İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/3963)

1. Başvuru, Habur Gümrük

Başvuru No2013/3963Tarih15 Ekim 2015Okuma15 dk · 2.924 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/3963
R.G. Tarih ve Sayı
25/12/2015-29573
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.924 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, Habur Gümrük

Müdürlüğünce tesis edilen işlemin iptali talebiyle açılan davanın süre aşımı

yönünden reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/6/2013 tarihinde

Mersin 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 10/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

5/1/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemenin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvurunun bir örneği

görüş için gönderilmiştir. Bakanlık 5/2/2015 tarihli yazı ile görüşünü Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlığın görüş yazısı

17//2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 23/2/2015 tarihli

yazı ile karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Habur Gümrük Müdürlüğünce

başvurucu şirket adına Habur Gümrük Müdürlüğünde tescilli transit beyannameleri

muhteviyatı eşyanın tesliminde meydana gelen eksiklikle ilgili olarak 69.605 TL

tutarında gümrük vergisi ve resimlerinin on gün içinde ödenmemesi durumunda

27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 198. maddesi uyarınca,

eşyanın alıcısı tarafından verilen teminat mektubunun nakde çevrilmesi

suretiyle tahsil edileceği yolunda 11/1/2004 tarihli ve 505 sayılı işlem tesis

edilmiş ve işlem 7/2/2004 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

9. Başvurucu 5/3/2004 tarihinde

Gümrük Başmüdürlüğüne itirazda bulunmuştur.

10. İtirazın reddine ilişkin

Gümrük Başmüdürlüğü kararı 29/3/2004 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 26/4/2004 tarihinde kararın iptali istemiyle Diyarbakır Vergi

Mahkemesinde dava açmıştır.

11. Mahkeme; 21/9/2004 tarihli

ve E.2004/200, K.2004/380 sayılı kararıyla dava konusu işlemin kısmen iptaline,

kısmen de reddine karar vermiştir.

12. Kararın temyiz edilmesi

üzerine Danıştay Yedinci Dairesi 14/3/2007 tarihli ve E.2005/11, K.2007/1279

sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının reddine ilişkin kısmını

onamış, iptaline ilişkin kısmı hakkında ise temyiz isteminin kabulüne karar

vermiş, bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunu da 22/1/2008 tarihli

ve E.2007/4459, K.2008/275 sayılı kararı ile reddetmiştir.

13. Bozma kararına uyan İlk

Derece Mahkemesi, 9/4/2008 tarihli ve E.2008/208, K.2008/157 sayılı kararıyla

davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

"4458 sayılı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasında

transit eşyası için tahakkuk edebilecek gümrük vergilerinin ödenmesini sağlamak

üzere teminat verilmesinin zorunlu olduğu yolunda yer alan hükme göre; transit

rejiminde, eşyaya isabet eden gümrük vergi ve resimleri, Yurda giriş esnasında

tahakkuk ettirilerek teminata bağlandığından; söz konusu rejim koşullarına

aykırı davranılması durumunda, başlangıçta tahakkuk ettirilerek teminata

bağlanan ve itirazsız kesinleşen gümrük vergi ve resimlerinin, 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun teminatlı alacakların takip ve

tahsiline ilişkin hükümleri uyarınca işleme tabi tutulması gerekmektedir.

6183 sayılı Kanunun 56. maddesinde de; karşılığında teminat

gösterilmiş bulunan amme alacağının vadesinde ödenmemesi durumunda borcun yedi

gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğer

şekillerle cebren tahsile devam olunacağının borçluya bildirileceği, yedi gün

içinde borç ödenmediği takdirde teminatın bu Kanun hükümlerine göre paraya

çevrilerek amme alacağının tahsil edileceği öngörülmüş; aynı Kanunun 37.

maddesinde ise, hususi kanunlarda ödeme zamanı tespit edilmemiş amme

alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğinden

itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son gününün amme

alacağının vadesi günü olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde,

önceden teminata bağlanan amme alacağının takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılı

Kanunun anılan hükümleri uyarınca tesis edilen dava konusu işlem için idari

itiraz yollarına başvurulmaksızın, dava açma süresi içerisinde, doğrudan vergi

mahkemesinde dava açılması Yargılama Hukuku kuralları gereğidir. Bu bakımdan,

teminata bağlanan vergilerin takip ve tahsili amacıyla, 6183 sayılı Kanun

uyarınca tesis edilip tebliğ edilen işleme karşı itiraz prosedürüne

başvurulmasının dava açma süresini etkilemesi olanaksızdır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

"Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma

süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi

mahkemelerinde otuz gün olduğu; 2. fıkrasının (b) bendinde de, bu sürelerin,

vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından

doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen

işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11.

maddesinde ise, ilgililer tarafından, idari dava açılmadan önce, idari işlemin

kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının

üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma

süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava

açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin

reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde

dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar

geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hüküm altına alınmıştır.

