İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abidin Necimoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4503)

1. Başvurucular 1974 yılında

Başvuru No2013/4503Tarih18 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.811 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abidin Necimoğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/4503
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.811 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular 1974 yılında

açılan hukuk davasının henüz karara bağlanmamış olması ve yargılama sürecinde

taşınmazlarından yararlanamamaları nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi

ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 10/10/2013 tarihinde

yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 11/11/2013 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Mardin ili Derik ilçesi

Ballı köyü 88, 90, 99 ve 104 parsel sayılı taşınmazların toprak tevzi

komisyonunca yapılan çalışmalar neticesinde hazine adına tescil edilmesi

üzerine, yapılan tescilin iptali hususunda başvuruculardan bir kısmı ve diğer

başvurucuların murisleri tarafından, 12/3/1974 tarihinde Derik Asliye Hukuk

Mahkemesinde tapu iptal davası açılmıştır.

8. Derik Asliye Hukuk

Mahkemesinin 23/9/1975 tarih ve E.1974/13, K.1975/57 sayılı görevsizlik kararı

ile taşınmazlara ilişkin kadastro tespit çalışmaları yapıldığından bahisle,

dosyanın Derik Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

9. Başvurucular ve murisleri

tarafından, ayrıca 88, 90, 99 ve 104 parsel sayılı taşınmazların kadastro

tespitlerinin iptali hususunda 6/11/1975 tarihinde Derik Kadastro Mahkemesinin

E.1975/420-421-422-423 sayılı dosyaları ile tespite itiraz davaları açılmıştır.

10. Mahkemece, görevsizlik

kararı ile devredilen dosya, belirtilen tespite itiraz davaları ile

birleştirilerek askı ilanları yapılmıştır.

11. Derik Kadastro Mahkemesinin,

belirtilen tespite itiraz davalarının kabulüne dair 19/11/1976 tarihli dört

kararı da Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10/10/1977 tarihli kararlarıyla bozulmuş,

bozma sonrası dosyaların Derik Kadastro Mahkemesinin E.1977/622-623-624-625

sıralarına kaydı yapılmış, akabinde ilk derece mahkemesince E.1977/623-624-625

sayılı dosyaların E.1977/622 sayılı dosya üzerinde birleştirilmesine karar

verilmiştir.

12. Derik Kadastro Mahkemesinin

davanın kabulüne dair 15/10/1982 tarih ve E.1977/622, K.1982/323 sayılı kararı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 7/3/1985 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma

sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1983/70 sırasına kaydı yapılmıştır.

13. Derik Kadastro Mahkemesinin

davanın kabulüne dair 6/11/1985 tarih ve E.1983/70, K.1985/2 sayılı kararı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10/4/1986 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma

sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1986/1 sırasına kaydı

yapılmıştır.

14. Derik Kadastro Mahkemesinin

davanın kabulüne dair 25/7/1986 tarih ve E.1986/1, K.1986/19 sayılı kararının

Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 16/6/1988 tarihli kararlarıyla bozulması üzerine,

dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1988/23 sırasına kaydı yapılmıştır.

15. Derik Kadastro Mahkemesinin

davanın kabulüne dair 5/1/1991 tarih ve E.1988/23, K.1991/1 sayılı kararı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29/11/1993 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma

sonrası dosyanın son olarak Derik Kadastro Mahkemesinin E.1994/2 sırasına kaydı

yapılmış olup, dava hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

17. 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi;

taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh

edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü

uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve

özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile

ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine

veraset belgesi de verebilir.”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

19. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

20. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro

komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen

dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının

dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.

Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit

edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

21. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

22. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten

karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 18/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 28/6/2013 tarih ve 2013/4503

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

24. Başvurucular, kendilerine

ait taşınmazlara ilişkin olarak 1974 yılında açılan ve Derik Kadastro

Mahkemesinin E.1994/2 sayılı dosyasında yürütülen yargılamanın otuz dokuz

yıldır devam ettiğini, dava süresinin uzamasında kusurlarının olmadığını,

değişik gerekçelerle yargılama işlemlerinin icrası tehir edilerek ve bu

işlemelerin yapılması hususunda gerekli özen gösterilmeyerek yargılama

süresinin uzatıldığını, ayrıca uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle

taşınmazlardan yararlanamadıkları gibi, taşınmazlara bağlı olarak sağlanan

destekleme primleri gibi gelirlerden de mahrum kaldıklarını belirterek, makul

sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

25. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

26. Başvurucular, 1974 yılında

açılan hukuk davasının henüz kesin karara bağlanmamış olduğunu belirterek,

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18)

28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

31. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

32. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 39).

33. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

35. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

36. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

37. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, dört adet taşınmaz hakkında asliye hukuk mahkemesinde açılan tapu

iptali davasının verilen görevsiz kararıyla kadastro mahkemesine devredilmesi

ve belirtilen taşınmazlar hakkında kadastro mahkemesinde açılan tespite itiraz

davaları ile birleştirilmesi suretiyle yürütülen bir yargılamanın söz konusu

olduğu görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

38. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin

başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin

işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup,

somut başvuru açısından bu tarih, 12/3/1974 tarihidir. Başvuruculardan Gülsen Necimoğlu, Faruk Necimoğlu, Faik Necimoğlu, Serdar Necimoğlu,

Mümtaz Necimoğlu ve Mukadder Necimoğlu

ise, belirtilen davanın davacılarından olan bir şahsın mirasçıları olarak

muhtelif tarihlerde dahili dava edilmek suretiyle yargılama sürecine

katılmışlardır. Ancak miras bırakanlarından

intikalle davayı takip etmekte olan belirtilen başvurucular açısından da makul

süre değerlendirmesinde dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldıkları tarih değil, somut olayda murisleri açısından

değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç anı olan 12/3/1974 tarihidir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

39. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

40. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

41. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta dört adet

taşınmaza ilişkin tapu iptal talebi olduğu, dava konusu taşınmazlara ilişkin

kadastro tespit çalışmaları yapılması üzerinde dosyanın görevsizlik kararı ile

kadastro mahkemesine devredildiği ve belirtilen mahkeme nezdinde açılıp aynı

taşınmazları konu alan tespite itiraz dosyaları ile birleştirildiği, 12/3/1974

tarihli tensip zaptı ile yargılamasına başlanılan davanın taraflarında onu

aşkın kişinin yer aldığı ve otuz dokuz yılı aşkın yargılama sürecinde ilk

derece mahkemesince davanın esasına dair dört karar verildiği, kararların

temyiz incelemesi neticesinde bozularak dosyanın son olarak Derik Kadastro

Mahkemesinin E.1994/2 sırasına kaydının yapıldığı ve belirtilen esas üzerinde

yürütülen yargılamanın 21/3/1994 tarihinde düzenlenen tensip zaptı sonrasında

yaklaşık on yıldır devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.

42. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin ilk derece mahkemesi

nezdinde geçen bölümünün bir yıl altı aylık yargılama periyodu dışındaki

kısmının kadastro mahkemesinde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması

durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin,

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (§ 16-22).

43. Özellikle somut yargılama

açısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı

nazara alındığında, yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme

yükümlülüğünün daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2012/12, 17/9/2013, § 58; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 64).

44. Kadastro mahkemesi

nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha

önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,

özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeye

hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B.

No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davada

yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul

işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru

açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz

konusu kırk yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucular tarafından

ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadıkları ve

taşınmazlar nedeniyle sağlanan gelir desteklerinden istifade edemedikleri

belirtilerek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddia edilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamında

başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde

yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

47. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 500.000 TL maddi ve başvurucuların

her biri için 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

48. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

49. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yargılama süreci nazara alındığında, yargılama faaliyetinin

uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında ve başvuruculardan Gülsen Necimoğlu,

Faruk Necimoğlu, Faik Necimoğlu,

Serdar Necimoğlu, Mümtaz Necimoğlu

ve Mukadder Necimoğlu’nun yargılamayı miras

bırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları göz önünde bulundurularak, takdiren başvurucular Abidin Necimoğlu,

Hasip Necimoğlu, Şeyhmus Necimoğlu ve Nezlişah Necimoğlu’nun her birine

22.450,00 TL, başvurucular Gülsen Necimoğlu, Faruk Necimoğlu, Faik Necimoğlu, Serdar

Necimoğlu, Mümtaz Necimoğlu

ve Mukadder Necimoğlu’nun her birine 3.250,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

51. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52. Başvuruya konu yargılamanın

otuz dokuz yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede

yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği

açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin

gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en

kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucular Abidin Necimoğlu, Hasip Necimoğlu, Şeyhmus Necimoğlu ve Nezlişah Necimoğlu’nun her birine

22.450,00 TL, başvurucular Gülsen Necimoğlu, Faruk Necimoğlu, Faik Necimoğlu, Serdar

Necimoğlu, Mümtaz Necimoğlu

ve Mukadder Necimoğlu’nun her birine 3.250,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

18/5/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucular : Abidin NECİMOĞLU Mukadder TACAR Nezlişah PİRİNÇÇİOĞLU Faruk NECİMOĞLU Mümtaz NECİMOĞLU Hasip NECİMOĞLU Şeyhmus NECİMOĞLU Serdar NECİMOĞLU Faik NECİMOĞLU Gülsen NECİMOĞLU Vekili : Av. Ali Aydemir

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4503, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4503
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Göksel Kum Başvurusu (B. No: 2013/6862)
  • Murat İslamoğlu Başvurusu (B. No: 2013/614)
  • Hanefi Avcı Başvurusu (B. No: 2013/2814)
  • Arman Mazman Başvurusu (B. No: 2013/1752)
  • Musa Özkan Başvurusu (B. No: 2013/8478)
  • Ahmet Demirol Başvurusu (B. No: 2013/7070)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.