İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Avcı Başvurusu (B. No: 2014/1419)

1. Başvurucu, 1/8/1991

Başvuru No2014/1419Tarih18 Haziran 2014Okuma12 dk · 2.494 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Avcı Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2014/1419
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.494 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 1/8/1991

tarihinde Marmaris Kadastro Mahkemesinde aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz

davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/1/2014 tarihinde

Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm İkinci Komisyonunca, 27/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Birinci Bölümün 2/5/2014 tarihli ara kararı

gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Adalet

Bakanlığının 26/5/2014 tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Marmaris ilçesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında

731 parsel numaralı taşınmaz başvurucu adına tespit edilmiştir.

8. N. M. Ş. ve 20 arkadaşı, başvurucu aleyhine 1/8/1991

tarihinde Marmaris Kadastro Mahkemesinde açtıkları davada, kadastro tespitinin

iptali ile taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.

9. Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü ve Maliye Hazinesi

müdahil davacı sıfatıyla davaya katılarak, taşınmazın orman vasfında olduğunu

ileri sürmüşler ve Hazine adına tescilini talep etmişlerdir.

10. Yargılama sırasında A.Y ve H.Y. müdahil davacı olarak

davaya katılmışlar ve taşınmazın kısmen adlarına tescilini talep etmişlerdir.

11. Mahkemece, 26/6/2003 tarih ve E.1991/282, K.2003/371

sayılı kararla; davacı gerçek kişilerin açtığı davanın reddine, Orman

İdaresinin açtığı davanın kısmen kabulüne, taşınmazın kısmen Orman vasfıyla

Hazine adına, kısmen başvurucu adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

12. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/3/2007

tarih ve E.2004/6514, K.2007/3653 sayılı ilamıyla hüküm bozulmuştur.

13. Mahkeme bozma kararına uyarak, 25/6/2009 tarih ve

E.2008/248, K.2009/771 sayılı kararla; davacılar ve müdahil davacıların açtığı

davanın reddine, taşınmazın başvurucu adına tapuya tesciline karar vermiştir.

14. Orman İdaresinin ve Maliye Hazinesinin temyizi üzerine,

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2/3/2010 tarih ve E.2009/20019, K.2010/2566

sayılı ilamıyla hüküm bozulmuştur.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak, 3/10/2011 tarih ve

E.2010/320, K.2011/401 sayılı kararla; Orman İdaresinin açtığı davanın kısmen

kabulüne, diğer davacılar tarafından açılan davanın reddine, taşınmazın kısmen

orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına, kısmen başvurucu adına tapuya tesciline

karar verilmiştir.

16. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12/2/2013

tarih ve E.2012/5247, K.2013/1240 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

17. Başvurucu, 23/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Orman İdaresinin karar düzeltme istemi, aynı Dairenin

10/2/2014 tarih ve E.2013/6722, K.2014/1519 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

19. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

20. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

21. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı

28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve

kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait

kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında

dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları

ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri

ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen tebliğ eder.”

22. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.

maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim,

toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara

bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

23. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri” kenar başlıklı

30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı

deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına

başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı

takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın

kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü

bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu

yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.”

24. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve

ilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen taraflara tebliğ olunur.”

25. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 23/1/2014 tarih ve 2014/1419 numaralı başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, 1/8/1991 tarihinde Marmaris Kadastro

Mahkemesinde aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasında makul sürede

yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Başvurucu, 1/8/1991 tarihinde Marmaris Kadastro

Mahkemesinde aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul sürede

tamamlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

30. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

31. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

34. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

35. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği

açıktır.

36. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taşınmaz mülkiyeti

hakkında Marmaris Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz

davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

37. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

38. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

39. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

40. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

1/8/1991 tarihidir.

42. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

43. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52).

44. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusu, kadastro tespitine itiraz ile taşınmazın başvurucu adına

yapılan kadastro tespitinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece kadastro

tutanakları ve komşu parsellere ait tapu kayıtları istenmiş, komşu taşınmazlara

ilişkin açılan dava dosyaları ve verilen kararlar incelenmiştir. Yargılama

sırasında Orman İşletme Müdürlüğü ve Maliye Hazinesi davaya müdahil davacı

olarak katılmışlar ve taşınmazın orman arazisi olduğunu ileri sürerek orman

vasfı ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmişlerdir. Yine yargılama

sırasında A.Y. ve H.Y. müdahil davacı sıfatıyla davaya katılarak, taşınmazın

kadastro tespitinin iptali ile kısmen adlarına tescilini talep etmişlerdir.

Mahkemece taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak bilirkişilerden rapor

alınmış, 26/6/2003 tarihinde gerçek kişi davacıların açtığı davanın reddine,

müdahil davacıların açtıkları davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

45. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/3/2007

tarihli kararıyla; kesinleşmiş mahkeme kararlarının, bu dosyaların tarafı

olmayan Orman İdaresini bağlamayacağı gerekçesiyle, taşınmazın orman

niteliğinin bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi

gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak

mahallinde keşif yapılmış ve bilirkişi raporları alınarak 25/6/2009 tarihinde

davacılar ve müdahil davacıların açtığı davanın reddine ve taşınmazın başvurucu

adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

46. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2/3/2010

tarihli kararıyla; taşınmazın zilyetlikle mülkiyetinin edinilmesinin mümkün

olup olmadığı ve orman niteliği bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre

karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma

kararına uyularak taşınmazın bulunduğu yerde yeniden keşif yapılarak

bilirkişilerden rapor alınmış ve gerçek kişi davacılar ve müdahil davacıların

davalarının reddine, müdahil davacı Orman İdaresinin açtığı davanın kısmen

kabulüne, taşınmazın kısmen orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına, kısmen başvurucu

adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

47. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12/2/2013

tarihli ilamıyla hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği 10/2/2014

tarihinde hüküm kesinleşmiştir.

48. 3402 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı

bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan

yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

49. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece davaya dâhil

edilmesi gereken şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri için taraflara

süreler verildiği, keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, hava şartları,

bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafının yatırılmaması gibi nedenlerle

yerine getirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara

alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır.

50. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın, gerek taşınmazın büyüklüğü gerekse taraf sayısı bakımından keşif

ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak

karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı

ayrı değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul

hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun

sürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

51. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinin

taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,

yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha

dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §

47).

52. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucunun tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

53. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında yaklaşık

yirmi üç yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

54. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

55. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması

nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

56. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü

mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

57. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

yirmi üç yıllık yargılama süresi nazara alındığında, başvurucunun yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren18.700,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 18.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Mehmet AVCI Vekili : Av. Aydın TORAMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1419, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Kaleli
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1419
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Hsh Nordbank Ag Başvurusu (B. No: 2013/6924)
  • Hadiye Melek Önder Başvurusu (B. No: 2013/6247)
  • Abidin Necimoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4503)
  • Göksel Kum Başvurusu (B. No: 2013/6862)
  • Murat İslamoğlu Başvurusu (B. No: 2013/614)
  • Hanefi Avcı Başvurusu (B. No: 2013/2814)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.