İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Engin Gök ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3955)

1. Başvuru; kolluk görevlileri tarafından bir terör örgütüne

Başvuru No2013/3955Tarih14 Nisan 2016Okuma17 dk · 3.442 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Engin Gök Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/3955
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.442 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kolluk görevlileri tarafından bir terör örgütüne

yapılan operasyon kapsamındaki yakalanma sırasında kötü muameleye maruz

bırakılma ve kolluk görevlileri hakkında yapılan şikâyet üzerine başlatılan

soruşturmanın etkili bir şekilde yürütülmemesi nedenleriyle işkence

ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine Hakkâri

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 19/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 20/1/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

26/1/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 9/2/2015 tarihinde ibraz etmişlerdir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

bilişim sistemi üzerinden incelenen, başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuruculardan Engin Gök 1/9/1996 doğumlu olup başvuruya

konu olayın meydana geldiği tarihte on altı yaşındadır. Diğer başvurucu YusufGök, Engin Gök’ün babası, başvurucu Meryem Gök ise

annesidir.

9. Başvurucu Engin Gök ifadesine göre olaydan önce bir terör

örgütüne katılmaya karar vermiş, olayın meydana geldiği 19/10/2012 tarihinde

Hakkâri kırsalında yer alan bir Hidro Elektrik

Santralinin (HES) olduğu mevkiye, örgüt üyeleri ile

buluşup söz konusu örgütün silahlı dağ kadrosuna katılmak için akşam

saatlerinde gitmiştir.

10. Aynı gün Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü hizmetinde kullanılan

bir ihbar hattına gelen bölgede söz konusu terör örgütünün silahlı üyelerinin

bulunduğuna dair ihbar üzerine

Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube

Müdürlüğü (PÖH) emrinde görevli beş zırhlı araç içinde bulunan yirmi yedi

personel, kontrol amaçlı olarak ihbara konu ve başvurucu Engin Gök'ün terör

örgütüne katılmak için gittiği HES bölgesine saat 20.00 sıralarında intikal

etmişlerdir.

11. PÖH memurlarının söz konusu HES bölgesine gelmesiyle terör

örgütü mensupları ile memurlar arasında el bombaları ve başkaca ağır tesirli

silahların her iki tarafça da kullanıldığı bir çatışma yaşanmış, yaklaşık kırk

dakika süren bu çatışma sonucunda memurlardan üçü şehit olmuş, beşi ise

yaralanmıştır. Aynı çatışmada terör örgütünün silahlı üyelerinden üçü

öldürülmüş, diğerleri ise olay yerinden kaçmışlardır.

12. Bu silahlı çatışma sonrasında ve görevlilerin çevrede

yaptıkları güvenlik kontrolü sırasında başvurucu Engin Gök silahsız bir şekilde

yakalanmıştır.

13. Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 20/10/2012 tarihli

yakalama tutanağında özetle gelen ihbar üzerine HES bölgesine intikal edildiği,

HES santral binasının önünde bulunan bir grup şahsın şantiyenin içine

kaçtığının görülmesi üzerine "teslim ol" çağrısı yapılarak söz konusu

binaya girildiği, burada bulunan dört kişinin yere yatırıldığı, S.G. adlı

kişinin "Biz buranın çalışanıyız,

burada bizden başka kimse yok." şeklinde beyanda bulunması

üzerine bu kişilerin kontrol altında tutulduğu, devam eden arama tarama

çalışmaları sırasında bir patlamanın meydana geldiği ve akabinde üzerilerine ağır tesirli silahlarla ateş açıldığı, bu

sırada görevli memurlardan birkaçının yaralandığı, "teslim ol"

çağrısının yenilendiği, bu çağrının da sonuçsuz kalması üzerine bu kez silahla

karşılık verildiği, bu arada HES çalışanı olan kişilerin güvenli bölgeye

alındığı, çatışmanın yaklaşık kırk dakika sürdüğü, karşı taraftan ateşin

gelmediğinin anlaşılması üzerine yapılan aramada HES binasının arkasında

bulunan kayalıkların dibinde yüzükoyun yerde yatan bir kişinin olduğunun fark

edildiği, yanına yaklaşıldığında sivil kıyafetli ve başından yaralı olduğu

görülerek yerden kaldırıldığı ve olay yerine gelen ambulanslardan birine

bindirilerek ilk müdahalenin ardından tedavisi için Hakkâri Asker Hastanesine

gönderildiği, saat 00.30 sıralarında ise çatışma alanından dönüldüğü,

sonrasında bu kişinin Engin Gök olduğunun öğrenildiği belirtilmiştir.

