İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Göksel Kum Başvurusu (B. No: 2013/6862)

1. Başvurucu, alacaklı olduğu şahsın tapuya kayıtlı

Başvuru No2013/6862Tarih30 Haziran 2014Okuma16 dk · 3.220 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Göksel Kum Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/6862
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.220 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, alacaklı olduğu şahsın tapuya kayıtlı

taşınmazının tapu sicilinde iki ayrı kişi adına tescilli gözükmesine rağmen

temelde aynı borçluya ait olduğunu, Tapu Sicil Müdürlüğünce tapu kaydında isim

düzeltmesinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle alacağını tam olarak tahsil

edemediğini, Maliye Hazinesi aleyhine açtığı tazminat davasının reddedildiğini

belirterek, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden

yargılama yapılmasını veya tazminat ödenmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 27/8/2013 tarihinde Bakırköy 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca,

10/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

İkinci Bölümün 29/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 28/3/2014

tarihli görüş yazısı başvurucuya bildirilmiş, başvurucu vekili 22/4/2014

tarihli dilekçesinde, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını belirterek,

başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. a. Başvurucu, Abdulhalim

Ener isimli şahıstan olan alacağının tahsili amacıyla 2/8/1996 tarihinde,

İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün E.1996/7622 sayılı dosyasında borçlu aleyhine,

1.150,00 TL asıl alacak ve 5.190,00 TL işlemiş faiz ile birlikte 6.340,00 TL

üzerinden icra takibi başlatmıştır.

b.

Takibin kesinleşmesi üzerine, Ankara ili Çankaya ilçesi Yalıncak Mahallesi

27012 ada 2 parsel numaralı taşınmazın 1.600,00 TL bedelle, 27013 ada 1 parsel

numaralı taşınmazın 665,00 TL bedelle ihalesi yapılarak satışa çıkarılmış ve

başvurucu tarafından 7/7/1998 tarihinde alacağına mahsuben satın alınmıştır.

c. Anılan

icra takip dosyasında başka bir işlem yapılmadığı belirlenmiştir.

8. Başvurucunun, icra yoluyla

hisselerini satın aldığı taşınmazlarda Abdulhalim Ener ve Halim Ener ile başka

şahısların hisseleri de bulunmaktadır.

9. Başvurucunun borçlusu

Abdulhalim Ener vekilinin talebi üzerine Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin

17/7/1992 tarih ve 1992/486, K.1992/581 sayılı ilamıyla verilen, 27012 ada 1

parselin tapu kaydında “Halim, Hamdi oğlu”

olan ismin “Abdulhalim Ener, Hamdi oğlu”

olarak düzeltilmesine dair karar, 2/2/1993 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğünce

tapu kaydına işlenmiştir.

10. PTT Genel Müdürlüğünce,

başvurucunun icra yoluyla satın aldığı parsellere yönelik olarak, Ankara 9.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırmaya dayalı tapu iptali ve tescil

davası sonunda, 8/10/1999 tarih ve E.1994/812, K.1999/712 sayılı kararla

taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile İdare adına tapuya tesciline karar

verilmiş ve anılan karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onanarak 9/11/2000

tarihinde kesinleşmiştir.

11. Başvurucu, icra yoluyla

satın aldığı taşınmazlarına herhangi bir bedel ödenmeksizin İdare tarafından el

konulduğu iddiasıyla Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/155 sayılı

dava dosyasında PTT Genel Müdürlüğü aleyhine tazminat davası açmış olup,

yargılama devam etmektedir.

