İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hadiye Melek Önder Başvurusu (B. No: 2013/6247)

1. Başvurucu, 14/7/2004 tarihinde Ankara 2. Asliye Ticaret

Başvuru No2013/6247Tarih18 Haziran 2014Okuma13 dk · 2.614 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hadiye Melek Önder Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/6247
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.614 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 14/7/2004 tarihinde Ankara 2. Asliye Ticaret

Mahkemesinde açtığı alacak davasının reddedildiğini, makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 19/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 19/2/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 6/3/2014 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 21/3/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, F.G. ve Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine 14/7/2004

tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada; davalı banka

hesabında bulunan likit fonunun, bilgisi ve talimatı dışında diğer davalı

tarafından bozulduğunu, banka görevlilerinin telkini ve alacağının ödeneceği

hususundaki taahhütlere güvenerek davalılar lehine noterden ibraname verdiğini,

alacağının ödenmediğini ileri sürerek, ibranamenin iptalini ve likit fon

bedelinin tahsilini talep etmiştir.

8. Mahkemece, 31/3/2005 tarihinde Mahkemenin görevsizliğine

ve dosyanın Ankara 1. veya 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere

tevzi memurluğuna tevdiine karar verilmiş, yapılan tevzi ile dava dosyası

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi esasına kaydedilerek yargılamaya devam

edilmiştir.

9. Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 31/5/2006 tarih ve

E.2005/279, K.2006/248 sayılı kararla; davacının hata veya hileye düşürüldüğünü

ya da tehdit altında ibraname imzaladığını kanıtlayamadığı gibi, işlemlerin

yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 1 yıldan fazla sürenin geçtiği

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/2/2008

tarih ve E.2006/10511, K.2008/1864 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

11. Karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk

Dairesinin 11/7/2008 tarih ve E.2008/7881, K.2008/9361 sayılı ilamıyla,

ibranameyi geçersiz kılan hata, hile veya tehdit fillinin olup olmadığı

araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm

bozulmuştur.

12. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 10/3/2010 tarih ve E.2008/530, K.2010/114 sayılı kararla; noterde düzenlenen

ibranameyi geçersiz kılan hata, hile veya tehdit fillinin mevcut olmadığı,

iradeyi fesada uğratacak herhangi bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir.

13. Temyiz üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/10/2012

tarih ve E.2010/12480, K.2012/16864 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

14. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 13/6/2013 tarih ve

E.2013/4826, K.2013/12432 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

15. Karar, 18/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, 19/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

18. 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

23. maddesi şöyledir:

“Akit yapılırken esaslı bir hataya duçar olan taraf, o akit

ile ilzam olunamaz.”

19. 818 sayılı mülga Kanun’un

28. maddesi şöyledir:

“Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın

hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz.

Üçüncü bir şahsın hilsine düçar olan tarafın yaptığı akit lüzum ifade eder. Şu kadar

ki diğer taraf bu hileye vakıf bulunur veya vakıf olması lazım gelirse o akit

lazım olmaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 19/8/2013 tarih ve 2013/6247 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, Ziraat Bankası A.Ş.'de

bulunan hesabındaki likit fonlarının banka görevlisinin fiili sonucu, bilgi ve

talimatı olmaksızın bozulduğunu, banka görevlisinin ve müfettişinin telkinleri

ve alacağının ödeneceği taahhüdü üzerine ibraname düzenlediğini, alacaklarının

ödenmediğini, ibranamenin iradesine aykırı olarak düzenlendiğini, hata ve

tehdit ile ibraname alındığını, tüm bunlara rağmen 14/7/2004 tarihinde Ankara

2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğini, Mahkemece

Yargıtay bozma kararının yerine getirilmediğini, bankacı yerine, banka hukuk

müşavirliğinden emekli olan bilirkişiden rapor alındığını, raporun hukuki

mütalaa şeklinde olduğunu, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada delillerin eksik ve hatalı

değerlendirilmesi sonucu davanın reddedildiğini belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Başvurucunun

yargılamanın sonucunun adil olmadığı ve makul sürede yargılama yapılmadığı

yönündeki iddiaları ayrı ayrı incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığı İddiası Yönünden

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

26. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027,

12/2/2013, § 26).