14. Başvurucu Engin Gök'ün yakalanması sonrasında yapılan üst

araması sonucunda üzerinden söz konusu örgütün silahlı eylem yapan mensuplarına

hitaben elle yazılmış bir not kâğıdı çıkmıştır. Kâğıtta başvurucunun kod adı,

doğum tarihi, annesi ve babasının ismi, örgüte nereden katıldığı ve katılım

tarihi (19/12/2012) gibi bilgilere yer verildiği görülmüştür.

15. Başvurucu Engin Gök hakkında 19/10/2012 tarihinde Hakkâri

Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından verilen travma ön tanılı raporun ilgili

bölümü şöyledir:

"...saat 20.30’da yakalanarak 21.30’da hastanemize

getirilmiştir. Hastanın yapılan muayenesinde şuuru açıktır… baş boyun

bölgesinde; sol temporal skalpte

2 cm’lik laserasyon, her

iki temporal skalpte ödem izlendi. Glabella

ve 2 cm üzerinde 1 cm’lik cilt laserasyonları

mevcut. Üst dudakta laserasyon ve ödem mevcut… mevcut haliyle hayati tehlikesi

yoktur. Mevcut tıbbi durumu basit tıbbi muayene ile giderilebilir. Gözaltına

alınmasında ve sorgulanmasında sakınca yoktur."

16. Başvurucu Engin Gök hakkında 21/10/2012 tarihinde Hakkâri

Asker Hastanesi Baştabipliğinde yapılan tutuklu muayenesi sonucu verilen

raporun ilgili bölümü şöyledir:

“Glabella ve alında 1 cm laserasyon

mevcut. 19/10/20012 tarihinde düzenlenen rapora ek olarak periorbital

ödem ve ekimoz mevcut. Hastanın hayati tehlikesi

yoktur. Tutukluluk halinin devamında sakınca yoktur.”

17. Başvurucu Engin Gök hakkında 22/10/2012 ve 23/10/2012

tarihlerinde Hakkâri Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından düzenlenen raporlarda

da benzer tespitler yapılarak başvurucunun hayati tehlikesinin olmadığı,

gözaltı hâlinin devamında sakınca bulunmadığı belirtilmiştir.

1. Başvurucu Engin Gök Hakkında Yürütülen

Soruşturma Süreci

18. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı)

tarafından başvurucu Engin Gök ve olay sırasında söz konusu HES binasında

bulunan diğer kişiler hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak ve silahlı

terör örgütüne yardım suçlarından resen ve derhâl soruşturma başlatılmış olup

başvurucu Engin Gök'ün 23/10/2012 tarihinde Cumhuriyet savcısına müdafisi

huzurunda vermiş olduğu ifadesinde özetle yakalanmadan üç dört gün önce terör

örgütünün kırsal kadrosuna katılmaya karar verdiğini, bu amaca ulaşmada yardımı

dokunabileceğini düşündüğü bir siyasi partinin il teşkilatı binasına gittiğini,

kendisini örgüte teslim etmesi için tanımadığı ve ismini bilmediği bir kişiyle

bu binadan ayrıldığını ve birlikte K... Köyüne yedi sekiz kilometre uzaklıkta

olan HES binasının yakınına gittiklerini, orada örgüt üyesi olan kişilerle

buluştuklarını, bu kişilerin kendisini ertesi gün örgütün kampına

götüreceklerini söylediklerini, bu kişilerin kalmakta olduğu bir mağarada bir

süre dinlendikten sonra toplam dört kişinin mağaraya yakın yerde bulunan HES'e geldiğini, HES'in güvenliğini

sağlayan iki kişi de dâhil olmak üzere toplam altı kişinin HES'e

ait binaya girdiğini, A... kod isimli örgüt mensubunun sık sık dışarıyı kontrol

ettiğini, bir süre sonra yanlış hatırlamıyorsa A... kod isimli bu örgüt

mensubunun "Asker geldi."

diye bağırdığını ve herkesin kaçışmaya başladığını, o sırada kolluk

görevlilerinin kendisini ve başka kişileri yakaladıklarını, tekme tokat

dövdüklerini, kolluk görevlilerinin çıkan çatışmada kendisini örgüt üyesi

olduğunu düşündüklerinden darbettiklerini ancak kimseden

şikâyetçi olmadığını söylemiştir.

19. Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu olaya ilişkin

soruşturmayı olayda PÖH memurlarının görev alması nedeniyle Emniyet Müdürlüğü

görevlileri yerine İl Jandarma Komutanlığı (Jandarma) görevlileri aracılığıyla

yürütmüştür.

20. Bu soruşturma kapsamında Jandarma görevlilerince söz konusu

olayda görev alan PÖH memurlarının bir kısmının (beşinin) 22/10/2012-23/10/2012

tarihlerinde tanık sıfatıyla ifadeleri alınmış olup adı geçenlerin ifadelerinde

özetle söz konusu HES bölgesine ihbar üzerine gittiklerinde terör örgütü

üyeleri tarafından silahlı saldırıya maruz kalmaları nedeniyle önce

"teslim ol" çağrısı yaptıklarını ancak bu ve devamında yapılan aynı

mahiyetteki çağrılara yine silahla ateş edilerek karşılık verilmesi sonucu

kendilerinin de saldırıya aynı şekilde ateşle karşılık vermeleriyle başlayan

silahlı çatışmanın yaklaşık kırk dakika devam ettiğini, akabinde karşı taraftan

gelen ateşin kesilmesi üzerine gruplara ayrılarak çevrede arama tarama

çalışmalarına başladıklarını, bu sırada HES binası ile yanında bulunan

konteyner arasında saklanmış bir örgüt üyesini fark ettiklerini, kendisine

teslim olması yönünde yeniden yaptıkları çağrıya bu kez de ateşle karşılık

vermesi üzerine aralarında kısa bir süre devam eden başka bir çatışmanın

yaşandığını, örgüt üyesinin bulunduğu bölgede meydana gelen patlama sonucunda

çatışmanın sonlandığını, sonrasında bu bölgeye yakın bir yerde bulunan

kayalığın altında yüzükoyun yerde yatan başka bir kişiyi gördüklerini ve bu

kişiye de teslim olması yönünde çağrı yaptıklarını, söz konusu kişininsilahının olmadığını ve yaralı olduğunu Kürtçe

söylediğini, kontrollü bir şekilde yanına yaklaştıklarında bu kişinin sivil giyinimli olduğunu ve başından kan aktığını gördüklerini,

hemen yerden kaldırıp olay yerine önceden gelen ve hazır beklemekte olan

ambulanslardan birine bindirerek hastaneye gönderdiklerini söylemişlerdir.

21. Soruşturma kapsamında olay yerinde bulunan kişilerin de

şüpheli sıfatıyla ve müdafileri huzurunda ifadeleri alınmış olup bu kişilerden

M.G, R.İ. ve K.A., üzerilerine atılı suçlamaları

reddetmişlerdir. Bu kişilerin ifadelerinde, olay sırasında kolluk

görevlilerinin kendilerini veya üçüncü bir kişiyi darp ettiklerine ilişkin

herhangi bir anlatım yer almamaktadır.

22. S.G. ise olayın gerçekleştiği akşam saat 18.30 sıralarında

bulundukları binaya önceden tanımadığı bir çocuğun (başvurucu Engin Gök) gelip

binanın ve çevrenin aydınlatmalarını kapatmalarını istediğini, kendisine olay

yerinde ne aradığını sorunca da arkadaşlarının söz konusu yerden geçeceğini

söylediğini, bir süre sonra olay yerine PÖH memurlarının operasyon için

geldiğini gördüğünü, HES binası içinde oldukları sırada gelen memurların önce K.A.ya vurmaya başladıklarını, sonrasında tanımadığı ve ilk

kez gördüğü çocuğa tekme ve tokat attıklarını, kendilerine çocuğu tanıyıp

tanımadıklarını sorduklarını, kendilerinin tanımadıklarını söylediklerini, bir

süre sonra çocuk ve polislerin bina dışına çıktıklarını, çıkmalarından beş

dakika sonra otomatik silah ve el bombası sesi duyduklarını, bir süre devam

eden çatışma sırasında bina içinde kaldıklarını, çatışmanın sonlanması üzerine

olay yerine gelen Jandarma tarafından Hakkâri İl Jandarma Merkez Komutanlığına

getirildiğini söylemiştir.

23. Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturma sırasında

başvurucu Engin Gök tutuklanmış ve akabinde hakkında silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan Hakkâri Çocuk

Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

24. Soruşturma sonucunda diğer şüpheliler hakkında da aynı

suçlamayla fezleke düzenlenerek dosya, bu suçtan soruşturma yapmaya yetkili

bulunan Van Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

25. Başvurucu Engin Gök'ün tutuklanmasına karar verildiği

23/10/2012 tarihinde Hâkkari Sulh Ceza Mahkemesi

tarafından yapılan sorgusunda Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesini tekrar

edip üzerine atılı suçlamayı kabul ettiği anlaşılmıştır.

26. Söz konusu sorgulamasında hazır bulunan müdafisi,

başvurucunun akli dengesinin yerinde olmadığını, yaşı ve olay sırasında maruz

kaldığı darp nedeniyle kendi aleyhine anlatımlarda bulunduğunu ve beyanlarının

çelişkili olduğunu ileri sürmüş veakli melekeleri

yeterli olmayan başvurucunun aleyhine olan anlatımlarına itibar edilmemesini

talep etmiştir.

2. Kolluk Görevlileri Hakkında Yürütülen

Soruşturma Süreci

27. Başvurucunun tutuklanmasından sonra müdafinin, çatışma

sırasında başvurucunun darbedilmesi olayının detaylı

araştırılmadığı iddiasını ileri sürmesi ve başvurucunun tutuklandıktan sonra

30/10/2012 tarihinde etkin pişmanlıktan faydalanma talebi ile gönderdiği dilekçesinde,

olay tarihinde kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki iddiası üzerine

Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı tarihte PÖH memurları hakkında 2013/20 Sor. sayılı dosya üzerinden soruşturma başlatılmıştır.

28. Bu soruşturma sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

8/3/2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…ölü olarak ele geçen terör örgütü mensuplarının üzerinden ele

geçirilen ‘yeni savaşçı yönetimine size Z... C...

arkadaşı gönderiyoruz. Kendisi Hakkari’den katılmıştır… Adı soyadı: Engin Gök,

anne adı Meryem, baba adı Yusuf, Kod adı Z... C...,

Katılım Tar. Yer: Hakkari 19/10/2012’ ibaresi yazılı evrak, Engin Gök isimli

şahsın savunması ve tüm dosya kapsamından bu şahsın …teröristlere katıldığı

anlaşılmıştır ve bahse konu çatışma akşamında sağ olarak ele geçirilmiştir. Bu

şahsın yakalanması esnasında çıkan arbede neticesinde yakalanma işlemini

gerçekleştiren güvenlik güçlerince şahsın etkisiz hale getirilmesi amacıyla

belirli bir oranda şiddet uygulanmıştır… Şahsın yakalandıktan hemen sonra

Hakkari Asker Hastanesine nakledildiği… Olayın çıktığı an ile müştekinin

Hakkari Asker Hastanesine giriş yaptığı saat arasında kısa, makul bir sürenin

geçmiş olması, müşteki ile ilgili olarak tahkikatın farklı birim tarafından

yürütülmesi, müştekinin müdafii huzurunda ilk

ifadesinde şikayetçi olmaması ve müşteki raporlarında hayati tehlikesinin

olmadığı, gözaltında kalmasında sakınca bulunmadığı, yüzünde lezyon bulunduğu

hususunun bildirilmesi, ayrıca tanık ve haklarında tanzim edilen fezleke Van

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen şahısların ifadeleri bir bütün olarak

değerlendirilmekle müştekiye karşı gereksiz ve orantısız güç kullanılmadığı

kanaati ile … kovuşturma yapılmasına yer olmadığına (karar verildi).”