12. a. Başvurucunun icra yoluyla

satın aldığı taşınmazlardaki diğer hissedarlar ve başvurucunun borçlusu

Abdulhalim Ener, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada,

8/10/1999 tarih ve E.1994/812, K.1999/712 sayılı dava dosyasında taraf

teşkilinin hatalı yapıldığını ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunmuşlardır.

b. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi dava

dosyasında borçlusunun da taraf olduğunu öğrenmesi üzerine, taşınmazları icra

yoluyla satın aldığını ileri sürerek 1/7/2010 tarihinde Ankara 9. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan yargılamanın yenilenmesi dava dosyasına feri müdahil olarak

katılmıştır.

c. Mahkemece, 13/9/2012 tarih ve E.2008/333,

K.2012/276 sayılı kararla yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

d. Temyiz üzerine, Yargıtay 5.

Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarih ve E.2013/6248, K.2013/12892 sayılı ilamıyla

hüküm onanmıştır.

13. a. Başvurucu, 30/3/2011

tarihinde, Maliye Hazinesi aleyhine Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

davada, 27012 ada 2 parsel ve 27013 ada 1 parsel numaralı taşınmazların tapu

kaydına göre maliki gözüken Abdulhalim Ener ile Halim Ener'in aynı kişiler

olduğunu, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle farklı kişilermiş gibi iki

ayrı hisse oluşturulduğunu, borçlusu olan Abdulhalim Ener aleyhine yaptığı icra

takibi sonucu yalnızca Abdulhalim Ener'e ait hissenin icra yoluyla satışının

sağlandığını, Halim Ener isimli hissedarın, Abdulhalim Ener ile aynı kişi

olmasına rağmen Halim Ener adına tapuya kayıtlı hissenin satışının

gerçekleştirilemediğini, bu nedenle alacağını tam olarak tahsil edemediğini, tapu

sicili doğru tutulmuş olsaydı, aynı kişiye ait iki ayrı kayıt olmayacağını ve

hisselerin tamamı Abdulhalim Ener adına tescilli olacağı için yaptığı icra

takibi sonucu satışı gerçekleştirilen hisse çok olacağından alacağını tahsil

imkanı bulabileceğini, tapu sicilinin tutulmasında Devletin kusursuz

sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, tazminat talep etmiştir.

b.

Mahkemece, 23/2/2012 tarih ve E.2011/172, K.2012/91 sayılı kararla; “başvurucunun Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin

2007/155 esas sayılı dava dosyasında PTT Genel Müdürlüğü aleyhine

kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası açtığı, bu dosyada Ankara 9.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 esas sayılı dava dosyasının 17/5/2007

tarihinden itibaren talep edildiği, davacının, davalının 25/7/2007 tarihli

dilekçesi ekinde sunulan ve kendilerine tebliğ edilen yazıdan 9. Asliye Hukuk

Mahkemesi kararını öğrendiği, Mahkemece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi dava

dosyasının 17/5/2007 tarihinden itibaren birden çok defa Mahkemesinden talep

edildiği, bu dosyanın 26/6/2007 tarihinde başvurucunun açtığı dava dosyasına

geldiği, dolayısıyla başvurucunun 26/6/2007 tarihinde durumu öğrenmiş

sayılacağı ve bu tarihten itibaren 1 yıldan fazla sürenin geçtiği, davacının

sonradan haberdar olduğunu belirtmesi doğru olmadığı gibi, sonradan öğrenmiş

ise bu durumun tamamen kendi kusurundan kaynaklandığı, ayrıca başvurucunun

zararının taşınmazların satışının gerçekleştirildiği tarihte doğduğu ve o

tarihten itibaren de 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, yine Abdulhalim ve Halim

Ener'in aynı kişi olduklarının 24/2/2009 tarihli yazıyla bildirildiği

gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine” karar

verilmiştir.

c.

Temyiz üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarih ve E.2012/13211,

K.2012/28150 sayılı ilamıyla; “dosyada

bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddine

karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle temyiz itirazlarının

reddine, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına” karar

verilmiştir.

d. Karar düzeltme istemi aynı

Dairenin 6/6/2013 tarih ve E.2013/9578, K.2013/11959 sayılı kararıyla

reddedilmiştir.

e. Karar, 31/7/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 27/8/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 22/11/2001 tarih ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinin birinci

ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet,

zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.”

16. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle

nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve

failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her

halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.”

17. 22/7/2013 tarih ve 2013/5150

sayılı Tapu Sicil Tüzüğü’nün 90. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 18/5/1994

tarih ve 94/5623 sayılı Tapu Sicil Tüzüğü'nün 11. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kanunlarda veya bu Tüzükte yazılı istisnalar dışında,

yazılı istem olmadıkça tapu sicili üzerinde işlem yapılamaz.”

18. 94/5623 sayılı mülga Tapu

Sicil Tüzüğü'nün 85. maddesi şöyledir:

“Kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımın

düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine

kaydedilmesi gerekir.

Belgeye aykırı yazımın veya tescilin

düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık

veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder.

Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu

düzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen dava

açılır.

İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca

kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir.

Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde

belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi

halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 30/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 27/8/2013 tarih ve 2013/6862 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, Abdulhalim Ener

isimli şahıstan olan alacağını tahsil etmek amacıyla İstanbul 5. İcra

Müdürlüğünde icra takibi yaptığını ve borçlunun hissedar olduğu 27012 ada 2

parsel ve 27013 ada 1 parsel numaralı taşınmazların satışı sonucu 7/7/1998

tarihinde alacağının bir kısmına mahsuben taşınmazları satın aldığını,

taşınmazlara yönelik olarak PTT Genel Müdürlüğünce kamulaştırmaya dayalı tapu

iptali ve tescil davası açıldığını ve taşınmazların anılan İdare adına tapuya

tescil edildiğini, daha sonra PTT Genel Müdürlüğünce taşınmazların Anayasa

Mahkemesine tahsisinin gerçekleştirildiğini ve taşınmaz üzerine Mahkeme

binasının yapıldığını, kendisine herhangi bir kamulaştırma bedeli ödenmediği

için PTT aleyhine tazminat davası açtığını, bu dava sırasında taşınmazların

diğer maliklerinin PTT Genel Müdürlüğünce açılan ve kesinleşen kamulaştırmaya

dayalı tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılamanın yenilenmesini talep

ettiklerini öğrendiğini, bu dosyada, borçlusu Abdulhalim Ener'in de taraf olması

üzerine feri müdahil olarak yargılamanın yenilenmesi davasına katıldığını

bildirmiştir. Başvurucu, bu yargılama sırasında Abdulhalim Ener ile Halim

Ener'in aynı kişi olmasına rağmen tapu kaydında iki ayrı kişiymiş gibi iki ayrı

kayıt yapıldığını öğrendiğini, bu şekilde taşınmazın hissedar sayısının

arttığını, yalnızca Abdulhalim Ener adına kayıtlı hisselerin satışını talep

ettiğini, bu hissenin satışı sonucu alacağının küçük bir kısmını tahsil

edebildiğini, Halim Ener'in gerçekte Abdulhalim Ener olmasına rağmen tapu

kaydında gerekli düzeltme yapılmadığı için alacağının kalan kısmını tahsil

edemediğini, tapu kaydının tutulmasında Tapu Sicil Müdürlüğünün kusurunun

bulunduğunu, zira Abdulhalim Ener ile Halim Ener’in aynı kişiler olduğu Tapu

Sicil Müdürlüğünce, 27012 ada 1 parsel numaralı taşınmazda isim tashihi

yapıldığı için bilinmesine rağmen, diğer parseller için isim düzeltmesinin

yapılmadığını ve bu konuda girişimde bulunulmadığını, Halim Ener'e ait gözüken

hissenin de Abdulhalim Ener adına kayıtlı olması halinde Abdulhalim Ener'in

taşınmazlardaki hissesi artacağı için taşınmazın satışı sonucu alacağının daha

fazla kısmını tahsil imkânı bulacağını belirtmiştir.

