İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cem Özen Başvurusu (B. No: 2014/1328)

1. Başvuru, haksız gözaltı ve yakalama sırasında kötü muameleye

Başvuru No2014/1328Tarih29 Eylül 2016Okuma16 dk · 3.230 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cem Özen Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/1328
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.230 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, haksız gözaltı ve yakalama sırasında kötü muameleye

maruz bırakılma nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti

ve güvenliğinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/1/2014 tarihinde Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 22/1/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

2/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

1. Başvurucu ile Polis

Memurları Arasında Gelişen Olaylar

8. Başvurucu, Antalya Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak

çalışmakta olup 20/3/2013 tarihinde saat 15.20 sıralarında Antalya Lisesi

önünde üç kişinin polisler tarafından durdurulduğunu ve kimlik kontrolü

yapıldığını görmesi üzerine polislerin ne yapacaklarını merak ederek olayı

izlemeye başlamıştır. Bu sırada başvurucunun elinde temizlik aracına ait olan

yaklaşık 30 cm uzunluğunda metal bir çubuk bulunmaktadır.

9. Polis memurları başvurucuya kendilerinin polis olduklarını ve

ihbar üzerine anılan kişileri durdurduklarını belirtmiş ve başvurucudan olay

yerinden ayrılmasını istemişlerdir.

10. Başvurucunun olay yerinden ayrılmaması ve polis memurlarının

durdurdukları kişilere yönelik işlem yapmalarına sözlü olarak müdahale etmesi

üzerine gözaltına alınmak istenmiş, başvurucunun kelepçe taktırmamak için

direnmesi ve elindeki metal çubuğu bırakmaması üzerine polis memurları

tarafından kuvvet kullanılarak gözaltına alınmıştır. Başvurucunun gözaltı

işlemine direnişi ve elindeki metal çubuğun alınmaya çalışılması sırasında bir

polis memuru tarafından başvurucuya biber gazı sıkılmıştır.

11. Başvurucu ile polis memurları arasında yaşanan olaylar

sırasında başvurucu ve bir polis memuru yaralanmıştır.

12. Başvurucuya gözaltı giriş işlemleri için adli muayene raporu

aldırılmış, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından 21/3/2013 tarihinde

saat 02.06'da gözaltı çıkış muayenesi yaptırıldıktan sonra salıverilmiştir.

2. Sağlık Raporları

13. Başvurucu hakkında gözaltı giriş işlemleri için Antalya

Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 20/3/2013 tarihli ve 16.34

saatli adli muayene raporunda, sağ el bileği iç kısmında ve üst kısımda iki

adet doku kayıplı lezyon sıyrık, sol el üst kısımda yüzeysel bir adet sıyrık,

ense sağ alt kısımda yüzeysel kızarıklık tespit edilmiştir.

14. Başvurucu hakkında gözaltı çıkış işlemleri için aynı hastane

tarafından düzenlenen 21/3/2013 tarihli ve 02.06 saatli adli muayene raporunda

da gözaltı giriş raporuyla aynı bulgular tespit edilmiştir.

15. Polis memuru A.Ü. hakkında olayın ardından düzenlenen adli

muayene raporunda, sağ el 2., 3., 5. parmaklar ve sol el 1 ve 4. parmaklar

üstünde 1x1 cm'lik doku kayıplı sıyrık, sol el 5.

parmakta ödem ve şişlik tespit edilmiştir.

3. Başvurucu Hakkında

Yürütülen Adli İşlemler

16. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7044 esas sayılı

iddianamesi ile başvurucu hakkında, görevi yaptırmamak için direnme suçundan

kamu davası açılmıştır.

17. Yargılamayı yürüten Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesi

2/12/2013 tarihli ve E.2013/233, K.2013/770 sayılı kararıyla, başvurucunun beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...kolluk kuvvetlerinin başvurucunun

uzaklaşmasını istemesine rağmen başvurucunun sözlü müdahalelere devam ederek

olay yerinden uzaklaşmadığı, bu sırada kalabalığın toplandığı, ... ,

başvurucunun kolluk kuvvetlerine yönelik cebir ve şiddet göstermediği gibi

tehdit içeren bir söz sarfetmediği, müştekinin zor

kullanma yetkisi kapsamında sanığa müdahale ettiği esnada kendi eylemi

sonucunda yaralandığı anlaşıldığından başvurucuya yüklenen fiilin kanunda suç

olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle beraatine [karar

verilmiştir]."

18. Anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

4. Başvurucunun Kötü

Muameleme İddiaları Hakkında Yürütülen Adli İşlemler

19. Başvurucunun, görevi yaptırmamak için direnme suçu isnadıyla

hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından alınan ifadesinde, polis memurları tarafından kötü muameleye maruz

bırakıldığına ilişkin şikâyette bulunması üzerine anılan iddiaya ilişkin

soruşturma başlatılmıştır.

20. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/17951 sayılı

dosyasına kayıtlı olarak yürütülen soruşturma kapsamında başvurucunun beyanı ve

şüpheli polis memurlarının ifadeleri alınmış, adli muayene raporları ve

tutanaklar değerlendirilmiştir. Savcılık tarafından ayrıca olay yerini gören iş

yeri güvenlik kameraları bulunup bulunmadığına yönelik araştırma yapılmış,

kamera kaydına rastlanmamıştır.

21. Alınan beyanında başvurucu; olay günü Antalya Lisesinin

bahçe duvarının yanındaki sokakta kullanmış olduğu aracın bir parçasını takmak

üzere bulunduğu sırada bir motosikletli polis (Yunus) timinin geldiğini,

sokakta bulunan 3-4 gence kimlik sorduklarını, bu gençleri tanımadığını,

polisleri görünce durup ne yapacaklar diyebeklemeye

başladığını, polislerin gençleri duvara yasladıklarını ve kimlik istediklerini,

hakkınızda ihbar var dediklerini, kendisinin aynı zamanda sol görüşlü bir

siyasi partinin yöneticisi olduğunu bu nedenle bir vatandaş olarak polislerin

ne yapacağını beklemeye başladığını, polislerin kendisini görünce "sen git" dediklerini, kendisinin ise

gitmeyeceğini ifade ettiğini, "git biz

polis memuruyuz" dediklerini, kendisinin ise merak ettiğini ve

görmek istediğini beyan ettiğini, bunun üzerine polis memurlarının kendisine

"elini ver sana kelepçe takacağız"

dediklerini, "ben bir suç işlemedim

vermeyeceğim bu gençlerde bir suç işlemedi, bu şekilde davranamasınız"

dediğini, polis memurlarından birinin bileğini kavrayarak kelepçenin bir

tanesini koluna taktığını, kendisinin diğerini taktırmayacağını, doğru bir iş

yapmadıklarını ifade ettiğini, defalarca da bunları tekrarladığını bunun

üzerine kendisine biber gazı sıktıklarını belirtmiştir.

22. Başvurucu verdiği beyanda ayrıca, ne polislerin kendisine ne

de kendisinin polislere karşı herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadığını,

sadece kelepçe takıp takmama konusunda aralarında bir arbede yaşandığını,

kendisini yere yatırarak kelepçelediklerini, polis memurunun elindeki biber

gazına ait sprey yere düşünce tekrar sıkmamaları için yerden alıp uzak bir yere

attığını, kendisini kelepçeledikten sonra ayağa kaldırdıklarını, bu sırada olay

yerine başka polis memurlarının da geldiklerini, kendisini öğrencilerden

biriyle aynı araca koyarak Sema Yazar Semt Polikliniğine götürerek rapor

aldırdıklarını belirtmiş, herhangi bir suçu olmamasına rağmen kendisini zorla

yere yatıran ve biber gazı sıkan polislerden bu uygulamaları nedeniyle

şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.