29. Başvurucu Engin Gök'ün bu karara itirazı, Van 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 11/4/2013 tarihli ve 2013/158 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Dosya kapsamına göre, olayın çıktığı an ile müştekinin Hakkâri Askeri

Hastanesine giriş yaptığı saat ve dakika arasında kısa, makul bir sürenin

geçmiş olması, müşteki ile ilgili olarak tahkikatın farklı bir birim tarafından

yürütülmesi, müştekinin müdafii huzurunda verdiği ilk

ifadesinde şikâyetçi olmaması ve müşteki hakkında düzenlenen raporlarda hayati

tehlikesinin olmadığı, göz altıda kalmasında bir sakıncanın bulunmadığı,

yüzünde lezyon bulunduğu hususunun bildirilmesi, ayrıca tanık ve haklarında

tanzim edilen fezleke bir bütün olarak değerlendirildiğinde usul ve yasaya

uygun Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturma yapmaya yer olmadığına dair

karara yapılan itirazın reddine dair karar vermek gerekmiştir."

30. Nihai karar 9/5/2013 tarihinde başvurucu Engin Gök'e tebliğ

edilmiş olup başvurucular otuz günlük yasal süresi içinde 27/5/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

31. UYAP aracılığıyla yapılan inceleme neticesinde başvurucu

Engin Gök'ün bireysel başvuruda bulunduktan sonra 25/8/2015 tarihinde vefat

ettiği anlaşılmıştır.

B. İlgili Hukuk

32. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet

Kanunu'nun 13. ve ek 6. maddesi.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucular; başvurucu Engin Gök'ün 19/10/2012 tarihinde

bir terör örgütüne katılmak için gittiği ve terör örgütü mensupları ile

birlikte bulunduğu HES bölgesinde PÖH memurları tarafından operasyon gerçekleştirildiğini,

henüz silahlı çatışma başlamadan öncememurlarca

yakalanıp elleri kelepçelendikten sonra darbedildiğini,

akabinde şantiyede bulunan silahlı terör örgütü üyeleri ile memurlar arasında

çatışma çıkınca olay yerinde bulunan bir traktörün altına saklandığını,

sonrasında burasının güvenli olmaması nedeniyle memurlar tarafından şantiye

binası içine alındığını, burada mukavemet göstermemesine rağmen altı yedi

görevli tarafından kendisine tekrar şiddet uygulandığını, olayda kanuni güç

kullanma sınırının aşıldığını, bu olay nedeniyle yapılan şikâyet üzerine etkili

bir soruşturma yürütülmediğini belirterek Anayasa’nın 10., 17. ve 36.

maddelerinde güvence altına alınan ayrımcılık, işkence ve eziyet yasağı ile

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; yeniden soruşturma

açılması ve başvurucu Engin Gök'ün maruz kaldığı kötü muamele ve bu muamele

sonucunda ailece toplum içinde düştükleri durum, toplum nazarında onurlarının

kırılmış olması ve olaydan duydukları elem ve acıya karşılık olmak üzere 100.000

TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların başvurucu Engin Gök'ün kötü

muameleye maruz kaldığı ve bu olay nedeniyle yapılan soruşturmanın etkili yürütülmediğiiddialarının, Anayasa'nın 17. maddesi

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

B. Değerlendirme

a. Başvurucular Meryem

Gök ve Yusuf Gök Bakımından

36. Başvurucular kolluk görevlileri tarafından bir terör

örgütüne yönelik olarak gerçekleştirilen operasyon sırasında oğullarının maruz

kaldığı kötü muamele nedeniyle toplum nazarında onurlarının kırılması,

duydukları elem ve üzüntü nedeniyle manevi tazminata karar verilmesi talebinde

bulunmuşlardır.

37. Bakanlık görüşünde bireysel başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerektiği, somut olayda başvurucular

Meryem ve Yusuf Gök'ün, kötü muamele iddiaları kapsamında yargı mercileri

nezdinde şikâyetçi olmadıkları hatta oğullarının şikâyeti üzerine başlatılan

soruşturmaya da müdahil olmadıkları belirtilerek bu başvurucular bakımından

bireysel başvurunun olağan başvuru yolları tüketilmediğinden kabul edilemez

olduğunun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünüldüğü ifade edilmiştir.

