

olarak” ve “doğrudan”

etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun “mağdur” olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,

20/3/2014, § 24).

68. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilebilmesi

için başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp iddia edilen

ihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini kanıtlaması

gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk statüsünün

mevcudiyetinin kabulü için yeterli değildir (Ayşe

Hülya Potur, B. No: 2013/8479, 6/6/2014, § 24).

69. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara zarar

gelmemesi şartıyla bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

mağdur olduklarının kabulü mümkün değildir (Benzer yöndeki AİHM kararları için

bkz. Eğinlioğlu/Türkiye (k.k.),

B. No: 31312/96, 21/10/1998; Koç ve Tambaş/Türkiye (k.k.),

B. No: 46947/99, 24/2/2005; İsak Tepe/Türkiye, B. No: 17129/02,

21/10/2008, § 30; Bouglame/Belçika (k.k.),

B. No: 16147/08, 2/3/2010; Juge ve Ducamp/Fransa

(k.k.), B. No: 66170/09, 12/4/2011). Ancak bu durum,

soruşturma veya kovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil

yargılanma hakkı dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve Mustafa Kadir Gül,

B. No: 2013/3371, 9/3/2016,§ 52).

70. Somut olayda başvurucu hakkında kamu davası açılmış ise de

öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolması nedeniyle nihai olarak davanın

düşmesine karar verilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun bahse konu iddiaları

bakımından mağdur sıfatı bulunmamaktadır.

71. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

72. Başvurucu,

hakkında açılan kamu davasında yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

73. Ceza davalarına ilişkin yargılamaların makul sürede

sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadaki yargılama süresinin makul

olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli

olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi

hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (B.E.

B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; Ersin

Ceyhan, B. No:2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40) ve bu kapsamda yapılan

incelemeler sonucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik

kararlar verilmiştir (Mehmet Fatih Özdemir,

B. No:2013/1607, 17/11/2014; Ömer Çoygun, B. No:2013/3396, 22/6/2015; Osman Bayrak, B. No: 2013/3803,

25/2/2015).

74. Başvuru konusu olay, görevi kötüye kullanma suçundan açılan

ceza davasına ilişkindir. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anı ya da

kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucu

hakkında arama işleminin gerçekleştiği 9/7/2003'tür. Ceza yargılamasında

sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih

olup somut davada bu tarih, Yargıtay 5. Ceza Dairesince İlk Derece Mahkemesi

kararının onandığı 4/2/2013'tür (Ersin

Ceyhan, § 35).

75. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 9/7/2003 tarihinde

başvurucunun ofisinde arama yapıldığı, başvurucu hakkında görevi kötüye

kullanma suçundan ceza davası açıldığı, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin

12/1/2007 tarihli kararı ile başvurucunun "görevi kötüye kullanmak" suçundan cezalandırılmasına ve

cezanın ertelenmesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay tarafından

bozulduğu, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle

düşmesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesince 4/2/2013 tarihinde

onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

76. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvuruya konu ceza

davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olduğu söylenebilirse de başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

yaklaşık on yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

77. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

78. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

79. Başvurucu, tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

80. Bireysel başvuru dosyasının incelenmesi sonucunda

başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna

varılmıştır.

81. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on

yıllık yargılama süresi dikkate alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu

sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucuya net 7.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

82. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine, özel hayatın

gizliliğine ve konut dokunulmazlığına saygı haklarının ihlal edildiğine,

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle

kabulKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddia haricindeki diğer adil yargılanma hakkı şikâyetlerinin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 7.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : N.A.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5076, 6 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. N. A. Başvurusu
  4. Birinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 16147/08, 2/3/2010; Juge ve Ducamp/Fransa
  15. B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; Ersin
  16. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  17. E. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  18. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5076
Tarih
6 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Okan Tüm ve Ali Rıza Eren Başvurusu (B. No: 2013/9509)
  • Suna Ökmen ve Dursun Bütüner Başvurusu (B. No: 2013/717)
  • Reşat Berber ve Nevzat Gönen Başvurusu (B. No: 2013/9383)
  • Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş Başvurusu (B. No: 2013/7907)
  • Kahraman Güvenç Başvurusu (B. No: 2013/3551)
  • Necla Gökçek Başvurusu (B. No: 2013/7125)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.