23. Şüpheli polis memuru A.Ö. ifadesinde, Muratpaşa

Motorize Ekipler Amirliği'nde görev yaptığını, kaçak dergi ve gazete ihbari üzerine olay yerine gittiklerini ve kimseyi

bulamadıklarını, Antalya Lisesi yakınlarında 20-25 yaşlarında çantalı 3 çocuk

gördüklerini, yanlarına giderek çantalarında ne olduğunu sorduklarını, çantadan

14-15 adet dergi çıkardıklarını, gençlere dağıtma izinlerinin olup

olmadıklarını sorduklarında, orada bulunan belediyenin temizlik görevlisinin

"bırakın bu çocukları bu çocuklar esrar

eroin satmıyor" dediğini, kendileri "biz olayı araştırıyoruz"

dediklerinde, "kimlik kontrolü

yapamazsınız, çocukların kimliklerine de bakamazsınız" diyerek

çıkıştığını, "lütfen beyefendi

görevimizi yapmamızı engellemeyin aksi takdirde hakkınıza işlem yaparız"

diye uyardıklarını, bu şahsın ortalığı karıştırmak için yüksek sesle devrim

içerikli farklı cümleler kullandığını,sonra şahsın yanınagiderek zor kullanmak suretiyle etkisiz hâle getirmek

istediklerini ancak şahsın direndiğini, yere yatırıp şahsa kelepçe

taktıklarını, ardından diğer şahıslarla birlikte işlem yapmak üzere polis

merkezi amirliğine getirilerek tutanak tanzim ettiklerini, olayda kendisinin de

yaralandığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.

24. Şüpheli K. Ö. ifadesinde, Muratpaşa

Motorize Ekipler Amirliği'nde görev yaptığını, olay günü bir ihbar üzerine

78264 kod nolu ekip olarak olay yerine gittiklerini,

Antalya Lisesi yakınlarında ihbar ile ilgili şüpheli üç genci durdurup

çantalarına baktıklarını, çantadan 14-15 adet dergi çıktığını, gençlere dergi

için dağıtım izni alıp almadıklarını sorduklarında, orada bulunan belediye

temizlik görevlisinin "bırakın bu

çocukları bu çocuklar esrar eroin satmıyor, kimlik kontrolü yapamazsınız,

çocukların kimliklerine de bakamazsınız" demesi üzerine,

görevlerini yaptıklarını ve engellememesini söylediklerini ancak şahsın

devrimci kelimeler kullanarak konuşmalarına devam ettiğini, ekip arkadaşı A.Ü.'nün şahsın yanına yasal işlem yapmak üzeri gittiğinde

şahsın direndiğini, bunun üzerine şahsa zor kullanma yetkisini çerçevesinde

müdahale ettiğini ve yere yatırıp kelepçe taktığını, şahsın elinde 30 cm

uzunluğunda araca ait metal bir aparatın bulunduğunu, şahsın uzun süre

direndikten sonra A. Ü. tarafından etkisiz hâle getirildiğini, görev

yapmalarına engel olduğu için şahsa işlem yapmak zorunda kaldıklarını,

suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmiştir.

25. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 21/6/2013 tarihli ve

2013/21367 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Anılan kararın

gerekçesi şöyledir: "... şüphelilerin

zor kullanma yetkilerinin sınırlarını aşarak başvurucuya etkili eylemde

bulunduklarına ve atılı suçu işlediklerine dair soyut iddia dışında kamu davası

açılmasına yeterli delil bulunmadığı [anlaşılmıştır]."

26. Başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan itiraz, Manavgat

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/10/2013 tarih ve 2013/1750 Değişik İş sayılı

kararıyla usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

27. Anılan karar 2/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 29/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

28. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet

Kanunu'nun 13. maddesi şöyledir:

"Polis,

A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca

bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair

haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,

...

E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı

tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,

...

eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma

altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.

Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda

bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde

her türlü tedbir alınabilir.

Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhalde

yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda ise

en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

...

Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesi

altında olanlar adlî mercilere sevk edilir. ... Yakalama sebebi ortadan

kalkanlar derhal serbest bırakılır."

29. 2559 sayılı Kanun'un ek 6. maddesi şöyledir:

".

Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet

üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerin

ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve

suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gerekli

tedbirleri alır.

Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu

bilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti,

kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu

olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyet

savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin

aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar.

