İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Musa Özkan Başvurusu (B. No: 2013/8478)

1. Başvurucu, 24/8/2005 tarihinde Adana 6. İş Mahkemesinde

Başvuru No2013/8478Tarih18 Haziran 2014Okuma13 dk · 2.634 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Musa Özkan Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/8478
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.634 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 24/8/2005 tarihinde Adana 6. İş Mahkemesinde

açtığı malul olduğunun tespitine ilişkin davanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/11/2013 tarihinde Adana 8. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

I.4. Birinci Bölümün 14/1/2014

tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 5/2/2014 tarihli

yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 24/8/2005 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu

(SGK) aleyhine Adana 2. İş Mahkemesinde açtığı davada, Bağ-Kur

sigortalısı olduğunu, ağır kalp ameliyatları geçirmesi ve ellerinin titremesi

nedeniyle demircilik mesleğini ifa edemediğini belirterek malul olduğunun

tespitini talep etmiştir.

8. Mahkemece, 29/5/2008 tarih ve E.2005/1438, K.2008/661

sayılı kararla; 9/2/2007 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu gereği başvurucunun

8/10/2004 tarihi itibarıyla beden ve çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiğinin tespitine

karar verilmiştir.

9. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

15/10/2009 tarih ve E.2008/13792, K.2009/12940 sayılı ilamıyla; Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Daire Başkanlığının

kararı ile Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu arasında çelişki

olduğu, bu çelişkiyi gidermek için başvurucunun işe başlama tarihinde 2/3

oranında maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve hangi tarihten itibaren 2/3

oranında maluliyete girdiğini tespit etmek için Adli Tıp Kurumu Genel

Kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği

belirtilerek hüküm bozulmuştur.

10. Adana 6. İş Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan

yargılama sonunda, 9/4/2013 tarih ve E.2012/261, K.2013/194 sayılı kararla; başvurucucun Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporuna göre

meslekte kazanma gücünü %80 oranında kaybettiği ve 2/3 oranında maluliyetinin

bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 9/5/2005 tarihi itibarıyla

başvurucunun malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.

11. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

30/9/2013 tarih ve E.2013/10703, K.2013/17286 sayılı kararıyla hüküm

onanmıştır.

12. Karar düzeltme yolu kapalı

olan hüküm 30/9/2013 tarihinde kesinleşmiştir.

13. Karar, başvurucu tarafından 25/10/2013 tarihinde

öğrenilmiş, gerekçeli karar 6/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

15. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

16. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş

Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci

maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç)

işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan

her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli

olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”

17. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü

uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve

taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam

olunarak esas hakkında hüküm verilir.”

18. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

19. 31/5/2006 tarih ve 5510

sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Malûl sayılma” kenar başlıklı 25.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Sigortalının veya işverenin talebi üzerine

Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî

belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri

kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek

hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, (c) bendi

kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini

yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca

tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 18/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/11/2013tarih ve 2013/8478

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, 8/10/1984

tarihinden beri Bağ-Kur sigortalısı olarak soğuk

demircilik işi yaptığını, iki defa kalp ameliyatı geçirmesi üzerine Bağ-Kur’a başvurarak malulen emekli olmak istediğini, bu

talebinin reddedilmesi üzerine, 24/8/2005 tarihinde Adana 2. İş Mahkemesinde

malul olduğunun tespiti davası açtığını, Mahkemece 9/4/2013 tarihinde davanın

kabulüne karar verildiğini, temyiz üzerine 30/9/2013 tarihinde hükmün

onandığını, yargılamanın 8 yıl sürdüğünü, bu sürenin makul olmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlalin tespitini ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

açtığı davada yapılan yargılamanın uzun sürmesinin adil yargılanma hakkı ile

eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi

başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, temelinde, yargılama sürecinin

uzunluğuna yönelik olup, bu iddia da adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvurucu, maluliyetinin tespiti amacıyla açtığı tespit

davasının yaklaşık 8 yıllık makul olmayan bir sürede tamamlandığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

28. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

29. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesine dayanarak

inceleme yaptığı birçok kararında, AİHS’in 6. maddesi

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorum yaparak Sözleşme’nin

lâfzî içeriğinde yer alan alt ilke ve hakları adil yargılanma hakkı kapsamında

kabul etmektedir (AYM, E.2011/43, K.2012/10, 19/1/2012).

30. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

31. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda, malul olduğunu ileri süren başvurucunun, maluliyetinin tespiti

amacıyla açtığı bir tespit davası bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik

olarak 5521 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

32. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §

40).

33. Davanın koşulları ve karmaşıklığı, yargılamanın kaç

dereceli olduğu, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve

davranışlar, ilgili kamu makamlarının yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaati ile davanın

başvurucu açısından taşıdığı önem ve değer gibi hususlar bir davanın süresinin

makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 57).

34. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinde

düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş

akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk

uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.

35. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

36. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. Çalıştığı sırada mesleğini yerine getiremeyecek şekilde malul

olan bir çalışanın, gelir bağlanması amacıyla maluliyetinin tespit edilmesi

için derhal bir yargı kararı verilmesinde önemli bir kişisel yararı

bulunmaktadır. Zira çalışma gücünü kısmen veya tamamen kaybeden bir bireyin

hukuki durumunun ivedilikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Çalışanın, geçim

kaynağı olmaksızın hukuki durumunun uzun süre belirsiz bırakılması halinde,

çalışan bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının

ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi

gerekir.

37. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama

usulü getirilmiştir. Dolayısıyla iş kazası nedeniyle tazminat davalarında da

takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği

1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.

38. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

39. 6100 sayılı Kanun’un 317. maddesi ve devamı maddelerinde

yer alan bu usulde davalar, mahkemeye sunulan dilekçe ile açılmakta ve

davalının, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde

cevap dilekçesini mahkemeye sunması gerekmektedir. Bu süre bir defaya mahsus

olmak üzere en fazla iki hafta uzatılabilmektedir. Basit yargılama usulünde

cevaba cevap ve ikinci cevap aşamaları bulunmamaktadır. Mahkemeler, 6100 sayılı

Kanun’un 320. maddesine göre mümkünse tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden

karar verirler. Duruşmalı yargılamada aynı maddeye göre mahkemelerin, tahkikatı

ilk duruşma hariç, kural olarak iki duruşmada tamamlaması ve duruşmalar

arasındaki sürenin de bir aydan uzun olmaması gerekmektedir. Ancak istisnai

hallerde ikiden fazla duruşma yapılabileceği gibi, duruşma araları da bir aydan

fazla tutulabilmektedir.

40. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken,

maluliyetin tespiti davasının başvurucu için taşıdığı değer ve başvurucunun

kişisel yararı göz önünde bulundurularak yargılama sürecindeki gecikmelerin her

biri belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedeki

etkisinin tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinin

değerlendirilmesi gerekmektedir.

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somut

maluliyetin tespiti davasında başvurucunun mahkemeye dilekçeyle başvurarak dava

sürecini başlattığı tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde uyuşmazlığın kesin olarak sona erme tarihidir

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69).

42. Başvuru konusu olayda, maluliyetin tespiti amacıyla

başvurucu tarafından 24/8/2005 tarihinde Adana 6. İş Mahkemesi nezdinde açılan

davada, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz edilen karar Yargıtay

21. Hukuk Dairesi tarafından 30/9/2013 tarihinde onanmıştır. Bu durumda iki

dereceli yargılama sisteminde davanın sekiz yılı aşkın bir süre devam ettiği

anlaşılmaktadır.

43. İlk Derece Mahkemesindeki ilk karar tarihi olan 29/5/2008

tarihine kadar 2 yıl 9 ay 5 gün süren yargılama sürecinde toplam 9 duruşma

yapılmıştır. Mahkemece 29/5/2008 tarihinde verilen davanın kabulüne dair

kararın temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 15/10/2009 tarihli

kararla hüküm bozulmuştur. Bozma kararı sonrası 5/2/2010 tarihinde yeniden

kayda alınan davada 11 duruşma yapılmış ve 9/4/2013 tarihinde davanın kabulüne

karar verilmiştir. Adana 6. İş Mahkemesinde 5 yıl 11 ay 9 gün süren yargılama

sürecinde toplam 20 duruşma yapılmıştır. Duruşmaların ortalama üç aylık

aralıklarla gerçekleştiği görülmüştür. Dava tarihinden 9/4/2013 tarihine kadar

Mahkeme, tarafların sundukları delilleri incelemiş, başvurucuya ait raporları

toplamış, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas

Kurulu ile Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan raporlar almıştır. Adli Tıp Kurumu

Genel Kuruluna 18/4/2011 tarihinde, başvurucu hakkında rapor düzenlenmesi için

yazılan talimata, Mahkemece yazılan tekit yazıları üzerine 6/9/2012 tarihinde

cevap verildiği anlaşılmıştır.

44. Davalı Kurum tarafından temyiz edilen 29/5/2008 tarihli

karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 15/10/2009 tarihinde bozulmuştur. Dava

dosyasının temyiz incelemesi için 1 yıl 4 ay Yargıtayda

kaldığı anlaşılmıştır. Kararın bozulması üzerine Mahkemece, 5/2/2010 tarihinde,

dosya yeniden esasa kaydedilmiş ve 11 duruşma sonrasında 9/4/2013 tarihinde

davanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan kararın davalı Kurum tarafından

temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 30/9/2013 tarihli ilamıyla hüküm

onanmıştır. İş mahkemesi kararlarının temyizi üzerine verilen kararlara karşı

karar düzeltme yolu kapalı olduğu için hüküm, 30/9/2013 tarihi itibarıyla

kesinleşmiştir.

45. Başvurucunun, mazeret dilekçesiyle katılmadığı duruşmanın

ve yargılamanın uzun sürmesi üzerinde bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

Başvuruya konu derece mahkemesi önündeki davaya altı farklı hâkimin baktığı

görülmüştür. Hâkimlerin görevlerinin sık aralıklarla değiştirilmesi nedeniyle

farklı hâkimlerin aynı dosyayı tekrar incelemek zorunda kalmalarının, yargılama

sürecini uzattığı göz önünde tutulmalıdır.

46. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

maluliyetin tespiti davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi

olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez.

47. Başvurunun konusu olan maluliyetin tespiti davasında

yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde ve maluliyetin

tespiti davasının niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun

davadaki menfaati dikkate alındığında, sekiz yılı aşkın yargılama süresinin

makul olmadığı anlaşılmaktadır.

48. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

49. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesini

talep etmiştir.

50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde

dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucu tarafından açılan maluliyetin tespiti davası,

makul olmayan bir süre olan sekiz yılı aşkın süre sonra sonuçlanmıştır.

Dolayısıyla uyuşmazlığın niteliği ve başvurucunun kişisel yararı göz önünde

bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararı karşılığında takdiren7.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

52. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 7.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Musa ÖZKAN Vekili : Av. Murat KARAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8478, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. B. Başvurucuya 7.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  17. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Kaleli
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8478
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Ahmet Demirol Başvurusu (B. No: 2013/7070)
  • Ramazan İpek Başvurusu (B. No: 2012/1105)
  • Liberal Demokrat Parti Başvurusu (B. No: 2014/11268)
  • Veli Küçük Başvurusu (B. No: 2013/6099)
  • Mesude Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/2738)
  • Fatma Kalkan Başvurusu (B. No: 2013/9785)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.