Olayda, teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil

edileceği yolunda tesis edilen işlemin 07.02.2004 tarihinde tebliği akabinde

başlayan dava açma süresinin 05.03.2004 tarihinde gümrük başmüdürlüğüne yapılan

itiraz başvurusuyla durduğu, itiraz başvurusunun reddine ilişkin Başmüdürlük

kararının 29.03.2004 tarihinde tebliği üzerine itiraz edilmekle duran dava açma

süresinin yeniden işlemeye başlayıp, başvurma tarihine kadar geçmiş olan

sürenin de hesaba katılmasıyla 01.04.2004 tarihinde sona erdiği, buna karşın

26.04.2004 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına giren dilekçe ile davanın açıldığı

anlaşılmıştır.

Buna göre, dava açma süresi içinde yapılan itiraz

başvurusunun reddi üzerine en geç 01.04.2004 tarihinde dava açılması

gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 26.04.2004 tarihinde açılan davanın

süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca süre yönünden reddine, "

14. Başvurucu, idari işlemlerde

ilgili kişilerin hangi kanun yollarıyla mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiği kuralına Anayasa’nın 40. maddesinde yer verilmesine karşın

dava konusu işlemde bu hususların belirtilmediğini ve bu nedenle dava açma

süresini kaçırdığını ileri sürerek hükmü temyiz etmiş; Danıştay Yedinci Dairesi

15/3/2010 tarihli ve E.2008/2735, K.2010/1272 sayılı kararıyla İlk Derece

Mahkemesi kararını onamıştır. Karar gerekçesi şöyledir:

“İlk derece mahkemesi kararlarının, Danıştayca

uyuşmazlığın çözümü de gösterilerek bozulması durumunda; kararı bozulan

mahkemece, bu karara uyularak yeniden verilecek kararlara karşı yapılacak

temyiz başvurularının, bozma kararında yazılı esaslara uygunluğu bakımından

incelenmesi gerekir.

Dosyanın incelenmesinden; temyize konu vergi mahkemesi

kararının, Dairemizin açıklanan nitelikteki bozma kararına uyularak verildiği

anlaşıldığından, istemin reddine ve kararın onanmasına,…”

15. Başvurucu karar düzeltme

dilekçesinde de aynı iddiayı dile getirmiş ise de Danıştay Yedinci Dairesi yine

bu iddia hakkında bir değerlendirme yapmayarak 19/3/2013 tarihli ve

E.2010/8508, K.2013/1190 sayılı kararıyla talebi reddetmiştir.

16. Anılan karar 9/5/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve başvurucu, Anayasa Mahkemesine 7/6/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. Anayasa’nın 40. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

“Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları

ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”

18. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi şöyledir:

“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre

gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar.”

19. 2577 sayılı Kanun’un 11.

maddesi şöyledir:

“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari

işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem

yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava

açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava

açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş

sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde

dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre

de hesaba katılır.”

20. 21/7/1953 tarihli ve 6183

sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 56. maddesi şöyledir:

“Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme alacağı

vadesinde ödenmediği takdirde, borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde

teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devam

olunacağı borçluya bildirilir. 7 gün içinde borç ödenmediği takdirde teminat bu

kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 15/10/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/6/2013 tarihli ve 2013/3963

numaralı bireysel başvurusu incelenerek gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, idarenin eksik

vergi tahsilatına ilişkin bildiriminde işleme karşı başvuru yolları ve sürelerini

bildirmediğini, Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca idarenin işlemleri nedeniyle

hangi süreler içinde, hangi kanun yollarına başvurulacağının bildirilmesi

gerektiğini, bu hükme uyulmaması hâlinde sürenin hiç başlamayacağına dair

Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı bulunmasına rağmen açtığı davanın, yanlış merciye başvurularak dava açma süresinin geçirildiğinden

bahisle reddedildiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Başvurucunun adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun, açıkça dayanaktan

yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvuru konusu, yargılama

aşamasında ileri sürülen ve esasa etkili hususların karşılanmamasına ilişkin

olduğundan başvuru, gerekçeli karar hakkı yönünden incelenecektir.