27. Başvuru konusu olayda

başvurucu, Ziraat Bankası A.Ş.'de bulunan hesabındaki

likit fonlarının banka görevlisinin fiili sonucu, bilgi ve talimatı olmaksızın

bozulduğunu, banka görevlisinin ve müfettişinin telkinleri ve alacağının

ödeneceği taahhüdü üzerine ibraname düzenlediğini, alacaklarının ödenmediğini,

hata ve tehdit ile ibraname alındığını, tüm bunlara rağmen açtığı davanın

reddedildiğini, Mahkemece Yargıtay bozma kararının yerine getirilmediğini,

bankacı yerine, banka hukuk müşavirliğinden emekli olan bilirkişiden rapor

alındığını, raporun hukuki mütalaa şeklinde olduğunu belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucu tarafından Ankara

2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada tarafların tüm delilleri

toplanmış, başvurucunun tanıkları dinlenmiş, ilgili Banka tarafından düzenlenen

soruşturma ve müfettiş raporları ile Ankara 30. Noterliğinde başvurucu

tarafından düzenlenen ibraname incelenmiş ve bilirkişi raporu alınarak,

başvurucunun Noterde düzenlediği ibranameyi geçersiz kılacak hata, hile ve

ikrah fiilinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay tarafından da bu inceleme ve gerekçe doğrultusunda hüküm onanmıştır.

Davanın reddedilme gerekçesi dikkate alındığında, bankacı yerine, banka hukuk

müşavirliğinden emekli bilirkişiden rapor alınmasının başvurucunun haklarını

ihlal ettiğinden de söz edilemez.

29. Başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün derece mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu ve derece mahkemesi kararının bariz bir takdir hatası içermediği

anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası Yönünden

32. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu, 14/7/2004 tarihinde Ankara 2. Asliye Ticaret

Mahkemesinde açtığı davanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek,

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

35. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

36. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

37. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir.”

38. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

39. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda başvurucunun açtığı alacak davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer verilen usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

41. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

42. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

43. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

44. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı

kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye

başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarihtir. Sürenin bitiş

tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona

erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

46. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

47. Başvuru konusu yargılamanın,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcını teşkil eden

23/9/2012 tarihinden önce başlamış olduğu, başvuru tarihinde yargılamanın sona

erdiği anlaşılmakla, somut başvuruya ilişkin olarak yapılacak makul süre değerlendirmesinde

dikkate alınacak sürenin başlangıcı 14/7/2004 tarihidir.

48. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş olup, başvuruya

konu yargılama faaliyetinin yazılı yargılama usulüne tabi olduğu

anlaşılmaktadır.

49. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesinde, yargılamanın konusunun, irade sakatlığı nedeniyle ibranamenin

iptali ile fon bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Başvurucu tarafından 14/7/2004 tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde

açılan davada, Mahkemece tarafların delilleri toplanmış ve 31/3/2005 tarihinde

mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. 19/7/2005 tarihinde dava dosyası

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi esasına kaydedilmiştir. Anılan Mahkeme,

davalı F.G. hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasını

incelemiş ve 31/5/2006 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün

Yargıtay tarafından bozulması üzerine, Mahkemece bozma kararına uyularak

tarafların tanıkları dinlenmiş, teftiş raporları incelenmiş, bankacı ve hukukçu

bilirkişilerden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi raporunun

gelmesinden ve tarafların itirazları değerlendirildikten sonra 10/3/2010

tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine

Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, 30/10/2012 tarihinde hüküm onanmış, karar

düzeltme isteminin reddedildiği 13/6/2013 tarihinde hüküm kesinleşmiştir.

50. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu alacak davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,

taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Mahkemece, yargılama süresince yaklaşık üç buçuk ay aralıklarla duruşmalar yapıldığı

belirlenmiştir. Yargılama sırasında başvurucu vekilinin mazeret bildirerek

katılmadığı duruşmanın bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, başvurucunun

tutum ve davranışlarıyla ve usuli haklarını

kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep

olduğu da söylenemez.

51. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64), davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık dokuz yıllık yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

likit fon bedelinin ödenmesini ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini

talep etmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucu tarafından likit fon bedelinin ödenmesi

talebinde bulunulmuş olup bu talep, maddi tazminat istemi olarak değerlendirilmiştir.

Mevcut başvuruda makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun

maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

dokuz yıllık yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin

uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararı karşılığında başvurucuya takdiren 6.650,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

I.E. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

II.

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Hadiye Melek ÖNDER Vekili : Av. Rıza Hakan BAŞSORGUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6247, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6247
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Abidin Necimoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4503)
  • Göksel Kum Başvurusu (B. No: 2013/6862)
  • Murat İslamoğlu Başvurusu (B. No: 2013/614)
  • Hanefi Avcı Başvurusu (B. No: 2013/2814)
  • Arman Mazman Başvurusu (B. No: 2013/1752)
  • Musa Özkan Başvurusu (B. No: 2013/8478)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.