İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Karataş Başvurusu (B. No: 2013/6428)

1. Başvurucu, Mardin ili

Başvuru No2013/6428Tarih26 Haziran 2014Okuma24 dk · 4.813 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bülent Karataş Başvurusu

Karar tarihi
26 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/6428
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.813 kelime·24 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Mardin ili

Yeşilli ilçe jandarma komutanı olarak görev yapmakta iken Van garnizonuna

yapılan atamasının iptali istemiyle açtığı davada adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/8/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm

tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm, 4/12/2013 tarihinde

yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte

yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 6/12/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet

Bakanlığı, görüşünü 6/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/1/2014 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 14/1/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Mardin ili

Yeşilli ilçe jandarma komutanı olarak görev yapmakta iken 22/8/2012 tarihinde

maiyetinde bulunan iki subayın tartıştığını bölge komutanına bildirmiştir.

9. Bölge komutanı tarafından

23/8/2012 tarihinde tahkikat heyeti oluşturulmuştur.

10. Heyetin yaptığı tahkikatın

neticesinde, başvurucunun maiyetindeki iki subayın eşleri arasında uzun

zamandır süre gelen huzursuzluğu bildiği ve bazı hususlara şahit olduğunu beyan

etmesine rağmen (jandarma komutanlığına gece/gündüz sivil bir aracın gelmesi ve

gelen şahısların maiyetindeki bir subayın abisi olduğunu belirtmesi, aynı

subayın sivil şahıslara borçlanması v.b.) disiplin

amiri olarak gerekli müdahalede bulunmadığından bahisle bölge komutanının

3/9/2012 tarihli işlemi ile başvurucu ikaz edilmiştir.

11. Daha sonra başvurucunun,

maiyetindeki iki subayın eşleri arasındaki sürtüşmeyi ve lojmanlar bölgesine

sivil şahısların giriş çıkışlarını uzun süredir bilmesine rağmen disiplin amiri

olarak zamanında gerekli müdahaleyi yapmadığı, ailesiyle lojmanda oturan diğer

aileler arasında ihtilaf oluştuğu tespit edildiğinden bahisle 14/9/2012 tarihli

işlem ile Van garnizonuna ataması yapılmıştır.

12. Başvurucu tarafından

26/9/2012 tarihinde atama işleminin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.

13. Dava devam ederken

29/11/2012 tarihinde başvurucu vekili, davalı idare olan Jandarma Genel

Komutanlığı tarafından savunmaya ek olarak gönderilen gizli ve gizli olmayan

delilerin incelettirilmesini AYİM Birinci Dairesinden talep etmiştir.

14. AYİM Birinci Dairesi

27/12/2012 tarihinde talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava

dosyasının talep hakkında karar vermeye yetkili olan AYİM Genel Sekreterliğine

iadesine karar vermiştir.

15. Genel Sekreterin 4/1/2013

günlü kararı ile talebin uygun bulunmadığı belirtilmiştir. Karar gerekçesinde

yer alan ifadeler ise şöyledir:

“… bu düzenlemeyle davalı idare tarafından

gönderilen 1602 sayılı yasanın 52’nci maddesi kapsamındaki belgelerin

incelettirilmesi hususunda Genel Sekreterliğe bir yetki verilmemiştir.

Bununla birlikte, talebiniz hakkında Genel

Sekreterlik tarafından değerlendirme yapılması hususunda ilgi (b) karar

verilmiştir. Söz konusu ilgi (b) Karar uyarınca inceleme talebiniz

değerlendirilmiş, uygun bulunmamıştır. Anılan ilgi (b) kararda buna “itiraz”

edilebileceği belirtilmiştir.”

16. Başvurucu tarafından anılan

karara yönelik bir itiraz yapılmamıştır.

17. AYİM Birinci Dairesi

3/7/2013 tarih ve E.2012/1188, K.2013/783 sayılı kararı ile davanın reddine ve

gizlilik dereceli belgelerin iadesine karar vermiştir. Karar gerekçesinde yer

alan bazı ifadeler ise şöyledir:

“… Genel Sekreterlik tarafından 04.01.2012

tarihli yazıyla davacı vekilinin talebinin uygun bulunmadığı ve fakat buna

itiraz edilebileceğinin davacı vekiline bildirildiği ancak davacı vekilinin

Genel Sekreterliğin bu kararına itiraz etmediği anlaşılmıştır.