21. Başvurucu, bu olaylar üzerine tapu sicilinin tutulmasında

Devletin kusursuz sorumluluğu bulunduğu için Maliye Hazinesi aleyhine tazminat

davası açtığını, bu davada zamanaşımının başlangıcı yanlış hesaplandığı için

davanın zamanaşımından reddedildiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, kararda

belirtilen gerekçelerin çelişkili ve gerçeğe uygun olmadığını, Mahkeme

kararında belirtilen Abdulhalim ile Halim Ener'in aynı kişi olduklarına dair

24/2/2009 tarihli beyanın soyut bir beyan olduğunu, bu kişilerin aynı

olduklarının Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 esas sayılı

dosyasında yer almadığını, bu şahısların aynı kişi oldukları hususunun

yargılamanın yenilenmesine konu olan 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/333 esas

sayılı dava dosyasında gündeme geldiğini, bu dosyaya ise 1/7/2010 tarihinde

müdahil olduğunu, bu tarihten itibaren 1 yıl içinde 30/3/2011 tarihinde Maliye

Hazinesi aleyhine tazminat davası açtığını, Mahkemece verilen kararın

gerekçesiz olarak onandığını belirterek, Anayasa'nın 2., 10., 35., 36., 40.,

125. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

yargılamanın yenilenmesini, olmadığı takdirde tazminat ödenmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle Maliye Hazinesi aleyhine açtığı

tazminat davasının reddedilmesinin ve anılan kararın Yargıtay tarafından

onanmasının Anayasa'nın 2., 10., 35., 36., 40., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, yargılama

sonucunda verilen kararın adil olup olmadığına yönelik olup, bu iddialar da

adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

Başvurucunun, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğuna yönelik

iddiaları ayrıca incelenmiştir.

1. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

26. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu

olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Başvuru konusu olayda

başvurucu, Tapu Sicil Müdürlüğünce tapu sicilinin hatalı tutulduğunu,

Abdulhalim Ener ve Halim Ener isimli kişilerin, aynı kişi olup Abdulhalim Ener

olarak tapuda kayıtlı olması gerektiği halde, Tapu Sicil Müdürlüğünce gerekli

düzeltmenin yapılmaması nedeniyle Abdulhalim Ener'den olan alacağını tam olarak

tahsil edemediğini, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararın

tazmini talebiyle Maliye Hazinesi aleyhine açtığı davanın zamanaşımı süresinin

yanlış hesaplanması sonucu reddedildiğini belirterek, anayasal haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

28. Adalet Bakanlığı görüş yazısı ile mülkiyet hakkının

ihlali iddialarının kişi bakımından yetki ve başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olup olmadığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini, zira tapu

kaydının yanlış tutulmasının, başvurucunun borçlusu Abdulhalim Ener hakkında

sonuçları olan bir durum olmasına rağmen aynı şeyin başvurucu hakkında

söylenmesinin söz konusu olmadığını, başvurucunun mevcut bir mülkünden

kaynaklanan hakkına müdahale edildiğinden değil, kendi borçlusuna ait bir mülke

ilişkin hukuki durumdan şikayet ettiğini bildirmiş, başvurucu vekili 22/4/2014

tarihli dilekçesinde, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını belirterek, başvuru

dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.

29. Başvurucunun, tapu sicilinin

yanlış tutulmasına dayalı olarak açtığı davada Mahkemece, Ankara 9. Asliye

Hukuk Mahkemesinin 8/10/1999 tarih ve E.1994/812, K.1999/712 sayılı dosyası, bu

dosyada verilen karara yönelik olarak yargılamanın yenilenmesi talebini içeren

ve başvurucunun 1/7/2010 tarihinde müdahil olarak katıldığı Ankara 9. Asliye

Hukuk Mahkemesinin 13/9/2012 tarih ve E.2008/333, K.2012/276 sayılı dosyası,

Abdulhalim Ener'e ait hisselerin icra yoluyla satış tarihi incelenerek;

başvurucu tarafından PTT Genel Müdürlüğü aleyhine Ankara 10. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan 2007/155 esas sayılı dava dosyasına 26/6/2007 tarihinde

Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 esas, 1999/712 karar sayılı dava

dosyasının geldiği ve bu tarihte başvurucunun durumu öğrendiği, bu tarihten

itibaren 1 yıldan fazla sürenin geçtiği, ayrıca başvurucunun anılan taşınmazla

ilgili olarak Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/155 esas sayılı dava

dosyasında, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyasının 17/5/2007

tarihinden itibaren Mahkemece birçok defa istendiği ve davacının kendisini

ilgilendiren bu davadan haberdar olduğu, dolayısıyla bu dosya içindeki

belgelere muttali olmuş sayılacağı, belgeyi sonradan öğrendiğini ileri

sürmesinin kendi kusurundan kaynaklandığı, öte yandan davacının zararının

Abdulhalim Ener'e ait hisselerin satışının yapıldığı 7/7/1998 tarihinde

gerçekleştiği halde, bu tarihten itibaren de Maliye Hazinesi aleyhine tazminat

davasının açıldığı 30/3/2011 tarihine kadar 10 yıldan fazla sürenin geçtiği

gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

30. Dava açma sürelerine ilişkin

olarak hukuk sisteminin getirdiği sürelerin, hukuk güvenliği ile mahkemelerin

zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksik olan kanıtlara

dayanarak çok uzun süre önce meydana gelen olayların kararlarını vermelerinin

istenmesiyle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek gibi meşru amacı

bulunmaktadır. Hukuki düzenlemelerle süre sınırlamaları yapılması tek başına

hak ihlali ortaya çıkarmaz. Ancak süre sınırlamaları orantısız olmamalı ve

hakkın özünü zedelememelidir. Dava açma süresinin başlangıcı belirli olmalı ve

süresi çok kısa olmamalıdır.

31. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye

başvurabilme hakkını ifade eder. Bu hak, mutlak bir hak değildir. Bazı

sınırlamalara tabi tutulabilir. Ancak getirilen bu sınırlamalar hiçbir şekilde

adil yargılanma hakkının özüne zarar vermemelidir. Sınırlama meşru amaç

taşımalı ve orantılı olmalıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu

sınırlamaların adalete, mahkemeye erişim hakkının özüne etkisi olmamasıdır

(benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Rodoplu / Türkiye, B. No: 41665/02, 23/1/2006).

32. Devletin tapu sicilinin

tutulmasından doğan zarardan sorumluluğu, “kusursuz

sorumluluk” temeline dayanır. Tapu sicili görevlilerinin herhangi

bir kusuru olmasa dahi Maliye Hazinesi zararı tazmin etmek sorundadır.

33. 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat davası, mülga 818 sayılı Kanun’un 41. maddesinde düzenlenen haksız fiilin bir türü

olup, aynı Kanun’un 60. maddesinde düzenlenen zamanaşımı sürelerine tabidir.

34. Başvurucunun borçlusu

tarafından Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapuda isim tashihi

davası sonunda 17/7/1992 tarih ve E.1992/486, K.1992/581 sayılı ilamla 27012

ada 1 parselin Halim Ener olarak belirtilen hisse malikinin Abdulhalim Ener

olarak düzeltilmesine karar verilmiş, bu karar yalnızca anılan parsel yönünden

2/2/1993 tarihinde tapuya işlenmiştir. Başvurucunun, icra takibi yaparak

satışını gerçekleştirdiği 27013 ada 1 parsel ve 27012 ada 2 parsel numaralı

taşınmazların tapu kaydında herhangi bir düzeltme yapılmadığı gibi, Abdulhalim

Ener tarafından bu parsellere yönelik olarak tapu kaydında isim düzeltilmesi

davası da açılmamıştır.