25. Bakanlık görüş yazısında,

mahkemeye erişimin bir unsuru olan mahkeme hakkının mutlak bir hak olmadığı,

özellikle bir davanın açılabilirliğine ilişkin bazı

sınırlamalar ve niteliği gereği bu konuda düzenleyici işlemlere konu

olabileceği, bununla birlikte bu sınırlamaların dava açmak isteyen bir kişinin

mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek duruma gelmemesi gerektiği,

konuyla ilgili Danıştay içtihatlarına bakıldığında ise idare tarafından tesis

edilen bir işlemde başvurulacak merciin ve süresinin gösterilmemesi durumunda

yazılı bildirimin süreyi başlatmayacağının vurgulandığı, başvurucunun iddiaları

incelenirken bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda

bulunulmuştur.

26. Başvurucu, başvuru formunda

ileri sürdüğü iddiaları tekrarlamıştır.

27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

29. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

30. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak görülen silahların

eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı

da -makul sürede yargılanma hakkı gibi- adil yargılanma hakkının somut

görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38). Ayrıca hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan

gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrasında yer

verilen “Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüyle mahkemelerin uyması

gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

31. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu

hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik

Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

32. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk

derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz

başvurularıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik

somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması, gerekçeli karar

hakkının ihlali olarak görülebilir (Faik

Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

33. Somut olayda, başvurucu

şirket adına Habur Gümrük Müdürlüğünde tescilli transit beyannameler muhteviyatı

emtianın varış Gümrük Müdürlüğüne tesliminde ortaya çıkan noksanlığa karşılık

gelen muhtelif vergilerin 4458 sayılı Kanun'un 198. maddesi uyarınca on gün

içinde ödenmesi gerektiği, aksi hâlde eşyanın alıcısı olan firmanın başvurucu

tarafından kullanılmak üzere verdiği teminat mektubunun nakde çevrilmesi

suretiyle tahsil edileceği yolunda tesis edilen 11/1/2004 tarihli işleme

ilişkin itirazın reddine dair Başmüdürlük kararının iptali istemiyle Diyarbakır

Vergi Mahkemesinin E.2004/200 sayılı dosyası üzerinde açılan davada, davanın

kısmen iptali, kısmen reddi yönünde verilen kararın temyiz edilmesi üzerine

Danıştay Yedinci Dairesinin 14/3/2007 tarihli ve E.2005/11, K.2007/1279 sayılı

kararıyla olayda dava açma süresinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle

dava konusu uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Mahkeme kararının iptale

ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına hükmedilmiştir.

Bozma

üzerine dosyayı yeniden ele alan İlk Derece Mahkemesi 9/4/2008 tarihli ve

E.2008/208, K.2008/157 sayılı kararında, önceden teminata bağlanan amme

alacağının takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis

edilen dava konusu işlem için idari itiraz yollarına başvurulmaksızın -dava

açma süresi içerisinde- doğrudan vergi mahkemesinde dava açılması gerektiği, bu

bakımdan teminata bağlanan vergilerin takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılı

Kanun uyarınca tesis edilip tebliğ edilen işleme karşı itiraz prosedürüne

başvurulmasının dava açma süresini etkilemediği, öte yandan bahsedilen

vergilerin teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği

yolunda tesis edilen işlemin 7/2/2004 tarihinde tebliği akabinde başlayan dava

açma süresinin 5/3/2004 tarihinde Gümrük Başmüdürlüğüne yapılan itiraz

başvurusuyla durduğu, itiraz başvurusunun reddine ilişkin Başmüdürlük kararının

29/3/2004 tarihinde tebliği üzerine itiraz edilmekle duran dava açma süresinin

yeniden işlemeye başlayıp başvurma tarihine kadar geçmiş olan sürenin de hesaba

katılmasıyla 1/4/2004 tarihinde sona erdiği, buna karşın 26/4/2004 tarihinde

açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı

gerekçesine yer vermiştir.