…

Davalı idarece 1602 sayılı Kanunun 52’nci

maddesi kapsamında gönderilen belgelerden (tarafların ifadesi ve idari tahkikat

raporu) ve dava dilekçe ile lahiyalardan; … davacının

ise bu hususların büyük kısmına önceden vakıf olmasına rağmen gerekli

incelemeyi zamanında yapıp gerekli tedbirleri almadığı anlaşılmaktadır.

…

…Davacının en son noktada durumu amirlerine

bildirdiği ve idari tahkikat yapılmasını tetiklediği gerçektir. Lakin davacı,

daha baştan alması gereken tedbirleri almamıştır. Örneğin, davacı komutan

olarak lojmanın/birliğin güvenliğinden sorumludur. Lüks arabalarla geldiğini

söylediği sivil kişileri araştırıp soruşturmaması, gelenlerin C. Yzb.nın abisi

olduklarını söylediler demekle geçiştirilecek bir konu değildir. Esasen Yeşilli’nin küçük bir garnizon olduğu, personelin toplu

olarak lojmanda oturduğu nazara alındığında davacının olanların tamamına vakıf

değilse bile bu hususun da davacının bir nakisası olduğunu ileri sürmek

mümkündür. Bu itibarla davacının, sorumluluğu geniş olan ve müstakil ve seçimli

bir görev olan ilçe jandarma komutanlığından başka bir garnizona müstakil

olmayan bir göreve atanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı

değerlendirilmiştir.”

18. Karar, başvurucu vekiline

24/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 23/8/2013

tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

20. Bunun yanında başvurucu,

atama işleminin iptali istemiyle açılan dava devam etmekte iken görevinden

istifa etmiştir.

B. İlgili

Hukuk

21. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar

başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan

makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî

hizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı

denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik

yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı

aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim

sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının

salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş

yer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe

ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca

her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev

süresi en fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire

başkanları hâkim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)Askerî

Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının

disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı

esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

22. 4/7/1972 tarih ve 1602

sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat” başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire

Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında hizmet

görürler.”

23. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9.

ve 10. maddeleri şöyledir:

“Üyelerin seçimi:

Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim

sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının salt

çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay

Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Cumhurbaşkanınca seçilir.”

“Atanma:

Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına ve

üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanının

onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi

Gazete'de yayımlanır.

Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”

“Görev süresi:

Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -

2568/1 md.)

Askeri Hakim sınıfından olmayan

üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”

24. 1602 sayılı Kanun’un “Dosya dışında inceleme” başlıklı 52.

maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin

güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve

yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,

Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz

konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen

bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile

mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek

haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine

sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir

maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun

hükümleri saklıdır.”

25. 5/12/1984 tarih ve 14251

sayılı Resmi Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğü giren Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İçtüzüğü’nün

38. maddesi şöyledir:

“Dosyaları incelemek isteyen vekil veya temsilcilerin

vekaletname veya temsil belgeleri ile gerektiğinde hüviyetlerini göstermeleri

zorunludur. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümleri saklıdır.

Taraflar da hüviyetlerini göstermek suretiyle dosyaları inceleyebilirler .

Dosyalar, ancak ilgili başkan, üye, raportör, Başsavcı,

savcı, Genel Sekreter veya birimlerin başkatiplerinin gözetimi altında

incelenebilir.

Dava dosyaları içinde bulunan gizli bilgi ve belgeler taraf

ve vekillerine gösterilemez.

Tereddüt halinde gizliliğin takdiri; kurul başkanlarına,

Başsavcıya veya Genel Sekretere aittir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 26/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/8/2013 tarih ve 2013/6428

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu, Van garnizonuna

yapılan atamasının iptali istemiyle açtığı davada hukuka aykırı karar

verildiğini, savunmaya ek olarak davalı tarafından sunulan gizli ve gizli

olmayan delillerin talep edilmesine rağmen incelettirilmeyerek iddia ve savunma

hakkını gerektiği ölçüde kullanamadığını, AYİM’in bir

ceza mahkemesi niteliği olmamasına rağmen davalı idare tarafından sunulan

soruşturma dosyasına itibar ederek suç işlediği yönünde isnatlarda bulunduğunu,

AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf subayları

nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama

yapılmasını ve uğradığı maddi ve manevi zarara karşılık tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

28. Başvurucunun şikâyetleri

adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlaline yönelik olduğundan bu

şikâyetlerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları

uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden

kişilere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

31. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

32. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

1- Kabul Edilebilirlik Yönünden

a-

Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiği İddiası

33. Başvurucu, AYİM’in bir ceza mahkemesi niteliği olmamasına rağmen

davalı idare tarafından sunulan soruşturma dosyasına itibar ederek suç işlediği

yönünde isnatlarda bulunduğunu ifade ederek masumiyet karinesini ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

34. Bakanlık, başvurunun bu kısmının

kabul edilebilirliği konusunda herhangi bir görüş bildirmemiştir.