35. Başvurucu, zamanaşımının

yanlış hesaplandığını ileri sürmüşse de Mahkemece, 1 yıllık ve 10 yıllık

zamanaşımı süreleri ayrı ayrı değerlendirilerek ve her iki sürenin de geçtiği

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

36. Abdulhalim Ener’e ait

hisselerin satışı 7/7/1998 tarihinde gerçekleşmiştir. Başvurucu, İstanbul 5.

İcra Müdürlüğünün 1996/7622 esas sayılı takip dosyasındaki alacağının, 7/7/1998

tarihinde yapılan satış sonucu bir kısmını tahsil ettiğini, kalan miktarını

tahsil edemediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, 7/7/1998 tarihinden itibaren 10

yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar

verilmiştir.

37. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

38. Başvurucunun, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili delillerinin

derece Mahkemesi tarafından değerlendirilmediğine dair iddialarına ilişkin

olarak, Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum tespit edilememiştir.

39. Kaldı ki başvurucu, asıl

borçlusu adına taşınmaz mal kaydının veya başka bir malvarlığının bulunduğunu

tespit ettiği takdirde, borçlusu aleyhine yeniden icra takibi yapabilir ve

alacağını tahsil edebilir. Dolayısıyla başvurucu, borçlusu aleyhine hukuk

sisteminde belirtilen başvuru yollarını kullanarak alacağını tahsil edebileceği

için, başvurucunun anılan hukuk yollarına başvurması gerekir.

40. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

41. Başvurucu, Mahkeme ve

Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.

42. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

43. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

44. Adalet Bakanlığı, gerekçeli karar hakkına yönelik ihlal

iddiaları için görüş sunulmasına gerek görülmediğini, bu konuda benzer

şikâyetlerde değerlendirilen hususların dikkate alınması gerektiğini

bildirmiştir.

45. Derece mahkemeleri,

kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Ancak ileri

sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması

halinde, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir.

Böyle bir durumda dahi, ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli olabilir

(B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

46. Öte yandan temyiz

mercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz

merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya

aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması

yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde

dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını

inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486,

4/12/2013, § 57).

47. Somut olayda, Mahkemece tüm

dosyalar incelenerek, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin başlangıçları

tartışılarak, 1 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiği, ayrıca her halükarda, zararın doğduğu tarihten itibaren 10 yıllık

zamanaşımı süresinin de geçtiği kabul edilerek davanın reddine karar

verilmiştir (bkz. § 13-b). Başvurucu, 1 yıllık sürenin geçtiğine dair

gerekçenin doğru olmadığını ileri sürmüşse de, zararın

doğduğu 7/7/1998 tarihinden itibaren, tapu sicilinin yanlış tutulmasına dayalı

tazminat davasının açıldığı 30/3/2011 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı

süresinin geçtiği belirlenmiştir. Yargıtay tarafından, Mahkemece verilen

kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe aynen kabul edilerek hüküm

onanmış ve karar düzeltme istemi reddedilmiştir (bkz. § 13-c). Dolayısıyla Mahkeme

ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğundan da söz edilemez.

48. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki

iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun”

bulunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın

sonucunun adil olmadığı iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2.

Gerekçeli karar hakkına yönelik ihlal iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına,

30/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Murat

AZAKLI

Başvurucu

:

Göksel

KUM

Vekili : Av. Habib YENEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6862, 30 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin
  16. Altan
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Azaklı
  20. Kum
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6862
Tarih
30 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Murat İslamoğlu Başvurusu (B. No: 2013/614)
  • Hanefi Avcı Başvurusu (B. No: 2013/2814)
  • Arman Mazman Başvurusu (B. No: 2013/1752)
  • Musa Özkan Başvurusu (B. No: 2013/8478)
  • Ahmet Demirol Başvurusu (B. No: 2013/7070)
  • Ramazan İpek Başvurusu (B. No: 2012/1105)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.