38. Adı geçen başvurucular, Bakanlığın bu görüşene karşı

sundukları cevaplarında oğullarının maruz kaldığı kötü muameleye ilişkin olarak

oğullarının terör örgütü suçlamasıyla şüpheli olduğu soruşturmadan bağımsız ve

ayrı bir soruşturmanın açıldığını bilmediklerini, yetkili mercilerce kötü

muamele iddialarına ilişkin soruşturmadan haberdar edilmediklerini, bu

soruşturma kapsamında beyanlarına başvurulmadığını, bu nedenle olağan başvuru

yollarını tüketmediklerine ilişkin Bakanlık görüşüne katılmadıklarını

belirtmişlerdir.

39. Somut olayda öncelikle başvurucuların ileri sürdükleri

şikâyetler yönünden mağdur statüsüne sahip olup olmadıklarının belirlenmesi

gerekir.

40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. ..."

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

42. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabilir."

43. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya konu

edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı başvurucunun "güncel

bir hakkının ihlal edilmesi", bu ihlalden dolayı "kişisel olarak" ve "doğrudan" etkilenmiş olması ve

bunların sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu ileri sürmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,

20/3/2014, § 24).

44. Bu üç temel koşula ilave olarak anılan Kanun'un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine ancak Anayasa'da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları

Sözleşme (Sözleşme/AİHS) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasıyla başvurulabilir. Buradan

çıkan sonuca göre Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden

AİHS ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında bir hakkı

doğrudan etkilenmeyen kişi "mağdur"

statüsü kazanamaz (Fetih Ahmet Özer,

§ 25).

45. Bireysel başvuruda "mağdur"

kavramı, davada menfaat veya dava ehliyeti gibi kurallardan bağımsız bir

şekilde yorumlanır (Gorraiz Lizarraga ve

diğerleri/İspanya, B. No: 62543/00, 10/11/2004, § 35). Ayrıca mağdur

kavramının yorumu günümüzde toplumun koşulları ışığında değişime tabi olup bu

kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde uygulanmalıdır (Mahmut Tanal (2), B. No: 2014/11438,

23/7/2014, § 20; Gorraiz Lizarraga ve

diğerleri/İspanya, § 38).

46. Bireysel başvuruda, bir başvurunun kabul edilebilmesi için

başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden

doğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu

konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu

zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479,

6/2/2014, § 24).

47. Öte yandan bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esas

itibarıyla doğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut

olayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre doğrudan mağdur ile

arasında kişisel ve özel bir bağ bulunan ve dolayısıyla da Anayasa ve

Sözleşme'nin ihlalinden olumsuz olarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden

meşru ve kişisel bir menfaati bulunan kimseler de "dolaylı mağdur"

sıfatıyla bireysel başvuruda bulunabileceklerdir.

48. Anayasa Mahkemesi, mağdurun bizzat başvuru yapmasının mümkün

olmadığı ile yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu kimi durumlarda -özellikle

yaşam hakkının söz konusu olduğu- başvurucuların ihlalden doğrudan etkilenmemiş

olmalarına rağmen ihlalden dolaylı olarak etkilenmeleri nedeniyle bu etkiye

dayanarak kendi adlarına başvuru yapabileceklerine de karar vermiştir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,

16/7/2014; Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No: 2013/841, 23/1/2014).

49. Bu itibarla bu tür başvurularda öncelikle belirlenmesi

gereken husus başvurucuların doğrudan veya dolaylı mağdur olup olmadıklarıdır.

Özellikle somut olaydaki gibi fiziksel bütünlüğüne doğrudan saldırıda

bulunulmayan kişilerin bireysel başvuru yapmaları hâlinde bu hususun tespiti

ayrı bir önem taşımaktadır.

50. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kayıp kişilerin

gözaltındayken kötü muameleye maruz kaldığı iddialarını içeren Sözleşme'nin 3.

maddesi kapsamında yapılan bireysel başvurularda aile bireylerinin

başvurularının kabul edilebilmesi için somut olaylarda, iddia edilen eylemler

nedeniyle yaşadıkları duygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve şekil

kazandıran özel faktörlerin varlığının gerekliliğine vurgu yapmıştır. Mahkemeye

göre bu bağlamda söz konusu şikâyetlerin incelenmesinde aile bağlarına, aile

bireylerinin, ilişkilerinin özel durumuna ve söz konusu olaylara ne kadar tanık

olduklarına belirgin bir ağırlık verilmesi gerekmektedir (Çakıcı/Türkiye, B. No: 23657/94, 8/7/1999,

§ 98).

51. AİHM, bu tür şikâyetleri incelediği başvurularda hakları

ihlal edilen kişinin aile üyelerinin, olaydan dolayı ruhsal çöküntü ve üzüntü

yaşamalarının kendileri için kaçınılmaz bir sonuç olduğunu, bu nedenle

Sözleşme'nin 3. maddesinin bu kişiler bakımından ihlal edilebilmesi için söz

konusu durumun yeterli olmadığını, aile bireylerinden birinin mağdur olup

olmamasının, yaşadıkları duygusal çöküntüden farklı bir boyut kazandıracak özel

faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlı olduğunu ifade etmiştir (Çakıcı/Türkiye, § 98). AİHM'e

göre aile üyeleri bakımından ortaya çıkabilecek bir ihlalin temelinde kayıp

olayının kendisi değil ulusal makamların bu olaya tepkileri ve yaklaşımları yer

alır (Çakıcı/Türkiye, § 98).

52. Somut olayda başvurucular, oğullarının maruz kaldığını iddia

ettikleri kötü muameleye herhangi bir şekilde tanıklık etmemişlerdir. Ayrıca

başvuruda, olaya ilişkin olarak yetkili mercilere müracaat edip bazı bilgi ve

belgelerin toplanmasını talep etmiş olmalarına rağmen yetkililerce bu talep ve

sorularına kayıtsız kalınarak gerçekleştiğini iddia ettikleri olay nedeniyle

kaçınılmaz olarak yaşadıkları üzüntüye farklı bir boyut ve şekil

kazandırılmamıştır.

53. Sonuç olarak somut olayın kendine özgü koşulları ve ileri

sürülen şikâyetler dikkate alındığında başvuruda bu başvurucuların iddialarına

konu, oğullarının kötü muameleye maruz kalmasından dolayı duyduklarını ifade

ettikleri üzüntü haricinde bu üzüntüyü farklı bir boyut kazandırabilecek ve

kendileri ile ilgili olarak Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını savunabilecekleri,

başka deyişle doğrudan veya dolaylı mağdur olduklarını gösterebildikleri bir

özellik tespit edilememiştir.

54. Açıklanan nedenlerle bu başvurucular bakımından başvurunun,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucu Engin Gök

Bakımından

55. Başvurucu Engin GÖK'ün, başvuru

tarihinden sonra 25/8/2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

56. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden

ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

görülmemesi.

..."

57. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra ölmesi

nedeniyle başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin

kalmadığı anlaşılarak ölen başvurucu açısından başvurunun düşmesine karar

verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucular Meryem Gök ve Yusuf Gök'ün işkence ve eziyet

yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Başvurucu Engin Gök açısından ileri sürülen ihlal

iddialarının incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden kalmamış olması nedeniyle bu başvurucu

açısından başvurunun DÜŞMESİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör : Nahit GEZGİN Başvurucular : 1. Engin GÖK 2. Meryem GÖK 3. Yusuf GÖK Vekili : Av. Sabahattin DEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3955, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Başvurucu Engin Gök açısından ileri sürülen ihlal
  12. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Paksüt
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3955
Tarih
14 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Vahap Akay ve Ruhsar Akay Başvurusu (B. No: 2013/7963)
  • Sıtkı Güngör Başvurusu (B. No: 2013/5617)
  • N. A. Başvurusu (B. No: 2013/5076)
  • Okan Tüm ve Ali Rıza Eren Başvurusu (B. No: 2013/9509)
  • Suna Ökmen ve Dursun Bütüner Başvurusu (B. No: 2013/717)
  • Reşat Berber ve Nevzat Gönen Başvurusu (B. No: 2013/9383)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.