35. Başvurucunun ihlal iddiasına

konu olan masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü, Sözleşme’nin

ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarında düzenlenmektedir.

36. Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz”

37. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

38. Masumiyet karinesi, kişinin

suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

39. Bu çerçevede, masumiyet

karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet

kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen

kişiler açısından ise, artık “hakkında suç

isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi

iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda

kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine

kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında beraat kararı

verilen durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü

gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve

Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu

sabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu sayılamaz.

40. Masumiyet karinesi, suç

isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6.

maddesinde ifade edilen “medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen

idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında

kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde

idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce

verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları

için bkz. X/Avusturya, B. No:

9295/81, 6/10/1982, k.k.; C/Birleşik Krallık, B. No: 11882/85, 7/10/1987, kk.). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararı

sorgulanmadığı sürece, aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı

kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi

tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, §

38).

41. Bu çerçevede, ceza davası

dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bu

karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat

kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idari

uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa

dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,

kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın, münhasıran

kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleri işlediği kabulüne

dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 29).

42. Öte yandan, ceza ve ceza

muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi

disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin

davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da

gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı

ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi

işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 30). Ancak

bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı olsa bile

kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı

yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.

43. Kişinin suçluluğunu ima eden

ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmış

olması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veya

uygulanması için yeterli görülebilir (B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 65).

44. Somut olayda, ilçe jandarma

komutanlığındaki iki subayın eşleri arasındaki sürtüşme ve lojmanlar bölgesine

sivil şahısların giriş çıkışları hakkında yapılan tahkikat neticesinde ilçe

jandarma komutanı olan başvurucunun Van garnizonuna ataması yapılmıştır.

45. AYİM, komutanlıkta

tahkikatın başvurucunun bildirimi sonucu başlatılmış olsa dahi lojman ve

birlikte meydana gelen olayların tamamına vakıf olmamasının bir eksiklik

olduğu, alması gereken tedbirleri başta almadığı tespitlerini yaparak

başvurucunun atamasının yapılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı sonucuna varmıştır.

46. AYİM, kararında yer alan

ifadelerde ve atama işlemini incelerken yaptığı hukuki değerlendirmede,

başvurucu için suçlu ifadesini kullanmamış veya bir suç işlediği tespitinde

bulunmamış olup, atama işlemine karşı açılan davayı başvurucunun yönetim

eksikliğinden kaynaklanan nedenler ile reddetmiştir.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin bir husus

saptanmamış olup, başvurunun bu bölümünün

“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b- Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

48. Başvurucu, davalı idare

tarafından AYİM’e sunulan gizli belgelerin

incelettirilmediğini, AYİM’in kuruluşu ve

bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını ileri

sürmüştür.

49. Başvurucunun bu başlık

altındaki şikâyetlerinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.

i. Gizli Belgelerin

İncelettirilmediği İddiası

50. Başvurucu, davalı idare

tarafından sunulan gizli belgelerin kendisine tebliğ edilmediğini, belgelerin

incelettirilmesi hususunda yaptığı başvurunun reddedildiğini ve bu suretle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

51. Bakanlık görüş yazısında, AYİM’in, davayı karara bağlarken, gizlilik dereceli

belgeleri de değerlendirerek hüküm kurduğunu, ancak başvurucunun bu belgeleri

inceleme talebinin AYİM Genel Sekreterliğince reddedildiğini, bununla birlikte

belgeleri inceletmeme işlemine karşı başvurucunun itiraz hakkı olduğu

bildirildiği halde, gizlilik dereceli belgelerin inceletilmemesine ilişkin

işleme karşı başvurucu tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu

itibarla, başvurucunun konuya ilişkin şikâyeti açısından idari ve yargısal

yolları tüketip tüketmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

52. Başvurucu cevap

dilekçesinde, başvuru formunda yer alan iddialarını tekrar etmiştir.