...

Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan

polis, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere

aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor

kullanarak bundan men eder.

..."

30. 5237 sayılı Kanun’un 256. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır.”

31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri

Kanunu'nun 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir

suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu

davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlar."

32. 5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı,

soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması

hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .."

33. 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının

yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza

mahkemesi başkanına itiraz edebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, kanunda suç olarak tanımlanmayan bir eylem

nedeniyle gözaltına alındığını nitekim hakkında yürütülen yargılamanın beraat

kararı ile sonuçlandığını, yakalama sırasında yaralanmasına sebebiyet verecek

şekilde orantısız kuvvet kullanıldığını ve bu konuda yaptığı şikâyet üzerine

etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek, kişi hürriyeti ve güvenliği,

işkence ve kötü muamele yasağı, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı ile

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, suç işlememesine karşın hukuka

aykırı olarak gözaltına alındığına ilişkin şikâyetleri Anayasa'nın 19.

maddesinde koruma altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği, yakalama sırasında

yaralanmasına sebebiyet verecek şekilde orantısız kuvvet kullanıldığını ve bu

konuda yaptığı şikâyet üzerine etkili bir soruşturma yürütülmediğine yönelik

iddiaları ise Anayasa'nın 17. maddesinde koruma altına alınan işkence ve kötü

muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucu, kanunda suç olarak tanımlanmayan bir eylem

nedeniyle gözaltına alındığını nitekim hakkında yürütülen yargılamanın beraat

kararı ile sonuçlandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

" Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

" İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.

"

40. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

41. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

42. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmaları

yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

43. 5271 sayılı Kanun'un koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

konusunu düzenleyen 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Madde 141 - (1) Suç soruşturması veya

kovuşturması sırasında;

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

44. 5271 Sayılı Kanun'un koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

konusunu düzenleyen 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince; uygulanan

koruma tedbirinin niteliğine göre asıl davada hüküm verilmesine gerek

bulunmayan hâllerde yargılamanın sonucu beklenmeksizin (Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No:

2014/14061, 8/4/2015, § 68), asıl davada hüküm verilmesini gerektiren hallerde

ise verilecek hükmün kesinleşmesinin ardından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

hükümlerine göre tazminat talep edilmesi mümkündür.

45. Bu kapsamda, açılacaktazminat davasındaileri sürülen ihlal iddiası açısından uygun bir

giderim sağlanması mümkün görünmektedir.

46. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava

yolunun, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk

yolu olduğu, başvurucunun anılan yolu tükettiğine yönelik herhangi bir bilgi

belge sunmadığı değerlendirildiğinde anılan şikâyetin incelenmesinin ikincillik

ilkesi gereği mümkün olmadığı tespit edilmiştir.

47. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine ilişkin İddia

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Herkes, … maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

50. Başvurucu, polis memurları tarafından kendisine karşı

orantısız kuvvet kullanılması ve yakın mesafeden biber gazı sıkılması nedeniyle

işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

51. Bakanlık görüşünde, işkence ve kötü muamele yasağı

kapsamında yakalamayı gerçekleştirmek ve direnişi kırmak amaçlarıyla orantılı

kuvvet kullanımının yasaklanmadığı, somut olayda başvurucunun elindeki metal

parçasının alınarak fiziksel olarak etkisiz hâle getirilmeye çalışıldığı sırada

başvurucuyla birlikte bir polis memurunun da yaralandığını, Savcılık tarafından

yapılan soruşturmada zor kullanma yetkisinin sınırının aşıldığına ilişkin

yeterli delil elde edilemediği belirtilmiştir.

i. Genel İlkeler

52. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da

kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye"

tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

53. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi istisna öngörmemekte ve işkence,

insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak

mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa'nın

15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka

bir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme'nin

15. maddesi kapsamında da benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına

ilişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).

54. Öte yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış

olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin

aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak

değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal

etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem

taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki

saik de eklenebilir. Ayrıca kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiği

durumda meydana gelip gelmediği de dikkate alınması gereken diğer bir faktördür

(Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).