34. Başvurucu, idari işlemlerde

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiği kuralına Anayasa’nın 40. maddesinde yer verilmesine karşın

dava konusu teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği

yolunda tesis edilen 11/1/2004 tarihli işlemde bu hususların belirtilmediğini

ve bu nedenle dava açma süresini kaçırdığını ileri sürmüş ise de Danıştay

Yedinci Dairesi, İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapmak suretiyle belirtilen

iddia hakkında bir değerlendirme yapmaksızın onama kararı vermiştir. Başvurucu

karar düzeltme dilekçesinde de aynı iddiada bulunmuş, Danıştay Yedinci Dairesi

yine başvurucunun anılan iddiasını değerlendirmeden karar düzeltme talebinin

reddine karar vermiştir.

35. 2577 sayılı Kanun’un

başvuruya konu yargılama devam ederken yürürlükte bulunan 49. maddesinde Danıştayın, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

hukuka aykırı karar verilmesi veya usul hükümlerine uyulmaması sebeplerinden

dolayı ilk derece mahkemesi kararlarını bozacağı, yine aynı Kanun’un 54.

maddesinde, kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda

karşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usul

ve kanuna aykırı bulunması ve hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve

sahtekârlığın ortaya çıkmış olması durumlarında kararın düzeltilmesi talebinde

bulunulacağı kural altına alınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).

36. 3/10/2001 tarihinde kabul

edilen değişiklikle Anayasa’nın 40. maddesine “Devlet,

işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını

ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü ilave edilmiştir. Bu

değişikliğin gerekçesinde ise bireylerin, yargı ya da idari makamlar önünde

sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasının

amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci ve

sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından

zorunluluk hâline geldiği belirtilmektedir (Aktif

Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855,

26/6/2014, § 40).

37.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından, idarece tesis edilen bir

işlemde başvurulacak merci ve süresi gösterilmemiş ise yazılı bildirimin süreyi

başlatmayacağı yönünde kararlar verdiği görülmektedir (Danıştay VDDK,

E.2013/221, K.2014/88, 19/2/2014; E.2014/613, K.2014/791, 17/09/2014

E.2014/812, K.2014/928, 12/11/2014)

38. Bu durumda, Anayasa’nın 40.

maddesinde yer alan ve idari işlemlerde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve

mercilerine başvuracağının ve bunun sürelerinin belirtilmesinin zorunlu olduğu

kuralına rağmen dava konusu edilen işlemde bu hususlara yer verilmediği için

süresi içinde dava açamadığına yönelik başvurucu iddiasının ciddi olduğu ve İlk

Derece Mahkemesi tarafından bu iddia değerlendirilemediği için kanun yolu

aşamasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ancak Danıştay Yedinci Dairesince

ayrı bir değerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılmak

suretiyle temyiz isteminin ve daha sonra karar düzeltme talebinin reddedildiği

oysa bu iddianın atıf yapılmak suretiyle karşılanacak iddia niteliğinde

olmadığı, temyiz merciince bu iddianın açık bir şekilde kararlarında

değerlendirilmediği ve karşılanmadığı görülmektedir. Bu nedenle yargılama

süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

40. Başvurucu, ihlalin ortadan

kaldırılması yönünde karar verilmesini talep etmektedir.

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli karar

hakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama

yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

43. 198,35 TL harç ve 1.500 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun gerekçeli karar

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. İhlal ve ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin Diyarbakır Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına

15/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti. Vekili : Av. Serhat TEPE

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3963, 15 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. E.2013/221, K.2014/88, 19/2/2014; E.2014/613, K.2014/791, 17/09/2014
  16. E.2014/812, K.2014/928, 12/11/2014)
  17. A. Başvurucunun gerekçeli karar
  18. B. Başvurucunun gerekçeli karar
  19. C. İhlal ve ihlalin
  20. D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL
  21. E. Ödemelerin, kararın
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3963
Tarih
15 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Demirtaş Başvurusu (B. No: 2013/6098)
  • Oktay Öztürk Başvurusu (B. No: 2013/6800)
  • Sermet Gökçe Başvurusu (B. No: 2013/3736)
  • Sevinj İbrahimova Başvurusu (B. No: 2013/7512)
  • Kemal İnan Başvurusu (B. No: 2013/1524)
  • Mürsel Malkoç Başvurusu (B. No: 2013/9466)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.