53. Olayda, AYİM’de

görülen davada davalı idare tarafından sunulan gizlilik dereceli belgelerin

başvurucuya bildirilmediği, başvurucunun AYİM’e

yaptığı başvuru hakkında karar verilmeyerek talebin Genel Sekreterliğe

gönderildiği, Genel Sekreterlikçe konu hakkında karar verme yetkisinin

bulunmadığı belirtilmekle birlikte mahkemenin aldığı karar ilgi gösterilerek

talebin reddedildiği ve bu karara itiraz edilmediği görülmektedir.

54. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).

55. Her ne kadar Genel

Sekreterlik kararına karşı başvurucu itiraz etmemiş ise de hem gizlilik

nedeniyle kendisine gönderilmeyen bilgi ve belgelerin incelettirilmesi talebini

AYİM Dairesine yapmış olması, hem de 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde yer

alan düzenlemede gönderilmeyen gizli belgelere karşı ilgililerin yapacakları

itirazdan çıkan anlamın ilgili Dairesine konu hakkında talepte bulunmaktan

farklı bir anlam ifade ettiğinin açık bir şekilde anlaşılmaması ve Genel

Sekreterlik kararında da konu hakkında karar alma yetkisinin bulunmamasına

rağmen mahkeme kararı ilgi gösterilerek karar alındığının belirtilmesi

karşısında, başvurucunun gizli ibareli belgeleri talep etmesinin ardından Genel

Sekreterlikçe talebin reddedilmesinden sonra bu karara itiraz etmemesini,

başvuru yollarının tüketilmemesi olarak değerlendirmenin mümkün olmadığı

sonucuna varılmıştır.

56. Bunun yanında Mahkememize

yapılan 2013/7611 sayılı bireysel başvuru dosyasında yer alan AYİM İkinci

Dairesinin 25/4/2012 tarih ve E.2011/1292 sayılı bilgi ve belgelerin

incelettirilmesine dair kararda, ilgili dava dosyasına davalı idare tarafından

sunulan ve 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında olan

bilgi ve belgelerin incelettirilmesi yönündeki talep hakkında Genel Sekreterlik

aracı kılınmaksızın doğrudan karar verildiği görülmektedir.

57. Bu durumda, başvurucu tarafından

gizlilik dereceli belgelerin kendisine incelettirilmemesine ilişkin şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız Olmadığı

İddiası

58. Diğer taraftan, başvurucu, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle

tarafsız ve bağımsız olmadığını ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

59. Bakanlık bu iddiaya karşı

görüş bildirmemiştir.

60. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B.

No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

61. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek

bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda

bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca

incelenip karara bağlandığı görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).

Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görev

yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi

kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangi

bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz ve Diğerleri/Türkiye (kk.), B. No: 29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No:

23522/05, 20/4/2010, § 30).

62. Somut olayda, mahkemenin

bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmamış olup, başvurunun

bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2- Esas Yönünden

63. Başvurucu, davalı idarenin

savunma ekinde sunduğu gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmesi talebinin

reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

64. Bakanlık görüş yazısında,

başvurucuya gizlilik dereceli belgelerin inceletilmemesinin adil yargılanma

hakkını ihlal edip etmediği değerlendirilirken konuya ilişkin AİHM kararlarının

göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmiştir.

65. Başvurucu cevap dilekçesinde,

başvuru formunda yer alan iddialarını tekrar etmiştir.

66. Başvuru konusu davada

başvurucunun gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmediği iddiası çelişmeli

yargılama hakkı açısından incelenecektir.

67. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

68. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir.”

69. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzî

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013,§ 38).

70. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,

davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına tanınan bir

avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuz

etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine tanınan, diğerine

tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa

da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır. (Bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

71. Çelişmeli yargılama ilkesi

ise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının

tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,

delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama

faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya,

B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması,

medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır bulunması da

dahil olmak üzere, yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını gerektirir(B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).

72. AİHM, hükme esas olan ve

gizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal

sebebi saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri

Yüksek İdari Mahkemesinde görülen davada "gizli"

ibareli belgelere başvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden AİHS'in 6/1.

maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye,

B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında da “gizli” ibareli belgelere erişimin

sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı

olduğu gerekçesiyle AİHS'in 6/1. maddesinin ihlal

edildiğini hükme bağlamıştır (Güner

Çorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).

73. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, atamasının yapılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı

davada Jandarma Genel Komutanlığı tarafından savunmaya ek olarak gönderilen

gizli ve gizli olmayan belgelerin kendisine gönderilmemesi üzerine AYİM’den bu belgelerin incelettirilmesi talebinde bulunmuş,

AYİM 27/12/2012 tarihinde aldığı karar ile 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin

dördüncü ve altıncı fıkraları ile AYİM İçtüzüğü’nün

38. maddesi uyarınca aşaması itibarıyla dosya hangi birimde ise o birimden

belgelerin incelenmesinin talep edilebileceği, ilgili birimin belgeleri

inceletmemesi kararına yapılacak itiraz üzerine AYİM Dairesinin bu konuda bir

karar verebileceği, dava dosyasının Genel Sekreterlikte olması nedeniyle bu

konuda Genel Sekreterliğin görevli olduğunu belirterek talep hakkında karar

verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu karar üzerine AYİM Genel Sekreteri

4/1/2013 tarihli kararı ile kendisine 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca

belgelerin incelettirilmesi hususunda bir yetki verilmemesine rağmen AYİM

kararı gereği değerlendirme yapmak zorunda kaldığını ve talebi reddettiğini,

karara karşı AYİM Dairesinde itiraz edilebileceğini belirtmiştir. Başvurucu bu

işleme karşı itiraz etmemiş, AYİM ise 3/7/2013 tarihinde verdiği kararda, 1602

sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca gönderilen belgeleri (tarafların ifadesi

ve idari tahkikat raporu), dava dilekçesi ve lahiyaları

değerlendirerek davayı reddetmiştir.

74. Ceza davaları ile medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk

devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya

katılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden

bilgi sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının

verilmesi olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin

korunması, soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların

yargılama usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan

bilgi ve belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı

getirilmesi adil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir.

Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010

tarih ve 6000 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade

edilmiş olup, değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in

31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy

(Eroğlu)/Türkiye kararı gösterilmiştir.

75. 6000 sayılı Kanun’un 20.

maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş

ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;

dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya

vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.

76. Somut olayda, AYİM’de görülen davada davalı idare tarafından sunulan

gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya bildirilmediği, başvurucunun AYİM’e yaptığı başvuru hakkında karar verilmeyerek talebin

Genel Sekreterliğe gönderildiği, Genel Sekreterlikçe konu hakkında karar verme

yetkisinin bulunmadığı belirtilmekle birlikte mahkemenin aldığı karar ilgi

gösterilerek talebin reddedildiği ve bu karara itiraz edilmediği görülmektedir.

77. Bu durumda, başvurucu,

kendisine bildirilmeyen ve hükme esas alındığı görülen belgelerin

incelettirilmesi için 1602 sayılı Kanun’da öngörülen usule göre AYİM’e başvuru yapmış olup, gizlilik dereceli belgelerin,

başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin

korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması veya benzeri

haklı görülebilecek hususlar nedeniyle başvurucunun incelemesine açılmadığını

ortaya koyacak hiçbir argümanın Genel Sekreterlik veya AYİM kararında ortaya

konulmadığı, bu hususların değerlendirmeye alınmasına imkân dahi vermeyecek

şekilde gerekçesiz olarak talebin reddedildiği görülmekle olayda, başvurucunun

davalı idarenin savunması ekinde sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınan

gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği

ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

78. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

79. Başvurucu, adil yargılanma

hakkına yapılan ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına,

uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

80. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

81. Başvuruya konu yargılamada

davalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

incelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş vermesinin engellenmesi

nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş

olup, bu ihlal ve ihlalin sonuçları yeniden yargılama yapmak suretiyle

giderilebilecek niteliktedir.

82. Başvurucu uğradığını ileri

sürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini talebinde bulunmuş ise de, Mahkemece yargılamanın yeniden yapılmasına karar

verildiğinden bu aşamada talebin reddedilmesi gerekir.

83. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine, ihlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

kararın bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız olmadığı şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

Masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmediğine ilişkin şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın

bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

26/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Bülent KARATAŞ Vekili : Av. Kürşat KARACABEY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6428, 26 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle adil
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6428
Tarih
26 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Şükrü Timur Başvurusu (B. No: 2014/1005)
  • Kemal Vural Başvurusu (B. No: 2014/1512)
  • Mehmet Avcı Başvurusu (B. No: 2014/1419)
  • Hsh Nordbank Ag Başvurusu (B. No: 2013/6924)
  • Hadiye Melek Önder Başvurusu (B. No: 2013/6247)
  • Abidin Necimoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4503)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.