55. Bir ceza veya muamelenin “insanlık

dışı” ya da “aşağılayıcı”

olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir yasal muamele veya ceza ile

bağlantılı ıstırap veya aşağılamanın kaçınılmaz unsurlarının ötesine geçmesi

gerekmektedir (Soering/Birleşik Krallık, B.No:

14038/88, 7/7/1989, § 100).

56. Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme’nin 3. maddesi, belirli

bir yasal muamele kapsamında, bir yakalamayı gerçekleştirmek için güç

kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak sınırları belli bazı durumlarda ve sadece

kaçınılmaz ve asla aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından güce

başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:

2013/3924, 6/1/2015, § 81,82).

57. Kolluk görevlileri, görevini yaparken direnişle karşılaşması

hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zor kullanmaya

yetkilidir. Fiili bir saldırının varlığı hâlinde kolluk görevlileri ayrıca

meşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine sahiptirler. Ancak, zor kullanımı

yalnızca zorunlu hallerde başvurulabilecek bir yol olduğu gibi, başvurulacak

güç ölçülü ve kademeli olmalıdır (Arif

Haldun Soygür, B.No:

2013/2659, 15/10/2015, § 51).

ii. Genel İlkelerin Olaya

Uygulanması

58. İncelemeye konu olayda, başvurucunun polis memurları

tarafından kontrol altına alınması sırasında birtakım yaralanmaların meydana

geldiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, uygulanan kuvvetin

yakalama/etkisiz hâle getirme amacıyla ve başvurucunun saldırısı/direnişiyle

orantılı olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

59. Başvurucu, aldıkları bir ihbar üzerine durdurdukları üç kişi

hakkında işlem yapmakta olan polis memurlarına yönelik sözlü olarak müdahalede

bulunmuştur. Polis memurlarının başvurucudan müdahale etmemesini istemesine

karşın başvurucunun yapılan uygulamaya müdahil olamaya devam etmesi üzerine

başvurucu hakkında gözaltı işlemi uygulanmak istenmiş, başvurucunun direnmesi

ve elindeki 30 cm uzunluğundaki metal çubuğu bırakmaması üzerine başvurucuya

kuvvet uygulanmış ve biber gazı sıkılmıştır.

60. Polis memuru A.Ü.'nün başvurucunun

elindeki çubuğu almaya çalıştığı, başvurucunun direnmesi üzerine hem polis

memurunun hem başvurucunun elinde yaralanma meydana geldiği, başvurucunun

direnmeye devam etmesi üzerine biber gazı sıkıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu,

kuvvet kullanılarak yere yatırılmış ve kelepçelenerek polis merkezine

götürülmüştür.

61. Sağlık raporunda tespit edilen yaralanmaların, polis

memurları tarafından başvurucunun yere yatırılarak kelepçelenmesi ve elindeki

çubuğun alınması için uygulanan kuvvetle uyumlu olduğu, başvurucunun anılan

eylemler dışında bir kuvvet kullanımı iddiasında da bulunmadığı

değerlendirildiğinde zor kullanma sınırının aşıldığı sonucuna ulaşılamamış,

başvurucunun maruz kaldığı müdahalenin, belirli bir yasal muamele ile

bağlantılı ıstırabın kaçınılmaz unsurlarının ötesine geçmediği tespit

edilmiştir.

62. Açıklanan nedenlerle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının

İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Cem ÖZEN

Vekili

:

Av. Nilgün

GÜRBÜZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1328, 29 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Gökcan
  14. Demir Koşar
  15. Gürbüz
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1328
Tarih
29 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Sabriye Yürekli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7115)
  • Abdurrahman Süslü Başvurusu (B. No: 2014/1739)
  • Nuray Işık Başvurusu (B. No: 2014/7561)
  • Özlem Kır Başvurusu (B. No: 2014/5097)
  • İzzettin Tekin ve Aydın Tekin Başvurusu (B. No: 2014/3305)
  • Mehyet Yüce ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7908)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.